TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2024 NUMARASI : 2023/635 Esas 2024/307 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı dav…
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/1170 Esas 2025/1928 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1170 KARAR NO : 2025/1928 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2024 NUMARASI : 2023/635 Esas 2024/307 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının aracın rayiç değerinin 28/02/2023 tarihli teklif ile 700.000,00 TL olarak belirlendiğini, 371.000,00 TL'si sovtaj alıcısı, 329.000,00 TL'si ise davalı tarafından karşılanacağına ilişkin teklifi müvekkilinin kabul ettiğini, bu tekliften sonra davalının yeni teklif sunarak rayiç değeri 446.000,00 TL olarak belirlediğini, müvekkilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ikinci teklifi kabul ettiğini, davalının bu teklifin de gereğinin yerine getirmeden 09/05/2023 tarihli teklifle aracın rayicini 275.000,00 TL olarak belirlediğini, müvekkilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bu teklifi de kabul ettiğini, davalının yükümlülüklerine aykırı davrandığını, 28/02/2023 tarihli teklifte belirlendiği üzere aracının rayiç değerinin 700.000,00 TL olduğunu, davalının sunduğu öneriyle bağlı bulunduğunu, taraflar arasında bu teklife ilişkin mutabakat sağlandığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, hasar dosyasında yapılan incelemelerle davacıyla mutabık kalınarak ödeme yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kaza 19/11/2019 tarihinde meydana gelmiş olup kolluk tarafından tanzim edilen tutanakta yalnızca maddi hasar oluştuğunun bildirildiği, davalı araç sigortacısı ve sigortalısına ait tüm bilgilerin yer aldığı, davacının kazayı öğrenmediğine ilişkin iddiasının bulunmadığı, davanın 26/09/2023 tarihinde açılmış olmakla yasal 2 yıllık sürenin dolmasından sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yaralamalı trafik kazası olduğunu, yaralamalı trafik kazaları bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresi değil 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin uygulanacağını, sigorta ekspertiz raporunda müvekkiline ait aracın hasarlı değerinin 371.000,00 TL, piyasa değerinin 700.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, davalının bu raporu cevap dilekçesi ekinde sunduğunu, müvekkiline ait aracın rayicini ve hasarlı değerini açıkça kabul ve ikrar ettiğini, müvekkiline ait aracın pert total işleminin 10/05/2023 tarihinde yapıldığını, müvekkiline ödenen meblağın piyasa rayicine uygun olup olmadığını öğrenmesinin ancak bu tarih itibariyle mümkün olduğunu, davalının araştırmalarını kasko kesin ekspertiz raporunun düzenlendiği 10/05/2023 tarihinde tamamladığını, davalının 10/05/2023 tarihli kasko kesin ekspertiz raporuna istinaden 24/05/2023 tarihinde ödeme yaptığını, davalı tarafından aracın rayiç değerinin 28/02/2023 tarihli mutabakatname ile 700.000,00 TL olarak belirlendiğini, 371.000,00 TL'sinin sovtaj alıcısı ... Otomotiv tarafından, bakiye 329.000,00 TL'sinin davalı tarafından karşılanacağına ilişkin teklifin müvekkiline sunulduğunu, müvekkilinin teklifi kabul ettiğini, dosyaya davalı şirket tarafından sunulan 10/04/2023 tarihli sigorta ekspertiz raporuyla da müvekkiline ait aracın hasarlı değerinin 371.000,00 TL, piyasa değerinin 700.000,00 TL olduğunun sabit bulunduğunu, davanın her iki tarafı da tacir olup icap ve kabul ile sözleşme kurulduğunu, tarafların 28/02/2023 tarihli mutabakatname ile yeni bir sözleşmenin tarafları haline geldiklerini, ceza zamanaşımı uygulanmazsa ve zamanaşımı oluştuysa dahi zamanaşımının borcu ancak eksik borç haline getirecek olup davalının yeni sözleşme ile söz konusu eksik borcu yeni bir sözleşmeden kaynaklı borç haline getirdiğini, sözleşmeden kaynaklı borç bakımından zamanaşımı süresinin tarafların mutabık olduğu tarihten itibaren 10 yıl olduğunu, davalının dava dosyasına sunarak ikrar ettiği ve 28/02/2023 tarihli mutabakatname ile tarafların anlaştıkları meblağdan sorumlu bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 02/04/2024 tarihli rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, mutabakatnameler, ödeme dekontları, sovtaja ilişkin araç satış sözleşmesi, kaza tespit tutanağı, e-mail suretleri, davacı tarafından davalıya yapılan 16/06/2023 tarihli başvuru dosya içerisinde yer almaktadır. Davacının imzasının yer aldığı 28/02/2023 tarihli mutabakatnamede, araç rayiç bedelinin 700.000,00 TL olduğu, sovtaj bedeli olan 371.000,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından, bakiye 329.000,00 TL'nin davalı tarafından yatırılacağı kabul edilerek imzalandığı anlaşılmıştır. Davacının imzasının yer aldığı 28/04/2023 tarihli mutabakatnamede, araç rayiç bedelinin 446.000,00 TL olduğu, sovtaj bedeli olan 138.260,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından, bakiye 307.740,00 TL'nin davalı tarafından yatırılacağı kabul edilerek, davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalandığı görülmüştür. Davacının imzasının yer aldığı 09/05/2023 tarihli mutabakatnamede, araç rayiç bedelinin 275.000,00 TL olduğu, sovtaj bedeli olan 200.000,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından, bakiye 75.000,00 TL'nin davalı tarafından yatırılacağı kabul edilerek, davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalandığı görülmüştür. Davalı tarafından davacıya 24/05/2023 tarihinde 75.000,00 TL ödendiği banka dekontu ile sabittir. Araç satış sözleşmesinden, aracın sovtajının dava dışı ... Otom. şirketine 200.000,00 TL'ye satıldığı, sovtaj alıcısı tarafından davacıya 197.796,00 TL, sigortalı aracın araç muayene ücreti olarak da 2.204,00 TL ödediği banka dekontlarından anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya 16/06/2023 tarihinde yapılan başvuru ile, aracın ikinci el satış fiyatının 700.000,00 TL olduğu, aracın rayicinin ise 275.000 TL olduğu kabul edilerek ödeme yapıldığı belirtilerek bakiye 425.000,00 TL'nin 15 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sigortalı aracın pert total olduğu, araçta 406.012,42 TL hasar oluştuğu, aracın rayiç değerinin 550.900,00 TL bulunduğu, sovtajın 200.000,00 TL, davacının zararının 350.000,00 TL bulunduğu, davalının ödediği 75.000,00 TL mahsup edildiğinde davacının davalıdan 275.000,00 TL talep edebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı vekili 25/04/2024 tarihli celsede bedel artırım için süre talep etmiş, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir ara karar tesis edilmemiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasar nedeniyle pert olduğunu, davalının hasar dosyasında 28/02/2023 tarihli teklifi üzerine rayicin 700.000,00 TL olduğuna dair mutabakatname imzalandığını, 28/04/2023 tarihli ikinci teklifte rayicin 446.000,00 TL, 09/05/2023 tarihli rayicin 275.000,00 TL olduğuna ilişkin mutabakatnamelerin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalandığını, davalının 09/05/2023 tarihli mutabakatname uyarınca zararını giderdiğini, ancak eksik rayiç bedel ödendiğini iddia etmiş, davalı yan ise yapılan ödeme ile sorumluluğun sona erdiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğradığı, aracın pert olduğu, davalı tarafından davacıya gönderilen 09/05/2023 tarihli 3. teklif doğrultusunda 275.000,00 TL rayiç bedele ilişkin davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalanan mutabakatname doğrultusunda davalının davacıya ödeme yaptığı, davalının davacıya gönderdiği 1. Teklif olan 28/02/2023 tarihli mutabakatnamede araç rayiç değerinin 700.000,00 TL olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, dava zaman aşımına uğramamış ise kasko sigortalı aracın pert total olması nedeniyle kaza tarihi itibarıyla rayiç değerinin ne kadar olduğu, davalının araç rayiç değerini düşük tespit ederek davacıya eksik ödeme yapıp yapmadığı, davalının 1. teklifi ile davacı tarafından imzalanan mutabakatnamede yer alan 700.000,00 TL araç rayiç değeriyle bağlı olup olmadığı, eksik ödeme var ise miktarı ve davacının davalıdan bu bedeli talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan eksik rayiç bedel ödemesine ilişkin tazminatın tahsili talebiyle açılan davada davalı tarafından yasal süre içerisinde verilen cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazı ileri sürülmüştür. Mahkemece de davanın 2 yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar, TTK'nun 1420/1. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Nitekim, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğuna ilişkin bu düzenlemeye, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.10. maddesinde de aynen ve açıkça yer verilmiştir. İki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın muaccel olduğu tarihtir. Zarar sigortalarında, alacağın muaccel olduğu gün, sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan beş iş günü olan ihbar süresinin son günüdür. KTK'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız eylem niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden Türk Borçlar Kanunun'daki haksız fiil düzenlemesinden farklı, özel bir hüküm getirilmiş; bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden zamanaşımı süresi iki yıl olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. KTK'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, tedavi giderleri ve/veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi gibi, yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan (dolayısıyla haksız eylemden) zarar gören tarafın açtığı bir dava olması gerekir. Kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin dayanağı ise, sigorta ettiren ve sigortacının tarafı olduğu sözleşmedir. Anılan hükümde geçen "maddi tazminat talepleri" kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki maddi tazminat talebinin ilişkilendirilmesi mümkün değildir. KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında haksız eylem nedeniyle zarar gören üçüncü kişi veya kişiler, zararlarının karşılanması bakımından zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıya başvuruda bulunabilirlerse de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı olarak hiçbir zaman “sigortacı kasko şirketine”, hukuki sorumluluğuna dayanarak başvuramazlar. Haksız eylemin özel bir türü olarak düzenlenen KTK'nun 109/2. maddesindeki yaralamadan veya ölümden dolayı zarar gören üçüncü kişilerin alacak hakkı yönünden açılacak davalarda, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunu bakımından suç oluşturmakta ve daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmekte ise, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanabilir ise de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat davaların bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Bu durumda kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve araç hasar bedeli, araç mahrumiyet zararı istemine konu tazminat taleplerinde uygulanacak dava zamanaşımı süresi iki yıldır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2016/10047 Esas 2019/1448 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/12/2010 tarih ve 2010/17-664 Esas 2010/689 Karar sayılı içtihadı). Davacının kasko sigorta tazminatı talebi, KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, eldeki davada uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacak olup, davacı vekilinin somut olayda yaralama gerçekleştiğinden uzamış ceza zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Burada tartışılması gereken husus, somut olayda TTK'nun 1420/1 maddesinde düzenlenen 2 yıllık zaman aşımı süresinin mi yoksa TBK'nun 146. maddesinde düzenlenen sözleşme dava zaman aşımı süresi olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin mi uygulanacağıdır. Yukarıda açıklandığı üzere davacının aracı kasko poliçesi teminatı altında olup, zarara konu olay 19/11/2019 tarihinde meydana gelmiştir. Davacının kazayı ihbar etmesi üzerine davalı tarafından hasar dosyası açılmış, kasko ekspertiz raporu alınmıştır. Davalı tarafından hasar dosyasında yapılan incelemeler sonucu davacıya 28/02/2023 tarihli birinci teklifte rayiç değerinin 700.000,00 TL, sovtajın 371.000,00 TL, bakiyenin 329.000,00 TL olduğu, sovtaj bedelinin sovtaj alıcısı tarafından bakiye bedelin davalı tarafından ödeneceği belirtilmiş, anılan rakamları içeren mutabakatname davacı tarafından imzalanmıştır. Anılan mutabakatnamenin imzalanmasından sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 28/04/2023 tarihli ikinci teklifte rayiç değerinin 446.000,00 TL, sovtajın 138.260,00 TL, bakiyenin 307.740,00 TL olduğu, sovtaj bedelinin sovtaj alıcısı tarafından bakiye bedelin davalı tarafından ödeneceği belirtilmiş, anılan rakamları içeren mutabakatname davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle imzalanmıştır. İkinci mutabakatnamenin imzalanmasından sonra davalı tarafından davacıya gönderilen 09/05/2023 tarihli üçüncü teklifte rayiç değerinin 275.000,00 TL, sovtajın 200.000,00 TL, bakiyenin 75.000,00 TL olduğu, sovtaj bedelinin sovtaj alıcısı tarafından bakiye bedelin davalı tarafından ödeneceği belirtilmiş, anılan rakamları içeren mutabakatname davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle imzalanmıştır. Davacı tarafından işbu dava birinci teklif üzerine imzalanan mutabakatname ile davalının bağlı olduğu ileri sürülerek açılmıştır. Kural olarak kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken dava zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ise de, somut olayda davalı tarafından davacıya gönderilen birinci teklif üzerine imzalanan 28/02/2023 tarihli mutabakatname uyarınca davalı davacıya rayiç bedelin 700.000,00 TL olduğu, sovtaj alıcısı tarafından ödenecek bedel dışında 329.000,00 TL ödeneceği taahhüdünde bulunmuştur. Anılan mutabakatname uyarınca taraflar arasındaki ilişkinin artık sözleşme ilişkisine dönüştüğü, açılan işbu davada davalının birinci mutabakatname ile bağlı olup olmadığının tartışılacağının kabulü gerekecektir. Bu durumda ise, olayda uygulanması gereken dava zaman aşımı süresi de sözleşme ilişkisinde uygulanması gereken dava zaman aşımı süresidir. Hal böyle olunca, mahkemece açılan işbu davada davalı tarafından davacıya gönderilen 28/02/2023 tarihli birinci teklif üzerine imzalanan mutabakatnameyle bağlı olup olmadığının uyuşmazlık konusu olduğu, anılan mutabakatnamenin imzalanması ile taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisine dönüştüğü, TBK'nun 146. maddesi uyarınca uygulanması gereken dava zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, kazanın meydana geldiği 19/11/2019 tarihinden, davanın açıldığı 26/09/2023 tarihine kadar anılan zaman aşımı süresinin dolmadığı gözetilerek toplanan deliller uyarınca, davacı vekilinin bedel artırım için süre talep ettiği de gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddi kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2024 tarih 2023/635 Esas 2024/307 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -