TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 15/09/2022 NUMARASI : 2020/19 Esas 2022/596 Karar DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVA TARİHİ : 16/11/2018 KARAR TARİHİ : 01/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2025 Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı, tar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/42 Esas - 2025/1032 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/42 KARAR NO : 2025/1032 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 15/09/2022 NUMARASI : 2020/19 Esas 2022/596 Karar DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVA TARİHİ : 16/11/2018 KARAR TARİHİ : 01/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2025 Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı, tarafca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada Davacı; dava dışı ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş.'nin %23,06 oranında payına sahip hissedarı olduğunu, 06/05/2016 tarihinde yapılan genel kurulda ..., ...'nın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, şirketin önemli varlıklarından birisinin ... parselde kayıtlı bulunan iş merkezinin %75 hissesi olduğunu, ... unvanı ile hizmet veren bu iş merkezinde 15 bağımsız bölüm bulunduğunu, bu taşınmazın söz konusu %75 hissesinin 20/09/2018 tarihinde 10.073.142-TL bedelle davalıya satıldığını, davalı şirketin ortaklarının ..., ... Holding A.Ş olduğunu, ismi geçen bu kişilerden ..., ... ve ...'nın aynı zamanda taşınmazı satan dava dışı şirketin en son genel kurulunda yönetim kuruluna seçilen üyeler olduğunu, taşınmaz satışına yönelik genel kurul kararı bulunmadığını, satışı yapılan iş merkezinin gerçek piyasa değerinin, satış değerinin çok üzerinde olduğunu, 19/11/2015 tarihinde Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesince taşınmazın %75 değerinin 24.846.210,98-TL olarak takdir edildiğini, yönetim kurulunun piyasa değerinin çok altında bir bedelle davalı şirkete satarak güveni kötüye kullandıklarını ve şirketi zarara uğrattıklarını, bu nedenle hissedarı olduğu ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş.'nin aktifinde iken davalıya genel kurulda satışa izin alınmadan satışı yapılan ... parseldeki iş merkezinin %75 hissesi yönünden satış işleminin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiş, davacı sunduğu 27/06/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki vakıaları tekrarlayarak muvazaa ile satışı yapan yönetim kurulu üyelerinin iflasına karar verilerek satış tarihinde yönetim kurulu üyelerinin görevde bulunmayıp bu sebeple yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, satış bedelinin de ödenmediğini belirterek dava konusu taşınmazın, davalı adına olan %75 hissesine yönelik tapu kaydının iptali ile ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş. adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada Davacı; dava dışı ... Menkul Kıymetler A.Ş.'nin % 45,04'lik payına sahip hissedarı olduğunu, 06/09/2018 tarihinde yapılan genel kurulda ..., ... ve ...'nın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, şirketin önemli varlıklarından birisinin ... Parselde kayıtlı bulunan iş merkezinin %25 hissesi olduğunu, ... unvanı ile hizmet veren bu iş merkezinde 15 bağımsız bölüm bulunduğunu, taşınmazın %25 hissesinin 20/09/2018 tarihinde 3.279.797-TL bedelle davalıya satıldığını, davalı şirketin ortaklarının ..., ..., ... ve ... Holding A.Ş olduğunu, ismi geçen bu kişilerden ..., ... ve ...'nın aynı zamanda taşınmazı satan şirketin en son genel kurulunda yönetim kuruluna seçilen üyeler olduğunu, satışı yapılan iş merkezinin gerçek piyasa değerinin, satış değerinin çok üzerinde olduğunu, Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2009/3524 esas sayılı takip dosyasında taşınmazın %25 hisse değerinin 22/03/2015 tarihi itibariyle 8.282.070,30-TL olarak takdir edildiğini, yönetim kurulunun piyasa değerinin çok altında bir bedelle davalı şirkete satarak güveni kötüye kullandıklarını ve şirketi zarara uğrattıklarını, bu nedenle hissedarı olduğu ... Menkul Kıymetler A.Ş.'nin aktifinde iken davalıya genel kurulda satışa izin alınmadan satışı yapılan ... parseldeki iş merkezinin % 25 hissesi yönünden satış işleminin batıl olduğunun ve satış işleminin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı sunmuş olduğu 27/06/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki vakıaları tekrarlayarak, muvazaa ile satışı yapan yönetim kurulu üyelerinin iflasına karar verilmesi nedeniyle satış tarihinde yönetim kurulu üyesi bulunmadıklarını, bu sebeple yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, satış bedelinin de ödenmediğini belirterek dava konusu taşınmazın, davalı adına olan %25 hissesi yönünden tapu kaydının iptali ile ... Menkul Kıymetler A.Ş. adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. CEVAP Asıl ve birleşen davada Davalı; davaları kabul etmediğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taşınmazların Ankara Çankaya ilçesinde olması nedeniyle Ankara Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, taraf sıfatı bulunmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, paydaşların tapu iptali ve tescil davası açma hakkı bulunmadığını, taşınmazın gerçek değerinin de üzerinde satın alındığını, taşınmaz üzerinde bulunan ipotekler ile taşınmazın satın alındığını, satış bedelinin alıcıya ödendiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, şirket ile işlem yasağına aykırılığın söz konusu olmadığını, bu nedenle açılan davaların reddine karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesine karşı verdiği cevap dilekçesinde de yetki itirazında bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazın hisse satışı yapılan tarihte davalı her iki şirkette de yönetim kurulu üyeliği sona eren kişi tarafından satış yapılması, taşınmaz satışına ilişkin bir genel kurul kararı olmaması ve satışta muvazaa bulunması sebebi ile her iki dava yönünden de davaların kabulüyle davalı şirketler adına satış suretiyle edinilen hisselerin iptali ile dava dışı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Asıl davada: Davanın kabulü ile, ... Parsel de davalı adına kayıtlı taşınmazın %75 hissesine ilişkin tapu kaydının iptali ile, dava dışı ... Tic. Ve Hizmetler Turizm A.Ş. adına tapuya tesciline, Birleşen Ankara 12. ATM'nin 2019/700 Esas sayılı dosyasında Açılan davada: Davanın kabulü ile, ... Parsel de davalı adına kayıtlı taşınmazın %25 hissesine ilişkin tapu kaydının iptali ile, dava dışı ... Menkul Kıymetler A.Ş. adına tapuya tesciline" ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; iptali istenen hisse satışlarının, 1771 m2 lik taşınmazın, asıl ve birleşen davalarda 1336 m2 ve 435 m2 sine tekabül ettiğini, mahkemece, % 75 ve % 25 hisse oranları üzerinden verilen tescil kararının hatalı olup infazda sıkıntı yaratacağını, hükmün düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; hisse oranları hatalı yazılan kararın infaz edilemeyeceğini, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davacının ayni hakkı zedelenen dava dışı şirketler olması gerektiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini zira davacı şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin icrai işlemlerinin iddia konusu olduğunu, satış yapan dava dışı şirketlerin genel kurul ve yönetim kurulu kararları uyarınca satışların yapıldığını, satıcı şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ile ilgili şahsi iflas kararlarının kesinleşmesinden önce dava konusu taşınmaz satışlarının yapılıp satışlar sırasında organ boşluğu olmadığını, muvazaa iddiasının dayanağı olan ucuz satış iddiasının gerçek olmayıp haciz ve ipoteklerin dikkate alındığını, adli yardım kararı ile birlikte teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, iflas halindeki dava dışı iki şirket yönünden depo kararı verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava, muvazaa olgusuna ve ayrıca satışa ilişkin yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olması sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Asıl ve birleşen davada davacı ortak; % 23,06 ve % 45,04 paylarla ortağı olduğu dava dışı şirketlerin( ... ve ...) yönetim kurulu üyelerinin ( ..., ... ve ... ), aynı zamanda ortağı oldukları davalı şirkete, muvazaalı olarak düşük bedelle dava konusu taşınmazdaki dava dışı ... ve ... Anonim şirkete ait hisselerini (sırasıyla % 75 ve %25 ) sattıklarını, taşınmazın hisselerinin satışına yönelik genel kurul kararları bulunmadığını, ortağı olduğu şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin şahsi iflaslarına karar verilmesi sebebi ile de satış tarihlerinde yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş olduğundan taşınmaz satışına ilişkin yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunu belirterek her iki davada da davalı şirket adına tapuda kayıtlı hisselerin iptali ile ortağı olduğu şirketlerin adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, Davalı şirket; her iki dava yönünden muvazaa iddiasını kabul etmeyerek taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlere göre satış bedelinin belirlendiğini savunarak davaların reddini dilemiş, Mahkemece; asıl ve birleşen davaların kabulüne yönelik yazılı olduğu üzere karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu ... Parseldeki 1.771m2 arsa vasıflı taşınmazın 1336/1771 hissesinin, dava dışı ... Tic. A.Ş. adına, 435/1771 hissesinin ise, dava dışı ... Menkul Kıymetler A.Ş. adına kayıtlı iken 20/09/2018 tarihli ve 69424 yevmiyeli satış işlemiyle her iki şirketi temsilen ... tarafından tayin edilen vekil tarafından, ... Tic. A.Ş. hissesinin 10.073.102,48-TL bedelle, ... Menkul Kıymetler A.Ş. hissesinin ise 3.279.797,90-TL bedelle tapuda satılarak davalı şirkete devredildiği, taşınmazın tam mülkiyetinin davalı şirket adına tapuda kayıtlandığı anlaşılmıştır. Dava dışı şirketlerin ortağı olan ve bu şirketler adına tescil talep eden davacının, gerek asıl gerekse birleşen davada taraf ehliyeti bulunduğu gibi davanın niteliği itibariyle taşınmazın adına kayıtlandığı davalı şirkete de husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosya kapsamında toplanan delillerden ve bilirkişi raporu kapsamından; dava konusu "arsa" nitelikli ana taşınmazın ve üzerinde yer alarak iş merkezi olduğu belirtilen binanın, 20/09/2018 tarihinde toplam 13.352.900,38-TL bedelle davalı şirkete satıldığı, ancak satış tarihindeki rayiç bedelinin, bilirkişiler tarafından 36.784.635-TL ( asıl davadaki hisse 27.749.448-TL, birleşen dava konusu hisse 9.035.187-TL) olarak hesaplandığı, buna göre piyasa rayiç bedeli ile satış bedeli arasındaki farkın 23.431.734,62-TL olduğu, taşınmazla birlikte davalı şirkete devredilen mevcut ipoteklerin değeri dikkate alındığında dava konusu taşınmazın satış tarihindeki piyasa rayiçlerinin çok altında bir bedelle davalı şirkete satıldığı kanaatine varılmıştır. Taşınmaz üzerinde düşük meblağlı hacizler ve ... lehine 2010 yılında tesis edilmiş yüksek meblağlı ipotekler bulunmaktadır. Bu ipoteklerin süreli teminat mektuplarının teminatı olduğu, teminat mektuplarının süresinin dolduğu davacı tarafça ileri sürülmüş davalı taraf bu iddianın aksini savunmamıştır. Dava konusu taşınmaz hisselerinin alım satım işlemleri, hem satış yapan dava dışı iki şirketi temsilen, hem de satın alan davalı şirketi temsilen ... tarafından verilen vekaletname ile tayin edilen vekil tarafından yapılmıştır. Taşınmazın satış bedelinin rayiç değerin çok altında olması( taşınmazın konumu, üzerinde iş merkezi ile 15 adet bağımsız bölüm bulunması), taşınmazı satan şirket yönetim kurulu üyeleri ile taşınmazı satın alan davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin aynı kişilerden oluşması, satışı yapan ve alan kişinin aynı kişi olması sebebi ile satışta muvazaa olgusunun kanıtlandığına ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı Dairemizce de değerlendirilmiştir. Davalı şirketin asıl ve birleşen davalarda bu hususlara ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Dava dışı ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş.'nin, 27/05/2013 tarihli genel kurulunda; yönetim kurulu üyeliklerinde 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ..., ..., ..., ...'nın seçildiği, yönetim kurulu başkanına tek başına, yönetim kurulu üyelerine 2 kişinin müşterek imzası ile en geniş anlamda temsil ve ilzam yetkisi verildiği, 06/05/2016 tarihli genel kurulunda, aynı kişilerin yeniden yönetim kuruluna seçildiği, bu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin katıldığı 06/05/2016 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararla, yönetim kurulu başkanlığına ..., başkan yardımcılığına ..., üyeliklere ise ..., ...'nın 1 yıl süre ile seçilmesine, gayrimenkul almaya, satmaya,...şirketin amaçları doğrultusunda ana sözleşmedeki yazılı konularda ve şirketin amaç ve konularına giren bütün işlerde temsile ve ilzama yönetim kurulunun onayı ile birlikte ...'ın tek imza ile münferiden veya yönetim kurulu üyelerinden iki kişinin müşterek imzasıyla en geniş anlamda 3 yıl süreyle yetkili kılındığı, 23/05/2019 tarihinde yapılan genel kurulda; dava konusu taşınmazın, davalı ... Sermaye Yatırım A.Ş.'ye 10.073.102,48-TL bedelle satılmasının görüşülerek %75,44 nitelikli çoğunluğun oyçokluğu ile satışın onanarak kabul edildiği ve yönetim kurulunun da ibra edildiği anlaşılmaktadır. Dava dışı ... ... A.Ş.'nin, 06/09/2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile ..., ... ve ...'nın seçilmesine oybirliğiyle karar verildiği, yönetim kurulu toplantısında alınan 06/09/2018 tarihli kararla yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu üyeliklerine ise ... ve ..., ...'nın 1 yıl süre ile seçilmesine, gayrimenkul mallar almaya, satmaya...şirketin amaçları doğrultusunda ana sözleşmedeki yazılı konularda ve şirketin amaç ve konularına giren bütün işlerde şirketi son dereceye kadar temsile ve ilzama yönetim kurulunun onayı ile birlikte ...'ın tek imza ile münferiden veya yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın müşterek imzasıyla 1 yıl süreyle yetkili kılındıkları, bu şirket yönünden gayrimenkul satışı yapılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı görülmüştür. Davalı ... ... A.Ş.'nin ise, 07/03/2018 tarihli 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurulunda, yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ..., ... ve ...'nın seçilmesine, ...'ın yönetim kurulu başkanı, ... ve ...'nın yönetim kurulu üyeleri olarak seçilmesine, yönetim kurulunun onayı ile birlikte yönetim kurulu başkanı ...'a en geniş anlamda tek başına imza ile veya yine yönetim kurulunun onayı ile birlikte yönetim kurulundan iki kişinin müşterek imzası ile en geniş anlamda temsil ve ilzam etmesi için yetki verilmesine oybirliğiyle karar verildiği görülmüştür. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2015 tarihli, 2012/488 Esas, 2015/377 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen davada davacı ..., dava dışı ... ve ... şirketleri ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ... ve ... hakkında 01/07/2015 tarihi itibariyle iflas kararı verildiği, verilen bu kararın İstinaf ve Yargıtay denetimi sonrası 21/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dairemizin 04/07/2025 tarihli, 2022/1094 Esas 2025/775 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere;" ....Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu yönetim kurulu kararında yönetim kurulu üyesi sıfatıyla toplantıya katılan ve kararda imzaları bulunan dava dışı ... ve ...'ın dava konusu 08/07/2016 tarihli yönetim kurulu toplantısına katıldığı ve oy kullandıkları görülmektedir. Bu kişiler hakkında 01/07/2015 tarihinde iflas kararı alınmış ve müflis ilan edilmişlerdir. Mahkemece, ... ve ... hakkında iflas kararı ilan edilmesi ile doğan hukuki sonuç doğurduğundan ayrıca iflas kararının kesinleşmesine gerek bulunmadığı, 01.07.2015 tarihinde iflasın açılması ile birlikte TTK uyarınca yönetim kurulu üyelikleri düşen müflis ... ve müflis ...'ın davalı şirkete ait 08/07/2016 tarihli yönetim kurulu kararının müflis ... ve ...'ın kendi başlarına iflas idaresi olmaksızın katılması nedeniyle yok hükmünde sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, Dairemizce yapılan değerlendirmede yönetim kurulu üyeliğinin düşme anının, müflis sıfatının kazanılması anına göre tespit edilmesi gerektiği, ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararı ile iflasın açıldığı ve iflas kararının verildiği anda müflis sıfatının alındığı, nitekim İİK'nun 165/1.maddesinde iflasın hükümle açılacağının ve açılma anının hükümde gösterileceğinin düzenlendiği, bu belirlemenin, yıl, ay, gün, saat ve dakika olarak belirtildiğinden iflasın hukuki sonuçlarının bu an itibariyle ortaya çıktığı, yine İİK'nun 164/3.maddesinde, iflas kararına karşı kanun yoluna başvurulmasının, iflasın ilanına ve masanın teşkiline mani olmayacağının açıkça düzenlenmiş olması karşısında iflasın kesinleşmesinin beklenilmesine gerek olmaksızın iflasın açılması ile yönetim kurulu üyeliği sıfatının sona ereceğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan müflis bir kişinin yönetim kurulu üyeliğine devam edeceğinin kabulü şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişki ister hizmet ister vekalet olarak yorumlansın özü itibari ile güven, özen ve sadakat ilkelerine de aykırı olacaktır. " iflas kararı ile tapuda satım ve alım işlemini yapan yönetim kurulu başkanı ...'ın yönetim kurulu üyeliği iflas tarihi olan 01/07/2015 tarihi itibari ile kendiliğinden sona ermiştir. O halde dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 20/09/2018 tarihinde vekalet vermek suretiyle dava dışı şirketler adına satım, davalı şirket adına alım yapan ..., şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyesi/başkanı olmayıp tapuda davalı şirket adına oluşan kaydın yolsuz tescil niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Böyle olunca mahkemece şahsi iflasına karar verildiği anlaşılan davacının adli yardımdan faydalandırılarak davanın niteliği gereği taşınmazın 3. Kişilere devrinin önlenmesi bakımından takdiren teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesinde, depo hükmü kurulmamasında da bir isabetsizlik görülmemiş, davalının bu hususlara ilişkin istinaf istemleri yerinde bulunmamıştır. Şahsi iflaslarına karar verilen dava dışı şirket yönetim kurulu üyeleri ... ve ... hakkında Ankara 21. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20 iflas sayılı dosyasında alınan 29/04/2016 tarihli kararla; genel kurula çağrı, genel kurula katılma, yönetim kurulu başkanı ve üyesi seçilebilmesinde sakınca olmadığı ve her türlü işlemi yapabileceği hususunda ... ve ... 'a yetki verilmesine ilişkin karar verildiği, yapılan şikayet üzerine, Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2019 tarihli 2019/27 E. 2019/1933 K. sayılı kararıyla şikayetin reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara BAM 19. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2019 tarihli, 2019/1338 E. 2019/1376 K. sayılı kararıyla, Müdürlük kararının kaldırılmasına ve yetki belgesi başlıklı iflas müdürlüğü işleminin iptaline dair karar verildiği görülmüştür. Yine Ankara 21. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20 iflas sayılı dosyasında; 05/09/2018 tarihli kararla, genel kurula katılmak üzere ... ve ...'a yetki verilmesine dair karar verildiği, iflas nedeniyle bu kişilerin yönetim kurulu üyeliği ve şirketi temsil yetkilerinin sona erdiği iddiasıyla 05/09/2018 tarihli kararın iptali istemiyle şikayet yoluna başvurulduğu, Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 29/04/2019 tarihli, 2019/212 E. 2019/303 K. sayılı kararıyla “…iflas kararı verilip ehliyetleri kısıtlandığından üyeliğin sona ereceği, bu nedenle 05/09/2018 tarihli kararın yasaya ve dosyaya aykırı olduğu, iflas kararı bulunmasına rağmen genel kurula çağrılıp katılma, oy kullanma, yönetim kurulu üyesi seçilebilme de mümkün olmadığından bu yönde verilen yetki kararının iptaline karar verilmesi gerektiği...” gerekçesiyle müdürlük kararının kaldırılmasına dair karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 19. Hukuk Dairesi’nin 02/12/2020 tarihli, 2019/2265 E. 2020/2283 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu kez istinaf mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine ise, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10/06/2021 tarihli, 2021/1354 E. 2021/6337 K. sayılı kararıyla istinaf kararının onanmasına karar verilmesi ile kararın kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle somut dosya kapsamında toplanan delillere, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamına ve incelenen ilamlara göre asıl ve birleşen davalara konu taşınmaz hisse satımı ve alımı işlemlerini, dava dışı şirketler ile davalı şirketi temsilen yönetim kurulu başkanı sıfatıyla ve anılan yönetim kurulu kararlarına istinaden 20/09/2018 tarihinde verdiği vekalet ile gerçekleştirdiği anlaşılan dava dışı ...'ın, yukarıda belirtilen ilamla 01/07/2015 tarihi itibariyle şahsi iflasına karar verilmiş olması ve şahsi iflasın, iflasın açıldığı tarih itibariyle sonuç doğurmuş olması dikkate alındığında; söz konusu hisse satışlarının gerçekleştirilerek tapuda davalı şirket adına tescillerinin yapıldığı 20/09/2018 tarihi itibariyle ...'ın yönetim kurulu başkan veya üyelik sıfatı TTK hükümleri uyarınca sona ermiş olup dava dışı şirketler ile davalı şirketi temsil yetkisi bulunmadığı, bu durumda yapılan hisse satım ve alım işlemlerine hukuken geçerli sonuç bağlanamayacak olup tapuda oluşan kaydın da yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunun ve yolsuz tescil yönünden TMK da öngörülen yasal koşulların oluştuğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca yukarıda sözü edilen ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemekle birlikte hüküm yerinde mahkemece, tapuda davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın % 75 ve % 25 hisselerinin iptali ile dava dışı şirketler adına tesciline dair karar verilerek HMK'nın 297/2 maddesine aykırılık oluşturacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde asıl ve birleşen davalarda tescil hükmü kurulması isabetsiz olmuştur. Bu hususa ilişkin tarafların istinaf istemleri yerinde olup kabulü gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden asıl ve birleşen davalarda kamu düzeni de gözetilerek davacının istinaf isteminin kabulüne, davalının istinaf isteminin ise kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar verilerek hüküm bölümünün 1 ve 2 numaralı bentlerinde yer verilen asıl ve birleşen davaya ilişkin iptal ve tescil hükümleri Dairemizce yeniden kurulmak suretiyle yeniden karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Asıl ve Birleşen davada davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Asıl ve Birleşen davada davalı tarafın istinaf başvurusunun KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile kamu düzeni de gözetilerek; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih 2020/19 Esas 2022/596 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)/b-2 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, B)1-Asıl davada davanın KABULÜNE, ... Parsel'de 1771 m2 ile davalı adına kayıtlı taşınmazın 1336 m2 'lik hissesine ilişkin tapu kaydının İPTALİ ile, tapusunun iptaline karar verilen 1336 hissenin (1336/1771) dava dışı ... Tic. Ve Hizmetler Turizm A.Ş. adına tapuya kayıt ve TESCİLİNE, a)Alınması gereken 2.096.341,54-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 2.096.305,64-TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine, b)Davacı tarafından yapılan 35,90-TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c)Davacı tarafından posta ve tebligat gideri olarak yapılan 400-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, d)Suç üstünden karşılan 97,85-TL tebligat ve posta gideri, 4.000-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.097,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, e)Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına ve Dairemiz kararının niteliğine göre ilk derece mahkemesi tarafından takdir edilen 529.886,49-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, f)Yatırılan gider avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 2-Birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/700 Esas Sayılı dosyasında açılan davanın KABULÜNE, ... Parselde 1771 m2 ile davalı adına kayıtlı taşınmazın 435 m2'lik hissesine ilişkin tapu kaydının iptali ile, tapusu iptal edilen 435 hissenin (435/1771) dava dışı ... Menkul Kıymetler A.Ş. adına tapuya kayıt ve TESCİLİNE, a)Alınması gereken 682.566,29-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 682.530,39-TL harcın, davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine, b)Davacı tarafından yapılan 35,90-TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c)Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına ve Dairemiz kararının niteliğine göre ilk derece mahkemesi tarafından takdir edilen 322.921,87-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Yatırılan gider avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Asıl ve birleşen davada davacı harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından asıl dava yönünden yatırılan 80,70- TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 4-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından birleşen dava yönünden yatırılan 695.307,70-TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 5-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 441,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 189,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 630,40-TL'nin, asıl ve birleşen davada davanın kabulüne karar verilmesi göz önünde bulundurularak davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi