Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/563 E. , 2024/4918 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/563 Karar No:2024/4918 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kaymakamlığı KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elazığ ili, Karakoçan ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/563 E. , 2024/4918 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/563 Karar No:2024/4918 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kaymakamlığı KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elazığ ili, Karakoçan ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık ihale usulüyle satışına ilişkin 29/12/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunun bildirimine ilişkin Karakoçan Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemelerinin 07/06/2023 ve 03/08/2023 tarihli ara kararlarına cevaben davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden, Elazığ ilinde yerel olarak yayım yapan gazeteler bulunduğu halde (... Gazetesi, .. Gazetesi, ... Gazetesi gibi), ihaleye katılımı artırmak ve rekabeti sağlamaya yönelik olan, ihale ilanlarının günlük gazete çıkan yerlerde en az bir gün aralıkla yayımlanmak suretiyle iki defa duyurulacağı, günlük gazete çıkmayan yerlerde ancak ilgili idare ile hükümet ve belediye binalarının ilan tahtalarına asılacak yazılar ve belediye yayın araçları ile yapılacağı, ilanın yapıldığına yönelik işlemlerin bir tutanakla belgeleneceği kuralına aykırı olarak yerel gazetede gerekli ilanların yapıldığını ispata yarar herhangi bir belge ve bilginin dosyaya sunulmadığı, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 17. maddesinde, milli emlak müdürlüğü bulunmayan ilçelerde mal müdürünün ihale komisyonuna başkan olarak görevlendirileceği, ilçelerde birden fazla ihale komisyonu kurulması halinde, komisyon başkanı olarak milli emlak uzmanının komisyon başkanı olarak görevlendirilebileceğinin kurala bağlandığı, belirtilen düzenlemeye aykırı olarak milli emlak uzmanının ihale komisyonu başkanı olarak görevlendirildiği, Karakoçan ilçesinde birden fazla komisyon kurulduğu için milli emlak uzmanın komisyon başkanı olarak görevlendirildiğine ilişkin idarece herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediği, bu haliyle taşınmaz için takdir edilen bedelin, 2886 sayılı Kanun ile anılan Yönetmelik'te öngörülen usule uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin tespitine imkan bulunmadığı; bu durumda, 2886 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayalı olarak yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ilan edilmeden, usulüne uygun komisyonlar oluşturulmadan gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Karakoçan ilçesinde Basın İlan Kurumuna akredite yayın organının bulunmadığı, ihale ilanının usulüne uygun olarak yapıldığı, ihaleye konu taşınmazın mera vasfında olmadığı, milli emlak uzmanının Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce ihale komisyonu başkanı olarak görevlendirildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı, Elazığ ili, Karakoçan ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın zilyedi olduğundan bahisle, satışında kendisine öncelik verilmesi talebiyle 20/08/2020 tarihinde davalı idareye başvurmuştur. Karakoçan Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı ihale onayıyla, söz konusu taşınmazın 2886 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca açık ihale usulüyle 294.000,00-TL muhammen bedel üzerinden satılmasına karar verilmiştir. Karakoçan Milli Emlak Şefliğince davacı adına düzenlenen ve ekinde ihale ilanına yer verilen 'İhaleye Davet' yazısı, "Elden aldım. 16/12/2021" şerhiyle imzalanmıştır. 29/12/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye tek istekli olarak katılan ... Köyü Tüzel Kişiliği 295.000,00-TL teklif vermiş ve ihale uhdesinde bırakılmıştır. Karakoçan Milli Emlak Şefliğinin ... tarih ve ...sayılı yazısıyla, ihale üzerinde bırakılan ... Köyü Tüzel Kişiliğine, komisyon kararının ita amirince onaylandığı, ihale bedelinin süresi içerisinde yatırılması gereği bildirilmiştir. Davacı tarafından, söz konusu taşınmazın bir kısmına ilişkin zilyetlik iddiası ve mera vasfındaki taşınmazın konut yapılmak üzere imara açılamayacağı iddialarıyla satış ve imar işlemlerinin iptali talebiyle 26/07/2022 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvurulmuş, başvuru davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Davalı idarenin red işleminin 20/10/2022 tarihinde tebliğ edildiğini beyan eden davacı tarafından 06/12/2022 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin dava dilekçesinin reddi yönündeki ... tarih ve E:..., K:...; ... tarih ve E:..., K:... ve ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararları sonrası yenilenen dava dilekçesinde, ihalenin 26/07/2022 tarihinde öğrenildiği beyan edilerek, Karakoçan Kaymakamlığının 29/12/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunun bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içerisinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı kural altına alınmıştır. Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin, süre aşımı yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, süre aşımı hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı bulunan hallerde davanın reddedileceği kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usule tabi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idari davalara yöneliktir. Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idari işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hallerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 29/12/2021 tarihinde gerçekleştirilecek ihaleyle ilgili olarak davacının ihaleye konu taşınmazı satın alma yönündeki 20/08/2020 tarihli başvurusu gözetilerek kendisine ihaleye davet yazısının gönderildiği, ihale ilanı ekli davet yazısını 16/12/2021 tarihinde elden alan davacının ihaleden bu tarih itibarıyla haberdar olduğu, buna göre, otuz günlük dava açma süresinin 16/12/2021 tarihini izleyen günden itibaren başladığı, davacının, davaya konu ihalenin, davalı idareye başvuru tarihi olan 26/07/2022 tarihinde öğrenildiği yönündeki beyanına itibar edilmesi halinde dahi, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı dikkate alındığında, 06/12/2022 tarihinde açılan davanın süresinde açılmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, 16/12/2021 tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 06/12/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL ilk derece yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca temyiz aşamasında tahsil edilmeyen toplam ... -TL temyiz harcının davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydedilmesine, gereği için Mahkemece ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 7. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara; istemi halinde ilk derece aşamasında kullanılmayan ... -TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 9. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 20/11/2024 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY : Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı Kanun'a, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar da ivedi yargılama usulünün uygulanacağı işlemler arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usulüne tabi bir idari işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunu kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca itirazda bulunmasının dava açma süresini durdurmayacağı, doğrudan dava açması gerektiği bildirilmeyen ilgililerin hangi yargılama usulünün uygulanacağı ve hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlal eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1 maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil, açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tabi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Elazığ ili, Karakoçan ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın 2886 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca açık ihale usulüyle satılmasına ilişkin ihaleye davet yazısının davacıya 16/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 29/12/2021 tarihli ihaleden bu tarihte haberdar olduğu, 29/12/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin sonucunun bildirimine ilişkin davalı idarenin 31/12/2021 tarihli işleminin iptali istemiyle işbu davanın 06/12/2022 tarihinde açıldığı görülmektedir. Uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda davacıya yazılı bildirim yapılmadığı dikkate alındığında, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmekle birlikte, davacı tarafından, ihalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde dava açılmadığı görüldüğünden, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozularak, davanın belirtilen gerekçe ile süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.