11. Hukuk Dairesi 2023/2701 E. , 2024/5558 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2715 Esas, 2022/2702 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E.,2022/701 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince baş…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2701 E. , 2024/5558 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2715 Esas, 2022/2702 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E.,2022/701 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların mülkiyeti kendisine ait olan özel halk otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin sözleşme serbestisini ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde taahhütlü km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen vade tarihlerinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde davalı tarafından imzalanmış hiçbir ek protokol bulunmadığını, davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da dahil bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verildiğini, buna göre özel halk otobüsü işletmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın oda olduğunu, davacının odaya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, davalı şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil oda ile yapmış olduğunu, oda başkanının değişmesinin odanın tüzel kişiliğini ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafından tüm ödemelerin tek elden odaya yapıldığını, odanın da işletmecilere dağıttığını, davalı firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için odadan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde vekalet ilişkisinin arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi'nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak hak edişlerini aldığını, bu şekilde fatura keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başından beri muvafakat etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yer alan diğer yolculuk bedelinin, pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet varan taşımacılar adına davalı Şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmakla, bu doğrultuda davacı tarafın 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacı taraf, ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı Şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20. maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2.maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığının anlaşıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim etmekte olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı Oda'ya ödeme yapıldığı, ilgili ödemelerin Oda tarafından otobüs işletmecilerine aktarılmakta olduğu, davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının fatura düzenleyip hak edişler aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı ticari defter ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin vekaletnameyi ve vekalet yetkisini Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odasına değil o odanın o dönemdeki başkanı olan bir gerçek kişiye verdiğini, o vekaletnamenin hala geçerli olduğunu, mahkemenin sanki bir tüzel kişi temsilcisi tayin edilmiş gibi oluşa aykırı yersiz gerekçelerle verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemece delillerin toplanmamış; iddiaların irdelenmediğini, sözleşmelerin irdelenmediğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının 2017 tarihli sözleşmedeki hak ediş kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve taahhütlü kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak deliller arasında belirttiği vekaletnameleri getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin geçersiz olacağı yönündeki iddiaların göz ardı edildiğini, davalının iyi niyetli olmayan saiklerle yetkisiz temsilcinin imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azaltıldığını, ancak davalı şirket kendisine devredilen yetkiyi kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin istihkakında seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade ettiğini, kendi istediği tutar kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda fatura kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün bile kesebileceklerinin açık olduğunu, kaldı ki alacağın faturadan kaynaklı değil sözleşmeden kaynaklı olduğunu, bilirkişi raporunun hiçbir talebi karşılamadığı ve bilirkişilerin asli amacının dışına çıkıp kendini mahkeme yerine koyduğunu, alacağın hesaplamasının bilirkişiler eliyle yapılabileceğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacı somut olayda zarara uğradığını, bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu ispat külfeti altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı ve bu hususun da kamu düzenine ilişkin olmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin geçersiz olup olmadığına ve bu sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.