TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/407 Esas 2022/662 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 02/06/2022 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/549 Esas 2025/1373 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/549 KARAR NO : 2025/1373 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/407 Esas 2022/662 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 02/06/2022 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı; 5 adet çeki cirolayarak ... Bankası ... Şubesine teslim ettiğini, davalı banka uhdesinde çeklerin kaybolduğunu, bunun üzerine çek iptal davası açıldığını ve çeklerin iptallerine karar verildiğini, kaybolan çekler nedeniyle ticari zarara uğradığını, çek keşidecisinin çek bedellerini son lehtar davalı bankaya ödemek istediğini, ancak davalı bankanın ödemenin kendisine yapılmasını istemediğini, bu nedenle zarara uğratıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 75.000-TL asıl alacak, 9.185-TL faiz olmak üzere toplam 84.185-TL alacağın, dava tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı; huzurdaki dava bakımından yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bankanın, çeklerin yasal hamili olup, çeklerin asıl borçlusu olmadığını, yargılamaya konu çeklerin asıl borçlusunun banka olmadığı göz önüne alındığında, çek bedellerinin banka’dan talep edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, çeklerin, çek iptali kararı gereği artık yok hükmünde olduğunu, davacının, iddia ve taleplerini dava konusu yaptığı çeklerin keşidecilerine/cirantalarına/borçlularına yöneltmesi gerektiğini, banka’dan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, söz konusu davanın çek keşidecisi olduğunu bildikleri ...’ya ihbar edilmesini talep ettiklerini, haksız davanın öncelikle usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bir güven kurumu bankaların objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, davacının bankaya güvenerek dava konusu çekleri tahsil için teslim ettiği, davalı bankanın ise özen yükümlülüğüne aykırı olarak çekleri kaybettiği, davacının, çeklerin teşhis fonksiyonu kalmadığından keşideciye başvurma imkanın da bulunmadığı bu itibarla bankanın meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, bankanın çek bedelleri ve vade tarihinden işleyecek avans faizinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; " davacının davasının kabulü ile, 75.000,00 TL asıl alacak ve 9.185,00 TL faiz olmak üzere toplam 84.185,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin keşidecisi olan ...'ya davanın ihbarı ile bu kişi tarafından İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1995 Esasında açılan "Tevdi Mahalli Tayini" talepli dosyasının getirtilip incelenmediğini, bu dosyadan edinilecek adresine bu kişi için davanın ihbarı taleplerinin karşılanmadığını, adresi/ kimlik nosu bulunmadığı gerekçesiyle ihbar talebinin reddinin hatalı olduğunu, bankanın, temel ilişkide taraf olmadığını, itirazlarının karşılanmadığını, yetki itirazı değerlendirilmeden karar verildiğini, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, kabule göre çekler kaybolsa bile çek keşidecisi ile lehtara başvurunun mümkün olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, çek keşidecisinin borcu ödeme niyeti bulunup tevdi mahalli istemli dava açmış olduğunu, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, davacının bankacılık işlemleri kapsamında tahsil için davalıya verdiği çeklerin davalı banka elinde kaybolması nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı; 30/06/2021 vadeli 15.000-TL bedelli, 30/07/2021 vadeli 15.000-TL bedelli, 30/08/2021 vadeli 15.000-TL bedelli, 30/09/2021 vadeli 15.000-TL bedelli, 30/10/2021 vadeli 15.000-TL bedelli olmak üzere toplam 75.000-TL bedelli 5 adet çekin cirolanarak davalı bankanın ... Şubesine teslim edildiğini, çeklerin, davalı banka uhdesindeyken kaybolduğunu, bunun üzerine yasal hamil olan bankaca açılan çek zayi davasında mahkemece bu çeklerin iptaline karar verilmesi üzerine anılan çeklerin keşidecisi tarafından çek bedellerinin son hamil olması nedeniyle davalı bankaya ödenmek istendiğini ancak davalının ödemeyi almak istemediğini, bu nedenle mağduriyet yaşadığını ileri sürerek çek bedelleri toplamı 75.000-TL ile işlemiş faiz tutarları 9.185-TL alacağının, davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, Davalı banka ise, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, temel ilişkiye gidilmesi gerektiğini savunmuş, Mahkemece; davanın kabulüne ilişkin yazılı olduğu üzere karar verilmiştir. Dava konusu çeklerin tahsil için bankaya verildiği ve banka uhdesinde iken kaybolduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davalı banka tarafından, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/266 Esas sırasında açılan zayi nedeniyle çek iptal davasında, mahkemece, 2021/743 Karar sayılı ilamla dava konusu ... şubesinin TR... nolu hesabına ait 2005586 nolu 30//10/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek, ... şubesinin TR... nolu hesaba ait 2005582 nolu 30/06/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek, ... şubesinin TR... nolu hesaba ait 2005583 nolu 30/07/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek, ... Şubesinin TR... nolu hesaba ait 2005584 nolu 30/08/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek, ... Şubesinin TR... nolu hesaba ait 2005585 nolu 30/09/2021 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek yönünden iptal kararı verildiği, çeklerin ... Şubesi elindeyken kaybolması dikkate alındığında yetki yönünden yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında toplanan delillerden; davacının da açık kabulüne göre davalı banka elindeyken kaybolması nedeniyle iptaline karar verilen dava konusu çeklerin keşidecisi tarafından ödenmek istenildiği, bu nedenle söz konusu iptaline karar verilen çeklerin keşidecisi olan ... tarafından, İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1995 Esas sırasında dava açıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece anılan dosya getirtilip incelenmemiş akıbetinin araştırılmadığı görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu konudaki istikrar kazanmış kararlarına göre, davacının, öncelikle keşideci/ lehtara başvurması, çek bedellerinin temel ilişkiye dayalı olarak bunlardan tahsilinin mümkün olup olmadığının, ekonomik gücünün araştırılması, mümkün olmadığının tespiti halinde en son davalı bankaya başvuru yapılması gerekeceği hususları benimsenmiştir.( bkz. Yargıtay 11. HD' nin 2015/10197- 2016/4690 E.,K., 2013/13799- 2014/2919 E.,K. Sayılı ilamları) Öte taraftan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 tarih 2019/5 Esas 2022/1 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, "Temel hak ve özgürlüklerden hak arama özgürlüğünün bir tezahürü olan dava hakkı; insan haklarına saygılı bir hukuk devletinde herkese tanınmış olan ve bu çerçevede herkesin haklarını ve hukuken korunan menfaatlerini gerçekleştirmek veya korumak amacıyla mahkemeye başvurmasına imkân sağlayan bir haktır. Ancak bir davanın esasına ilişkin karar verilebilmesi için hukuken korunmaya değer bir menfaatten söz edilebiliyor olması gerekmektedir. Hukuken korunmaya değer bir menfaatin bulunmadığı, dolayısıyla dava açmakta hukukî yararın olmadığı durumlarda ise hukukî yararın bir dava şartı olması nedeniyle davanın esasına girilemez. İfa zamanı gelmemiş bir alacak için açılan davada hukukî yararın bulunup bulunmadığı hususunda ise davacının hukukî yararından söz edilemeyeceği, keza ifa zamanından önce borcun ifasının talep edilemeyeceği, dolayısıyla alacaklının bu durumda doğmuş ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı kabul edilmelidir. Taraflarca kararlaştırılmamış veya işin mahiyetinden aksi anlaşamıyorsa her borç doğduğu anda muaccel olur (TBK m. 90). Ancak taraflar ifa zamanını açık veya örtülü olarak belirleyebilir, bu süreyi daha sonra uzatabilir, değiştirebilir ya da kaldırabilirler. Her halükârda borcun istenebilir hâle gelebilmesi için muaccel olması, yani kararlaştırılmış ifa zamanının gelmiş olması gerekmekte; alacaklı, ancak borcun muaccel olmasıyla borçludan ifayı isteyebilmekte ve ifanın yerine getirilmemesi hâlinde borçluyu dava edebilir hâle gelmektedir. ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış dava, erken açılmış dava niteliğinde olduğundan, bu davanın açılmasında henüz hukukî yarar bulunmamaktadır." Hal böyle olunca mahkemece, elde ki davanın, dava tarihi itibariyle muaccel olmayan bir borç, bir başka ifadeyle ifa zamanı gelmemiş bir alacak için açılan " erken açılmış dava " niteliğinde olduğu göz ardı edilerek davanın, dava şartları yönünden (hukuki yarar) reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulüne ilişkin karar verilmiş olmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2022 tarih ve 2022/407 Esas 2022/662 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 5.750,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.955,28-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk giderinin, davalı tarafça, 08/02/2023 tarihli, 5667 sıra nolu Sayman Mutemedi Alındısı ile yatırıldığı anlaşılmakla, bu tutarın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 1.437,67-TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 492-TL istinaf başvuru harcının, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.28/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -