T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/877 KARAR NO : 2025/1872 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI : 2017/1111 Esas - 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Banka kredi sözleşmesinden kaynaklı- rücu) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/877 KARAR NO : 2025/1872 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI : 2017/1111 Esas - 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Banka kredi sözleşmesinden kaynaklı- rücu) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefili olduğu, davalının çektiği banka kredisini ödediğini, bunların rücuen tahsili için davalı aleyhinde İstanbul 20. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/306 Esasında aynı konu hakkında açılmış dava olduğunu, davacının sahibi olduğu ... Kauçuk San ve Tic Ltd Şti nin 1995 yılında kurulduğunu, davalının bu şirkette sigortalı olarak 15 yıl boyunca çalıştığını, 2011 yılında ... adlı işçinin iş kazası geçirerek yüklü miktarda tazminat davası açtığını ve ... Kauçuk yetkilisi ...'ın şirketin içini boşaltmak için yeni bir şirket kurmaya giriştiğini, güvendiği davacı adına... firmasını kurdurduğunu, faaliyetlerin bu şirket üzerinden devam ettiğini, ... Kauçukdaki tüm mal ve eşyaların... ... üzerine devredildiğini, işçinin açtığı tazminat davasında anlaşma ile borçtan kurtulma sağlandığını, bunun üzerine tekrar davacı adına ... kavuçuğa devirlerin yapıldığını, haciz tehditi ortadan kalktıktan sonra davacının davalıya devrettiği varlıkları geri istediğini, fakat borçlarını kabul etmediğini, böylece vergi ve SGK borçlarından davacının kurtulmak istediğini, eski defterler karıştırılarak iş bu davanın açıldığını, davanın kötü niyetli ve haksız olduğunu savunarak, davanın reddine ve İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/248 Esas, 2017/498 Karar ve 10.10.2017 tarihli kararı ile; görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davalının ... Bankasından kullandığı kredinin bir kısmının Küçükköy İstanbul Şubesi'ne ait 11.07.2013 tarihli 4.700,00-TL tutarlı; 06.08.2013 tarihli ve 5.260,00TL tutarlı; 12.09.2013 tarihli ve 4.770,00 TL tutarlı; 06.12.2013 tarihli ve 4720.00 TL tutarlı; 08.01.2014 tarihli ve 4.755,00 TL tutarlı; 04.02.2014 tarihli ve 4.740,00 TL tutarlı; 07.03.2014 tarihli ve 5.328,00 TL tutarlı dekontlarla ödendiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava kapsamındaki temel uyuşmazlık, davacının söz konusu ödemeleri kendi nam ve hesabına mı yoksa borçlu adına mı ödediği ve bu bağlamda rücu hakkının bulunup bulunmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır. Yargılama sürecinde her ne kadar, dekontlar üzerindeki imzalarla ilgili bir itiraz olmuşsa da yapılan imza incelemesi neticesinde söz konusu ödemelerin davacı tarafından yapıldığı bilirkişi raporuyla ortaya konulmuştur. Buna ek olarak, davalı tarafından ... Bankasından kullanılan krediye, 7 nolu dekont ödemesinde ismi bulunan davacının babası ...'a ait taşınmazın ipotek olarak teminat gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacının babasına ait taşınmazın ipotek olarak gösterildiği kredi borcuna ilişkin taksitleri ödediği ve sonrasında bunların tahsili için icra takibi başlattığı yönündeki iddiasını banka dekontları ve bankadan gelen yazılarla ortaya koymaktadır. Mahkememizce itibar edilen 26.12.2018 tarihli kök ve 05.11.2021 tarihli ek raporlarda da ortaya konulduğu üzere, davacının söz konusu kredi taksit ödemelerini "bağışlama" olarak yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, söz konusu ödeme miktarı kadar davalının mal varlığında artış olduğu, davalının yapılan ödeme kadar davacıdan alacaklı olduğuna dair yazılı bir belge sunulmadığı, dava dilekçesinde hukuki nitelendirmenin "rücu" olarak yapılmasının davalıdan söz konusu ödemeler kadar alacaklı olduğuna ilişkin hukuki durunu ortadan kaldırmayacağı ve davacının TBK'nın 77. ve devamı maddeleri uyarınca bu alacağın tahsilini talep etme hakkına sahip olduğu kanaatine ulaşıldığından.... " gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 6.854,60 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, davaya cevapta belirttikleri üzere müvekkilinin sahibi olduğu ... Kauçuk San. Tic. Ltd Şirketinin 1995 yılında kurulduğunu, 2011 yılında iş yerinde çalışanlardan birinin iş kazası geçirdiğini ve tazminat davası açtığını, bu aşamada ...'ın şirketin içini boşaltmak için bir şirket kurma çabası içine girdiğini, müvekkili adına... Firmasını kurarak şahıs firması üzerinden ticarete devam ettiğini, eşyaları şirkete devrettiğini, 24.06.2014 tarihli protokol ile SGK ve vergi dairesi borçlarını üstlenen davalının daha sonra protokolden vazgeçerek borçlarını ödemediğini, huzurdaki davanın davacının hiçbir neden yokken müvekkilinin banka hesabına havale yaptığı buna dayanarak alacaklı olduğunu iddia ettiğinin görüldüğünü, dosya içerisinde paranın borç olarak yatırıldığına dair bir açıklamanın olmadığını, para yatırma dekontunun davacının alacaklı olduğunu gösteren bir belge olmadığını, havalenin bir ödeme aracı olduğunu, havale belgelerinde paranın borç olarak gönderildiğinin gösterilmesi gerektiğini, 26.12.2018 tarihli raporda davacının İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün dosyasındaki takip talebinde alacağın sebebi olarak müvekkili adına kefaleten yapılan ödemelerden bahsettiğini, davalının borcunu kefil olarak ödediğini iddia etmekte ise de davacının kefaletini gösterir bir belgenin olmadığının mütalaa edildiğini, raporda davacının kendisini borçlu sanmasına yol açan zorlayıcı bir nedenin bulunmadığının ortaya konulduğunu, 11.04.2021 tarihli raporda davalı ile davacı arasında kefalet sözleşmesi de bulunmadığından davacı tarafından davalıya ödenen kredi borcunun davacı tarafından izaha muhtaç olduğunun mütalaa edildiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/301 Esas sayılı dosyasında ikame edilen davada müvekkilinin borçlu olduğu senetlerin kendisi tarafından ödendiği iddiasına dayalı davanın reddine karar verildiğini, 24.06.2024 tarihli protokol uyarınca davalıların ödemeyi taahhüt ettikleri SGK prim borçları ve vergi borçlarının tespit edilerek tahsil istemine ilişkin açılan davanın ret kararının İstanbul BAM 43.Hukuk Dairesinin 2020/124 Esas, 2021/216 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığını, mahkeme tarafından emsal nitelikteki kararların ve rapordaki açıklama dikkate alınmaksızın karar tesis edildiğini, kefalet ilişkisinin ispatlanamaması halinde vekaletsiz iş görme hükümlerinin söz konusu olmayacağını, TBK'nın 529/2.fıkrasında; iş görenin yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alabileceğinin düzenlendiğini, TBK'nın 77.maddesi şartlarının somut olayda uygulanamayacağını, müvekkilinin ... Bankasına karşı olan kredi borçlarına karşılık iyi niyetli olarak mahsup edildiğinden TBK'nın 529/2. maddesi gereğince iade yükümlülüğünün bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının, davalıya ait banka kredi taksitlerini ödemesi nedeniyle, bu ödemelerin asıl kredi borçlusundan tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalının dava dışı TC ... Bankası AŞ Küçükköy Şubesi ile birden kredi sözleşmesinin mevcut olduğu, davacı ile davalı arasında herhangi bir kefalet ilişkisinin bulunmadığı, davacı tarafça takibe konu edilen ödemelerin kredi borcuna istinaden gerçekleştirmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının gerçekleştirmiş olduğu ödemelerden dolayı taraflar arasında kefalet ilişkisinin bulunmaması nedeniyle davalının vekaletsiz iş görme hükümleri ve sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödemelerden sorumlu olup olmayacağı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmayacağına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalının, dava dışı TC ... Bankası AŞ Küçükköy Şubesi ile 07.03.2011 , 28.04.2011 , 30.10.2013 ve 14.11.2012 tarihinde bireysel kredi sözleşmeleri ... teminat destekli kobi kredisi, genel ticari kredi sözleşmesinin imzalamış olduğu, davacı ve davalı ile dava dışı ... Kauçuk San.ve Tic. Ltd Şirketi ile ..., ... arasında 24.06.2014 tarihinde protokol başlıklı adi sözleşmenin düzenlendiği, protokolde davacının müteselsil kefiller arasında yer aldığı, protokolün 2.maddesinde konusunun... - ... adına doğmuş olan vergi borcu ve SGK prim borcunun ödenmesi, ... ve ... tarafından Bakırköy 21. İş Mahkemesinin 2014/117 Esas ve Bakırköy 26. İş Mahkemesinin 2014/119 Esas sayılı dosyaları ile ... Kauçuk... Ltd Şirketi aleyhine açılmış olan iş davalarının sonlandırılması, ... - ... uhtesinde bulunan araçların ... Kauçuk... Ltd Şirketine devir edilmesi olduğu, söz konusu protokolde kredi ödemelerine dair herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı, protokolde geçen... - ... firmasının son tescilini 30.12.2011 tarihinde yaptırdığı, Tasfiye Halinde ... Kauçuk... Ltd Şirketinin 1995 yılında kurulduğu, ortaklarının dava dışı ..., Havva Zerrin ... olduğu, davacı tarafça davalının dava dışı bankadan kullanmış olduğu kredilere istinaden 11.07.2013 tarihinde 4.700,00 TL; 06.08.2013 tarihinde 5.260,00 TL,12.09.2013 tarihinde 4.770,00 TL 04.02.2014 tarihinde 4.740,00 TL; 08.01.2014 tarihinde 4.755,00 TL; 07.03.2014 tarihinde 5.328,00 TL ve 06.12.2013 tarihinde 4.720,00 TL olmak üzere toplam 34.273,00 TL ödediği, ödemelere ilişkin olarak ayrı ayrı dekontlar düzenlendiği, para yatırılan hesabın ... adına olduğu, söz konusu krediye davacının dava dışı babasına ait taşınmazında ipotek kaydı olduğu, davacı tarafça davalıya ait dekontlarla görülen kredi borçlarının ödenmiş olması nedeniyle dekonttaki toplam alacak tutarının tahsili için davalı hakkında İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 09.02.2015 tarihinde toplam 34.273,00 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Protokolde yer alan kişiler ile taraflar arasında birden fazla davaların açıldığı, bir kısmının birleştirilerek görüldüğü anlaşılmaktadır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında banka kayıtları da dikkate alınarak bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 26.12.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; TC ... Bankası AŞ Küçükköy/ İstanbul Şubesinin 31.05.2018 tarihli 24.05.2018 tarihli yazı ile mahkemeye göndermiş olunan cevapta 7 adet dekont aslı ve ...'nın 2013 yılı dahil olmak üzere geriye yönelik olarak kullanmış olduğu kredi evraklarının gönderildiği, 7 adet dekontta yer alan para yatırma işlemlerinden sonra ... - ... şahıs firması adına kullandırılan kredilerin ödendiği belirtilerek hesap ekstresinin eklendiği, 7 adet dekontun incelendiği, asıl nüshalarının olduğu ve ıslak imzaları içerdiği, banka şubesi ile davalı arasında 07.03.2011 tarihinde 2.000,00 TL tutarlı bireysel kredi sözleşmesinin gerçekleştirilmiş olduğu, 28.04.2011 tarihinde 25.000,00 TL tutarlı bireysel kredi sözleşmesinin olduğunun tespit edildiği, ... Şirketi - ... ve ...'nın müteselsil kefil olduğu 50.000,00 TL bedelinde 30.10.2013 tarihinde kobi kredisi taahhütnamesinin tespit edildiği, 14.11.2012 tarihli... Şirketi - ... banka arasında genel ticari kredi sözleşmesinin olduğu, kredi limitlerinin 195.000,00 TL tutarlı olduğu, toplamda mevcut riskin -112.115,01 TL tutarında olduğu, icra takibinde davacının kefaleten yapılan ödemelerden bahsettiği, borçluya bu durumda rücu edebileceği, dosyada kefaleti gösteren herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alıyorsa dosyaya sunulması gerektiği, sonuç olarak davacının banka şubesi nezdinde toplam 7 adet dekontta yer alan 34.273,00 TL tutarlı para yatırma işlemlerinden sonra yatırılan tutarlar ile ... - ... şahıs firması adına kullandırılan nakit kredilerinin taksitlerinin ödendiğinin tespit edildiği, TBK 596.madde hükmü gereğince rücu edebileceği ancak dosyada kefalet sözleşmesinin bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin ispatlanması gerektiği, kefalet sözleşmesinin söz konusu olmaması durumunda davacının davalının borcunu ödemesinin, vekaletsiz iş görme anlamına geleceği ve vekaletsiz iş görme çerçevesinde ödemiş olduğu tutarı TBK 529/2.madde hükmü gereğince talep edebileceği, vekaletsiz iş görme şartlarının gerçekleşmediği takdirde ise ödenen tutarı TBK 77 vd maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında talep edebileceği belirtilmiştir. Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; davacının kefil sıfatı ile ödemede bulunmamış olduğunun tespit edildiğini, dekont üzerinde farklı bir kişiye ait imzanın bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, 5.328,00 TL tutarlı ödeme işlemini yapan kişinin davacı olmadığının tescillendiğini, 7 adet dekontta yer alan imzalarında bizzat davacıya ait olmadığını, müvekkilinin davacının sahibi olduğu ... Kauçuk Ltd Şirketinde 15 yıl boyunca çalıştığını, davacı iş yerinde iş kazası meydana geldiğini, şirket yetkilisi ...'ın şirketin içini boşaltıp yeni bir şirket kurma arayışına girdiğini ve 15 yıldır güvendiği müvekkili adına... Firmasını kurduğunu, davacının kendi şirketindeki varlıkları da devrettiğini, sonra geri aldığını, müvekkilinin davacının yönlendirmesi ile şirket adına çeşitli krediler çektiğini, davacının kredi borcu için bazı havaleler yaptığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğundan 15 yıllık işverenin zaten kendi işletmesi için çektiği krediyi sonradan geri isteyebileceğini hesaba katmayarak güven ilişkisi kapsamında havale tutarlarının işletme için çekilen kredi borçlarından mahsup edildiğini belirterek, imza incelemesi yaptırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İmza örnekleri alındıktan sonra ,20.03.2020 tarihli grafoloji adli tıp uzmanı bilirkişisi tarafından rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporda sonuç olarak, ... Bankası Küçükköy İstanbul Şubesine ait tarif edilen dekont asıllarındaki imzaların ...'ın eli ürünü olduğu, haricen 7 noda tarif edilen dekont aslındaki imzanın ...'ıl eli ürünü olmadığı, belgelerden imzanın ...'ın eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; dekontlardaki imzaların 6 tanesinin müvekkilinin son dekonttaki imzanın ise müvekkilinin talimatı ile ödeme gerçekleştirilen aynı adreste bulunan ...'a ait olduğunun anlaşıldığını, yapılan bu ödemelerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; önceki iddialarını ve savunmalarını tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 05.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda belirtildiği üzere davacının kefil olarak ödemesinin bulunmaması durumunda onun davalının borcunu ödemesinin üçüncü kişi olarak borçlunun borcunu ifası anlamına geleceği, vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde talep edebileceği, bu şartların yerine gelmediğinin kabulü halinde TBK 77 vd maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında tutarı talep edebileceği, kök raporda belirtilen kanaatin değişmesine neden olabilecek bilgi ve belgenin dosyada mevcut olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı beyan dilekçesinde; bilirkişi tarafından 6 adet dekont asıllarındaki imzaların müvekkiline ait olduğu, bir adet dekonttaki imzanın ise müvekkilinin babası ...'a ait olduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, ...'ın müvekkilinin babası olduğunu, davalı adına yapılan kredi ödemesinin müvekkilinin talimatı ile babası tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu belirterek ,davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, gerçekleştirilen ödemelerin TBK'nın 77 vd. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep edilebileceği kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. Davacı tarafça, davalının dava dışı bankadan kullanmış olduğu kredilere dair dekontlarla da ispatlandığı üzere ödemeler yaptığı ve davalı şahıs firması adına kullandırılan nakit kredilerinin taksitlerinin davacı tarafça ödendiği tespit edilmiştir. Kredi sözleşmelerinden, mahkeme gerekçesinde de ifade edildiği üzere, krediye davacının babası dava dışı ...'a ait taşınmazın ipotek olarak teminat gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf ile davalı arasında herhangi bir kefalet ilişkisi olmadığı gibi vekalet ilişkisi de mevcut değildir. Davalı taraf gerçekleştirilen ödemelere ilişkin aksine bir iddiada bulunmamıştır. Ödemelerin aslında davacıların talebi üzerine çekilen kredilere istinaden olduğuna yönelik savunmada bulunmuş ise de söz konusu savunmayı ispatlar dosya içerisine somut bir delil ibraz edilmemiştir. Taraf imzalarını ihtiva eden protokol başlıklı 24.06.2014 tarihli adi yazılı sözleşme kredi taksit ödemelerine ilişkin değildir. Ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklı diğer hukuk davaları iş bu davanın sonucunu etkiler nitelikte değildir. TBK'nın 10. Bölümünde vekaletsiz iş görme düzenlenmiştir. 526.maddede; vekaleti olmaksızın başkasının hesabına iş görenin o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İş sahibinin hak ve borçları ise TBK 529.maddede düzenlenmiştir. TBK 529/2.fıkrada; iş görenin yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkını sahip olduğu belirtilmiştir. TBK'nın 77.maddesinin üst başlığı ise sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileridir. TBK 77.maddede; haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün özelikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut değildir. Davacının, davalının kullanmış olduğu kredi taksitlerinin bir bölümünü davalı hesabına ödemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında kredi ödemesine dair başka bir hukuki ilişki ispat edilemediğinden ve davalı ödenen kredi tutarı oranında sebepsiz zenginleşmiş olduğundan, ödenen bedeli davacı tarafa geri vermekle yükümlüdür. Ödeme oranında kredi borcu sona eren davalının sebepsiz zenginleştiği açık olup davalı yekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.755,88 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.