11. Hukuk Dairesi 2008/8790 E. , 2010/4166 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2007/455-2007/831 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatlar…
**11. Hukuk Dairesi 2008/8790 E. , 2010/4166 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2007/455-2007/831 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların Almanya ve Liechtenstein’da kurdukları şirketler aracılığıyla para topladığını, toplanan paranın tamamının istendiği takdirde iade edileceğinin garanti edildiğini, müvekkilinin de bu taahhütlere inanarak toplam 50.000 DM. verdiğini ancak parasını geri alamadığını, müvekkilinin 9.5.2007 tarihli ihtarına verilen cevapta müvekkilinin ...AG’ye müracaat etmesi gerektiğinin belirtildiğini, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/614 ve 2006/359 sayılı kararında belirtildiği üzere davalı ... ‘ün tek başına imza yetkilisi olduğu şirketler aracılığıyla toplanan paraların ...Holding A.Ş. ne ve ...’ün şahsi hesabına aktarıldığını, davalı şahsın bu nedenle cezalandırıldığını, müvekkiline 50.000 DM. karşılığında ...İnternational Marketing and Trading AG ortaklık sözleşmesi adı altında belge verildiğini ileri sürerek, davalıların ceza aldığı dava dosyaları göz önünde bulundurularak, yurt dışında paravan şirketler aracılığıyla toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığının kabulü gerektiğinden davalıların da hukuka aykırı para toplama faaliyetinden sorumlu olacakları gerekçesiyle, taraflar arasında kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve 50.000 DM. (25.564,59 Euro) karşılığı 46.016 YTL.nin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, husumetin ...İnternational Marketing and Trading AG.’ye yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilleri ile davacı arasında bir ilişkinin bulunmadığını, davacının kar ve zarar ortaklığına bilerek katıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortağı olan ve davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketlerin borcundan dolayı davalıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, dava dışı şirkete dava açılmasının gerektiği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı vekili, davalı ...’ün tek imza ile yetkilisi olduğu ...Grubu’nun Almanya’da ...International Marketing and Trading GmbH’ni, Liechtenstein’da ...International Marketing and Trading AG’ni kurduğunu, adı geçen şirketler aracılığı ile yurt dışında toplanan paraların Türkiye’de kurulu olan davalı ... AŞ’ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, davacıdan da aynı usulle ...International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın ihtarnameye rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğünün tesbiti ile 50.000 DM karşılığı olan 46.016 YTL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında davacı vekili, sanıklar arasında davalı ...’ün de bulunduğu Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinde 2002/614 E numarası ile açılan davada adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini iddia ederek, ceza mahkemesi kararını ve o dosyada alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur. Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/614 E, 2006/359 K sayılı dosyasında, “...Holding AŞ’ne ait hisselerin büyük kısmına ...GmbH’nin sahip olduğu, ...AG’nin de ...GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki ...GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu ...Holding AŞ’ne sermaye taahhüdünü yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, ...Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ... ve...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, ...’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, ...AG’nin tasfiye işleminin başladığı ve mahkemece iflasının kabul edildiği, ...GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr payı şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İşbu dava dosyası içine sunulan Dairemiz kararlarında bahsi geçen ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporu tartışılmamış olup, işbu davada emsal olarak kabul edilemez. Davacı ile dava dışı ...International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Temyiz aşamasında sunulan belgelerden de adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Akdi ilişkinin davacı ile dava dışı şirket arasında olup, öncelikle o şirkete müracaat edilmesi, sonuç alınamaması halinde işbu davanın açılması gerektiği belirtilerek dava reddedilmiş ise de, davacının akdi ilişki kurduğu şirkete müracaat edilmesinin sonuçsuz kalacağının bilinebilecek olması durumunda, davacının doğrudan davalılar aleyhinde dava açmasını kabul etmek gerekir. Mahkemece, BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde, tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu; ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde, taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.