Hukuk Genel Kurulu 2011/1-334 E. , 2011/427 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08.02.2011 Taraflar arasındaki “tapu iptal-terkin ve yıkım ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.03.2010 gün ve 2008/15 E- 2010/77 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 20.09.2010 gün ve 2010/7302 E-9026 K sayılı ilamı ile; ("...Dava…
**Hukuk Genel Kurulu 2011/1-334 E. , 2011/427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08.02.2011 Taraflar arasındaki “tapu iptal-terkin ve yıkım ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.03.2010 gün ve 2008/15 E- 2010/77 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 20.09.2010 gün ve 2010/7302 E-9026 K sayılı ilamı ile; ("...Dava, çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceği iddiasına dayalı tapu kaydının iptali, sicilden terkini ve muhdesatın yıkımı isteklerine ilişkindir. Mahkemece 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesine eklenen 3. fıkra 2 ve 3. cümle ve geçici 10.maddedeki düzenlemeler gözetilerek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı hazine üzerinde bırakılmasına ve taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1513 ada, 12 sayılı parselin kadastro tespit tutanağının 03.05.1971 tarihinde kesinleştiği, davanın 04.01.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12.maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3.maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12'nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10.madde eklenmiştir. Somut olayda, tescilin dayanağı olan tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine. Ancak, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. İdare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisinin iptali konusunda açılıp kabulle sonuçlanan idari yargı kararı ile “idarece tanzim edilen kıyı kenar çizgisinin bilimsel ölçümlere, 3621/3830 sayılı Kıyı Kanununa ve 28.11.1997 tarih, 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre belirlenen esaslara uygun tespit edilmediği bu nedenle taraflar için bağlayıcı olamayacağı” saptanarak kıyı kenar çizgisinin idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır.