12. Hukuk Dairesi 2025/4795 E. , 2025/7880 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüld…
12. Hukuk Dairesi 2025/4795 E. , 2025/7880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in kardeşi ... ile birlikte kurdukları şahıs firması olan ... Ticaret ...Mobilya Bayi borçlarına karşılık davacı lehine toplam 113.404,96 TL tutarında kambiyo senedi keşide edildiğini, ilgili bonoların vade tarihlerinde ödenmediğinden borçlu şahıs firması hakkında İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2015/25979 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, 29.06.2015 tarihinde borçlu şahıs firmasına hacze gidildiğini, haciz sırasında davalılardan ...'in hazır bulunduğunu, ancak yakın bir tarihte aynı adres üzerine yeni bir vergi levhası çıkarıldığını, işyerinin davalılardan ...'na ait olduğunu bildirdiklerini, ancak sonrasında haciz işlemine karşı istihkak davası açmadıklarını, davalı ...'nun diğer davalılarla borçtan kurtulmak üzere anlaşma yaptıklarını şifahen öğrendiklerini, davalılara ödeme protestosu gönderildikten sonra davalılar adına kayıtlı gayrimenkul üzerine ipotek tesis ettirdiklerini, ipotek konusu borç ve bu borca ilişkin herhangi bir dayanak bulunmadığını, davacının alacağının engellendiğini belirterek 15/04/2015 tarihinde mal kaçırmak amacıyla ... adına tesis edilen ipoteğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... cevap dilekçesinde; ipotek alacaklısı ...'nun kayın pederleri olduğunu, taşınmazlara kendisinden aldıkları yüksek meblağda borç nedeniyle ipotek koyulduğunu, davacının ispata elverişli herhangi bir delil sunamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibin 13.10.2015 tarihinde başladığı, ipotek tesisinin ise 15.04.2015 tarihinde yapıldığı, tarihler nazara alındığında bu delillerin tek başına muvazaa iddiasını ispata elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlular ile davacı alacaklı arasındaki ticari ilişkinin ne zaman başladığının belli olmadığı, aynı şekilde taraflar arasında imzalanmış ESAS NO: 2025/4795 "Genel Kredi-Cari Hesap ve Muacceliyet Sözleşmesi"nde de tarih olmadığı, takip konusu senetlerden (sıralı senetler) sadece bir tanesinin düzenleme tarihinin ipotek tarihinden önce olduğu, diğer senetlerin ipotek tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı ipotek tesisi işleminin iptali istemine ilişkindir. Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Ancak tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda davacının alacağı 13.08.2014, 20.10.2014, 20.01.2015, 01.04.2015 düzenleme tarihli ve farklı vade tarihli çok sayıdaki bonoya dayanmaktadır. Tasarruf (ipotek tesisi) ise sözü edilen bonoların düzenleme tarihlerinden sonra 15.04.2015 tarihinde yapılmış olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin daha önceye dayalı olduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğu ispatlandığından buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip TBK'nın 19. maddesi gereğince muvazaalı işlemin var olup olmadığı konusunda toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.