TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2025 NUMARASI : 2024/856 Esas 2025/150 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 05/12/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna ba…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/592 Esas 2025/760 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/592 KARAR NO : 2025/760 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2025 NUMARASI : 2024/856 Esas 2025/150 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 05/12/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin pay sahibi olduğu ... Yiyecek İçecek Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, şirket adına kayıtlı 2 adet araç bulunduğunu, araçların satışıyla sınırlı olarak şirketin geçici ihyasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ... Yiyecek İçecek Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin 2 adet aracın satış işlemlerinin infazıyla sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine, şirkete tasfiye işlemlerini yapmak üzere tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; terkine ilişkin ihtarın usulüne uygun olarak yapıldığını, dava konusu şirketin geçici 7. maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun şekilde kapatıldığını, ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin tebliğ hükümlerini uygulamakla yükümlü bulunduğunu, tebliğin uygulanması sebebiyle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, müvekkilinin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu, yapılacak yargılama sonucu zorunlu hasım olması ve davanın açılmasında kusurunun bulunmaması nedeniyle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, şirketin TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı, ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin taşınmış olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiğinin anlaşıldığı, TTK'nun geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığının anlaşıldığı, dava dilekçesindeki talebin davaya konu aracın satışı ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyeye ilişkin olduğu, bu haliyle davacı şirket ortağının TTK'nun geçici 7/15 maddesine göre ek tasfiye istemekte hukuki yararı bulunduğu, ihyası talep edilen şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla dava açılmadığı, tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar vermek, tasfiyeye tabi tutulması ve tasfiye memuru atanması gerektiği, davalının TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, geçici 7. maddeye 7511 Sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesinin TTK'nun geçici 7. maddede belirlenen usule uygun olarak kaydı silinen şirketler hakkında açılan davalar açısından uygulanabileceği, kanunun lafzi yorumunun aksinin kabulünün mümkün olmadığı, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Yiyecek İçecek Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait ... ve ... plakalı araçların satışı için ... Yiyecek İçecek Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin son ortak ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, karar kesinleştiğinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescili ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağının açık bir şekilde belirlendiğini, geçici 7. maddenin 12. fıkrası dikkate alındığında davacının alacağı sebebiyle işbu ihya davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu sebeple dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının, şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazların müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ihtarın usulüne uygun olarak yapıldığını, dava konusu şirketin geçici 7. maddedeki usule uygun olarak hukuka uygun olarak kapatıldığını, müdürlük aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, terkine ilişkin ihtar ve tebligat suretleri, Polnet sorgu sonuç evrakı dosya içerisinde yer almaktadır. İhyası talep olunan şirketin terkin sebebinin sermayesinin 6102 sayılı TTK'da belirlenen asgari tutarlara yükseltmeme olduğu, şirketin 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, şirkete çıkarılan tebligatın taşınmış notuyla bila tebliğ olduğu, şirket yetkilisine ise ihtarın tebliğe çıkarılmadığı dosya içeriğiyle sabittir. Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; ihyası talep olunan ... Yiyecek İçecek Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 03/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 14/02/2014 tarihine kadar şirketin sermayesini 10.000,00 TL'ye çıkarmaması olarak yer aldığı, anılan ihtarnamenin davalı şirkete taşınmış notuyla bila tebliğ olduğu, şirket yetkilisine tebligat çıkarılmadığı, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11. bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Ticaret sicili müdürlüklerince; 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılmalıdır. 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7/15. maddesi uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Şirketin son yetkililerini gösterir Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti dosya içerisinde yer almaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşen şirketin ek tasfiyesine karar verilebileceği, TTK'nun 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için de şirketin son yetkililerinden birinin şirkete tasfiye memuru atanması, tasfiyeyle sınırlı ihya kararı kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanı gerektiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan ticaret sicili müdürlüklerince; 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılmalıdır. Davalı temsilcisinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde ise; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. TTK'nun geçici 7. maddesine 7511 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmü düzenlenmiş ise de, anılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere davalı sicilin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ancak TTK'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun olarak ihyası talep edilen şirketin kaydının silinmesi halinde mümkün olabilecektir. Somut olayda ise, yukarıda açıklandığı üzere TTK'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun bir terkin işlemi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı ilamı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.