7. Hukuk Dairesi 2009/3644 E. , 2010/200 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de oluşturulan hüküm usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK’nun 3…
**7. Hukuk Dairesi 2009/3644 E. , 2010/200 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de oluşturulan hüküm usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK’nun 382. maddesi hükmüne göre mahkemece verilecek kararların açık olarak ve yüze karşı okunmak suretiyle tefhim edilmesi gerekir. Kural olarak tefhim gününde hükmün gerekçesi ile birlikte açıklanması gerekmekte ise de, gerekçeli kararın hemen yazılması her zaman mümkün olamayacağından mahkemenin önce vereceği kısa kararı yargılama oturumunda tefhim etmesi daha sonra gerekçeli kararı yazarak bu yasal zorunluluğu tamamlaması mümkün bulunmaktadır. Ne var ki, asıl olan kısa karardır. Sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olarak yazılması gerekir. 10.4.1992 gün ve 7/4 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da bu hususa değinilmiş, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma nedeni olacağı, yerel mahkemenin çelişkiyi gidermek kaydı ile bozma kararından sonra önceki kararı ile bağlı olmaksızın vicdani kanaatine göre yeni bir hüküm oluşturması gerektiği kabul edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde kısa kararda davanın reddine denildiği halde gerekçeli kararın kabul doğrultusunda oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Az yukarda açıklanan hukuksal olgular göz önüne alındığında verilen hükmün usul hükümlerine ve anılan Yargıtay İctihadı Birleştirme Kararı’na açıkça aykırı olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca davacı ...'nin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.