11. Hukuk Dairesi 2022/6829 E. , 2024/2756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1334 Esas, 2022/1307 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/533 E., 2020/139 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istina
**11. Hukuk Dairesi 2022/6829 E. , 2024/2756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1334 Esas, 2022/1307 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/533 E., 2020/139 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davacının davalıya ihraç veya ithal ettiği mallarının deniz taşımacılığı hizmetini verdiğini, alacağın deniz taşımacılığı kaynaklı navlun ve demuraj alacağından oluştuğunu, faturaların davalıya e-fatura olarak tebliğ edildiğini, davalı tarafından faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafından alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhinde İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2018/28654 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hiçbir iddiasının hukuki dayanağının olmadığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu faturaların davalı şirkete e-fatura olarak tebliğ edildiğini ve davalı tarafından faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını iddia edilmiş ise de, 10.05.2018 tarihli SZG2018000000... ve SZG201800000... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet iade e-faturasıyla itiraz edildiğini, fatura ve içeriklerini kabul etmediğini, iade faturalarının e-fatura olarak düzenlendiğini, davacıya bu şekilde tebliğ edildiğini, e-fatura olarak davacıya tebliğ edilen faturaların taraflarına usule ve gerçeğe aykırı olarak geri gönderildiğini, davalı tarafından Bornova 6. Noterliğinin 28.05.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile SZG201800000... ve SZG201800000... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet e-faturanın davacıya gönderildiğini, usulüne uygun olarak iade edilen faturalara ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu deniz taşıma ilişkisine konu emtiaların satış faturaları incelendiğinde satışın ... satış şeklinde gerçekleştiği, bu satım şeklinde navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğünün dava dışı alıcıda bulunduğu, ancak bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu bilgi kesin olmamakla birlikte satım sözleşmesinden ayrı olarak taşıma sözleşmesinin satıcı ile de kurulabildiği, buna göre davacının, davalı ile taşıma sözleşmesi kurduğunu ve davalının taşıtan sıfatını haiz olduğunu ispat etmesi gerektiği, ancak davacı yanın mail yazışmaları ve gümrük kayıtları dışında davalının taşıma talimatını verdiğine ve dolayısıyla taşıtan sıfatını alarak navlun vesair diğer masrafların borçlusu olduğuna ilişkin olarak dosyaya somut ve inandırıcı bir delil sunamadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının dava dosyasına sunduğu 1 Temmuz 2017 tarihli e-mailde davalıya yükün alıcısı tarafından çekilmediğinin de bildirildiği, ancak fiili taşıyanın "... Ltd."a düzenlediği 21 Temmuz 2017 tarihli, PRINV 18449... numaralı ve 35.460 USD'lik faturaya göre demuraj ücretinin 16 Mart 2017 tarihinde başlatılarak 31 Temmuz 2017 tarihinde sonlandırıldığı, davalının taşıtan olduğunun kabulü halinde dahi davacının, yükün alıcısı tarafından teslim alınmadığı hususunu davalıya ancak 21 Temmuz 2017 tarihinde bildirmesi karşısında, davacının demuraj ve navlun ücretini talep edemeyeceği, son olarak davacı vekili her ne kadar davalıya tebliğ edilen faturalara itiraz edilmediğini bu nedenle de davalının taşıma ilişkisini kabul ettiğini beyan etmişse de bilirkişilerce yapılan defter incelemesi ile davalı tarafça faturalara karşılık iade faturalarının düzenlendiği anlaşıldığından davacının bu yöndeki beyanına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, dosyada mübrez her iki konşimentoda yer alan bilgilerin birbiri ile uyumlu olduklarını, müvekkili ile davalı arasında kurulan bir alt taşıma sözleşmesi ile davalının taşıtan konumunda bulunduğunu, ayrıca davalı şirket çalışanından gelen mailde; “Yüklememiz ekteki gibi tamamlanmıştır.” şeklindeki mailin müvekkili şirketin davalı yana taşıma hizmeti verdiğini ispatladığını, demuraj nedeniyle fiili taşıyan olan ...şirketine ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin fiili taşıyan... ile taşıtan .... İç ve Dış Ticaret arasında bir aracı olduğu, taşıma işinin davalının kabulünde olduğunu, müvekkili şirketçe düzenlenen faturalara süresinde itiraz edilmediğini ve anılan faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 21'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sekiz gün içinde münderecatına itiraz edilmeyen faturanın münderecatının kabul edilmiş sayılacağını, iade faturası kesme yoluyla fatura münderecatına itiraz edilmesinin mümkün olamayacağını, zira ortada iade edilen bir mal ya da hizmet söz konusu olmadığını, itiraz edilip iade edilmiş faturaların defterlere kaydedilmesinin doğal olarak kabul edilemeyeceğini, halbuki davalı yanın, yapılan işe istinaden kesilen faturaları defterine işlediğini, sonra yasal düzenlemelere aykırı şekilde iade faturası keserek davacı müvekkili şirkete gönderdiğini, bu gönderime karşı süresi içinde noter kanalıyla itiraz ettiklerini ve iade faturalarının iade edildiğini, davalının yükün çekilmesi gerektiği daha önce kendisine bildirilmesine rağmen Pire Limanı'nda malı terk eden ve malın sahipsiz mal ilan edilmesine yol açan taraf olduğunu, davalı yanın 6102 sayılı Kanun'un 1203'üncü maddesi hükmüne göre demuraj masraflarından bizzat sorumlu olduğunu, demuraja ilişkin gerekli tüm bildirimlerin süresinde davalıya yapıldığını, davalı yan tarafından önce işbirliğine yakın davranıldığını, indirim yapılacağı öğrenilince alıcı tarafından malların çekileceğinin söylendiğini, kendileri tarafından biraz zaman istendiğini, sonrasında ise kendilerine hiçbir şekilde yanıt verilmediğini, taraflar arasındaki akdi ilişki sabit olmakla birlikte müvekkili şirketin davalı yandan alacaklı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin ret kararının bozulup ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya konu emtiaların satış faturalarının ... ("free on board") satış şeklinde düzenlendiği, bu satım şeklinde navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğünün dava dışı alıcıda olduğu, dosya kapsamı ile davacının, davalı ile taşıma sözleşmesi kurduğunu ve davalının taşıtan sıfatına haiz olduğunu ispatlayamadığı, yine davalı tarafça kendisine gönderilen e-faturalara aynı gün süresi içerisinde karşılık iade faturaları düzenlendiği ve davacıya gönderildiği, davacının aynı e-faturaları tekrar davalıya göndermesi üzerine davalının bu kez, noter ihtarı ile süresinde itiraz ederek faturaları tekrar davacıya iade ettiği gözetildiğinde, davalının davaya konu faturalardan sorumlu olduğunun da kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin e-posta yoluyla kurulduğunu ve geçerli olduğunu, bu durumun taşımacılık sektöründe yaygın bir uygulama olduğunu, bu durumda davalının navlun ve demuraj bedelinden taşıtan sıfatı ile sorumlu olacağını, taşıma talep eden davalının rezervasyon aldıktan sonra yükleme notasını ve çeki listesini müvekkiline gönderdiğini, davalının sözkonusu taşıma ilişkine itiraz etmediğini, müvekkili şirketçe fiili taşıyana demuraj bedellerinin ödenmiş olduğunu ve taşıma işinin asıl tarafı ve yükün asıl ilgilisi/taşıtanı olan davalı yana rücu hakkı bulunduğunu, konu taraflar arasında hukuki ihtilaf haline gelene kadar davalı yanın konteynerlerin boşaltma limanında süresinde boşaltılarak iade edilmemesi sebebi ile tahakuk eden demuraj borcu konusundaki sorumluluğuna bir itirazı bulunmadığını, bunun aksine sorumluluğunun bilincinde olarak müvekkil şirketin fiili taşıyandan aldığı indirimden memnuniyet duyduğunu bildirdiğini, dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ve bu durumun taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispatlar nitelikte ulunduğunu, davalının defterlerine işlediği dava konusu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini, iade faturası kesme yoluyla da fatura münderecatına itiraz edilmesinin mümkün olamayacağını, yasaya aykırı şekilde kesilen iade faturalarının da davalıya geri gönderildiğini, ... ibaresinin davalının navlun sözleşmesi kurmasının önünde hukuki bir engel olmadığını, demuraj konusunda davalıya her türlü bildirimin yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, deniz taşımacılığından kaynaklı navlun ve demuraj alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67'nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.