T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/913 KARAR NO : 2025/1587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2020/507 Esas - 2022/228 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/913 KARAR NO : 2025/1587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2020/507 Esas - 2022/228 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde takibe dayanak 23.12.2019 tarih ve 165.439,26 TL miktarlı fatura alacağını ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin yükümlülükleri yerine getirerek istenilen ürünleri davalıya teslim ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin 165.439,26 TL üzerinden devamına, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini, talep ve dava.Davalı vekili, savunmasında özetle; tarafların 2018 yılından bu yana ticari ilişki yürüttüklerini, bu süreçte davacının borcu bulunmasına rağmen, müvekkilinin iyi niyetli olarak davacı ile ilişkisini devam ettirdiğini ve mal aldıkça ödemelerini gerçekleştirdiği, müvekkilinin borçlarını tam ve zamanında ödediğini, davacının 2019 yılından itibaren müvekkiline borçlu olduğunun yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını, davacının alacaklı olmadığı bilmesi nedeniyle likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Esas No: 2013/19-2006, Karar No: 2015/1277 kararına göre; Yargıtay uygulamasına ve öğretiye göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nun 67.maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. baskı, Ankara 2013, s. 258).Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmış olup Güneşli Vergi Dairesi'nden gelen 04/05/2021 tarihli cevabi yazıda davacının işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği, ekinde gönderilen yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde davacının faaliyetinin esnaf faaliyetini aştığı görülmüş olup, mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda uyuşmazlık konusunun çözümü için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu faturanın 25/12/2019 tarihli olmasına rağmen davacı tarafından sadece 2018 yılına ait ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesi için ibraz edildiği; bilirkişi tarafından talep edilmesine rağmen 2019 yılına ait defterlerin ibraz edilmediği bilirkişi tarafından düzenlenen raporda belirtilmiştir. Yapılan inceleme sonunda düzenlenen raporda davalının ticari defter ve kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun olmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından cari hesaba mahsuben yapıldığı iddia edilen 30/11/2018 keşide tarihli 150.00,00 TL bedelli çek, 31/01/2019 vade tarihli 15.000,00 TL bono ile 28/02/2019 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bonoların müvekkili tarafından teslim alınmadığı ve ödemelerin müvekkiline yapılmadığı iddia edilmiş ise de dava dışı ... tarafından verilen 20/08/2021 tarihli cevabi yazıda davacı tarafından 2 farklı tarihte 2 adet ... işleminin yapıldığı; bu işlemler uyarınca davacının davalından doğmuş fatura alacağını kendilerine temlik ettiği; temlik işlemi uyarınca 30/11/2018 keşide tarihli 150.00,00 TL bedelli çek, 31/01/2019 vade tarihli 15.000,00 TL bono ile 28/02/2019 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bonoların verildiği; çekin ve bonoların gününde banka aracılığıyla ödendiği ve davacıya çek ve bonolara ilişkin temlik bedellerinin ödendiğinin belirtilmesi karşısında aksi yöndeki davacı savunmalarına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın reddi ile davalı tarafından ödeme yapılmış olmasına rağmen davalı hakkında icra takibi açan davacının kötü niyetli olduğu kabul edilerek davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne ve takdiren asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 33.087,85 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ..." gerekçesiyle, davanın ve davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 33.087,85 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, davaya konu 25.12.2019 tarihli 165.439,26 TL miktarlı faturanın da davalı tarafından kabul edildiğini, uyuşmazlığın ise söz konusu ödemelerin (2 adet senet ve 1 adet çek) yetkisiz olan 3. kişi ...'ye yapılması nedeniyle bu ödemenin müvekkile yapılıp yapılmadığının ve bunların borca mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin olduğunu, Davalının ödemeye ilişkin sunduğu 30.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu, 150.000,00.TL miktarlı çek ile 31.01.2019 vade tarihli 15.000,00.TL miktarlı ve 28.02.2019 vade tarihli 15.000,00.TL miktarlı bononun müvekkil tarafından alınmadığını ve bu ödemenin müvekkiline yapılmadığını, çek ve bononun ...'ye teslim edildiğini ve bu konuda müvekkiline bilgi verilmediğini, çekleri alan kişinin müvekkilin yetkilisi veya çalışanı olmadığını, bu kişiye ödeme veya kıymetli evrak almasına ilişkin yetki verilmediğini, kıymetli evrakların ise müvekkilinin kaşesi taklit edilerek teslim alan kısmına ... ismi yazılarak teslim edildiğini, ödeme yapılan kişinin yetkili olup olmadığının araştırılamadan ödeme yapılmasının hatalı olduğunu, çek ve bonodaki yazı ve imzaların müvekkiline de ait olmadığını, bu hususların ileri sürülmesine rağmen mahkemece bu konularda inceleme yapılmadığını, Faturadan kaynaklanan ve götürülecek borç niteliğinde olan borcun bizzat alacaklıya götürülerek ödenmesi gerektiğini, üçüncü kişiye yapılan ödeme borcun ifa edilmiş sayılamayacağını, üçüncü kişiye yapılan ödemenin borçluyu borçtan kurtarmayacağına ilişkin çok sayıda Yargıtay kararı bulunduğunu, Bilirkişinin 11.12.2021 tarihli raporunda, davalı defterinde kayıtlı olan faturanın bedelinin ödendiğinin belirtildiğini, 180.000 TL ödemenin 2 bono ve 1 çekle yapıldığı kanaatinin soyut olarak bildirildiğini, raporun soyut ve yoruma dayalı, kişisel kanaatlerini belirtir nitelikte olduğunu, takibe konu olan 165.439,26 TL bedelli faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, bu nedenle bu fatura bedelinin ödenip ödenmediğinin çözülmesi gerektiğini, 2 adet bono ve 1 çek karşılığı toplam 180.000,00 TL'nin müvekkiline ödendiği kanaati oluşmuştur ibaresi içeren bir rapora göre karar verilemeyeceğini, ödemenin müvekkiline yapılmadığının baştan itibaren ileri sürülmesine rağmen, bilirkişinin kişisel kanaatine göre karar verildiğini, kıymetli evrakların teslim edildiği ...'nin davacının bilgisi dışında teslim edildiğine dair iddiaların değerlendirilebilmesi için, tevsik edici bir belgelerin bilirkişiye verilmediği belirtilmiş ise de bu ibare ile neyin kast edildiğinin anlaşılamadığını, kıymetli evrakların yetkisiz olan ...'ye teslim edildiğinin davalının cevap dilekçesi ile öğrenildiğini, cevaba cevap dilekçesinde itirazların ayrıntılı olarak yazıldığını, bu kişinin yetkili olmadığının açıkça belirtildiğini, bunun dışında yetkisizliğe ilişkin bir belge sunulamayacağını, müvekkilinin faturadan kaynaklı alacağı karşılığı davalı tarafından 3. şahıs ...'ye teslim edilen çek ve bonoların ... tarafından da ... şirketlerine verildiğini, müvekkilinin bu işlemlerin hiç bir aşamasında yer almadığını, bu işlemlerde imzasının bulunmadığını tüm aşamalarda ileri sürüldüğünü, çek ve bonoların teslimine dair belgelerin celbi ile imza incelemesi yapılması halinde imzaların müvekkile ait olmadığının anlaşılacağını, ... AŞ'nin çek ve bonoların müvekkil tarafından verildiğini iddia etmiş ise de buna ilişkin fatura veye belge ibraz edilmediğini, bu nedenle kıymetli evrakların bizzat davacı tarafından ... şirketine verildiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, nrrrBu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşesi ilişkisi bulunduğu ve satım konusu emtianın davalıya teslim edildiği sabittir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında 2018 yılından itibaren süren ticari ilişkide davacının borçlu olmasına rağmen ticari ilişkinin devam ettirildiğini, müvekkilinin borcunun iki adet bono ve bir adet çekle ödendiğini savunmuştur. Yazılı yargılama usulüne göre yapılan yargılamada sunulan cevaba cevap dilekçesinde ise müvekkilinin alacağının kaynağı olan 25.12.2019 tarihli ve 165.439,26 TL bedelli faturanın davalı tarafından kabul edildiğini, ödemelere ilişkin sunulan 30.11.2018 kaşide tarihli ... seri nolu 150.000 TL bedelli çek ile 31.01.2019 vade tarihli 15.000 TL bedelli bono ile 28.02.2019 vade tarihli 15.000 TL bedelli bonoların müvekkiline verilmediğini, bu çeklerin müvekkili ile ilgisi olmayan ...'ye teslim edildiğini, bu konuda müvekkiline bilgi verilmediğini, bu kişinin davacının yetkilisi veya çalışanı olmadığını, ödeme veya kıymetli evrak alınması hususunda bu kişiye yetki verilmediğini, davalının yetkisiz kişiye ödeme yapması nedeniyle bunun ifa olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.Keşidecisi davalı şirket olan ve davacı emrine düzenlenmiş olan 30.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu 150.000 TL bedelli ... Bankası AŞ. ... OSB şubesine ait 150.000 TL bedelli çek lehdarın cirosu ile ... AŞ'ye ciro edilmiş ve bu ciranta tarafından GSD yatırım Bankası AŞ emrine ödenmesi için ciro edilmiştir. Anılan çekin ... işlemi kapsamında davacı tarafından verildiği, ... Şirketinin 17.05.2021 tarihli yazısının cevabından anlaşılmaktadır. Anılan yazıda çekin tahsil edildiği ve davacının davalı ile olan ticari ilişkisindeki faturalı alacağının 150.000 TL kısmının ... işlemi ile ... Şirketi'ne temlik ettiği anlaşılmaktadır. Anılan ... Şirketi'nin yazısında ayrıca, davacının davalı ile olan ticari ilişkisi nedeniyle düzenlenen fatura kapsamındaki alacağının 30.000 TL kısmını ise iki adet 31.01.2019 vade tarihli 15.000 TL bedelli bono ile 28.02.2019 vade tarihli 15.000 TL bedelli bono karşılığı ... şirketine temlik ettiği ve bedelini aldığı belirtilmiştir. Anılan yazılarda açıkça ... işlemlerinin davacı ile yapıldığı ve bedelinin bu kişiye ödendiği yazılmıştır.Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davalı alacaklının 165.439,26 TL asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 26/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından süresinde 02/07/2020 tarihinde borca itiraz ettiği ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğu görüldü.Mahkemece alınan mali müşavir bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının ibraz ettiği 2018 yılı ticari defterlerinin işletme defteri olduğu, davacının BA-BS formu beyan yükümlülüğü bulunmadığı, davacının istenmesine rağmen uyuşmazlığın bulunduğu 2019 yılı defterlerini ibraz etmediği, taraflar arasında mal alım satımına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, ödemenin yapılıp yapılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu; davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, uyuşmazlığa konu olan 2 adet bno ve 1 çek karşılığı toplam 180.000,00 TL tutarındaki ödemenin davalı tarafından davacıya ödendiğinin davalı kayıtları ile tesvik edildiği belirlenmiştir.Bu durumda davacının ödemeyi aldığı sabittir. Zira davacı takip konusu faturanın bulunduğu 2019 yılı defterlerini ibraz etmemiş sadece 2018 yılı defterlerini ibraz etmiştir. Ödemeye ilişkin iki adet bono ile bir adet çekin davalı tarafından, davacının kaşesi altında imza atan ...'ye teslim edildiği, bu kişinin davacı adına tahsilat yapmaya yetkili olduğuna ilişkin bir belge bulunmamakla birlikte, dava dışı ... şirketinin yazı cevabına göre, davacının, davalı şirket ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan faturalı alacağını ... şirketine temlik ederek alacağını aldığı, bu noktadan sonra kıymetli evrakları teslim alan kişinin yetkisiz olduğunun ileri sürülmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğu, ... AŞ'nin yazı cevabında açıkça ödemenin davacıya yapıldığının belirtilmesi nedeniyle başka bir araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, davalının usulüne uygun şekilde borcunu ödemesine rağmen, davacının tahsil ettiği alacak için yeniden takip başlatmasının kötü niyetli olması nedeniyle lk derece mahkemesince İİK'nın 67/2. maddesine göre kötü niyet tazminatına karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.