Hukuk Genel Kurulu 2014/676 E. , 2015/2534 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki "çaplı taşınmazda paya elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Merzifon Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.11.2012 gün ve 2012/285 E.- 2012/510 K sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.04.2013 gün ve 2013/4214-5649 E. K. sayılı ilamı ile; (…Dava, çaplı taşınmazda payda…
**Hukuk Genel Kurulu 2014/676 E. , 2015/2534 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki "çaplı taşınmazda paya elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Merzifon Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.11.2012 gün ve 2012/285 E.- 2012/510 K sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.04.2013 gün ve 2013/4214-5649 E. K. sayılı ilamı ile; (…Dava, çaplı taşınmazda paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, yapılan araştırmanın hükme yeterli bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Öte yandan, yurdumuzda sosyo-ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere yönelen aşırı akım ve nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle oluşan hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler kurulduğu bir gerçektir. Türk Medeni Kanunu'nun 706., Borçlar Kanunu'nun 213.(6098 sayılı TBK'nın 237.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz ise de, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması "ahde vefa" kuralının yanında Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde pekçok kimse zarar görecek, toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.