T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/66 KARAR NO : 2025/1389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalının talepleri üzerine verilen konaklama hizmetinden kaynaklı olarak 8.866,22 TL alacağı bulunduğunu, bu bedelin 05…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/66 KARAR NO : 2025/1389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalının talepleri üzerine verilen konaklama hizmetinden kaynaklı olarak 8.866,22 TL alacağı bulunduğunu, bu bedelin 05.11.2018 tarihli mutabakat metni uyarınca davalı şirketin de kabulünde olduğunu, hizmetin gerçekleştirilmesine rağmen konaklama bedelinin tahsil edememesi üzerine İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin faturalara ilişkin mal veya hizmeti almadığını, delillerin tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen mutabakat metni başlıklı belgenin uyap sisteminden görüldüğünü imzanın müvekkili şirket yetkilisinin imzasına benzemediğini, belge aslının dosyaya sunulması halinde imza ve sair itirazlarını sunma haklarını saklı tuttuklarını, fatura tanziminin hizmetin verildiği anlamına gelmemekle tek başına ispat aracı da olmayacağını, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, faize itiraz ettiklerini, belirlenebilir olmayan ve yargılamayı gerektiren borç üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatı ile idari para cezasına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasında, defter inceleme gün ve saatinde davacı yanın defterlerini hazır bulundurduğu, davalı yanın defter ibraz etmediği, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmak suretiyle şirket merkezine gidildiğinde iş yerinin boş olarak bulunduğu, bu hali ile HMK'nın 222. maddesi uyarınca defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği nazara alınarak, 15.12.2020 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların, davalıya elektronik ortamda iletildiği, davalı tarafından kendi adına düzenlenen faturalara yasal süreler içinde itiraz edilmediği, icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 8.866,22 TL borcu olduğu, 3095 sayılı yasaya göre tarafların ticari şirket olduğu dikkate alınarak faaliyetin ticari iş sayılması ve avans faizi talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber her ne kadar davalı tarafça rapora karşı beyan dilekçesi ekinde şirket yetkilisinin imza sirkülerini dosyaya sundukları belirtilmiş ise de; uyapta kayıtlı ve fiziken dosyada bulunan dilekçenin eki olarak herhangi bir imza sirküsü sunulmadığı ve yine her ne kadar davalı tarafça son celsede mutabakat metnindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı beyan edilerek imza incelemesi yapılması ve ek rapor alınması talep edilmiş ise de; davalı vekilinin tahkikat aşamasına kadar açıkça imza inkarında bulunmadığı, yargılamanın sonlanmasına doğru imza inkarında bulunduğu, dosyanın gelmiş olduğu aşama ve talebin aşaması da dikkate alınarak imza incelemesi yapılmasına yer olmadığına ve ek rapor alınmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşılmakla buna ilişkin talebin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, davacının haklı davasının kabulü ile İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasında asıl alacak 8.866,22 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerektiği, alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan icra inkar tazminatının yasal koşulları oluştuğu gerekçesiyle Davanın KABULÜ İLE, Davalının İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacak 8.866,22 TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, İİK 67/2. maddesi gereğince 8.866,22 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 1.773,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın salt fatura düzenlenmiş olmasının davada haklılığın kabulü için yeterli olmadığını, davacının alacağına dayanak yaptığı faturaya konu hizmeti verdiğini de ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, salt davacı şirket defter ve kayıtları üzerinden hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, daha önceki bilirkişi raporlarına itirazları göz önünde bulundurulmadan sadece davacı şirket defterleri üzerinde hesaplama yapılarak ek bilirkişi raporu hazırlandığını, bilirkişinin hatalı yaklaşımda bulunduğunu, bilirkişi raporunun hükme dayanak olacak nitelikte olmadığını, konaklama hizmetinin sunulduğunda dair davacı tarafça delil ibraz edilmediğini, mutabakat formunun müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmeden bir belgenin karara dayanak yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, konaklama hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...Yatırımları A.Ş., borçlunun ise ...Ticaret A.Ş. olduğu, 8.866,22 TL üzerinden 16.11.2018 tarihinde başlatılan icra takibinde açık hesap kaynaklı borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna tebliğ edildiği, 06.12.2018 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 15.12.2020 tarihli raporda:"Davacı şirketin incelenen 2017-2018 takvim yılları kanuni ticari defterleri, kendi adına delil vasfina haizdir. Davalı şirketin, Ticaret Sicilde kayıtlı adresindeki işyerinde bulunmaması nedeniyle kanuni defterleri incelenememiştir. Davacı şirket tarafından düzenlenen davaya konu faturaların, davalıya elektronik ortamda iletildiği, Davalı tarafından, kendi adına davacı şirketin düzenlenmiş olduğu faturalara, yasal süreler içinde itiraz edilmediği, Davacının 15.11. 2018 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 8.866.22 TL alacak talebinin yerinde olduğu..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Somut olayda, davacı tarafın cari hesap ilişkisine konu ettiği faturalar nedeniyle alacağına yönelik başlattığı icra takibinde, alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve takip tarihi itibariyle 8.866,22 TL miktarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın defterlerini ibraz etmediği, 13.10.2020 tarihli ön inceleme duruşması 3 nolu ara kararı ile ticari defterlerini ibraz etmeyen taraf yönünden ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtaren bildirildiği ve bu konuda duruşmaya katılmayan davalı vekiline 18.10.2020 tarihinde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, davalı vekilince de ayrıca defterlerin ibraz edileceğine dair herhangi bir beyanda da bulunulmadığı, bu durumda 7251 sayılı kanunun 23. maddesi ile değişik HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca davacı defterindeki kayıtların ve davalıya elektronik ortamda gönderilen itiraza uğramayan faturaların Mahkemece esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacının üzerinden bulunan ispat yükü çerçevesinde konaklama hizmeti verildiğini ispat ettiği, ayrıca davalı vekilince itiraz edilen mutabakat belgesi altındaki imzaya yönelik inceleme ve araştırma yapılmasına bu nedenle de gerek bulunmadığı, davacının davalıdan alacaklı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.İİK'nın 67/2. maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu konaklama hizmetine ilişkin alacak itiraza uğramayan faturalara dayalı likit bir alacak olduğundan, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 210,71 TL'den mahsubu ile bakiye 404,69 TL'nin davalı taraftan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/12/2025