Hukuk Genel Kurulu 2017/658 E. , 2018/1091 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.11.2012 gün ve 2010/4 E., 2012/693 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 gün ve 2013/13917 E., 2013/26074 K. sayılı kararı ile; “...Davacı, davalı lehine hazine taşınmazı üzer…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/658 E. , 2018/1091 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.11.2012 gün ve 2010/4 E., 2012/693 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 gün ve 2013/13917 E., 2013/26074 K. sayılı kararı ile; “...Davacı, davalı lehine hazine taşınmazı üzerinde tesis edilen tahsis işleminden doğan kullanım bedelinin bildirim ve taahhütnameye rağmen ödenmemesi üzerine tahsili için başlattıkları takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir. Dava, sözleşmeye dayalı alacağın tahsili için yürütülen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili son celse takibe konu alacak hakkında 6111 sayılı Kanunun uygulandığını ve borcun yapılandırıldığını, idare ile yapılacak yazışmalar sonrası davadan vazgeçme yönünde irade açıklamasında bulunmak üzere tarafına süre verilmesini istemiş, mahkemece bu beyana dayanak olan 2.11.2011 tarihli Milli Emlak Müdürlüğü yazısı dikkate alınarak taraflar arasındaki borç ilişkisi hususunda yapılandırmaya gidilerek anlaşma sağlandığı, bu halde davacının davayı sürdürmekte hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve bu nedenle davanın reddi gerektiği sonucuna varılmış, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Hukuki yarar, davanın açılması anında var olması gereken şartlardan olup, yapılan bilirkişi incelemesi ile davalının takip tarihi itibari ile borcunun bulunduğu mütalaa edildiği gibi, hükme dayanak resmi yazıda da dava devam ederken yapılandırma taksitlerinin tümüyle ödenmediğinin anlaşılması karşısında davacının yürüttüğü takibe vaki itirazın iptalini istemekte hukuki yararının bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir...” gerekçesi ile hüküm bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava itirazın iptal istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili (05.01.2010 tarihli dava dilekçesi ile) davalının taraflar arasındaki resmî taahhütnameden doğan borcunu ihtara rağmen ödemediğini, başlatılan takipte de haksız şekilde borca kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek, 283,88 TL asıl alacak ve 946.728,35 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.