T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/790 Esas KARAR NO : 2025/2005 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/334 Esas - 2022/1163 Karar TARİH: 12/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/790 Esas KARAR NO : 2025/2005 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/334 Esas - 2022/1163 Karar TARİH: 12/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket nezdinde sigortalı bulunan ve davalıya ait ... plakalı araç ile taşınan paletli ekskavatörün, 11.10.2019 tarihinde taşınması esnasında köprüye çarpması neticesinde hasarlandığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu muafiyet tenzili de yapılarak sigortalıya 17/01/2020 tarihinde 64.125,11-TL ve 07/02/2020 tarihinde 11.542,52 TL KDV bedeli ödendiğini, hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve TTK'nun 1472.maddesi hükmüne göre sigortalıya halef olunduğunu, ayrıca sigortalının haklarını davacıya temlik ettiğini, davalı tarafın, sorumluluğunda bulunan ekskavatörün taşınması esnasında köprüye çarparak makinenin zarara uğramasına sebebiyet vermesi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, davalının Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu'itiraz sebebiyle takip durduğu, davalının takibe, borca, faize ve ferilerine vaki itirazlarının iptaline, icranın devamı ile asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin aracı ve lowbed (iş makinesi taşıyan araç), ruhsatı olan, standart tescile tabi, şehirler arası iş makinesi taşıma yetkisi olan ve trafiğe uygun şekil ve şartları taşıyan bir araç olduğu, trafiğe çıkmaya uygun ve elverişli olduğu, makinede meydana gelen hasarda Müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığı gibi makinenin taşınması sırasında da hiçbir trafik kuralı ihlal edilmediği,müvekkil şirketin, bahse konu zararın oluşumunda hiçbir kusur ve sorumluluğu olmadığı, bu nedenle davacıya müvekkil şirketin hiçbir borcu olmadığı, davacının rücu hakkını kullanabilmesi için müvekkilin zararın oluşumunda kusurunun olması gertiği, davacının rücu hakkını kullanabilmesi için davalının kazanın oluşumundaki kusuru ya kast derecesinde olmalı ya da ağır kusur sayılabilecek şekilde kazaya sebebiyet vermiş, olması gerektiği, kazanın meydana geldiği yerdeki yol ve köprünün durumunun da araştırılması gerektiği, kazanın meydana geldiği noktada köprünün altındaki yol bozuk olduğu, tam aracın geçtiği noktada kabarıklık-şişkinlik mevcut olduğu, bu durum köprünün altından geçen araçların sıçrayarak / yerden yükselerek yol almasına neden olduğu, davacı haksız olarak icra inkar tazminatı talep ettiği, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığı ve dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/12/2022 tarih ve 2021/334 Esas - 2022/1163 Karar sayılı kararında; "Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece 1.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 80.108,60-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; '' hasarlı kazanın meydana geldiği, yüklü araçlar için de “Özel Yük Taşıma İzin Belge': alınması suretiyle mümkün olmasına karşın dava dosyasında yetkililerden alınmış izin belgesi sunulmamış olduğu; taşıma sırasında yol ve köprülerin durumunun göz önünde bulundurularak trafik güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi ve gösterilecek güzergah üzerinde, istenecek gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması zorunlu olmasına karşın ihlal edildiği; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 47/ c “Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara” ve madde 47/d “Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere” uymadığı ve madde 52/a “Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak” madde 52/b “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, ” zorunda olduğundan ihlal ettiğinden kazanın oluşumunu engelleyemediği; Trafik kazalarına karışanlar ile ilgili kurallar madde 81/d “Kazayı; yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak” ve madde 81/e “Sürücüsü, mal sahibi veya ilgili kişilerin bulunmadığı sırada araç, eşya veya yüklere zarar veren sürücüler,zarar verdikleri araç, eşya veya mülkün sahibini veya ilgili kişileri bulmak, ilgilileri bulamadıkları takdirde durumu tespit etmek ve zarar verilen şey üzerine yazılı bilgi bırakmak, ilgili zabıtaya en kısa zamanda bilgi vermek, zorunda olmasına karşın dava dosyasında yetkililerce düzenlenmiş maddi hasarlı tutanak bulunmadığından ihlal edildiği; tüm bu hususlardan dolayı seyrine özen göstermediği, dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi, özensiz davranışları nedeniyle, dava konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu; 64.125,11 TL maddi zarar bedeli bulunduğu ve bu bedelin dava konusu kaza ile uyumlu olduğu...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''... Sigorta A.Ş tarafından davalı firmaya rücu edilen 75.667,63 TL tutarındaki asıl alacak, buna ilişkin olarak hesaplanan ticari avans faizi tutarı 31.160,46 TL hesaplandığını...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporu ile de alacak ispatlanmıştır. Davacının rücuya tabi tazminat hakkının bulunduğu ve bu tutarın 75.667,63 TL tutarındaki asıl alacak, buna ilişkin olarak hesaplanan ticari avans faizi tutarı 31.160,46 TL olmak üzere olduğu anlaşılmıştır. Takip 75.667,63 TL asıl alacak, 4.440,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.108,60 TL üzerinden başlatılmıştır. Gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulüne, Alacağın miktarı ancak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğinden likit bir alacak olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, davanın kabulüne, dava konusu takibe yapılan itirazın iptaline, inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu hasarın oluşmasında hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketin maliki olduğu araç ve lowbedin (iş makinesi taşıyan araç), ruhsatı olan, standart tescile tabi, şehirler arası iş makinesi taşıma yetkisi olan ve trafiğe uygun şekil ve şartları taşıyan bir araç olduğunu, araca ve lowbed'e ait ruhsat fotokopilerinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, makinenin taşınması sırasında hiçbir trafik kuralı ihlal edilmediğini, kazanın meydana geldiği noktada köprünün altındaki yol bozuk olup, tam aracın geçtiği noktada kabarıklık-şişkinlik mevcut olması nedeniyle, köprünün altından geçen araçların sıçrayarak / yerden yükselerek yol aldıklarını, bu hususun keşif yapıldığında kolaylıkla tespit edilebilecek olduğunu, yolda şoförler tarafından fark edilmeyecek kabarıklık şişkinlik bulunduğunu ve bu şişkinliğn araçların sıçramasına neden olduğunu, Dosyada makine fakültesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenmiş ilk bilirkişi raporu ile, mali müşavir ... tarafından düzenlenen ikinci bilirkişi raporu bulunduğunu, ilk rapora karşı itirazları üzerine makine mühendisi bilirkişinin düzenlediği ek raporda, yoldaki bozukluk durumunun inşaat mühendisliğinin uzmanlık alanına girdiğinin belirtildiğini bu nedenle yeniden rapor alınması taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini, yine teknik bilirkişinin trafik kuralı ihlali bakımından yaptıkları itirazları da değerlendirmediğini, olay yerinde keşif yapılması gerektiğini, yolda şoförler tarafından fark edilmeyecek kabarıklık şişkinlik bulunduğunu, teknik bilirkişinin yol durumuna ilişkinin itirazları bakımından uzman olmadığını belirtmesine ve bu haliyle dosyanın karayolu asfalt bozuklukları ile ilgili uzmanlık gerektiren hususta uzman bilirkişiye gönderilerek gerekli yol ölçümlerinin yapılması gerekirken eksik inceleme ile rapor üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerdeki yol ve köprünün durumunun da araştırılması gerektiğini, dosyaya daha önce sundukları videoda görüleceği üzere yolun bozuk olduğunu, davacının rücu hakkını kullanabilmesi için davalının kazanın oluşumundaki kusuru ya kast derecesinde olmalı ya da ağır kusur sayılabilecek şekilde kazaya sebebiyet vermiş olması gerektiğini; ancak makinede meydana gelen hasarda müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığı gibi makinenin taşınması sırasında da hiçbir trafik kuralı ihlal edilmediğini, dinlenen tanık beyanlarından da müvekkiline atfedilecek kusur olmadığı gibi kaza esnasında aracı süren şoföre de atfedilebilecek hiçbir kusur olmadığının, aracın hız kurallarına da uyarak normal seyirinde gittiğinin, ayrıca şoförün yanında ekskavatörün operatörü ve arkalarında aracı belli bir mesafede takip eden araç da bulunduğunun, trafik kurallarına uygun şekilde ilerlenildiğinin anlaşıldığını, şoför ...ı'nın deneyimli, uzun yıllardır bu işi yapan ve kazanın olduğu güzargahı sürekli kullanan biri olduğunu, araç üzerinde taşınan Ekskavatörün bölünemeyen ve ölçümü sabit, belli olan bir yük olduğunun, müvekkilinden veya şoförden kaynaklanmayan bir durumun müvekkiline kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporu hazırlanırken tüm bu hususların dikkate alınması ve yerinde inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini, tüm bu itirazlarına cevaben bilirkişi ek raporunda: "KÖK raporda ilgili tüm Karayolu Trafik Yönetmeliği ve Kanun maddeleri detaylı olarak raporun 3,4,5,6. Sayfalarında değerlendirilmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunmakla yetindiğini, mahkemenin dosyayı, uyuşmazlığın esasını aydınlatacak bilirkişiye göndermeyip, davacı yönlendirmesi ile mali müşavir bilirkişiye verdiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazların da değerlendirilmediğini, yol durumu incelenmeden rücuya ilişkin karar verilmesinin eksik inceleme sonucu hüküm kurulması anlamına geldiğini, mali bilirkişinin yalnızca rücuya tabi tazminat tutarı, KDV bedeli ve ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizini hesapladığını, itirazların değerlendirilmediğini, oysa dosyayı inceleyen teknik bilirkişinin önceki beyanları da dikkate alarak, yerinde inceleme yapmak suretiyle yol ve köprü durumunun incelemesi gerektiğini; dosyada esas temel hususun bu olduğunu fakat bilirkişilerce bu doğrultuda özenli bir çalışma yürütülmediğini; haliyle yerel mahkemenin bu şekilde yanıltıldığını ve hukuka, hakkaniyete aykırı işbu kararın verildiğini, İleri sürerek yukarıda arz ve izah olunan ve re’sen araştırılacak nedenlerle öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkındaki davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının sigortalısına ait ekskavatörün davalı tarafından taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle, sigortalıya yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, poliçe hasar dosyası, sigortalı finansal kiralama şirketinin hasarın sigorta ettiren dava dışı şirkete ödenmesine muvafakat ettiğine dair belge, ödeme belgeleri, rücu yazısı dosya arasına alınmış, davalı tanıkları dinlenilmiş, dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdii edilerek kök ve ek rapor alınmış, akabinde faiz hesabı bakımından mali bilirkişiden rapor alınmış ve davacının rücu alacağını ispatladığı gerekçesi ile davanın kabulüne, alacak likit olmadığından inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; kazanın meydana gelmesinde davalı taşıyıcının kusuru olmadığı, davalıya ait araç ile taşınan ekskavatörün üst kısmının köprüden geçildiği esnada, köprü altındaki yolda mevcut olan ve gözle görülemeyen kabarıklık nedeniyle aracın sıçraması sonucu köprüye çarparak hasarlandığı, hasara yoldaki bozukluğun sebep olduğu, davalının kusuru bulunmadığı, yol ve köprü durumunun tespiti için uzman bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yapılması gerektiği, teknik bilirkişinin davalının trafik kurallarına uymadığına dair tespitinin de hatalı olduğu, tüm bu hususlardaki itirazlarının karşılanmadığı yönündedir. 6102 Sayılı TTK'nun 875/1 fıkrası uyarınca, taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olup, somut olayda hasarın davalı tarafından yapılan taşıma sırasında makinenin üst kısmının altından geçilen köprüye çarpması sırasında meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir. Davalı şoförü tarafından imzalanan hasar tutanağında; körünün ekskavatör yüklü aracı kurtaracağını düşündüğü, ancak makinenin bom kısmının köprüye çarpması sonucu kazanın meydana geldiği ve hasar oluştuğu belirtilmiş, aracın köprü altından geçerken sıçradığına dair bir husus tutanağa dercedilmemiştir. Makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda racın özel yük taşıma belgesi bulunmadığı, hasarın meydana geldiği köprünün azami yükseklik tabelasındaki uyarının dikkate alınmaması ve aracın hızının güzergahtaki yol ve köprü durumuna göre araç hızının azaltılmaması nedeniyle kazanın meydana gelişinde tam kusurlu olduğunun belirtildiği, nitekim davalı şoförünün duruşmada tanık sıfatıyla dinlendiği ve yola çıkmadan önce gabari ölçümünün yapılmadığını beyan ettiği, dolayısıyla aracın makine yüklü ebatlarının güzergahtaki köprülere uygun olup olmadığı tespit edilmeden yola çıkıldığının anlaşıldığı, yol durumundaki bozukluğun TTK'da düzenlenen ve taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaran sebepler arasında yer almadığı, öte yandan yol durumundaki bozukluğun da kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu savunmasının davacıya karşı ileri sürülmeyeceği, zira hasarın meydana gelmesinde kusura dayalı veya kusursuz sorumluluğu bulunanların tamamının davacıya/halefi olduğu sigortalısına karşı müteselsilen sorumlu oldukları, bu nedenle yol durumuna ilişkin inceleme yapılmamış olmasının davalının davacıya karşı sorumluluğunun kapsamının tespitine bir etkisi bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.472,21-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.368,05-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.104,16-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.