11. Hukuk Dairesi 2020/341 E. , 2020/4833 K. "" MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.03.2018 tarih ve 2016/210 E- 2018/362 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.11.2019 tarih ve 2018/1233 E- 2019/1699 K. sayılı kararın Ya…
**11. Hukuk Dairesi 2020/341 E. , 2020/4833 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.03.2018 tarih ve 2016/210 E- 2018/362 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.11.2019 tarih ve 2018/1233 E- 2019/1699 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirkette uzun yıllar satış departmanı müdürü olarak görev yaptığını, davalı şirket ortaklarından ...’un 05.12.2005 tarihinde kendi şirket hisselerinin %1,6'sını, ...’in 06.12.2005 tarihinde kendi şirket hisselerinin % 1,6'sını ve ...’un ise 06.12.2005 tarihinde kendi şirket hisselerinin % 0,8'ini davacıya devrettiğini, devirlerin pay defterine davacının sözlü taleplerine rağmen işlenmediğini, şirket ortaklarının çıplak pay niteliğindeki hisselerini müvekkiline alacağın temliki usulüne göre devrettiğini, devrin geçerli olduğunu, şirkete 2016 yılından gönderilen ihtara rağmen devirlerin şirket pay defterine işlenmediğini ileri sürerek, davacının devraldığı toplamda % 4 payın, davalı şirket pay defterine kaydına ve durumun ticaret siciline tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili birleşen davada, bahse konu hisse devir sözleşmelerinin pay defterlerine işlenmemesi nedeniyle aslında davacının hakkı olup davalı ortaklara ödenen kâr payı ve diğer alacakların tespiti ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, devir sözleşmelerinin geçerli olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, hisse devir sözleşmelerinde devir bedelinin gösterilmediği aynı zamanda bu devir bedellerinin ödendiğine dair bir belgenin bulunmadığı, çıplak payla ilgili olarak davalı anonim şirketin hisse senedinin devrine onayının bulunduğuna ilişkin bir belgenin de bulunmadığı, 08.11.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere ticaret sicil kayıtlarında ve ana sözleşmede ilan konusunda farklı bir düzenlemenin de olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, asıl dava reddedildiği için de hak sahibi olunmayan senetten dolayı kâr payı v.s . alacak talebinde bulunulamayacağı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.