T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2087 - 2025/2390 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2087 KARAR NO : 2025/2390 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2023 NUMARASI : 2022/123 E. - 2023/77 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahke…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2087 - 2025/2390 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2087 KARAR NO : 2025/2390 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2023 NUMARASI : 2022/123 E. - 2023/77 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/07/2023 Tarih ve 2022/123 Esas - 2023/77 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2011/100159 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin itirazı üzerine diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-2619 sayılı kararıyla reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1969 yılında "..." markalı gazozların imalatına başladığını, "..." markasını ilk tanıtan firma ve markanın gerçek hak sahibi olduğunu, korunması gereken öncelikli üstün hakkının bulunduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında "..." markası ile ilgili hukuki sürecin devam ettiğini, müvekkili şirketin daha önce tescil edilmiş bir hakkı bulunduğunu, müvekkili "..." markasını bilinen bir marka haline getirdikten sonra davalı şirketin bu markayı kullanmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptaline ve müvekkili şirketin marka başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacının "..." ibareli markalar yönünden hak sahibi olduğunu kabul etmediklerini, davalı markasının uzun yıllardır kullanılmadığını, aksine müvekkilinin "..." markasını 1973 yılından beri tescil ettirerek kullandığını, davacının müvekkilinin marka başvuruların hiçbir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin yoğun kullanımla "..." markası üzerinde hak elde ettiğini, 29, 30 ve 32. sınıflar altında markaya yönelik elde ettiği hakların dava konusu başvurudan çok önceye dayandığını, davacının yaygın, yoğun, ciddi ve fasılasız bir kullanımının bulunmadığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edildiğini, davacı şirket başvurusu ve müvekkili şirkete ait markalar arasında ciddi benzerlik bulunduğunu, emtia benzerliğinin de mevcut olduğunu, başvurunun tescilinin SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmasına sebebiyet vereceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, söz konusu markaların görsel, fonetik (işitsel) veya kavramsal yönleri her zaman aynı öneme sahip olmadığı ve markaların piyasada bulunabilecekleri nesnel koşulların incelenmesi kapsamında, önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikir de göz önüne alınması gerektği, aynı düşünce sonraki markanın seçilmesi için de etkili olabileceği, sonuç olarak, markalarda "..." ibaresinin ortak olması ve markaların görsel, kavramsal ve sesçil olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütüncül bakış açısıyla benzer oldukları; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." ibareli markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu; tescile konu mallar yönünden 6/3 maddesi şartlarının ve müktesep hak iddiasının uygulanma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 1969 senesinden beri sektörde faaliyet gösterdiğini, "..." markasını ilk tanıtan firma olduğunu, "www...com" web sayfası üzerinden marka ve çalışmalarının tanıtımını yaptığını, "..." markası Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/114 E.- 2013/34 K. sayılı kararı ile kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınmışsa da bir yandan bu konuda olağanüstü kanun yollarına başvuru aşamasında olduklarını, markanın müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, müvekkili şirketin daha önce tescil edilmiş bir hakkı bulunduğundan, kullanmama nedeniyle markanın hükümsüz kılınması nedeniyle müvekkili şirketin itirazının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/358 E.- 2016/118 K. sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/9260 E., 2018/1969 K. sayılı kararıyla onanmasına ilişkin ilamın da tüm itirazlarını desteklediğini, yerel mahkeme kararı ve Yargıtay ilamı ile "halkın hafızasında halen yeri bulunan ... ibareli 32. Sınıf markalarla ilişkilendirileceği, başka bir ifade ile başvuru konusu işaretin 32. Sınıf ürünler bakımından tescili halinde davalı markalarıyla ilişkilendirilmesinin, mümkün olmadığı, davacının öteden beri kullandığı son yıllarda kullanmadığı, ancak halkın hafızasında halen yer alan ve tekrar kulanmak istediği markasının yeni bir tescilini gerçekleştirmek için yeni marka tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir yaklaşım olmadığı" hususlarına değinildiği ve müvekkil şirketin öteden beri kullandığı markasının, başvurucunun markası ile karıştırılacağına kanaat getirildiğini; müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu, Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/359 E, 2017/18 K. sayılı dosyada yapılan yargılamada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HD. 2018/1489 E.- 2018/362 K. sayılı kararıyla davalarının kabulüne karar verildiğini ve bu markalarına davalı şirketin yaptığı itirazın kabulüne ilişkin verilen YİDK kararının 2 nolu bendinin iptaline karar verildiğini; bu kararın Yargıtay 11. HD. 2018/3135 E. - 2019/4480 K. sayılı kararı ile onandığını, müvekkilinin "... ..." ibareli markası 1969 yılında tescil edilmiş bir marka olup kullanmama nedeniyle hükümsüz kılındığını, diğer taraftan, 2011/100154 sayılı "... ..." ibareli marka ile müvekkilinin gazoz denilince akla gelen tek gelen "..." markası olduğunu, bilirkişi heyetinin uzmanlardan oluşmadığını, müvekkilinin bu markaları arasında benzerlik bulunmadığı tespitlerini de kabul etmediklerini, başvurunun müvekkilini markalarıyla ilişkilendirileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin 28.11.2011 tarihinde "..." ibaresinin, 30 ve 32. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davalı şirketin itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiği ve 30. sınıf malların başvurunun kapsamından çıkartıldığı, her iki tarafın da bu karara itiraz ettiği, davacı başvurucunun itirazı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedilirken, davalı şirketin itirazının kabul edildiği ve başvurunun kapsamından 32. sınıf malların da çıkartıldığı, böylece davacının başvurusunun da reddedilmiş olduğu, davacı tarafça YİDK'nın 11.03.2022 tarihli bu kararına karşı iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 07.04.2022 tarihinde dava açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davalı şirketin itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda "..." ibaresi oldukça küçük şekilde yazıldığından, başvurunun esas unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davalı şirketin itirazına mesnet markaları da "..." esas unsurludur. Bu hale göre taraf markalarının aynı mal ve hizmetler kullanılması 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibasa sebebiyet verebilecek olup, başvuru kapsamındaki tüm mallar yönünden emtia benzerliği de oluşmuştur. Ancak, davacı vekili, istinaf dilekçesinde taraflar arasında görülen davalara ilişkin yargı kararlarına dayanmış olup, bunlardan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarih ve 2018/3135 E.-2019/4480 K. sayılı kararı, eldeki davaya konu 2011/100159 sayılı markaya ilişkindir. 2011/100159 sayılı marka başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali talebiyle açılan davada, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.01.2017 tarih ve 2015/359 E.-2017/18 K. sayılı kararıyla, YİDK kararının 8/1-b maddesi uyarınca iptali istemi reddedilmiştir. Söz konusu kararın istinaf incelemesi sonucunda verilen Dairemizin 29.03.2018 tarih ve 2017/1489 E.-2018/362 K. sayılı kararında ise, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında "davacı şirket, işbu davaya da konu olan işareti ilk olarak 17.05.1969 yılında 30. ve 32. sınıflarda adına tescil ettirmiş olup uzunca bir süre de markasını kullanmış ve markaya meşrubat ürünleri yönünden belli bir tanınmışlık kazandırmıştır. Daha sonra söz konusu marka, kullanmama nedeniyle Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2013/114-34 E.K. sayılı kararıyla hükümsüz kılınmış ve bu karar 12.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar söz konusu davacı markası kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınmış ise de bu marka, halen toplumda bilindiğinden 32. sınıfta yer alan mallar yönünden haksız rekabet hükümlerine göre "... ..." işareti üzerinde davacının hukuken korunan hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Öte yandan, davalı şirket de "..." asıl unsurlu markalarını, 30. sınıf ürünler yönünden yoğun bir biçimde kullanmakta ve bu surette ticari faaliyetlerine devam etmektedir. Görüldüğü üzere her iki şirket de uzun yıllardır eş zamanlı olarak "..." asıl unsurlu markalarla, kendi sektörlerinde ticari faaliyette bulunmaktadırlar. Bu sürede aralarında herhangi bir karışıklık doğmadığı, en azından bu yönde yargı makamlarına taraflarca başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığı, söz konusu işaretlerin ürün grupları itibariyle birbirlerinden bağımsızlaştıkları, ortalama tüketiciler tarafından her iki işaretin sunulan ürün ve hizmetler itibariyle farklı olduklarının algılanabildiği, markasını tekrar kullanmak isteyen davacının dava konusu başvuruyu yaptığı, başvuru konusu işaretin 32. sınıf ürünler yönünden tescili halinde davalı markalarıyla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, ortalama tüketicilerin halen 32. sınıf ürünler bakımından başvuru konusu işareti davalı markalarıyla değil davacının hükümden düşen markasıyla ilişkilendireceği, sonuç olarak 32. Sınıfta yer alan ve yukarıda sayılan mallar yönünden taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, diğer bir deyişle taraf şirketler yararına piyasada birlikte var olma koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, davacı şirketin "..." asıl unsurlu bir başka marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali davasında verilen hükmün onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2018 tarih, 2016/9260 Esas, 2018/1969 Karar sayılı kararında da aynı hususlar kabul edilmiştir. " tespitlerine yer verilmiş ve YİDK'nın 20.06.2015 tarih, 2015-M-4980 sayılı kararının, 556 sayılı KHK'nın 36. maddesi uyarınca verilen ret kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin (2) nolu bendinin de iptaline karar verilmiş, anılan karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarih ve 2018/3135 E.-2019/4480 K. sayılı kararı ile onanmıştır. Her ne kadar Yargıtay denetiminden geçen dava ile eldeki davanın tarafları aynı ise de, dava konularının farklı olduğu, dolayısıyla Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararın kesin hüküm teşkil etmediği anlaşılmış ise de, bu kararın kuvvetli delil olarak kabul edilmesinin ve taraf markaları arasında 32. sınıf yönünden iltibas bulunmaması yönünden bağlayıcı olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan, davalı şirket tarafından da aksi yönde bir delil sunulmadığı kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla, taraf markaları arasında 32. sınıf mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas bulunmaması nedeniyle, bu yönden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 11/07/2023 gün ve 2022/123 Esas - 2023/77 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; YİDK'nın 2022-M-2619 sayılı kararının 32. sınıf mallar yönünden KISMEN İPTALİNE, 3-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve davalılarca ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 116,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 172,50-TL tebligat masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.027,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 2.013,50-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.174,90.TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 07/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.