T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/217 - 2026/461 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/217 KARAR NO : 2026/461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2019 NUMARASI : 2018/272 E. - 2019/327 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/217 - 2026/461 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/217 KARAR NO : 2026/461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2019 NUMARASI : 2018/272 E. - 2019/327 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/10/2019 tarih ve 2018/272 Esas - 2019/327 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin sektöründe lider olduğunu, "..." ve "..." ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2017/05464 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2018-M-3740 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın iltibasa sebebiyet vereceğini, "..." ibaresinin yüksek ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, müvekkil markalarının sektördeki bilinirliklerinin yüksek olduğunu, müvekkilinin ibare üzerinde eskiye dayalı hakkının bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve haksız rekabete de sebebiyet vereceğini ileri sürerek, 2018-M-3740 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2017/05464 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları yanında münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; davalının "..." ibareli başvuru markasıyla davacının "..." ibareli markası arasında 2017/05464 sayılı marka kapsamında yer alan 05/01 (İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.) ve 05/02 (Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.) emtia sınıfı yönünden görsel ve sescil olarak hedef tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, (05/01 sınıftaki mallarda markalar arasında hem işaret hem de mal benzerliği oluştuğu, 05/02 sınıftaki mallarda yönünden ise mal benzerliğinden çok ilişkili-irtibatlı mallar nedeniyle karıştırılma ihtimali oluştuğu), hedef tüketici kitlesince yargılama konusu 05/01 ve 05/02 emtia sınıfındaki mallar yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde davalının "..." ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılamasının mümkün olmadığı, 05/01 sınıftaki mallarda hedef tüketicinin doktor, veteriner hekim, eczacı ve kimyasal ilaç satanlar ile diğer sağlık sektöründe yer alanlar olduğu öne çıksa da (yani dikkat düzeyi yüksek olduğu ileri sürülse de) hayatın olağan akışına göre eczanelerde ya da kimyasal ilaç satan işyerlerinde ve diğer tıbbı ürün satan yerlerde çalışan yukarıdakilerin dışındaki herhangi bir kalfanın da yanlışlıkla ve hatalı olarak davalının "..." ibareli başvuru markasıyla davacının "..." ibareli ürünlerini karıştırma ihtimali olduğu, yani bu tür ürünler ilaç şeklinde doktor/veteriner tarafından reçete edilseler de doktor ve eczacı dışında yaygın olarak diğer yardımcı elemanların da çalıştığı, yine veteriner hekimlerin yazdığı hayvansal ilaçların da çok bilinçli olmayan kalfaların çalıştığı işyerlerinde (hedef tüketici nezdinde) bu ürünlerin karıştırılabileceği, markaların yüksek benzerliği nedeniyle hedef tüketici nazarında başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşabileceği, bu açıdan 05/01 ve 05/02 sınıftaki emtialarda SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, HMK'nın 282. maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçelerle bilirkişi raporunun aksi görüşüne itibar edilmeyerek bu kısımlar açısından davanın kabulüne karar verildiği; bunun dışında kalan mallarda ise mal benzerliği oluşmadığından davanın reddedildiği; davacının önceye dayalı kullanım hak iddiası, markasının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığı hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu ...'in 2018-M-3740 sayılı YİDK kararının dava konusu marka olan 2017/05464 sayılı marka kapsamında yer alan 05/01 ve 05/02 emtia sınıfı yönünden iptaline, dava konusu 2017/05464 sayılı markanın 05/01 ve 05/02 emtia sınıfı yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, markalar arasında mal ve hizmet benzerliğinin de oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "..." ibaresinin, 05. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, dava dışı "... ..." ibareli marka nedeniyle SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca başvurunun kapsamından 05/02 ve 05/04. Malların çıkartılmasına karar verildiği, kalan mallar yönünden davacının 169040 sayılı ve "..." ibareli markasını mesnet göstererek itiraz ettiği, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği; başvurunun kısmen reddine dair Markalar Dairesi Başkanlığı kararının YİDK kararıyla kaldırılması üzerine dava konusu başvurunun bu kez kapsamından çıkartılan 05/02 ve 05/04. sınıf mallar yönünden ilana çıktığı ve davacının 169040 sayılı "..." ve 2016/39182 sayılı "..." sayılı markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği ve Markalar Dairesinin kararıyla itirazının yeniden reddedildiği, davacının bu iki karara karşı yaptığı itirazının da, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-3740 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 24.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 13.07.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları da "..." ve "..." ibarelidir. Görüldüğü üzere taraf markalarında hem "...", hem de "..." ibareleri ortaktır. Taraf markalarındaki "..." ibaresinin bir anlamı bulunmamakla birlikte, bu ibarenin "çinko" anlamına gelen "..." kelimesini çağrıştırdığı, davacı delillerinde de "çinko" ibaresinin yer aldığı, bu hale göre "..." ibaresinin tanımlayıcı anlamda kullanıldığı, zayıf bir ibare olduğu, bu tarz zayıf ibarelerin de yapılacak küçük değişikliklerle ayırt edici hale gelebileceği, somut uyuşmazlık yönünden de taraf markalarının yeterince farklılaştığı anlaşılmış, dava konusu YİDK kararı bu yönden isabetli bulunmuştur. Dava konusu başvuru, davacının "..." ibareli mesnet markasıyla benzer bulunmadığından, taraf markaları arasında bu mesnet marka yönünden emtia benzerliği değerlendirmesine gerek görülmemiştir. Dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli mesnet markası karşılaştırıldığında ise, taraflar arasında uyuşmazlık "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. Bu ibarenin ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.01.2020 tarih ve 2019/1893 E.-2020/72 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, sadece ürünün emsallerine göre daha nitelikli ve özellikli olduğuna işaret etme anlamı dışında anlamları da bulunduğundan, her ne kadar tescil kapsamı bilinçli tüketicilere yönelik olsa bile Türkçe anlamının önemli sayıda tüketiciler tarafından bilinebilecek sözcüklerden olmadığı gibi, ibarenin tescil kapsamı bakımından doğrudan tanımlayıcı bir ibare olduğunun da ileri sürelemeyeceği anlaşılmış ve taraf markaları arasında görsel, işitsel ve telaffuz olarak hitap ettikleri tüketiciler nezdinde bırakacakları genel izlenime göre SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesi kararı da bu yöndedir. Dava konusu "..." ibareli marka ile davacının "..." ibareli mesnet markasının emtia benzerliğine gelince; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/8980 Esas, 2016/3973 Karar ve 11/04/2016 tarihli kararında "tıbbi müstahzarat" emtiasının 05/01. sınıfta yer alan ürünlere karşılık geldiği, 2018/265 Esas, 2019/2264 Karar ve 26/03/2019 tarihli kararında tıbbi müstahzar üreten firmaların 05/02. sınıftaki ürünleri de sıklıkla piyasaya sundukları için bu ürünler arasında aynı tür sayılma kriterinin karşılanmış olduğu, 2021/1259 Esas, 2022/3945 Karar ve 24/05/2022 tarihli kararında da "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimaysal elementler," malları yanında, "Tıbbi veterinerlik amaçlı olan ya da olmayan diyet maddeleri, besin takviyeleri, zayıflatıcı ürünler, tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler, (aletler/cihazlar hariç) emtiaları" mallarının da tıbbi müstehzar olduğu yönünde belirlemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarih ve 2022/6781 E.-2024/2956 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Bu bağlamda tıbbi müstahzar emtiası ile 05/01, 05/02 ve 05/03. alt sınıftaki mallar dolaylı olarak benzerdir. 05/01-03. alt sınıf dışındaki 5. sınıfta bulunan tüm mallar ile tıbbi müstahzar emtiasının, doğası, kullanım şekli ve dağıtım kanallarının farklı olduğu, aynı mağazalarda satılsalar bile, farklı reyonlarda bulundukları, ayrıca, birbirini tamamlayan veya rekabet halinde olan mallar da olmadıkları, bu nedenle 05/01-03. alt sınıflar dışındaki 05. sınıftaki tüm malların tıbbi müstahzar emtiasından farklı bulunduğu, bu hali ile benzer emtiaların başvuru kapsamındaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerilik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler. İlaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." mallarına karşılık geldiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.11.2025 tarih ve 2025/1765-6562 E.K. sayılı kararı da bu yöndedir. Somut uyuşmazlıkta ise, ilk derece mahkemesince, 05/01 ve 05/02. alt sınıflar yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği sonucuna ulaşılmış ise de, yukarıda değinilen Yargıtay kararları dikkate alındığında, "bebek mamaları" yönünden emtia benzerliği oluşmamıştır. Her ne kadar "tıbbi müstahzar" emtiası ile "Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." mallarının da benzer kabul edilmesi gerektiği anlaşılmış ise de, istinaf edenin sıfatına göre, bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E. 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kısmen kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı şirket tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı şirketi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında "bebek mamaları" yönünden emtia benzerliği bulunmadığından, ilk derece mahkemesince bu emtia yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 02/10/2019 gün ve 2018/272 Esas - 2019/327 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; YİDK'nın 2018-M-3740 sayılı kararının "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerilik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler. İlaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. " malları yönünden İPTALİNE, 3-Dava konusu 2017/05464 sayılı markanın 05/01 ve 05/02 emtia sınıfı yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 696,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve davacı tarafından ilk derece mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 3.931,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 163,20-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 431,80-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.395,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.197,50-TL'ye 35,90-TL peşin harç ve 35,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.269,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 335,70-TL posta masrafı, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 2.018,80-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre 1.009,40-TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 19/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.