11. Hukuk Dairesi 2021/4944 E. , 2021/6981 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03/04/2019 tarih ve 2017/299-2019/294 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Burak Akkoç dinlenildikten sonra dur…
**11. Hukuk Dairesi 2021/4944 E. , 2021/6981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03/04/2019 tarih ve 2017/299-2019/294 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Burak Akkoç dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 13/02/2004 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin 18/09/2009 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasında 2006-2009 yılları arası dönemi kapsar şekilde deniz tankerleriyle akaryakıt taşınması ve bedelinin tahsiline yönelik iki ayrı hizmet sözleşmesi akdolunduğunu bu sözleşme kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmesi için davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen sonuç alınamadığını, fatura bedellerinin tahsili amacıyla aleyhine girişilen takibe davalı tarafça kendileriyle ilgili bulunmadığından bahisle itiraz edilmiş ise de itirazın haksız olduğunu, zira imzalanan sözleşme hükümlerine göre dava dışı müşteriler tarafından ödenmeyen fatura bedellerini davalı tarafın ödemekle yükümlü bulunduğunu belirterek, itirazın iptaliyle, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, takibe ve davaya konu yapılan faturaların müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacı yanca dava dışı müşteriler adına düzenlendiğini, akdolunan hizmet sözleşmesi uyarınca müvekkilinin nakliyesini yaparak bedelini tahsil ettiği tutarları sözleşme gereği almaya hak kazandığı primleri mahsup etmek suretiyle bakiyesini davacıya ödediğini, takibe konu faturaların çoğunun mükerrer düzenlendiğini, davalının bir alacağı bulunmadığına dair e-mailleri de olduğunu savunarak, davanın reddini ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece iddia,savunma ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 16.maddesinde davacı defter ve kayıtları münhasıran delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de davacı defter ve kayıtlarının ve bunların dayanaklarının davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, HMK'nın 192.maddesine göre de taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağı, bu durumda da ispat yükü kendisinde olan davacının iddiasını usulüne uygun delillere göre ispat etmesi gerektiği ancak ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.