T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1839 - 2025/1993 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1839 KARAR NO : 2025/1993 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2025 NUMARASI : 2025/368 E. - 2025/643 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1839 - 2025/1993 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1839 KARAR NO : 2025/1993 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2025 NUMARASI : 2025/368 E. - 2025/643 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/06/2025 tarih ve 2025/368 Esas - 2025/643 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 20/11/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca müvekkili şirkette kıdemli yazılım uzmanı olarak çalışan davalının herhangi bir haklı nedene dayanmadan iş akdini feshedip müvekkilinin rakibi konumundaki bir firmada işe başladığını, oysa taraflar arasındaki sözleşmede davalının rekabet etmeme yükümlülüğünün mevcut olup bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesi halinde cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) yazılımının tüm detay ve püf noktaları ile gerekli yetkinliğe ulaşabilmesi için davalıya eğitim verildiğini, davalının müvekkili tarafından kendisi için yapılan yatırımları hiçe sayarak iş sözleşmesine aykırı davrandığını, sözleşmeye aykırı davranan davalı hakkında cezai şart alacağının tahsili amacıyla müvekkili tarafından başlatılan icra takibinin de davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, icra takibine yönelik itirazın iptaline ve müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından dosyaya sunulan iş sözleşmesinde işverenin imzasının bulunmadığını ve iş akdi müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğinden rekabet etmeme yasağının ve buna bağlı olarak cezai şart yükümlülüğünün ortadan kalktığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 20/11/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davalı ...'nın imzası bulunuyor ise de, işveren vekili kısmının imzasız olduğu, davacı nezdindeki işinden kendi isteği ile ayrılan davalının, ayrıldıktan hemen sonra davacı şirketin rakibi niteliğindeki bir şirkette istihdam edildiği, davalının davadışı firmadaki bu çalışmasının zaman ve yer bakımından rekabet yasağına aykırı olduğu değerlendirilebilirse de, somut olay bakımından davalının vakıf olduğu eski işvereninin müşteri portföyünü, satım ve ticari sırlarını hizmet akdi sonrasında halen çalışmakta olduğu dava dışı firmaya aktardığına dair dosya kapsamında somut bir delil olmadığı gibi, davacının bu nedenle meydana gelen ya da doğma ihtimali bulunan bir zararının da ispatlanamadığı, dolayısı ile davalının iddia olunan dava dışı firmada çalışmasının TBK'nın 444. maddesi kapsamında ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamında rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 20/11/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi gereğince uzun yıllar müvekkiline ait iş yerinde kıdemli yazılım uzmanı olarak çalışan ve aynı sözleşme uyarınca “sır saklama, rekabet etmeme ve dürüst davranma borcu” altında bulunan davalının, 16/06/2021 tarihinde iş akdini haklı bir sebep olmaksızın feshettikten sonra müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette aynı görev ve pozisyonda çalışmaya başladığını, davalının bu hareketinin açıkça sözleşmedeki rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle müvekkili tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, itirazın iptali talebiyle açılan dava Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1002 E. 2024/1239 K, 14.11.2024 tarihli kararıyla davayı reddedilmiş iken, kararın müvekkili tarafından istinaf edilmesi ile Daire'nin 06/03/2025 tarihli kararı ile yerel mahkeme kararının kaldırılıp rekabet yasağı ihlali halinde zarar ihtimalinin yeterli olduğuna işaret edilerek dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye iade edildiğini, ancak yerel mahkemece Daire'nin bağlayıcı değerlendirmelerine aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede iş akdinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle davalının, Karadeniz, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde sağlık bilişim sektöründe faaliyet gösteren rakip firmalarda çalışmama yükümlülüğünün hüküm altına alındığını, bu taahhüdün ibraname ve taahhütname ile teyit edildiğini, davalının yeniden çalışmaya başladığı ... firmasının müvekkil şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve müşteri portföyünün örtüştüğü hususlarının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, müvekkili şirkette çalışırken kritik projelerde görev almış, şirketin ticari sırlarına ve know-how bilgisine vakıf olan davalının iş akdini feshettikten kısa bir süre sonra rakip bir firmada çalışmaya başlamasının kötü niyet göstergesi olduğunu, müvekkilinin korunmaya değer haklı menfaatinin göz ardı edildiğini, davalının rekabet etmeme mükellefiyetine aykırılık halinde ödemeyi taahhüt ettiği 12 aylık brüt ücretine denk gelen 146.930,52 TL tutarı ödemekle yükümlü olduğunu, nitekim davalının 11/08/2021 tarihli istifa dilekçesi sonrasında bu hususları içerir ibraname ve taahhütnameyi kendi iradesi ile hiçbir itirazda bulunmaksızın imzaladığını, sözleşme ile belirlenen ücretin hakkaniyete uygun bir şekilde müvekkil şirketin menfaati ve davalı işçinin iktisadi geleceği arasında denge kurularak belirlendiğini, nitekim benzer cezai şart içeren sözleşmelere dayalı olarak müvekkili tarafından açılan davaların lehe sonuçlandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraf arasında imzalanan 20/11/2017 tarihli belirsiz iş sözleşmesinin VIII sayılı maddesinde davalının iş sözleşmesinin devamı ve sonrasında 2 yıl süre ile Karadeniz, İç Anadolu ve Marmara Bölgeleri sınırları içinde aynı sektörde faaliyet gösteren bir iş yerinde, program yazılım üretim tasarım ve araştırma ve geliştirme faaliyetleri mevzuuna giren konularda faaliyet gösteren resmi ya da özel müessese, şirket ortaklık şahıs ve sair işyerlerinde her ne nam ve ad altında olursa olsun çalışmamayı taahhüt ederek aksine bir davranış halinde 12 aylık son brüt ücret üzerinden hesaplanacak miktardaki cezai şartı ödemeyi kabul ettiği, yine taraflar arasında düzenlenen 20/9/2021 tarihli "Taahhüt ve İbraname" başlıklı belgede davalının, rekabet etmeme mükellefiyetine aykırı yükümlülüğüne aykırı hareketi nedeniyle davacı şirkete 146.930,52 TL ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Dairenin 6/3/2025 tarihli kaldırma kararında işaret edildiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 444. maddesinde; fiil ehliyetine sahip olan işçinin işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunları dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Rekabet yasağına aykırılıktan söz edilebilmesi için davacının zararının mutlak olarak doğması gerekmeyip zarar doğması ihtimalinin bulunması yeterlidir. Aynı Yasa'nın 445. maddesinde de, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir. Öte yandan davalı tacir olmadığından, TTK'nın 22. maddesi somut olaya uygulanamayacak olup, somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 182. maddesine göre taraflar cezai şartın miktarını serbestçe belirleyebilirler, ancak hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tarafların mali ve sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı fayda dikkate alınarak, mahkemece her somut uyuşmazlıkta kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, ilk derece mahkemesince, davacı nezdindeki işinden kendi isteği ile ayrılan davalının, dava dışı firmadaki çalışmasının zaman ve yer bakımından rekabet yasağına aykırı olduğu değerlendirilebilirse de, somut olay bakımından davalının vakıf olduğu eski işvereninin müşteri portföyünü, satım ve ticari sırlarını hizmet akdi sonrasında dava dışı firmada çalıştığı sürede dava dışı firmaya aktardığına dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hal böyle iken yukarıda açıklandığı üzere Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 444. maddesi uyarınca fiil ehliyetine sahip olan işçinin işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra başka bir rakip işletmede çalışmaktan kaçınmayı yazılı olarak üstendiği somut olayda davalı yönünden rekabet etmeme yasağına aykırılık hususunun gerçekleştiği açıktır. Nitekim davalı dahi iş akdinin feshinden sonra imzalamış olduğu 20/9/2021 tarihli "Taahhüt ve İbraneme" başlıklı belgede cezai şart olarak 146.930,52 TL ödemeyi taahhüt etmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, TTK'nın 22. maddesinin somut olaya uygulanma yeri bulunmamaktadır. TBK'nın 27 ve 182. maddeleri uyarınca Dairemizce yapılan değerlendirmede, tarafların mali ve sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar ve borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı fayda dikkate alındığında, taraflar arasında kararlaştırılan 146.930,52 TL'lik cezai şart miktarın fahiş olduğu kanaati ile davalının almış olduğu son aylık miktarının brüt 12.244,21 TL olduğu da nazara alınarak cezai şartın 50.000 TL'ye indirilmesi uygun görülmüştür. Cezai şart alacağının Yargıtay 11.HD.nin 08/11/2019 tarih ve 2019/4025E.-2019/7000K. sayılı kararında da açıklandığı üzere önceden bilinebilirlik, belirlenebilirlik hesap edilebilirlik vasfı olmadığından icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/06/2025 gün ve 2025/368 Esas - 2025/643 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğü 2021/32862 E. Sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen İPTALİNE, takibin 50.000,00-TL için DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE 3-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 3.415,50-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 2.509,21-TL harcın mahsubu ile bakiye 906,29-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen tutar yönünden hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 710,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 550,00-TL posta gideri, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere hesaplanan toplam 4.443,10-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 1.511,97-TL'ye, 179,90-TL başvurma harcı, 2.509,21-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 4.201,08-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 473,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 60,00-TL tebligat giderinden oluşan toplam 533,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 351,62-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.600,00-TL'nin kabul oranına göre hesaplanan1.055,52-TL'sinin davacıdan, 544,48-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/10/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.