11. Hukuk Dairesi 2014/6737 E. , 2014/19432 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2010/831-2014/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm b…
**11. Hukuk Dairesi 2014/6737 E. , 2014/19432 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2010/831-2014/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkililin davalı şirketin 009/03/2004 - 28/09/2009 tarihleri arasında %10 hisseli ortağı olduğunu, 10/08/2009 tarihinde... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/522 Esas sayılı dosyası ile şirketten ayrılma talebi ile dava açıldığını, davalı şirket tarafından 17/09/2009 tarih 23545 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ortaklıktan çıkarılma kararının 28/09/2009 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, mahkemece 30/12/2009 tarihli karar ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, 28/09/2009 tarihindeki şirketin gerçek ekonomik değerinin tespiti ile müvekkilinin davalı şirketteki 2/20 payının karşılığından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 14.550,00 TL nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin eski ortağı olan davacının katılımıyla 06/02/2009 tarihinde 5.000,00 TL olan şirketin sermayesinin 250.000,00 TL'ye yüksetilmesine oy birliği ile karar verildiğini, 06/02/2009 tarihli sermaye artırımı kararı uyarınca 07/05/2009 tarihine kadar ödenmesi taahhüt edilen 24.500,00 TL sermaye borcunun davacı tarafından ödenmediğ.ni, müvekkili şirket tarafından davacıya sermaye borcunu ödemesi için ihtarnameler keşide edildiğini, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi üzerine 07/09/2009 günü yapılan ortaklar kurulu toplantısında davacının TTK 529 maddesi uyarına şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini ve 28/09/2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, 19/01/2010, 20/01/2010 ve 21/01/2010 tarihli toplantılarda çıkartılan ortağın payının gerçek değerinin 24.500,00 TL olduğunun kabulü ile şirket ortağı ...'nin bu payı gerçek değerinden devralmasına, eksik kalan 3.245,40 TL faizin tahsili için davacı aleyhine hukuki yollara başvurulmasına karar verildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırımı kararı üzerine davacıya yapılan artırım ihtarlarına rağmen davacının sermaye borcunu artırmadığı, bu nedenle ortaklıktan çıkarılma kararının haklı olduğu, davacının ortaklık payının 28.09.2009 ortaklıktan çıkarılma tarihi itibarı ile davacının şirketteki %10 hissesinin öz varlık tutarı üzerinden 36.855,12 TL olduğu, ortaklıktan çıkarılma tarihi itibarı ile davacının ödemesi gereken sermaye miktarı 24.500,00 TL olup ortaklıktan çıkarılması ile bu bedelin ödeme yükümlülüğü kalmadığı, kaldı ki sonrasında bu payın fark konulmadan aynı bedel üzerinden bir başka şirket ortağı tarafından alındığı, bu nedenle davacının talep edebileceği miktarın ortaklıktan çıkarılma tarihi itibarı ile öncesinde sahibi olduğu %10 pay değeri ile ödenmesi gereken sermaye arasındaki fark kadar bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.355,12 TL alacağın 28/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Mahkemece hükmedilen alacağa 28/09/2009 tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de, davacı taraf dava dilekçesinde geçmişe yönelik faiz isteminde bulunmamış olmakla hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken davacının talebinin aşılması suretiyle 28/09/2009 tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. madde hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan “28/09/2009” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “dava" ibaresinin yazılmasına, kararın temyiz eden davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.