11. Hukuk Dairesi 2010/5797 E. , 2011/16679 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 tarih ve 2007/216-2009/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14.200 TL nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tet…
**11. Hukuk Dairesi 2010/5797 E. , 2011/16679 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 tarih ve 2007/216-2009/363 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14.200 TL nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında servis taşımacılığı konusunda taşeron sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmede, davalının müvekkili adına taşımasını üstlendiği kişileri sözleşmenin bitiminden itibaren 2 yıl süre ile taşıyamayacağının, aksi halde 10.000,00 TL cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak müvekkili adına taşımasını üstlendiği kişileri sözleşmenin feshinden sonra da kendi adına taşımaya devam ettiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, cezai şartın geçerli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve alınan raporlar doğrultusunda 12.09.2005 tarihli sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunun ispat edilmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, taşıma sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 12.09.2005 tarihli sözleşmenin 16. maddesine göre “sözleşmenin sona ermesi yada fesh edilmesini takip eden 2 yıl içinde davalının gerek ferden gerek başka bir şirket unvanı altında davacı adına taşıma işleri yaptığı şahıs veya firmaların taşıma işlerini üstlenemeyeceği, aksi halde 10.000,00 TL cezai şartın ödeneceği” düzenlenmiş olup, davalı tarafından davacı adına taşınan öğrencilerin sözleşmenin feshinden sonra taşınmaya devam edildiği ileri sürülerek, cezai şartın tahsili talep edilmiş ve mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyet başlığı altında düzenlenen 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetin sahip olduğu ve BK.'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı, 2. fıkrasında ise bu serbestinin sınırları gösterilmiş ve 20. maddede de, bir akdin mevzuu gayrimümkün veya gayrimukik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır hükmü getirilmiştir. Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de, bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. BK'nun 19, 20, 161 maddeleri bu özgürlüğün sınırını çizmiştir. Cezai şart borçlunun iktisaden mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise, adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptal edilmesi gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalının imzaladığı sözleşmede düzenlenen cezai şart yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan geçersiz olup, buna göre mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.