T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/984 KARAR NO : 2025/1782 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02.03.2022 NUMARASI : 2020/4 Esas - 2022/238 Karar DAVA: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/984 KARAR NO : 2025/1782 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02.03.2022 NUMARASI : 2020/4 Esas - 2022/238 Karar DAVA: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya verdiği taşıma hizmeti nedeniyle düzenlenen fatura borcunun ödenmemesi üzerine Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ticari defterleri ve cari hesap kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığını, faturaların borçlusunun malları teslim alan firmalar olduğunu, hizmetin müvekkiline verilmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı taşıma ücret alacağı nedeni ile alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde iş bu itirazın iptali davası açılmış olup, tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile düzenlenen kök ve ek raporda davacı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu ve sunulan ticari defterlere göre davacının 26.06.2019 takip tarihi itibarıyla davalıdan 16.623,80 TL alacaklı durumda olduğu, Davalı tarafından sunulan ticari defterlerin de T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu ve sunulan ticari defterlere göre davalının 26.06.2019 takip tarihi itibarıyla davacıya 25,84 TL borçlu durumda olduğu, taraf defterlerinin karşılaştırılması sonucunda; taraflar arasında (16.623,80 TL + 25,84 TL=) 16.597,96 TL tutarında farkın mevcut olduğu, bu farkın davacı tarafında davalıya düzenlenen 35 adet faturadan kaynaklandığı, davacı faturalarının alacak mesnedi olarak kabulü halinde davacı alacağının toplam 16.623,80 TL olarak talep edilebileceğinin değerlendirildiği, Davacının alacak mesnedi faturalarında taşıma senetlerine referans verildiği, taşıma senetlerinde ise davalının gönderen sıfatı ile bir takım konfeksiyon emtiasını yurtdışına davacı aracılığı ile gönderdiğinin teyit edildiği, Bu aşamada davacının faiz talebinin ispata muhtaç olduğu, Bu tespitler ışığında davacının takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği tutarın faturalara konu 16.597,96 TL artı karşılıklı ticari defterlerde teyit edilen 25,84 TL olmak üzere toplam 16.623,80 TL asıl alacak miktarında tespiti karşısında davacının alacağa hak kazandığını lehine delil teşkil eden defterleri ve dosya kapması ile ispatladığı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın 16.623,80 TL asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren alacağa davacının talebini aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, likit olan alacağın %20'si olan 3.324,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan 15.03.2021 tarihli raporda davacı defterlerine göre 16.623,80 TL alacak bulunmasına rağmen müvekkilinin 2019 yılı ticari defterlerine göre 25,84 TL bakiye borç bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin uyumsuz olduğu, farkın davacı tarafından kesilen 35 adet faturadan kaynaklandığı ve bunların yurt dışı taşımacılık faturası olduğu, davalının çeşitli ülkelerdeki potansiyel müşterilere teslim edilmek üzere numune mal taşıtıldığını, taşıma evrakında davalının gönderen, davacının ise taşıyıcı olduğunun belirlendiğini, Buna rağmen mahkemece fatura borçlularının belirlenmesinde hataya düşüldüğünü, bu faturaların borçlusunun malları teslim alan firmalar olduğunu, davacının yaptığı hızlı kargo taşımacılığı işi gereği, dava dışı üçüncü kiş ... ... A/S ile aralarındaki anlaşma kapsamında, gönderilen kargolar için karşı taraf ödemeli olarak anlaşıldığını, Danimarka’da bulunan ... ... A/S unvanlı firmaya gönderilen malları teslim alan bu şirket tarafından ödenmesi gereken fatura bedellerinin, sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline fatura edildiğini, müvekkilinin taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını, buna ilişkin itirazların mahkeme ve bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, müvekkilince bu gerekçe ile faturaların iade edildiğini, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını, sunulan sözleşmenin 29.08.2013 tarihli olup, yalnızca 2013 yılı için sadece yurt içi taşımacılık izin düzenlendiğini, sözleşmenin bu yılda ve yurt içinde uygulanarak sona erdiğini, oysa faturaların sözleşme dışı olan yurt dışı taşımalarına ilişkin olduğunu, sunulan tedarik sözleşmesinin sone erdiğini, taşıma hizmetinin müvekkiline sunulmadığını, müvekkili ile Danimarka’da bulunan ... ... A/S firması arasında satış sözleşmesi bulunduğunu, buna göre ürünlerin davacı firmanın teslim edeceğini ve ... ... A/S firmasının ise malları teslim aldığında taşıma bedelini davacıya ödeyeceğini, davada müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, tarafların ticari kayıtlarının uyuşmadığını, bu durumda sadece davacının defterlerinin esas alınarak karar verilemeyeceğini, taşıma ücretinin alıcıdan ödemeli olarak gönderilmesi nedinyle alıcının herhangi bir sebeple kargoyu teslim almayı kabul etmemesi halinde gönderen bu ücretin Taşıyıcıya ödenmesinden sorumlu olduğunu, ancak kargoların alıcıya teslim edilmesi nedeniyle alıcının sorumlu olduğunu ve müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, kargoların taşınması için karşı taraf ödemeli olarak anlaşılması ve alıcının malları teslim alması nedeniyle taşıma ücretinin alıcıdan istenmesi gerektiğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında geçerli şekilde kurulmuş bir taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı davalının taşıma sözleşmesinin tarafı olup olmadığı, taşıma ücretinin davalıdan mu yoksa emtianın alıcı tarafından teslim alındığı kabul edilerek alıcıdan mı istenmesi gerektiği hususu uyuşmazlık konusudur.Davacı, taşıma sözleşmesi kapsamında davalıya taşıma hizmeti verdiğini ve davalının yurt dışındaki alıcıya gönderdiği emtianın teslim edilerek taşıma alacağına hak kazanıldığını ileri sürerek takip başlatmıştır. Davalı ise taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, 2013 yılında taraflar arasında imzalanan yurt içi taşıma sözleşmesinin sona erdiğini, dava konusu taşımanın yurt dışına yapıldığını, davalı ile yurt dışındaki alacı ... ... A/S arasındaki satım sözleşmesi kapsamında emtianın davacının emtiayı yurt dışına taşıyarak teslim edeceğini, ancak taşıma ücretinin alıcı şirketçe ödeneceğinin kararlaştırıldığını savunmuştur. Dava konusu emtianın davacı tarafından, davalıdan teslim alınarak yurt dışındaki alıcı ... ... A/S'ye teslim edildiği ve taşıma faturalarının davacı tarafından, davalı adına düzenlendiği anlaşılmıştır. TBK'nın 1. maddesine göre, sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Kanunun 2. maddesinde ise taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır düzenlemesi bulunmaktadır. Saklama ve hizmet sözleşmesinin belirli bir şekli bulunmamaktadır. Bu nerenle tarafların hangi şartlar üzerinde uzlaştıklarının, karşılıklı iradeler ile dosyadaki belgelerin değerlendirilmesi ile belirlenebilecektir. Davalı, taşıma sözleşmesinin davacı ile yurt dışındaki alacı arasında kurulduğunu savunmuştur. Davalı ile yurt dışındaki alıcı arasında düzenlenen satım sözleşmesinde, davalı tarafından gönderilecek emtianın teslimi halinde bedelinin alıcı tarafından ödeneceğine ilişkin sözleşme hükmünün, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince ancak alım satım sözleşmesinin tarafı olan davalı ile yurt dışındaki alıcı arasında hüküm ifade edebileceği, davalı ile satım akdinin tarafı olan yurt dışındaki alıcının, aralarındaki satım sözleşmesinde kararlaştırdıkları bu hükmün taşıyıcı olan davacı açısından bağlayıcı olmadığı açıktır.İlk derece mahkemesince taşıma uzmanı bilirkişiden alınan raporda da, davalının iddialarına ilişkin bir kanıt bulunmadığı, taşıma ilişkisinde gönderen olan davalı ile davacı arasında bir taşıma sözleşmesi kurulduğu kanıtlanmıştır. Taşıma sözleşmesinin davacı ile davalı arasında kurulduğu ve sözleşme kapsamında davacının, davalıya ait emtiayı yurt dışına taşıyarak alıcısına teslim ettiği, taşıma sözleşesinin eksik veya kusurlu ifa edildiğine ilişkin bir kanıt bulunmaması nedeniyle taşıtan konumunda olan davalının taşıma ücretini ödemesi gerekmektedir. Davalı, satım sözleşmesindeki hükme dayalı olarak, sözleşmesinin taraf olmayan davacıdan bir talepte bulunamayacaktır. Davalı sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince kendi akidinden, taşıma ilişkisinden sorumluluk hükümlerine göre iç ilişkide talepte bulunabilecektir. Bu itibarla davacının geçerli bir taşıma sözleşmesine istinaden keşide etiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Verilen hizmet nedeniyle düzenlenen fatura bedellerinden davalının sorumlu tutulması yerindedir.İİK'nın 67/2.maddesine göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve ifa edilmiş bir sözleşmeye ilişkin fatura alacağının likit olması nedeniyle mahkemece hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 852,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.