İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalılar ..., ... ve ... arasında 14.05.2013 tarihinde .... Ltd. Şti'ne ait payların tamamının müvekkiline devrine dair pay devri ön sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre, 24.05.2013 tarihi öncesine ait olup mutabakat belgesinde yer almayan şirket bor…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2489 KARAR NO : 2026/723 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2023 NUMARASI : 2023/423 Esas 2023/699 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 17/08/2015 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalılar ..., ... ve ... arasında 14.05.2013 tarihinde .... Ltd. Şti'ne ait payların tamamının müvekkiline devrine dair pay devri ön sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre, 24.05.2013 tarihi öncesine ait olup mutabakat belgesinde yer almayan şirket borçlarından satıcıların sorumlu olacağını, 23.05.2013 tarihi itibariyle şirkete ait tespit edilecek net borç tutarının müvekkil ... tarafından ödeneceğini, ödenen miktarın 2.000.000-TL’lik kısmının pay devri için devralan konumunda bulunan müvekkilinin devralma borcunu oluşturacağı, ödenen miktarın 2.000.000-TL’yi aşması durumunda ise aşan kısmın, devreden eski pay sahiplerince müvekkiline ödeneceğini, 24.05.2013 tarihinde pay devrinin gerçekleştiğini,taraflar arasında 22.06.2013 tarihli borç mutabakatı imzalandığını, buna göre 23.05.2013 tarihi itibari ile şirketin net borcunun 3.334.537,60-TL olduğu hususunda mutabık kalındığını, davalıların mutabakat hükümleri uyarınca aşan kısmın 691.000-TLsini ödemekle yükümlü oldukları halde ödeme yapmadıklarını ,davalılar aleyhine İstanbul 30. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalıların icra takibine itiraz ettiklerini, davalı ... ve kefili davalı ...’un icra takibine süresinde itiraz etmedikleri halde icra dosyasında itiraz dilekçeleri bulunduğunu, ancak bu belgelerin dosyaya sonradan eklendiğini, ödenmeyen kısma uygulanacak faiz sözleşmede belirlenmişken sehven icra takibinde reeskont faiz üzerinden talepte bulunulduğunu, sözleşme hükmü doğrultusunda hesaplanan faiz alacağının 155.134,23-TL olduğunu, bu nedenle 691.000-TL tutarında anaparaya ek olarak 155.134,23-TL faizin de borçlular tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek, davalıların icra takibine vaki itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, 155.134,23-TL faiz alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili; davacının öncelikle İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/31 esas sayılı dosyasında itirazın kaldırılması davası açtığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın davacı tarafça temyiz edildiğini, bu nedenle davacının artık itirazın iptali davası açamayacağını, ayrıca davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilleri ile davacı ve diğer davalılar arasında 14.05.2013 tarihinde pay devrine ilişkin bir sözleşme imzalandığını, müvekkillerinin üstlendikleri ödemeleri davacıya yaptıklarını, müvekkillerinin devirden önce %50 pay sahibi olarak üstlendikleri 667.268-TL'yi davacıya ödediklerini, davacı tarafın, müvekkillerinin devir bedelini aşan borçtan diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu düşünerek işbu davayı açtığını, ancak müteselsil sorumluluğun taksitle ödeme halinde söz konusu olacağını, müvekkillerinin ise taksitlendirme talebinin bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; ilk olarak 2015/824 Esas - 2020/663 Karar sayılı ve 15/10/2020 tarihli karar ile davalı ... ve ...'un ödeme emrine itirazı süresinde olmadığından davanın usulden reddine , diğer davalılar bakımından; taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde devir bedeli ve ödeme şeklinin hükme bağlandığı, 23.05.2013 tarihi itibariyle oluşacak borçlardan 2.000.000-TL'nin çıkartılarak bulunacak tutarın tamamı için payları oranında davacıya borçlanacakları, 6. maddede, satıcıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 4. maddede faiz oranına ilişkin olarak, bedelin geri ödenmesine kadar geçen sürede ... şirketinin ...'tan kullandığı kredinin faiz oranı kadar bir faiz ilave edileceği, 14/05/2013 tarihli sözleşmenin 4. maddesi, 22/06/2013 tarihli mutakabat belgesi ve bu belgenin ekindeki 01/07/2013 tarihli beyan ve taahhütnameye göre, davalıların söz konusu borçtan müteselsilen sorumlu oldukları, buna göre davacının toplamda talebiyle bağlı kalınarak 691.000-TL asıl alacağının mevcut olduğu, ...'tan bildirilen kredi faiz oranının %15,25 olması nedeniyle takip tarihine kadar hesaplanan faiz alacağının 103.645,27-TL olduğu, icra takibinde 93.621,03-TL talep edilip işbu dava ile faiz oranına göre ek olarak 61.513,20-TL talep edildiği gerekçesiyle, davalılar ... ve ... aleyhine açılan itirazın iptali davasının usulden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulüne, tüm davalılar aleyhine açılan alacak davasının ise kısmen kabulü ile 10.024,24-TL faiz alacağının davalılardan tahsiline,fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine; tensiben davacı vekiline eksik harcı yatırmak üzere süre verilmiş, verilen süre içerisinde eksik harç tamamlandığı, taraflar arasında imzalanan 14/05/2013 tarihli pay devri ön sözleşmesinin 4. maddesinde açıkça ... hesabıyla mutabakat belgesinde hesaplanacak satıcıların müştereken ve müteselsilen üstlenmesi koşuluyla 12 ay içinde kendisine veya ...'nın banka hesabına ödenmesine muvafakat verdiği, davalıların mutabakat belgesinde hesaplanan tutarı müştereken ve müteselsilen üstlenmiş olarak ödemeyi kabul ettikleri, gerek sözleşmede gerek mutabakat belgesinde imzalarının bulunduğu, imzaya yapılmış bir itiraz olmayıp sözleşme hükümleri ile bağlı oldukları, yine 4.maddede faiz oranına ilişkin olarak bedelin geri ödenmesine kadar geçen sürede ... şirketinin ...'tan kullandığı kredinin faiz oranı kadar bir faiz ilave edileceği, mutabakat belgesinin bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu hususlarının da hükme bağlandığı ,dava dilekçesinde alacak talebi için faiz oranı olarak %13,75 üzerinden talepte bulunulmuş ve mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda %15,25'e göre hesaplama yapılmış ise de; bu husus istinaf edilmediğinden kazanılmış haklar dikkate alınarak tekrardan bir hesaplama yapılmadığı,14/05/2013 tarihli pay alım sözleşmesinin 4. maddesi, 22/06/2013 tarihli mutakabat belgesine göre davalıların söz konusu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, buna göre davacının toplamda talebiyle bağlı kalınarak 691.000- TL asıl alacağa bildirilen kredi faiz oranının %15,25 olması nedeniyle takip tarihine kadar hesaplanan alacağın 103.645,27- TL olduğu, icra takibinde 93.621,03- TL talep edilip bakiye faiz oranına göre 61.513,20- TL üzerinden de alacak talebinde bulunulduğu, davacının itirazın iptali davası yönünden davasında haklı olup itirazın iptali talebinin kabulüne, alacak talebi yönünden hesaplanan 103.645,27- TL faiz alacağından icra takibinde talep edilen 93.621,03 TL mahsup edildiğinde bakiye 10.024,24 TL yönünden haklı olduğu anlaşılmakla alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ayrıca itirazın iptali talebi yönünden dava konusu likit yani belirlenebilir olup davalılar itirazında haksız bulunduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... ve ... vekili; davacı tarafça daha önce İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/31 esas sayılı dosya ile itirazın kaldırılması davası açılması sebebi ile davacının artık itirazın iptali davası açamayacağını, ancak bu hususun mahkemece tartışılmadığını, yine davanın 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını ve bu nedenle de reddi gerektiğini, sözleşmenin 4.maddesine göre müvekkillerinin davacıya karşı ancak payları oranında sorumlu olacaklarını, mahkemece atıf yapılan 01.07.2013 tarihli beyan ve taahhütname belgesinde müvekkillerinin imzası olmadığını, bu nedenle bu belgeye dayalı olarak müteselsil sorumluluğa hükmedilemeyeceğini, müvekkillerinin sözleşmenin 4/5 maddesi hükmüne istinaden üstlendikleri borcu davacıya ödediklerini, şirketin devir bedelini aşan borcunun 1.334.537,60-TL olarak hesaplandığını, müvekkillerinin devirden önce şirketin %50'sine sahip olduklarını, sözleşme uyarınca müvekkillerinin üstlerine düşen 667.268-TL'yi davacıya ödediklerini, sözleşmenin 6. maddesinin açıkça devir tarihinden önce taraflarca mutabık kalınan şirket borçlarından başka borçlar çıkması durumunda, satıcıların bu borçlardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacaklarından bahsettiğini, böyle bir borcun da bugüne kadar ortaya çıkmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile sözleşme kapsamında ilave faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar ... ve ... vekilinin istinafı üzerine Dairemizce verilen 2021/141 esas, 2023/958 karar sayılı ilam ile "Somut olayda; davacı tarafından davalılar aleyhine 691.000-TL asıl alacak ve 93.621,03-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 784.621,03-TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalıların takibe itirazı üzerine takip alacağı miktarı üzerinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, ayrıca işlemiş faiz miktarının takipte talep edilenden daha fazla olmak üzere 155.134,23-TL olduğu ileri sürülerek ilave faiz alacağı talep edildiği, davaya konu fark faiz alacağı talebinin 61.513,20-TL olduğu, dolayısıyla dava değeri 846.134,23-TL olmakla birlikte, dava dilekçesinde 784.621,03-TL olarak gösterildiği, davacı tarafça 27,70-TL maktu peşin harç yatırıldığı anlaşılmaktadır. Dava itirazın iptali ve faiz alacağına ilişkin olduğundan nispi harca tabi bir dava olup, mahkemece harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Harçlar Kanunu 30,32. maddeleri gereğince eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğinden, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine mahkemece harç tamamlanarak istinafa konu karar ile itirazın iptali talebi bakımından davanın kabulüne; faiz alacağı talebi bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekilinin ilk istinaf nedeni “Borçlunun yürütülmekte olan icra takibine yaptığı itiraz, iki şekilde hükümden düşürülebilir. Bu iki yoldan biri itirazın mahkemede iptali, diğeri ise mercice kaldırılması yolu olup, iki yoldan birini tercih etme konusunda alacaklının seçimlik hakkı vardır. Seçimlik hakkını, tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemek yolunu seçerek kullanan ve talebi red edilen alacaklı, artık mahkemeden itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmolunmasını isteyemez. Ancak genel hükümlere göre alacak davası açabilir.” (Yargıtay 13. HDnin 2001/10791 esas ve 2002/1588 karar sayılı) denildiğini davalının itirazın iptali davası açma hakkı bulunmadığına ilişkindir. İcra Müdürünün 10.10.2014 tarihli kararı ile itirazlar nedeniyle takibin durdurulmasına, pul olmadığından kararın müracaatı üzerine alacaklı vekiline verilmesine karar verildiği 20.01.2015 tarihinde alacaklı vekilinin dosyada itiraz yapılmış ise tarafına bilgi verilmesini talep ettiği, aynı tarihte talebin kabulüne karar verildiği ve davacının davalıların itirazının kaldırılması için İstanbul 13 İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/31 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığı ve itirazın kaldırılması talebinin 23.06.2015 tarihinde red edilmesi üzerine 17/08/2015 tarihinde elde ki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz ile veya gecikmiş itiraz nedeninin icra mahkemesince kabulü üzerine duran icra takibine devam edebilmek için alacaklının başvurusu ile itirazın hükümden düşürülmesi lazımdır ve bunu temin gayesiyle alacaklının ya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir. Bu doğrultuda; takip konusu alacak İİK’nın 68, 68-a maddelerindeki belgelerden birine dayanmaktaysa, alacaklı dilerse icra mahkemesinde itirazın kaldırılması, dilerse mahkemede itirazın iptali davası açma (İİK nın 67 maddesi ) yoluna gidebilir.Hem itirazın iptali davası, hem de itirazın kaldırılmasında kanun koyucu hak düşürücü süreler öngörmüş olup, bu süre itirazın kaldırılması için altı ay (İİK nın68, 68-a), itirazın iptali davası için bir yıldır (m. 67). Her ikisinde de süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır. Alacaklı seçim hakkını mahkemede dava açmak suretiyle kullanmışsa, bu defa dava derdest iken bunu olduğu gibi bırakarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz. Hatta evvelce icra mahkemesine başvuran alacaklı, sonra mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmışsa, bu davanın derdest olduğu sırada, tekrar icra mahkemesine dönerek ilk müracaatını yineleyemez. Bununla beraber önce itirazın kaldırılmasını talep eden alacaklı, bu yolu bırakarak itirazın mahkemede iptalini isteyebilecektir (Değnekli, A.: İtirazın İptali Davası, Ankara 2013, s.79) İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıllık hakdüşürücü süre içinde olmak koşuluyla İİK nın 68/b maddesi uyarınca elinde itirazın kaldırılmasını sağlayan belge bulunmayan alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi üzerine; alacaklı genel hükümlere göre alacağını ispatlamak suretiyle itirazın iptalini mahkemeden isteyebilir.Somut olayda da 1 yıllık hakdüşürücü süre aşılmadığından itirazın iptali davası açılamayacağına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davalılar vekili ön protokol ve mutabakatta müvekkillerinin üzerine düşen ödemeleri yerine getirdikleri, şirkette pay oranlarının yarı olduğu, paylarını düşen ödemeyi yaptıklarından borçtan sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür. 14 mayıs 2013 tarihli sözleşmede; hisse devrine konu şirketin borcunun 14 mayıs 2013 tarihi itibariyle 2 milyon TL olması halinde tarafların birbirinden hiç bir talep hakları olmayacağı kabul edilmiş, ancak 2 milyon TL'nin altında olması durumunda hisse devir edenlere ödeme yapılacağı, 23 mayıs tarihi itibariyle stok sayımı yapılacağı ve 24 mayıs 2013 tarihine kadar tarafların temsilcileri aracılığıyla net borç tutarının hesaplanacağı kararlaştırılmıştır. 22 mayıs 2013 tarihli mutabakat belgesi ile de net borç tutarı hesaplanıp taraflarca (davalılar)tarafından imzalanmış, borç rakamı 3.334.537,60-TL olarak belirlenmiştir. Bu miktar üzerinden hisse devir edenler tarafından yapılan ödemeler bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplanmış olup; kalan 691.000-TL ödemenin yapılmadığı sabittir. Davalılar payları oranında kalan borçtan sorumlu olduklarını savunmuşlardır. Sözleşmenin 4.maddesinde 23 mayıs 2013 tarihi itibariyle tesbit edilecek net borç tutarının 2 milyon TL nin üstünde olması durumunda satıcılar net borç tutarından 2 milyon TL nin çıkartılması yani (net borç-2milyon) alıcıya ödenecek tutar suretiyle hesaplanacak tutarın tamamı için payları oranında ...'e borçlanacaklardır. ... mutabakat belgesinde hesaplanacak tutarın satıcıların müştereken ve müteselsilen üstlenmeleri koşuluyla 12 ay içinde kendisine veya şirket hesabına ödenmesine muvafakat vermiştir. Bu bedelin geri ödenmesi kadar sürede alacağa ... şirketinin kullandığı ... kredi faiz oranı kadar faiz ilave edileceği, 31.07.2013 tarihine kadar ödeme yapılması durumunda ilave faiz hesaplanmayacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 4.maddesinde davalıların davacıya karşı sorumluluklarının müştereken ve müteselsilen olduğu açıkça kararlaştırılmıştır. Hisse devir edenlerin payları oranında borçlanacağı ibaresi hisse devir edenlerin iç ilişkisine ilişkindir. İç ilişkide doğal olarak borçtan payları oranında sorumlu tutulacaklar ise de alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olmayı kabul etmişlerdir. Sözleşmenin 4. maddesi açıkça müteselsil sorumluluğa ilişkin olduğundan davalılar bakımından bağlayıcıdır. Bu nedenle davalıların payları oranında davacı alacaklıya sorumlu oldukları ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Ne var ki; davacı alacaklı icra takibinde avans faiz oranında hesapladığı işlemiş faiz bakımından 23.05.2013 - 25.07.2014 tarihleri arasında reeskont avans faizi hesabıyla istediği işlemiş faiz isteğinde bulunduğu, sözleşmesel faizi %15,25 oranda faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürerek takip öncesi dönem için işlemiş faizi hesaplayarak ilave faiz alacağı için alacak davası açmıştır. Ancak; icra takibinde asıl alacağına takip tarihinden itibaren %11,75 oranda reeskont avans faizi işletilmesini (fazlaya dair ve faiz oranlarında ki artıştan doğan talep haklarını saklı) tutarak talepte bulunmuş olup; takipte talebini 11.75 oran ile sınırlamış olduğundan, talebe bağlılık kuralı nedeniyle resen incelenecek bir hususta kazanılmış hak sözkonusu olmayacağı gözetilmeden %15,25 oranında faiz işletilmesi yerinde olmamış, kamu düzeni gereği bu husus resen incelenerek kararın kaldırılmasına; kararın kesinleşen kısımları tekrar edilip yeniden karar verilerek davalıların itirazın iptaline; faiz alacağı davasının kısmen kabulüne, fazla istemin reddine, takipte asıl alacağa %11,75 oranını aşmamak üzere avans faizi işletilmesine ,davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğundan asıl alacağın (691.000-TL nin) %20 si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2023 Tarih 2023/423 Esas 2023/699 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-a) Davalılar ... ve ... yönünden itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, b) Davalılar ... ve ... yönünden; davalıların İstanbul 30.İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasından davalıların itirazlarının 691.000-TL asıl alacak, 93.621,03-TL işlemiş faiz olmak üzere 784.621,03-TL toplam alacak bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %11,75 oranını geçmemek üzere avans faizi işletilerek takibin devamına, Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 138.200-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Faiz alacağı talebinin kısmen kabulüne;10.024,24-TL faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 54.282,22-TL nispi karar harcından kaldırılan karar ile yazılan 10/01/2021 tarih, 2021/8 Harç No'lu Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalılar ... ve ...'dan tahsil için yazılan 53.569,76 TL harcın tahsil edildiği uyap sisteminden yapılan sorgulamadan anlaşılmakla tahsil edilen harcın mahsubu ile bakiye 712,46 TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 14.449,76 TL (peşin harç 27,70 -TL, tamamlama harcı 14.422,16-TL) harcın mahsubu ile bakiye 13.737,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Kaldırılan kararda hakkında usulden red kararı verilen ...'un peşin harcın 684,76 TL'sinden sorumlu olduğu belirtildiğinden davalı tarafından 02/12/2020 tarihinde yatırılan 684,76-TL harcın talep halinde yatıran davalı ...'a iadesine, Davacı tarafından dava açılırken ve tamamlama ile yatırılan toplam 744,26-TL harçların davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 4.800-TL bilirkişi ücreti ve 663,55-TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.463,55-TL yargı giderinin davadaki kabulü oranında hesaplanan 5.128,05-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 125.196,79-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen miktar üzerinden davalılar vekili için takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine" Yatırılan 13.500-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde davalılar ... ve ...'a iadesine, Davalılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 52,85-TL istinaf yargı giderinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2026