T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1511 - 2026/135 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1511 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/135 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2022 ESAS-KARAR NO : 2020/257 E 2022/421 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1511 - 2026/135 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1511 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/135 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2022 ESAS-KARAR NO : 2020/257 E 2022/421 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkilinin muhtelif ebat ve miktarlarda Demir, Saç, Teneke antipas boya, kutu profil, kaynak elektrot, muhtelif tesisat malzemeleri ve benzeri malzemeleri davalıya satarak teslim ettiğini, mallara ilişkin faturanın da iş ortaklığına teslimi sonrasında ortaklığın ticari kayıtlarına itirazsız alındığını, iş ortaklığınca müvekkilinden satın alınan mallarla yapılan imalatların hak edişe konulduğunu ve malların bedelinin Toki'den alındığını, davalı ve dava dışı ortağının müvekkilinin faturalardan kaynaklı alacağının tüm sözlü uyarılarına rağmen ödenmediğini alacağın tahsili amacıyla adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Siirt İcra Müdürlüğünün 2019/8464 esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin davalı şirketin itirazı nedeniyle durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, davacı şirketin faaliyet alanının inşaat malzemesi, demir vs. satmak olmadığı gibi, başka bir firmadan satın aldığı/temin ettiği inşaat malzemelerini de gerek müvekkili şirketi gerekse adi ortaklığa sattığını iddia ettiği mallara ilişkin teslim tesellüm makbuzlarının bulunmadığını, faturanın düzmece olduğunu, imalatı tamamlanan bir eserin inşaattan sonraki tarihe ilişkin düzenlenen fatura dahil tüm evrakların muvazaalı olacağının aşikar olacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; davacının mal teslimini kanıtlamadığını, adi ortaklığın temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını, teslim alınmayan mallara ilişkin muvazaalı bir şekilde fatura keşide edilerek müvekkili aleyhine düzmece faturalar düzenlendiğini, borcu olmayan bir miktara haklı olarak süresinde itiraz eden müvekkili aleyhine açılmış olan davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, takibin girişildiği icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı, davalının faturalardan dolayı davacıya borçlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava mal satışı için düzenlenen faturalar karşılığı alacağın tahsili için girişilen takibe yönelik davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davaları, yapılan takibe itiraz üzerine duran takibin devam etmesini sağlamak amacıyla açılan davalardır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada belirlenecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığıdır. Uyuşmazlığın çözümü için icra dairelerinin yetkisine ilişkin açıklama yapılmasında da yarar vardır. Bilindiği üzere icra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25'inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ S., İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 tarih ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 tarih ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 20.11.2002 tarih ve 2002/19-900 E., 2002/994 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Öte yandan, bir itirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hâllerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, Davalı vekili icra takibinde hem borca ve yetkiye itirazda bulunmuştur. Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Bu durumda Mahkemece İİK'nın 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca ön sorun olarak incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Anılan hüküm ile salt takip hukuku açısından yetki itirazının İcra Mahkemesince incelenmesine ilişkin prosedür düzenlenmiştir. Kaldı ki, itirazın iptalini tetkike yetkili olan mahkeme İcra Dairesinin yetkisine yönelmiş olan itirazı da inceleyebilir. Gerçekte de bu yetki itirazının araştırılması sonucunda kendisinin de yetkili olup olmadığı belirlenecektir. Aksinin kabulü halinde mahkeme İcra İflas Yasası'nın 4.maddesinin emredici hükmüne aykırı olarak yargı çerçevesinde olmayan İcra Dairesi ile ilgili bir karar vermiş olur ki, bu yön kabul edilemez. (HGK . 2017/19-902 esas, 2018/973 karar, 25.04.2018 traih, 3. H. D2021/2974 esas, 2021/5491 karar, 26.05.2021 tarih) Davalı, hakkında yapılan Siirt İcra Müdürlüğünün 2019/8464 sayılı takip dosyasına vermiş olduğu dilekçe ile, hem icra dairesinin yetkisine hem de borca itiraz etmiştir. Bunun üzerine alacaklı tarafından itirazın iptali davası Ankara Asliye Ticaret mahkemesinde açılmıştır. Davacı alacaklı yan; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itiraz üzerine yetki itirazının benimseyerek Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde eldeki davayı açmıştır. Siirt İcra Müdürlüğü' nün 2019/8464 sayılı dosyasında başlatılan takipte süresinde yetki itirazında bulunulduğu, yetki itirazını kabul eden alacaklının, yetkiye yönelik itiraz üzerine Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır. Açıklanan nedenlerle, borçlu davalının icra takibine yetki yönünden itirazının usulüne uygun bir itiraz olup olmadığı değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, mahkemenin işin esasına ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup HMK'nın 353/1-a-3.maddesi gereğince mahkemenin davanın reddine yönelik kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/257Esas, 2022/421Karar ve 08/06/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-3.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 20/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."