11. Hukuk Dairesi 2010/1607 E. , 2012/4062 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2009 tarih ve 2008/873 - 2009/240 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.01.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırak…
**11. Hukuk Dairesi 2010/1607 E. , 2012/4062 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2009 tarih ve 2008/873 - 2009/240 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.01.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirket tarafından yapılan garantilere ve reklamlara kanarak, iyi ve güvenilir bir yaptırım yaptıklarına inandırılarak şirkete paralarını yatırdıklarını, müvekkillerinden de ihlas Finans Kurumu AŞ adına düzenlenmiş, üzerinde "Kâr ve Zarara Katılma Hesap Cüzdanı" ibaresi bulunan dört adet belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkillerinin paralarını geri almak istediklerinde ise şirket yetkilerince sürekli oyalandıklarını, davalılar tarafından yapılan eylemlerin yasalara aykırı olduğunu, müvekkillerinin dolandırıldığını, yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılandıklarını şirketlerin yönetim kurullarında görevli diğer davalıların da zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek davalıların sorumlu olduklarının tespitine, müvekkillerinden tahsil edilen 28.948,32 EURO ve 18.964 USD karşılığı 85.939,09 YTL 'nın en yüksek avans faizi davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Tasfiye Halinde İhlas Finans Kurumu A.Ş. vekili, taraflar arasında bir "Kâra ve Zarara Katılma Hesabı Akti" bulunduğunu, kâr ve zarara katılma hesabının mutlak ödenmesi gereken bir alacak olmadığını, 11/02/2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 171 numaralı kararı ile şirketin faaliyet izninin kaldırıldığını ve şirketin münfesih olduğunun taraflarına bildirildiğini, şirketin böylelikle tasfiye sürecine girdiğini, şirketin TTK'nun anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümlere göre tasfiye edildiğini, TTK'nun 446.maddesine göre tasfiye ile ilgili hesaplamalar ve bilanço çalışmaları yapılmadan herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının Kurumlar Vergisi Kanunu'nun yollama yaptığı İİK'nun 206.maddesinin altıncı sırasında düzenlenen ve tüm imtiyazlı ilk beş sıradaki alacaklıların haklarını almalarından sonra alacak talebinde bulunabilecek alacaklılardan olduğundan tasfiye sonunu beklemek zorunda olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir. Diğer davalılar vekili, müvekkilleri ile davalılar arasında borç doğurur hiçbir hukuki işlem ve neden olmadığını, müvekkilleri ile davacılar arasında bir akdi münasebet bulunmadığını, müvekkillerinin yönetici sıfatlarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı finans kurumunun faaliyet izninin BDDK'nun 10/02/2001 tarihli ve 171 sayılı kararı ile kaldırıldığı ve davalının tasfiye sürecine girdiği, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 20-6/d maddesinde faaliyet izni kaldırılan özel finans kurumunun yönetim ve denetiminin yasada belirtilen tasfiye kuruluna intikal etmesi sebebiyle davacıların kar ve zarara katılma hesap cüzdanlarına dayalı olarak varlığını ile sürdüğü alacağını tasfiye işlemleri tamamlanmadan isteyemeyeceği, diğer davalıların ise davacılar ile doğrudan bir borç doğurucu işlem yapmamaları ve pasif dava ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davalılar Ahmet Mücahit Ören ve ...'a yönelik davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığından husumet yokluğundan reddine,diğer davalı şirket hakkındaki davanın yerinde bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.