T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1886 KARAR NO : 2025/1173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2019 NUMARASI : 2013/831 Esas - 2019/1229 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 22/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1886 KARAR NO : 2025/1173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2019 NUMARASI : 2013/831 Esas - 2019/1229 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 22/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin eşi ile birlikte 19/06/2011 tarihinde ... Turizm adlı şirketten seyahat paketi satın alıp bu kapsamda da sertifikalı seyahat sağlık sigortası yaptırdığını, bu seyahat sırasında 24/06/2011 tarihinde yemek için dışarı çıkarken havuz tarafında ayağının takılması sonucu su kanalının tam köşesine iki metre yüksekten beton zemin üzerine dizlerinin üstüne düştüğünü çok ciddi bir şekilde yaralandığını, sigortacının kazadan haberdar edildiğini, davalı sigorta şirketinin davacı sigortalıyı, iyi bir hastanede tedavi olunması gerektiği ve hangi hastaneyi isterlerse orada tedavi ettirileceği, aldatıp kandırarak tedavi masraflarını karşılamaktan imtina ettiği ve ihmalkar ve açgözlü hareketleri ile davacıyı kandırarak tedavisini sağlamadan Türkiye'ye nakledip yüzüstü bıraktığını, bu nedenle bu kazadan dolayı 30.000 EURO tutarındaki tıbbi tedavinin teminat altında olmasına karşın davalı şirketin tedavi masraflarını karşılamaktan kaçındığını, davacı müvekkilinin bugün dahi tam olarak iyileşmediğini, bu itibarla maddi kayıp açısından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL maddi tazminatın ve davacının duyduğu elem ve ızdıraplar için de 20.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacının, müvekkilinin şirket nezdinde 19.06.2011 başlangıç 27.06.2011 bitiş tarihli ... sayılı seyahat sağlık sigorta poliçesi ile sigortalandığını, anılan poliçe davacının 19.06.2011-27.06.2011 tarihleri arasında gerçekleştireceği yurtdışı seyahatinde meydana gelecek kaza ve hastalık hallerini poliçe özel şartları ile hazine müsteşarlığı tarafından yayınlanan Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartları kapsamında sigorta örtüsü altına aldığını, mevzuat ve özel şart hükmü karşısında müvekkilinin; davacının yurtdışında meydana gelen kaza nedeniyle Türkiye'de tedavisinin devam etmesi halinde dahi bundan doğacak giderler, müvekkili nezdinde düzenlenen seyahat sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığını, poliçede verilen teminatın davacının Türkiyeye gelişi ile sona erdiğini, yurtdışında yapılan tedavi masraflarının da müvekkilince yerine getirildiğini, müvekkilinin dava konusu talep ile ilgili hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, dava dilekçesinde, hiçbir dayanağı bulunmayan, asılsız ve haksız ithamlarda bulunulduğunu, öncelikle müvekkilinin seyahat organizasyonunu üstlenmiş turizm acentesi veya konuklarına sınırsız hizmet sunmayı üstlenmiş bir tatil mekanı olmadığını, keza müvekkilinin tedaviyi üstlenen sağlık kurumu da olmadığını ve seyahatin gerçekleştiği ülkedeki sağlık koşullarının, sağlık kurumlarının yetersizliğinden de müvekkilinin sorumluluğu düşünülemeyeceğini, bununla birlikte davacı dava dilekçesinde, kazadan ve o ülkedeki sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden açıkça müvekkilini sorumlu tuttuğunu, dilekçedeki üslupta hak arama özgürlüğünün aşıldığını, davacının talebi, yurtdışında gerçekleşen tedavi giderlerinin ödenmesi talebi mıdır yoksa Türkiye'ye dönüşte devam eden tedavi nedeniyle yapılan harcamalar mıdır bu husus dahi açık olmadığını, bu itibarla davacının talebi açıklamaya muhtaç olduğunu, açıklanan nedenle davacının haksız ve mesnetsiz ithamlarını kabul etmemekle birlikte, davacı talebinin açıklanması ve talebin dayanağının belirtilmesinden sonra esasa dair cevap sunma hakkımızı saklı tuttuklarını, müvekkilinin nezdinde düzenlenen poliçede tıbbi tedavi, tıbbi nakil yurda getirilmesi için toplam 30.000 Euro teminat bulunduğunu, bu teminatlar kapsamında sigortalının seyahati sırasında "balkondan sert zemine düşerek dizlerinden yaralandığının " ihbarı üzerine, hasarın teminat dahilinde olup olmadığının tespiti bakımından öncelikle alkol raporu talep edildiğini, ancak sigortalının bu aşamada mağduriyetine sebep olunmamak amacıyla hastane masrafları ödendiğini, öncelikle müvekkili sigortacının poliçeden doğan yükümlülüğünün ne olduğu, teminatın süresinin ayrıntısı ile belirtildiğini, bu sebeple davacının hiçbir mesnedi bulunmayan manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...26/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; yurt dışında meydana gelen kaza sonucu Türkiye'de tedavinin devam etmesi halinde doğacak giderlerin poliçe teminatına dahil olmadığını davalının sigortalının tıbbi durumuna en uygun nakil aracıyla en yakın sağlık kurumuna ulaşımını sağlamakla yükümlü olduğu bu hususun yerine getirildiği, davacının kandırılması iddiasının poliçe kapsamında değerlendirilemeyeceğini bu hususun mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmiştir.Bilirkişi raporuna karşı davacı, davalının Türkiye'deki bakımını üstleneceğini poliçedeki yükümlülüğünü genişlettiğini, davacının Bangkok'ta tedavisini sürdürmek isterken davalı şirketin isteği ve bir bakıma zorlaması ile İstanbul'a döndüğünü akabinde sorumluluğunun olmadığını beyan ettiğini, davalının davacıyı kandırarak zor durumundan faydalandığını Türkiye'ye gelmesini sağlayarak poliçe sorumluluğundan kurtulmayı amaçladığını iddia ederek, itiraz etmiştir.Mahkememizce 12.celsede davacının davalı şirketi aradığına dair tüm telefon kayıtlarını Cd ortamında sunmak üzere süre verilmiştir.Her ne kadar verilen kesin sürede cd sunulmamış ise de; davalının cevap dilekçesi ile davacı ile davalı arasında geçen konuşmaların bulunduğu Cd'nin ve davacının kendilerini aldattığını iddia eden ... ve ... arasındaki mail yazışmalarının dosyaya sunulduğu görülmüştür.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ispat yükü başlıklı 190/1 fıkrasında "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmü düzenlenmiştir.Hile yapıldığını ve aldatıldığını iddia eden davacı normal durumun aksini iddia ettiğinden iddiasını ispatlamalıdır. Davacının, davalı çalışanı ...'in hile teşkil eden davranışları olarak telefon görüşmesinde kendisini Türkiye'de tedavi ettireceğini ve tedavi giderlerini karşılayacağının ileri sürüldüğünü iddia etmiş olmasına rağmen dosyada mevcut Cd içeriğinde ve mail yazışmalarında (davalı tarafı temsilen erkek temsilci ile görüşme sağlandığı cd konuşmalarının transferlerle ilgili olduğu ve masrafların karşılanacağına ilişkin konuşmaların olmadığı, mail içeriğinde davacının havalimanına naklinin ve ... hastanesine haberin hasta yakını tarafından verilmesi gerektiğinin konuşulduğu) bu hususun kanıtlanamadığı, taleplerin poliçe kapsamının dışında olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava seyahat sağlık poliçesi kapsamında yurt dışında geçirilen kaza nedeniyle ödenen tedavi masrafların poliçe kapsamında tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ... yurt dışı seyahat paketi satın aldığını ve bu kapsamda seyahat sigortası yapıldığını, yurt dışında kaza geçirdiğini, davalı sigorta yetkilisi Ayşegül Hanım'ın kendilerine bulundukları ülkedeki imkanların tedavi için yeterli olmadığını Türkiye'ye dönüş yapılmasını sağlama arzusunda olduklarını, hangi hastaneyi isterlerse orada tedavi ettirileceğini belirttiğini, ambulans uçak yerine normal uçakla Türkiye'ye döndüklerinde Bakırköy ... Hastanesi'ne getirildiğini, hastanenin çıkardığı faturanın sigorta tarafından Türkiye sınırlarında bulunduğu için sorumluluğunun kalmadığını bildirerek ödenmediğini, davalının kendisini kandırarak tedavi masraflarını ödemediğini maddi ve manevi olarak zarara uğradığını iddia etmiştir.Davalı poliçeden doğan sorumluluğu yerine getirdiğini, poliçede verilen teminatın davacının Türkiye'ye gelişi ile sona erdiğini, yurt dışında yapılan masrafların karşılandığını, kendilerinin konsültasyon yapma, sağlık kurumu tercih veya önerisinde bulunma gibi hak ve yetkisi bulunmadığı davacının yurda dönüşte yapılacak tedavisinin de karşılanacağı yönünde garanti verilmediği gibi düzenlenen poliçe teminatının yurda dönüş ile sonra ereceğinin poliçe gereği olduğu bu hususun davacı tarafından bilindiğini teminat kapsamında 6.576,88-Euro ödendiğini, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını savunmuştur.Sigorta uzmanı bilirkişisinin sunmuş olduğu 26/06/2015 tarihli raporda özetle; " Seyahat sağlık sigortası Genel Şartların 2. maddesinde belirtildiği üzere, poliçenin geçerlilik süreleri dikkate alınarak, poliçe ile üstlenilen risk ve teminatlar sigortalının Türkiye sınırlarına girdiği anda ve tarihte sona erdiği, davacı sigortalının yurtdışında meydana gelen kaza nedeniyle Türkiye'de tedavisinin devam etmesi halinde doğacak giderler, yurt dışı seyahat sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığı, poliçe ile yurt dışı seyahatinde verilen teminatlar davacı sigortalının Türkiye'ye gelişi ile sona erdiği, diğer taraftan, davacı sigortalının yurtdışında yapılan tedavi masraflarının davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığı ve davacı sigortalı tarafından da bu yönde bir talep bulunmadığı anlaşıldığı, davalı sigorta şirketinin, sigortalının tibbi durumuna en uygun nakil aracıyla, en yakın sağlık kurum ve/veya kuruluşuna ulaşımını sağlamakla yükümlü olduğu, bu hususunda yerine getirildiği dosya mevcudundan anlaşıldığı" yönünde görüş bildirmiştir.Dosya kapsamına göre; Davacı sigortalı ...'in davalı ... Sigorta AŞ tarafından 19.06.2011 başlangıç 27.06.2011 bitiş tarihli olarak ... sayılı seyahat sağlık sigorta poliçesi ile 9 gün süreli sigortalandığı anlaşılmıştır.Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartları “Sigortanın Kapsamı” başlıklı 1. Madde: “Seyahat sağlık sigortası ulaşım yollarından herhangi birisini kullanarak yurt içinde, yurt dışına veya yurt dışından ülkemize seyahat edenleri, seyahatleri esnasında karşılaşabilecekleri sağlık risklerine karşı koruyan bir özel sigorta türüdür.Sigortacı, seyahat sırasında poliçenin geçerlilik tarihleri arasında meydana gelen bir kaza veya önceden mevcut bir duruma bağlı olmayan hastalık hali sonucunda, planlanan seyahat süresi dışında meydana gelmemesi kaydıyla, Sigortalıya, poliçede belirtilen teminatları sağlar. ”Sigortanın Süresi başlıklı 2. Madde; “Sigortanın süresi yurt dışına yapılan seyahatler için ülkemiz sınırlarından çıkıldığının pasaportla tespit edildiği an başlar, ülkemiz sınırlarına girildiğinin pasaportla tespit edildiği an sona erer. Yurt dışından yapılan seyahatler için sigorta süresi ülkemiz sınırlarına girildiğinin pasaportla tespit edildiği an başlar yine ülke sınırları dışına çıkıldığının pasaportla tespit edildiği an sona erer.”Sunulacak Asgari Teminatlar Başlıklı 5. Maddesinde; “Sigortalı'nın bu poliçe kapsamında aniden hastalanması veya yaralanması durumunda, Şirket sigortalının tıbbi durumuna en uygun nakil aracıyla, en yakın sağlık kurum ve/veya kuruluşuna ulaşımını sağlar.” şeklinde düzenlenmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davacı sigortalının yurt dışında meydana gelen kaza nedeniyle Türkiye'de tedavisinin devam etmesi halinde doğacak giderlerin, yurt dışı seyahat sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığı, davalı sigortacının hileli davranışları ile davacının tedavisine devam edilmesi için Türkiye'ye getirtildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartları'ndaki teminata ilişkin düzenleme; teminatın süresine ve rizikonun nerede gerçekleşeceğine ilişkindir. Diğer bir ifade ile, poliçe ile teminat kapsamına alınan sağlık riskin; yurt dışı seyahat için ülke dışına çıkıldığında teminatın başlayacağı ve ülkeye girildiğinde teminatın sona ereceği düzenlenmiştir. Yani risk gerçekleştikten sonraki tedavi sürecine ilişkin bir süre değildir. Aksi halde tedavinin ne şekilde, nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle yurtdışında riskin gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinde ilk müdahale için gerekli girişimlerin yapılıp, sigortalının en yakın ilgili sağlık kuruluşuna hastalık veya yararlanmasını en uygun şekilde nakli sağlandıktan sonra, tedavisinin gidilen yerde mümkün olmaması veya sigortalı yönünden çok daha yüksek maliyetler içermesi ve bu bedeller yönünden de teminatın yetersiz kalması halinde elbette ki sigortalı tarafından kendisine en iyi şekilde hizmet verilecek olan ülkesine dönmesinde ve tedavisine ülkesinde devam etmesine karar vermesi halinde, teminat süresi içerisinde gerçekleşen riziko‘ya karşı sigorta şirketinin tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğu teminat miktarı ile sınırlı olarak tedavi için gerekli olan tüm hususların ister yurt dışında isterse zorunluluk veya başka sebeplerden dolayı kendi ülkesinde yapılmış olması hali sigorta teminatını ortadan kaldırmaz. Teminat poliçedeki teminat limiti ile sınırlı olarak devam eder. O halde mahkemece yapılacak iş, davalı sigorta şirketince yapılan ödemeler dikkate alınarak sigorta teminat bedeli ile sınırlı olmak üzere; talep edilen tedavi giderlerin, yurt dışında meydana gelen davaya konu kazadan kaynaklanan giderler olup olmadığı, yapılan tedavinin söz konusu yaralanma ile uyumlu ve yerinde olup olmadığı alanında uzman doktor bilirkişisinden alınacak denetime elverişli bilirkişi raporu ile saptanarak karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2019 tarihli ve 2013/831 Esas 2019/1229 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/10/2025