İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 29/04/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/655 Esas 2026/135 Karar sayılı ilamına karşı , davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkilinin, 01/02/2014 tarihinden itibaren davalı kooperatifte üç adet 300 m2'l…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/757 KARAR NO: 2026/922 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/02/2026 NUMARASI: 2025/655Esas - 2026/135Karar DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 29/04/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/655 Esas 2026/135 Karar sayılı ilamına karşı , davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkilinin, 01/02/2014 tarihinden itibaren davalı kooperatifte üç adet 300 m2'lik ayrı ayrı beşer katlı işyeri üyeliğine istinaden hem peşinat ödemesini hem de kooperatif üyelik aidatlarını kooperatifin banka hesabına düzenli olarak yıllardır ödediğini, ancak davalı kooperatifin , yıllarca müvekkilinden hem tahsil ettiği peşinat bedelini hem de 2014 yılından itibaren müvekkilinin düzenli olarak her ay ödediği ve ödemekte olduğu aidatları resmi banka hesapları aracılığıyla tahsil ettiği ve bu paraları da kullandığını, ayrıca yine davalı kooperatifin müvekkiline ait olan cep telefonuna da düzenli olarak sms göndermek suretiyle ödenecek bedelleri bildirdiğini ve müvekkili tarafından da bildirilen ödemelerin de yapıldığını, ancak 2014 yılından itibaren müvekkilinin kooperatif ortağı olmasına rağmen kooperatif tarafından müvekkiline ödemelerle ilgili düzenli olarak bildirim ve sms gelmesine rağmen , müvekkilinin kooperatif resmi kayıtlarında üye olarak görünmediğini, davalı kooperatif tarafından müvekkilinin üye olarak gösterilmediği gibi hazirun cetvellerinde de kaydı bulunmadığı gibi kooperatif genel kurul toplantılarına ilişkin olarak da usule uygun olarak müvekkiline tebligat gönderilmediğini ve böylece müvekkilinin düzenli olarak aidatlarını ödeyen üye olarak genel kurul toplantılarında oy kullanma ve alınan kararlara itiraz edebilme hakları da ihlal edildiğini ancak bunun yanında müvekkilinin yıllardır ödediği paraların kullanıldığını, müvekkilinin tüm ödemelerini davalı kooperatife ait ... Bankası ... Şubesindeki ... hesaba yatırdığını, müvekkilinin 2014 yılından itibaren üye olarak ve kooperatiflerdeki açık kapı ilkesi gereğince tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davalı kooperatifin de yıllarca müvekkiline sms ve telefon aracılığıyla bildirimlerle bulunmakla üyeliğini kabul etmiş olmasına ve tüm ödemelerini de sermaye olarak kullanmasına rağmen resmi kayıtlarda üye kaydını oluşturmadığını, bu sebeplerle müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi bakımından , hem peşinat bedeli hem de yıllardır düzenli olarak aidat ödediğini ve ödemekte olan müvekkilinin davalı kooperatife üyeliğinin (ortaklığının )tespiti istemiyle iş bu davayı açtıklarını davanın kabulünü, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı (üyesi) olduğunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Davacı tarafından ifade edilen düzenli olarak ödemelerin yapıldığı beyanlarının gerçeklikten uzak olduğunu, davacı tarafın ödemeleri üye aidat tablosunda uygun olarak yapılmadığını, bu kapsamda davacı tarafından üyeliğe yönelik aidat ödemesi yapılmadığını, bu durum kooperatif tarafından tespit edildikten sonra gerekli işlemlerin başlatıldığını ve bu hususun genel kurul gündemine taşındığını, davalı tarafından yapılan ödemeler gerek kooperatif ile ... arasından yapılan arsa satış sözleşmesi gereğince yapılan artışlar gerekse de yasal mevzuat, genel kurul kararları ve ana sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenen aidatlar, işletilecek faiz ve diğer hususlar çerçevesinde ilgilinin tüm fer’ileri ile birlikte mali yükümlülükleri tam ve olması gerektiği gibi yerine getirmediğini, davacının yaptığı ödemeler neticesinde "üç adet 300 m2' lik " üyeliğinin olduğu iddiasının da kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili kooperatifin, ... tarafından yapılan ihale neticesinde kooperatif faaliyet konusu taşınmazı ihale neticesinde satın aldığını, ... ile yapılan sözleşme gereğince yapılacak ödemelere her 6 ayda bir TEFE-TÜFE oranında artış yapıldığını, bu artış da üyelerin aidatlarına yansıtıldığını, davacının müvekkili kooperatifte herhangi bir üyeliği bulunmadığını, iş bu nedenle de davacı adına kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda, mahkememizce ticari defter, tarafların sunduğu kayıtlar ve kooperatif kayıtları incelemesi sonucunda Davalı kooperatifçe 18.07.2024 tarihli yazı ekinde davacının davalı kooperatife yaptığı ödemeye ilişkin liste sunulmuştur. Söz konusu ödeme listesi incelendiğinde davacı için ... üye numarası verildiği ve üye grubu olarak ...’lük olduğu belirtildiği görülmektedir. Davacının yaptığı ödemelere ilişkin tabloda davacının 2014-2015-29016-2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yıllarında toplam 2.531.934,78 TL ödeme yaptığı ve tek hesap açıldığı bu hesabın 300 m2 büyüklüğündeki işyeri üyeliği için olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davalı kooperatifin mizan tablosu incelendiğinde üyeler için ayrı hesap açılmadığı, tüm üye ödemelerinin ...kodlu üye aidatları hesabında takip edildiği görülmektedir. Dolayısıyla davacı ödemelerinin tamamının üye aidatları hesabı içine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Yine kooperatifçe davacıya üye olduğu kabulü ile mesajlar gönderdiği tespit olunmuştur. Kooperatifler hukukunda “açık kapı” ilkesi mevcuttur. Bu kapsamda kooperatife üyelik için başvuru dilekçesi giriş iradesini yansıtan bir belge olmamasına karşılık davacının 2014 yılından beri kooperatife düzenli aidat yatırdığı, 9 yıl yatırılan paralara kooperatifin ses çıkarmadığı, kooperatif tarafından ''sayın üyemiz'' ifadeleri ile başlayan mesajlar attığı, kooperatif ana sözleşmesinin 6. Maddesine göre kooperatifin amacının üyelerinin iş yeri ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulduğu, davacının Gelir İdaresi Balkanlığı'ndan Uyap üzerinden sorgulamada 2008 yılından beri aktif olarak kiralama işi üzerine faaliyet gösterdiği yine sözleşmenin 10. Maddesinde kooperatife ortak olmak için Türk vatandaşı olmak ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak şartı bulunduğu, açık kapı ilkesi geçerli olduğu, üye sıfatıyla mesajlar ve ödemeler ve davacı ile aynı durumda olan diğer üyelerin yapmış olduğu ödeme miktarları nazara alındığında davacının 1 adet kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunun zımmen kabul edilmiş olduğu kanaatine varıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının sair 2 üyeliğinin de bulunduğuna ilişkin talebine yönelik ise diğer üyelerin yapmış oldukları ödeme tutarları da dikkate alındığında 2 üyeliğinin daha olduğuna ilişkin dosya kapsamında ispata elverişli delil ibraz edilmediği 3 adet üyelikle uyumlu ödemeler bulunmadığı tespit olunmuştur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) Davacı 1 adet üyeliğinin bulunduğunu ispat etmiş olup diğer 2 üyeliğini ispat edemediğinden ....gerekçesiyle Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı kooperatif bünyesinde 1 adet üyeliğinin bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili ve davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Emsal üyelerin tam 3,12 KATI (Güncel Reel: 41.9 Milyon TL) sermaye ödemesine rağmen, "Denkleştirici Adalet" ilkesi ihlal edilerek eksik tescil verildiğini, 2. ... (...): Yargılama sürerken, davalı kooperatifin en değerli ... bağımsız bölümü (özellikle 22.03.2024'te) doğrudan Kooperatif Başkanının öz çocuklarına ve aile şirketine devredildiğini, Bu muvazaalı devirler durdurulmazsa verilecek ilam infazsız kalacağını, Yüksek Dairenize kolaylık sağlamak ve şaibeli iç kayıtlar yerine "Bağımsız Banka ve Tapu Verilerini" sunmak gayesiyle tüm deliller dijital arşive yüklendiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.02.2026 tarihli kararının; Yüksek Dairenizin (Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/1110 E. — 2025/1301 K. sayılı) önceki bozma ilamının çizdiği hukuki çerçeveye ve usuli kazanılmış hak ilkesine riayet edilmeksizin (eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme neticesinde) tesis edilmesi, uyuşmazlığın esasını ispata elverişli Bakanlık Teyidi ve Finansal Asimetriyi (Emsallerin 3/12 Katı Ödeme) ortaya koyan kesin delil niteliğindeki banka kayıtlarının değerlendirme dışı bırakılması, yargılama süreci devam ederken kooperatif malvarlığı üzerinde gerçekleştirilen ve hükmün icrasını imkansız kılma riski taşıyan mülkiyet devirleri nedeniyle kaldırılmasını, telafisi imkansız zararların ve hakkın elde edilmesinin zorlaşması riskinin önlenmesi adına ivedilikle ihtiyati tedbir tesis edilerek şahsım tarafından 20.10.2025 tarihinde sunulan dilekçe ilc; davalı kooperatifin mal kaçırma hazırlığında olduğu somut delillerle ortaya konulduğunu ve rapor sürecinin ivedilikle tamamlanması istendiğini, yerel mahkemenin bu hayati uyarıyı dikkate almayarak süreci olağan akışına bırakması, davalı yanın mal varlığını tasfiye etmesine zemin oluşturduğunu, dosya kapsamındaki teknik veriler ışığında, şahsımın kooperatife sağladığı Reel Değeri 41.941.392,00 TL olan finansman karşılığında, HMK 353/1-b-2 uyarınca davanın esastan tümden kabulüne karar verilmesi talebi olduğunu, işbu istinaf başvurusu süresince; davalı kooperatif malvarlığının, verilecek olası bir iptal/tescil kararını sonuçsuz bırakmak amacıyla kasten tasfiye edildiği; ... adet taşınmaz yönünden bizzat temin ettiğim resmi ... Tapu Müdürlüğü kayıtlarıyla ve doğrudan ilişkili kişilere yapılan muvazaalı devirler yönünden ise ... verileriyle sabit olduğunu, davalı yönetimin sadece 6 ayda ... adet tapuyu (önemli bir kısmı kendi yöneticilerinin 1. derece yakınlarına olmak üzere) devretmesi, müstakbel hükmün infaz kabiliyetini doğrudan ortadan kaldırma teşebbüsü olduğunu, uyuşmazlığın finansal karmaşıklığı, emsal üyelerle aramızdaki 3,12 katlık fahiş finansal asimetrinin (Reel 41.9 Milyon TL katkı) hesaplanması ve yargılama derdest iken sübut bulan organize mal kaçırma eylemlerinin vahameti karşısında; maddi gerçeğin heyetçe bizzat müşahede edilmesi ve çelişkilerin giderilmesi adına incelemenin 6100 Sayılı HMK m. 356 uyarınca duruşmalı yapılmasını saygıyla talep ettiğini, uyuşmazlığın devasa finansal hacmi, yargılama derdest iken sübut bulan şüpheli devir eylemleri ve usul ekonomisi gözetilerek, Sayın Heyetinizi teknik detaylara boğmadan önce "Dosyanın Özü" mahiyetinde yüksek takdirlerinize sunulduğunu, dosyaya bizzat sunduğum;... adet kitlesel devri ispatlayan güncel ... Tapu Müdürlüğü kayıtları (EK-55) ve doğrudan yönetici hısımlarına yapılan özel devirleri ispatlayan ... dökümleriyle (EK-59) sabit olduğu üzere; davalı kooperatif yönetimi, son 6 ay içerisinde uhdesindeki en değerli rezerv araziler de dâhil olmak üzere tam ... adet bağımsız bölümü üçüncü kişilere ve ilişkili şirketlere devrettiğini, İlk Derece Mahkemesi, tarafımın "1 Ortaklık - 3 Pay (İşyeri)" talebini, usul hukukunun emredici ispat kurallarını şekilci bir yaklaşımla dar yorumlayarak reddetmiş ve maalesef sadece pay tesciline hükmettiğini, oysa dosyaya mübrez kesin delil niteliğindeki banka kayıtları maddi gerçeği açıkça ortaya koyduğunu, davalı kooperatifin "resmi yazılı başvuru şarttır" şeklindeki savunması; bizzat aynı davalıya karşı tesis edilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/3044 E., 2023/3180 K. Sayılı ilamıyla: "uzun süre ödemeleri kabul etmenin ve üye gibi davranmanın zımni ortaklığın kurulması için yeterli olduğu" gerekçesiyle Yüksek Yargı nezdinde çoktan çürütüldüğünü, davalı yönetimin; yasal yükümlülüğü olan resmi kayıtları usulsüz tutarak yarattığı evrak eksikliğini, şahsımın 3 paylık hakkını sonuçsuz bırakmak için bir kalkan gibi kullanması, evrensel "Kimse kendi kusurundan hak çıkaramaz" ilkesinin ve TMK m. 2 Dürüstlük Kuralının ağır ihlali olduğunu, bu itibarla; Sayın İlk Derece Mahkemesinin eksik incelemeye dayalı kararının kaldırılarak; dosyanın tekemmül etmiş olması (dekontların ve fahiş ödemenin sabitliği) hasebiyle HMK m. 353/1-b-2 uyarınca davanın tümden kabulüne (1 Ortaklık - 3 Pay Tesciline) ve telafisi imkânsız zararları önlemek adına ivedilikle davalıdır şerhi / ihtiyati tedbir tesis edilmesini Yüksek Dairenizden saygıyla arz ve talep ettiğini, İlk Derece Mahkemesince tesis edilen hüküm; Yüksek Dairenizin bağlayıcı bozma ilamının gereklerini tam olarak karşılamamış ve bilirkişi heyetinin eksik incelemesi neticesinde hukuki denetime elverişsiz bir şekilde kurulduğunu, işbu istinaf başvurum; şahsi mülkiyet hakkımın korunmasının ötesinde, yargılama derdest iken tespit edilen mal kaçırma eylemlerinin durdurulması ve "Hukuki Güvenlik İlkesi" uyarınca kararın denetime tabi tutulması zaruretiyle sunulduğunu, maddi gerçeklikle bağını koparmış olan eksik incelemeye dayalı kararının kaldırılarak, dosyadaki kesin deliller ışığında DİREKT KARAR verilmesi amacıyla Sayın Dairenize başvurma zorunluluğum doğduğunu, Hayatın Olağan Akışı ve Rasyonellik İlkesinin İhlali: Hayatın olağan akışı ve basiretli davranma yükümlülüğü gereği; bir kooperatif üyesinin, hukuki ve fiili karşılığını (pay/tapu) almayacağı fahiş bir edimi ifa etmesi düşünülemediğini, dosya münderecatındaki banka dekontları incelendiğinde; (Bkz. EK-İ ve EK-2) tarafın kooperatif sermayesine katkısının, diğer üyelerden matematiksel bir kesinlikle tam 3 kat fazla olduğu görüldüğünü, dosyadaki banka kayıtları (Kesin Delil), bilirkişinin muhasebe zafiyeti ikrarı ve hısımlar arası toplu taşınmaz devirleri (Muvazaa); uyuşmazlığın "İ Ortaklık 3 Pay" şeklinde tescili ile mülkiyetin koruma altına alınması için Yüksek Dairenize tüm gerekçeli karar donelerini sunduğunu, Yerel Mahkemece tesis edilen hüküm; Yüksek Dairenizin bağlayıcı bozma ilamına riayet edilmeden, eksik tahkikatla kurulmuş bir karar olduğunu, somut dosyada tahkikat aşaması fiilen tamamlanmış olup dosya hüküm kurmaya elverişli olduğunu, mahkemenin 20/10/2025 tarihli dilekçem üzerine kaydettiği "bilirkişilerin inceleme yapacağı hususlar ara kararda belirtilmiş olup yeniden yer olmadığına" yönündeki tensibi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Bozma İlkesine tam uyumun sağlanması ve adil yargılanma hakkımın tesis edilmesi amacıyla, Bilirkişi Talimat Metni'nin zorunlu usulü ve teknik detayları içerdiğinin tekiden onaylanması talebi içerdiğini, mahkemenin Tensibine Saygım ve Hukuki İkmal Zorunluluğu mahkemenin "bilirkişilerin inceleme yapacağı hususlar ara kararda belirtilmiş olup yeniden yer olmadığına" yönündeki tensibini en yüksek saygıyla karşılıyorum. Ancak bu tensip, tarafın dosyanın geldiği BAM bozma ilamının gereği olan usuli garantileri tekiden talep etme zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, bilirkişi incelemesinin denetlenebilir olmaması nedeniyle dosya bozulduğunu, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan hakkının korunması ve yargılamanın üçüncü kez bozulmasının kesin olarak önlenmesi adına, bu dilekçenin yegâne amacı, mahkemenin ara kararındaki talimatın hukuki kesinlik taşıdığını teyit ettiğini, arz ve izah ettiği kanun hükümleri. Anayasal haklar ve Yüksek Mahkeme içtihatlarıyla desteklenen bu usulü ve teknik zaruretler ışığında: mahkemenin "bilirkişilerin inceleme yapacağı hususlar ara kararda belirtilmiş olup yeniden yer olmadığına" şeklindeki tensibini kabul ederek. bu tensibin BAM bozma ilamının gereği olan ve adil yargılanma hakkımı tesis eden yukarıdaki dört (4) temel usuli hususun mahkemenin Bilirkişi Talimat Metni'ne zaten dahil olduğu şeklinde yorumlanmasını; herhangi bir tereddüde mahal bırakılmaması ve yargılamanın sağlıklı ilerlemesi adına, mahkemece bilirkişi heyetine gönderilecek olan Talimat Metni'nin bu zorunlu detayları içerdiğinin ayrıca tekdit edilmesini (yeniden onaylanarak heyete tebliğini), talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Davacının üyelik için kooperatife yazılı yahut şihahi hiçbir başvurusu yahut müracaatı bulunmadığını, davacının kooperatifin kuruluşundan bu güne değin kooperatif ile hiçbir üyelik ilişkisi kesinlikle bulunmadığını, üyelik için davacının hiçbir şekilde resmi veya gayri resmi başvurusu bulunmadığını, yasal mevzuat gereği üyelik başvurusunda bulunan kişi veya kişilerin teslim etmesi gereken evraklar davacı tarafından teslim edilmediğini, davacı taraf kendince fiili durum oluşturarak haksız ve yersiz hak iddia etmeye çalıştığını, bu durumun kabulü ise mümkün olmadığını, bu durum gerekçeli kararda detaylıca izah edildiğini, davacının üyelik için herhangi bir müracaatının olmadığı bizzat kendisinin ikrarı ve dahi bilirkişi incelemesi neticesinde de raporlanarak tespit edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davacı ile ilgili olarak ne Yönetim Kurulu kararı ne de Genel Kurul kararı olmadığı yine davacının resmi bir başvurusunun olmadığı gibi resmen kooperatifçe bir üyeliğe kabulünde yapılmadığı açık ve net bir şekilde tespit edildiğini, ek raporda davacı ödemelerinin emsal üye ödemelerinden çok uzak olduğu tespit edildiğini, üyelik için yazılı başvuru ve genel kuruldan gerekli yetkiyi almış yönetim kurulu kararı ile üyelik başvurusu tamamlandığını, somut uyuşmazlıkta davacının yazılı herhangi bir başvuru bulunmadığı gibi Yönetim kurulunun da üyeliğin kabul edildiğine dair herhangi bir kararı söz konusu olmadığını, davacı taraf yargılama devam ederken dava dilekçesinde ileri sürdüğü netice-i talebini değiştirdiğini, iş bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davacı taraf asil yargılama devam ederken gerek yazılı beyanları gerekse de sözlü beyanları ile dava dilekçesinde ileri sürdüğü taleplerini tarafımızın kesinlikle muvafakatı olmaksızın değiştirdiğini, davacı tarafın yapmış olduğu bir kısım ödemelerin üye aidat tablosuna uygun olarak yapılmaması nedeniyle üyeliğe yönelik aidat ödemesi olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davacının üyelik için yazılı bir başvurusunun bulunmaması, kooperatifçe davacının kooperatif üyeliğini kabulüne ilişkin bir kararın olmaması, davacının ana sözleşmede belirtilen ve yasada öngörülen koşulları yerine getirilmemesi, üyelik aidat tablosuna uygun herhangi bir ödemesinin bulunmaması ve bu husustaki Genel Kurul kararının varlığı, "dürüstlük kuralı" ve "hakkın kötüye kullanılması yasağı" karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, haksız ve yersiz davanın tamamen reddini temin için yerel mahkeme kararının istinaf incelemesine taşınması gerektiğini, re’sen gözetilecek nedenlerle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/655 E. 2026/135 K. sayılı davanın kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ;Müvekkil asilin 13/03/2026 tarihli dosyaya sunduğu istinaf başvuru dilekçesindeki hususları aynen tekrar ediyor ,bahse konu dilekçedeki istinaf gerekçelerinin dikkate alınması ve resen gözetilecek nedenlerde değerlendirilerek yerel mahkeme kararının müvekkil lehine kaldırılmasını ve davanın talebi gibi tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı taraf yargılama devam ederken dava dilekçesinde ileri sürdüğü netice-i talebini değiştirdiğini, davacı taraf asil yargılama devam ederken gerek yazılı beyanları gerekse de sözlü beyanları ile dava dilekçesinde ileri sürdüğü taleplerini tarafımızın kesinlikle muvafakatı olmaksızın değiştirdiğini, davacının talepleri yasal düzenlemeler karşısında yersizdir kabul edilemez mahiyette olduğunu, Kooperatif ortaklığına girmek için gerekli şartların neler olduğu, ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvuru yapmaları gerektiği, kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılmasının hangi hâllerde söz konusu olabileceği, -TMK'nın 2 nci maddesi ile düzenlenen “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağı” bulunduğundan, hakların ve borçların içeriğini belirleyen bu kuralların, herkese yönelik olup hem alacaklıya hem de borçluya hitap etmekte olduğunun yasal mevzuat kapsamında düzenleme altına alınmış olması karşısında davacı beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, davacının üyelik için kooperatife yazılı yahut şifahi hiçbir müracaatı yahut başvurusu bulunmadığını, davacının kooperatifin kuruluşundan bu güne değin kooperatif ile hiçbir üyelik ilişkisi kesinlikle bulunmadığını, üyelik için davacının hiçbir şekilde resmi veya gayri resmi başvurusu bulunmadığını, yasal mevzuat gereği üyelik başvurusunda bulunan kişi veya kişilerin teslim etmesi gereken evraklar davacı tarafından teslim edilmediğini, davacı taraf kendince fiili durum oluşturarak haksız ve yersiz hak iddia etmeye çalıştığını, bu durumun kabulü ise mümkün olmadığını, davacının üyelik için herhangi bir müracaatının olmadığı bizzat kendisinin ikrarı ve dahi bilirkişi incelemesi neticesinde de raporlanarak tespit edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davacı ile ilgili olarak ne Yönetim Kurulu kararı ne de Genel Kurul kararı olmadığı yine davacının resmi bir başvurusunun olmadığı gibi resmen kooperatifçe bir üyeliğe kabulünde yapılmadığı açık ve net bir şekilde tespit edildiğini, ek raporda davacı ödemelerinin emsal üye ödemelerinden çok uzak olduğu tespit edildiğini, davacı yükümlülüklerini yerine getirmemiş, haksız ve yersiz taleplerde bulunduğunu, Kooperatif tarafından davacının ödemelerinin üye aidat tablosuna uygun olarak yapılmadığı, yine bu kapsamda davacının üyeliğe yönelik aidat ödemesi yapılmadığı ve bu durumun kooperatif tarafından tespit edilmesi üzerine gerekli işlemlerin başlatıldığı ve bu hususun Kooperatif Genel Kurulunun (Kooperatifin 02/04/2023 tarihli Olağan Genel Kurulun 9.maddesi) gündemine taşındığı cevaben bildirildiğini, söz konusu Genel Kurul maddesinin görüşülmüş olduğu ve oy birliği ile bu hususun karara bağlandığı ifade edildiğini, kararda da görüleceği üzere kooperatif üyesi olmayan davacının tarafından yapılan ödemelerin üye aidat tablosuna uygun olmadığı anlaşıldığını, davacının düzenli olarak ödemelerini yaptığı üç adet üyeliğinin bulunduğu beyanının dosya kapsamında doğru olmadığı ortaya çıktığını, davacı taraf haksız ve yersiz talepler ileri sürdüğünü, bizzat davacı tarafından 2022 yılından itibaren ödemeleri durdurduğu ve hiçbir ödeme yapmadığı açıkça ikrar edildiğini, davacının haksız ve yersiz sebepsiz zenginleşme saikli beyan ve talepleri usul ve yasalara aykırı olduğunu, iş nedenle de davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı, davalı kooperatifte üç adet üyeliği bulunduğunu iddia etmiş olup davalı ise davanın tümden reddini dilemiştir. İlk derece mahkemesince davacının bir üyeliği bulunduğunun tespitine dair kısmen kabul karar verilmiş, davacı ve davalının süresi içinde istinaf talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi heyet ek raporu ve 2. Ek raporu , ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, kooperatif kayıtları, davacı tarafından yapılan ödemelerle örnek üye ödemeleri de kıyaslanarak davacının bir adet üyeliğinin bulunduğuna ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/655 Esas 2026/135 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan ve davalıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harçları kendilerinden peşin olarak alındığından harçlarla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Tarafların yaptığı istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 29/04/2026