İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Dünyası AŞ isimli selef şirketin 11/04/2016 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısıyla bölünme planını kabul ederek tam bölünme yoluyla infisah ettiğini, bö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/548 KARAR NO : 2025/1393 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2022 NUMARASI : 2021/23 Esas - 2022/40 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Dünyası AŞ isimli selef şirketin 11/04/2016 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısıyla bölünme planını kabul ederek tam bölünme yoluyla infisah ettiğini, bölünme planının 9.maddesi hükmüne göre tüm hak ve borçlardan 1.derecede 3 no’lu ... Yönetim Hizmetleri A.Ş’nin sorumlu olduğunu, Esenyurt İlçesi ... Ada 9 parsel (... Ada 5 parsel) numarasında kayıtlı B Blok, 49, 50, 52, 18, 19, 22, 23, 24 ve 25 numaralı bağımsız bölümlerin davalı alıcıya satılması hususunda arsa sahibi ile müvekkil şirket arasında satış vaadi sözleşmesi ve satış sözleşmesine ek protokol düzenlendiğini, sözleşmeye göre 09/05/2013 tarihinde sözleşme konusu tüm bağımsız bölümlerin tapusunun devir ve ferağ edildiğini, davalı tarafın belirtilen metrekareden düşük teslim yapıldığı iddiasıyla Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/5 ve teslim tarihinde sözleşme konusu malların teslim edilmediğinden bahisle kira kaybı talepli olarak Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22018/254 esasına kayıtlı olarak dava açtığını, taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yazılı yapılması gerekmesine rağmen yazılı şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, ancak sözleşme bedelinin ödenmesi ve tapuların devredilmesi ile geçerli hale geldiğini, taraflar arasındaki ek sözleşme ve protokolün de asıl sözleşmenin hukuki mukadderatına tabi olduğunu, resmi şekle tabi bir unsur taşımadığını, bu suretle ek sözleşmenin geçerli olduğunu, 13/09/2013 tarihinde gönderilen mektup ile satın aldığı taşınmazların sözleşme gereği natamam hale getirilerek ana yapının ortak yerlerinin ise tamamlanarak teslime hazır hale getirildiği, satın alınan bağımsız bölümleri, dekorasyon ve tefrişat yapmak üzere teslim alınması konusunda davalının davet edildiğini, davalının söz konusu taşınmazları sözleşme gereği natamam şekilde teslim alarak sözleşme konusu taşınmazları dekorasyon ve tefrişatını 3-4 ay içerisinde yaptığını, bir kısmını kullanmaya başladığını, bir kısmını ise kiraya verdiğini, yapı kullanma izin belgesi için 15/12/2014 tarihinde başvuru yapılarak 01/07/2015 tarihinde iskan alındığını, taraflar arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesinin 7.maddesinde alıcıya yüksek oranlı indirim yapıldığı, alıcının satın aldığı bağımsız bölümlerde en az 2 yıl boyunca bizzat faaliyet konusu otomotiv ve araçların satışını gerçekleştirmemesi, 2 yıldan önce satması ve kiraya vermesi halinde 2 yıl boyunca aylık 40.000 dolar cezayı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının taahhütlerini yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin 960.000 dolar cezai şart alacağının doğduğunu, davalının taahhüdünün işyeri açma ruhsatlarının alındığı tarihte doğmaya başlayacağını belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 960.000 dolar cezai şartın fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın sözleşme gereği yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini, bu sebepler taraflarınca davalar açıldığını, birincisinin lehlerine sonuçlandığını, diğerinin ise lehlerine ilerlemekte olduğunu, davacı yanın açtığı davanın kötüniyetli olduğunu, davacının taraflar arasında aktedilen sözleşmelerin geçersiz olduğuna yönelik iddialarının haksızlığının mahkeme kararları ile sabit hale geldiğini, davacının geçersiz olarak gördüğü sözleşmelerden dolayı hak iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, davacının kendisinin de kabul etmiş olduğu üzere taşınmazların iskanının 01/07/2015 tarihinde alınabildiğini, meydana gelen zararların telafisi amacıyla davacı tarafın talebi ile tarafların biraraya gelerek 17/11/2012 tarihinde ek sözleşme yaparak davacı şirketin müvekkili şirkete tazminat ödemesine karar verildiğini, müvekkili şirkete 9 aylık kira tutarında gecikme tazminatı ödemeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşme ile taşınmazların teslim tarihinin bu kez de 15/01/2013 belirlendiğini, buna rağmen süresinde teslim edilmediğini, taşınmazların iskanlarının alınmasının 01/07/2015 tarihini bulduğunu, davacının bu davayı ikame etmesindeki amacın Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/5 ve 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/254 esas sayılı dosyalarında hükmedilen tazminatlar nedeniyle uğradığı zararı telafi etme çabası olduğunu, talep etmedikleri alacaklara ilişkin olarak da dava açacaklarını, taşınmazların belirtilen tarihte müvekkiline teslim edilmesinin mümkün olmadığını, bu yöndeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 5.1 maddesinde belirtildiği şekilde dış tesisatın tamamlanmadığını, taşınması satın alan kişiye bu yönde müdahale hakkı tanımadığını, taşınmazların bu sebeple kiraya verilememiş olması nedeniyle maddi kayıp yaşadıklarını, taşınmazların tam anlamıyla işlevsel hale gelmesinin 2019 yılını bulduğunu, sözleşme konusu taşınmazların değerinin 09/06/2020 tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmelikte değişiklik yaşanmasına dair yönetmelik sonucunda ciddi oranda artış yaşandığını, satış tarihindeki değerinin güncel değerinin altında olan taşınmazlar için talep edilen cezai şart tutarının fahiş olduğunu, açılan davalar sonucunda alınan bilirkişi raporları ile davacının sözleşmenin ifasında temerrüde düştüğü ve ayıplı ifada bulunduğunun sabit olduğunu, aktedilen sözleşme incelendiğinde satın alınan taşınmazlarda sergilenecek olan araçların markasına istinaden taahhütte bulunulmadığını, yalnızca Pazar payından bahsedildiğini, davacının muvazaalı şekilde bölünmeye uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme yükümlülüklerine uymadığını, taşınmazların neredeyse tamamını 2020 yılına kadar boş tuttuğunu, devamında ise 2.el alım satımı yapan galerilere, servis ve oto kuaförlerine kiraya verildiğini, davacı alıcının yükümlülüklerine uymayarak AVM’nin değer kazanmasına engel olduğunu, davalı tarafa sözleşme konusu tüm tapuların devredildiğini, ana yapının kullanma izninin 01/07/2015 tarihinde alındığını, bilgilendirme mektubunun 13/09/2013 günü gönderildiğini, kötüniyet iddiasının mesnedsiz olduğunu, cezai şartın fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de tacirin tenkis talebinde bulunamayacağını, davaların birleştirilerek görülmesinde fayda bulunduğunu belirterek davanın kabulüne ve dosyanın Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/254 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP; Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının fotokopi halde sunulan protokolden haberdar olmadıklarını, müzakere edilmeksizin ana sözleşmeye eklenen ve imzalayan kişi hakkında ağır nitelikte aleyhe hükümler barındıran protokol metnin davacı tarafından el altından sözleşmeye iliştirildiğini, genel işlem koşulu niteliğindeki bu metne dayanarak müvekkilinden herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki indirim oranının belirtilmediğini, taşınmazlar ibaresi kullanılmasına rağmen taşınmazların açıkça belirlenmediğini, bütün taşınmazların tek bir amaca tahsis edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında irade uyuşması olmadığını, 7.madde hükmünün genel işlem koşulu olduğunu, müvekkillerinin satın aldığı taşınmazların çoğunun bodrum katta olup % 1, % 2 Pazar payına sahip araçların satış ve teşhirinin imkansız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Somut olayda, yapılan ilk sözleşmeye ekli olarak düzenlenen ek sözleşmede, alıcıya yüksek oranlı indirim yapıldığından bahisle davalı alıcının en az 2 yıl bizzat faaliyet konusu otomotiv ve Türkiye marka pazar payı %1-%2 araçların satışı, teşhiri, servis hizmetleri vb işlemleri gerçekleştirmemesi, 2 yıldan önce satması, kiraya vermesi ve 2 yıldan sonraki herhangi bir zamanda sattığı ya da kiraya verdiği kişi ya da kuruluşun aynı faaliyet konusu işi yapmaması, kendisinin veya külli ve cüzi haleflerinin ya da kiracılarının faaliyet konusu işi yapmaması veya çalıştırmaması veya kapalı tutması hallerinde alıcının satıcıya 2 yıl boyunca aylık ödeyeceği cezai şart tutarı hüküm altına alınmıştır. Sözleşme tarihinden sonra, sözleşmede belirlenen teslim tarihinde taşınmazın teslim edilmemesi üzerine yapılan 17.11.2012 tarihli ek sözleşme ile ise teslimin gecikmesinden dolayı ödenecek kira bedeli ve ödeme şekli ile yeni teslim tarihi belirlenmiştir. Bu süreçte ve dava tarihine kadar davacı tarafın cezai şart talebinin saklı tutulduğu hususunda bir beyanı bulunmadığı gibi, taşınmazın yeni teslim tarihi ile ödenecek tazminat tutarının belirlendiği ek sözleşmede de buna dair bir ibare bulunmamaktadır. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir (Selimoğlu, Y. E.; Eser Sözleşmesi, 4. Baskı, Ankara 2017, s. 350-353). Bununla birlikte davalı tarafça geç teslimden kaynaklanan kira kaybı ile taşınmazların sözleşmede belirlenen metrekare miktarlarından düşük teslim edildiğine yönelik açılan davalar devam etmekte olup, sözleşme gereğince edimlerini tam ve eksiksiz ifa ettiğinden bahsedilemeyecek olan davacının ilk yapılan sözleşmeye ek olarak belirlenen cezai şart tutarını talep etmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine ," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeye dayalı taahhütlerini yerine getirmeyen davalı aleyhine cezai şart tazminatına hükmedilmesi gerekirken, somut olay ve deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile tesis edilen haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme hükmünde, cezai şart talebinin saklı tutulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak somut uyuşmazlıkta, davalı/alıcının, işbu davanın konusu ek sözleşmede düzenlenmiş taahhüdüne uygun davranıp davranmayacağı ancak ve ancak sözleşme konusu dükkanların kendisine tesliminden sonra ortaya çıkacağı nazara alındığında, taşınmazlar teslim edilirken veya tapusu devredilirken dava konusu ek sözleşmeden kaynaklanan hakkı, davacı şirketin saklı tutması gerektiği iddiasının somut vaka adaleti ve hukuka uyar bir yanı olmadığını, cezai şart tazminatının taşınmazın teslim işleminin gerçekleşmesi ile meydana geleceğini, henüz ortaya çıkmayan bir alacak için hakkın saklı tutulmasının mümkün olmadığını, bununla birlikte cezai şart tazminatının, sözleşme özgürlüğü ilkesine göre tarafların özgür iradeleri ile ek protokole açıkça dercedildiğini, işbu nedenle yerel mahkeme hükmünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve varsayım üzerine hazırlandığını, açık hatalar içeren bilirkişi raporuna göre tesis edilmiş olduğunu ve hukuk aykırı olduğunu, bilirkişilerden ...’in davacı şirket ile husumeti bulunduğunu, yerel mahkemeden bilirkişilerin reddinin istendiğini, yerel mahkemeye somut deliller sunulduğunu ancak buna rağmen savunma haklarının kısıtlanarak dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmeden açık hatalar içeren bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiğini, eksik inceleme ile tesis edilen yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak, istinaf incelemesi neticesinde davalı alıcı aleyhine en az 2 yıl boyunca aylık 40.000 dolar olmak üzere toplam 960.000 dolar cezai şart tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; taraflar arasında akdedilen "... Beylikdüzü Vadeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ve "Satış Sözleşmesine Ek Prokotokol'de davalının vaki taahhütlerine aykırı davrandığı iddiası ile protokolde kararlaştırılan 960.000,00 USD cezai şartın ödenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş davacı taraf istinaf isteminde bulunmuş, davalı tarafta herhangi bir gerekçe bildirmeden istinaf talebinde bulunmuş, istinaf harç ve giderlerini kendisine verilen kesin sürede yatırmaması nedeniyle 03/03/2022 tarihli ek karar ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki adi yazılı gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi ile gayrimenkul satı vaadi sözleşesine ek sözleşme ve ek protokol düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalıya "...-... Alışveriş Merkezi Projesi" kapsamında 9 adet işyeri niteliğinde bağımsız bölümün satışının kararlaştırıldığı, taşınmazların davalı şirket adına tapuda devredilerek kat irtifakına geçildiği anlaşılmaktadır.Davacının sıfatının “yüklenici satıcı” olduğu, geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye satılması, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Türk Borçlar Kanunu'nun 183 ve sonraki maddelerinde düzenlenen "alacağın temliki" hükümlerine tabi bir işlem olduğu, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, kendisine düşen bir bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde söz konusu bağımsız bölüm yönünden arsa sahibine karşı sahip olduğu alacağını, diğer bir ifadeyle sözleşmeden doğan kişisel hakkını (bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteme hakkını) üçüncü kişiye temlik etmiş sayılacağı, böyle durumlarda yüklenici ile üçüncü kişi arasında bir "alacağın temliki" sözleşmesi bulunduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliğinin ise sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup, resmi şekle bağlanmadığı, temlik alan (alıcı), temlik edene (satıcıya) karşı, geçerli bir satış sözleşmesinden doğan tüm yasal haklarını talep edebileceği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye satıcı sıfatıyla katılan ... Turizm San. ve Tic A.Ş.,'nin tam bölünmesi sonucu 1 nolu ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş, 2 nolu ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve 3 Nolu ... Yönetim Hizmetleri İnşaat San. Tic. A.Ş isimli şirketlere bölündüğü, eldeki davanın 3 Nolu ... Yönetim Hizmetleri İnşaat San. Tic. A.Ş tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davaya konu ...-... Alışveriş Merkezi Projesi, B Blok, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 49, 50, 52 no'lu bağımsız bölümlerin davalı alıcıya satışına ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, bu sözleşme uyarınca bağımsız bölümlerin alıcıya teslim tarihi 31.12.2011 olarak kararlaştırıldığı, yine sözleşmeye ek olarak düzenlenen 17.11.2012 tarihli ek sözleşme ile teslimin gecikmesinden dolayı ödenecek kira bedeli ve ödeme şeklinin belirlendiği ve teslim tarihinin 15.01.2013 olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın talebine dayanak ek sözleşmede tarih bulunmamakta olup, ilk yapılan sözleşmenin eki mahiyetindeki 7. maddede alıcının satın aldığı bağımsız bölümlerde en az 2 yıl bizzat faaliyet konusu otomotiv ve Türkiye marka pazar payı %1-%2 araçların satışı, teşhiri, servis hizmetleri vbişlemleri gerçekleştirmemesi, 2 yıldan önce satması, kiraya vermesi ve 2 yıldan sonraki herhangi bir zamanda sattığı ya da kiraya verdiği kişi ya da kuruluşun aynı faaliyet konusu işi yapmaması, kendisinin veya külli ve cüzi haleflerinin ya da kiracılarının faaliyet konusu işi yapmaması veya çalıştırmaması veya kapalı tutması hallerinde alıcının satıcıya 2 yıl boyunca aylık 40.000 USD cezayı nakden ve defaten gayrikabilirücu olmak üzere ödeyeceğinin taaahhüt ettiği görülmüştür. Sözleşme ile bağımsız bölümlerin natamam teslimi kararlaştırılmış olup, mübrez tapu kayıtlarına göre davalı adına tescil tarihi 09.05.2013'dür. Toplu yapı yönetiminin 29.12.2016 tarihinde oluşturulduğu da anlaşılmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme; yalnızca 9 adet dükkan satışına ilişkin olmayıp, iş yeri tesliminin yanında taşınmazın bulunduğu alanın bütünlük arz eden bir toplu yapı olmasının getirdiği ve gerektirdiği yan edimleri de içeren vasıflı bir satım sözleşmesi mahiyetindedir. Normal olan, sözleşme konusu yapının tarafların sözleşme ile kararlaştırıldıkları şekilde teslim edilmesidir. Bu doğrultuda yüklenicinin sözleşme gereğince üstlendiği bütün edimleri yerine getirmesi, inşaatı sözleşmeye, plan ve projesine uygun olarak tamamlaması gerekir. İnşaatın teslimi de bundan sonra söz konusu olacaktır. Bu nedenle inşaatın tamamlanması ve teslimi zaman bakımından birbirini takip eden süreçlerdir (Tandoğan, Haluk: Özel Borç İlişkileri, Ankara 1977, C. 2, s. 74 vd). Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli sözleşmeye aykırı ifadan kaynaklanmaktadır. Bu aykırılık halleri bir yandan geç ifa, diğer yandan yapılmayan işler nedeniyle eksik ifa olduğu, edimlerin sözleşmeye uygun olarak dava tarihi itibarıyla tesliminden bahsetme imkanı bulunmadığı, davalının taşınmazı süresinde teslim etmeyerek temerrüde düşmüş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça geç teslimden kaynaklanan kira kaybı ile taşınmazların sözleşmede belirlenen metrekare miktarlarından düşük teslim edildiğine yönelik açılan davalar devam etmekte olup, davacının sözleşme gereğince kendi edimlerini tam ve eksiksiz ifa ettiğinden bahsetme imkanı yoktur. Kendi edimini sözleşmeye uygun ifa etmeyen davacının cezai şart tutarını talep etme imkanı bulunmadığından davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Mahkemece hüküm için yeterli deliller toplanmış, bilirkişi raporu ise dosya içeriğine uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişinin davacının ilişkide bulunduğu başka şirketlere ilişkin davalarda düzenlediği raporların , davacı grup şirketlerinin aleyhine olmasının bilirkişinin reddi sebebi olmadığı da anlaşılmakla davacının tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025