TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/396 Esas 2023/358 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1414 Esas 2025/1659 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1414 KARAR NO : 2025/1659 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/396 Esas 2023/358 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in sürücüsü, diğer davalının maliki olduğu araçla müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın trafik kazasına karıştıklarını, sigortalı araçta meydana gelen hasarın müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedelden kazada kusurlu olan davalıların sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının şimdilik 21.002,73 TL asıl alacak, 813,06 TL işlemiş faiz yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kazada en az %50 oranında kusurlu olduğunu, sigorta tahkim komisyonunda alınan bilirkişi raporu uyarınca da sigortalı araç sürücüsünün kazada %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın davalı ... Nakliyat Ltd.Şti. ye ait, diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile trafik kazasına karıştığı, oluşan kazada tedbirsiz ve dikkatsiz davranan her iki araç sürücüsünün de eşit derecede (%50 oranında) kusurlu oldukları, sigortalı araçta kaza nedeniyle 42.005,45 TL hasar oluştuğu, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya ödendiği, ödeme ile davacının sigortalı yerine geçerek rücu davası açmaya hak kazandığı, bu kapsamda davacının kusur ile orantılı olarak 21.002,73 TL ve icra takip tarihine kadar 813,06 TL işlemiş faizi talep edebileceği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun sigorta tahkimde alınan raporu doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların icra takip dosyasındaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin 21.002,73 TL asıl alacak, 813,06 TL faiz olmak üzere toplam 21.815,79 TL yönünden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tüm alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sigorta tahkim komisyonu başvurusunda da sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun ortaya koyulduğunu, sigorta tahkimde alınan raporun sonuç ve kanaat başlıklı 9. ve 10. sayfalarında trafik zabıtasının sürücülerin kural ihlal durumlarına ilişkin tespitlerine iştirak edilmediği, ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigortalı davalı araç sürücüsü ...’nin kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, kusur sorumluluk oranının eşit derecede %50 olduğu, davacının kasko sigortacısı olduğu araç sürücüsü ...’in kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, kusur sorumluluk oranının eşit derecede %50 olduğu görüşüne varıldığını, davacının sigortalısının KTK'nun araç manevrasını düzenleyen 67. maddesine muhalefet ettiğinin ortaya konulduğunu, dosya kapsamındaki belge ve evrakların davaya konu kazanın davacının sigortalısının kural ihlalinden kaynaklandığını ortaya koyduğunu, kazanın oluşumunda kusurlu olmadığı sabit olan müvekkili şirket ile araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin isabetli olmadığını, mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda yer alan kusur değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar miktarı için detaylı bir hesaplama yapılmadığını, eksper raporunda yer alan hesaplamanın isabetli olduğu yönündeki kanaatin mahkemeye sunulması ile yetinildiğini, sadece davacı yanın sunduğu delile dayanılarak tanzim edilmiş raporun denetime elverişli olmadığı sabit olup, bu hali ile raporun hükme esas oluşturma kabiliyetinden yoksun olduğunu, raporda davacı sigorta şirketinin kendi kusuru nedeniyle artışına sebebiyet verdiği kalemlerin de hesaplamada esas alındığını, müvekkilin sorumlu olmasının beklenemeyeceği kalemlerden dolayı sorumlu olduğuna kanaat getirildiğini, sigorta şirketlerinin, hasarlı aracın değiştirilmesi gereken yedek parçalarının tedarik sürecinde toplu ve büyük tutarlı yedek parça alımı yapabilme kapasitelerinden kaynaklanan rekabet gücünü kullanarak indirim hakkı elde edebildiğini, farklı servislerden fiyat teklifi alarak rekabet ortamı içerisinde alternatif onarım metotları kullanılabildiğini, iskonto uygulanması için parça tedariki yapılması gerekmediğini, bu hali ile dava dosyasında sigorta şirketinin müvekkilinin iskonto uygulanmasına ilişkin hakkını elinden aldığını, müvekkilinin gerçek zarardan değil, kendi fiili ile artırmış olduğu fiili zarardan sorumlu tutulmasını sağlamaya çalıştığını, iskonto uygulanmış bedel üzerinden ve bu bedel ile sınırlı olarak sorumlu tutulabilecek müvekkili için %30 oranından az olmamak üzere iskonto uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin kdv’den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken kdv ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, somut olayda ise, dosya kapsamında aracın onarımında kdv ödendiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, onarımı tamamlanan araç için ayrıca bir kdv ödemesi yapılmasının ispatlanamadığını, kdv ödemesi dahil edilmeden hüküm kurulması gerekirken aksi yönde karar verildiğini, davacı tarafın sigortalısının kazada en az %50 kusurlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ödeme dekontu, kasko sigorta poliçesi, Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2022/5308 sayılı icra takip dosyası sureti, kasko ekspertiz raporu, kaza tespit tutanağı, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 12/04/2023 tarihli rapor, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı, hasar faturası, sigortalı araç hasar fotoğrafları, sigortalı araç ruhsatı, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas 2022/245 Karar sayılı karar sureti, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem kararı dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2022/5308 sayılı icra takip dosyasında, davacı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 43.631,58 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara 17/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların 18/03/2022 tarihinde 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından dava dışı sigortalı aracın tamir edildiği servise 05/10/2021 tarihinde kdv tevkifatı uygulanarak 37.520,12 TL ödendiği banka dekontundan anlaşılmıştır. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas 2022/245 Karar sayılı kararından, davacı ... ... Ltd. Şti. (kasko sigortalı) tarafından davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti aleyhine işbu dava konusu trafik kazası nedeniyle aracında oluşan değer kaybının tazmini talebiyle açılan davada tarafların sulh ve ibra protokolü imzaladıkları, davacı şirket vekili hesabına protokol uyarınca 16/03/2022 tarihinde 23.500,00 TL ödendiği, davacının davadan feragati nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.290722, 2022/60929 Karar sayılı uyuşmazlık hakem kararından, başvuranın ... ... Ltd. Şti (davalı), sigorta kuruluşunun ... Sigorta A.Ş. (... ... Ltd. Şti.'ne ait aracın ZMMS şirketi) olduğu, yapılan inceleme sonunda tarafların dava konusu işbu kazada %50'şer oranında eşit derecede kusurlu olduğu kabul edilerek başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracı ile gündüz vakti meskun mahalde dönel kavşağa yaklaşımında kurallara uygun olarak giriş yaptığı, aracının boyutları itibarıyla uzun araç olması sebebiyle sola dönüşünü adaya yakın olarak girmiş olmasına rağmen geniş açıyla manevrasını yaptığı ve sinyalizasyon sisteminin kırmızı ışık konumunda olması sebebiyle durarak bekleme haline geçtiği, tekrardan yeşil ışığın yanmasıyla birlikte 30 Ağustos Caddesi istikametine dönüş hareketine geçmeden önce aracının duruş pozisyonunu, kullandığı aracın boyutlarını dikkate alarak aracın sağını solunu mutlaka kontrol etmesi, kullandığı aracın teknik boyutları nedeniyle sağ ön köşe kısımlarının kör nokta tabir edilen görüş açısı zorluğu sebebiyle dış aynalarından bu tarz yerler açısından konulmuş olan ek aynalarının açılarını bu tarz noktaları görebilecek şekilde ayarlaması, bu yönlerde olan araçların ortaya çıkaracağı tehlikeyi muhakeme etmesi, dikkatli ve tedbirli olması gerekirken, aracın görüşünün kısıtlı olduğu noktaları da iyi biliyor olmasıyla birlikte sağ kısmında bulunan kör nokta tabir edilen bu alanları görmeye yarayan dış dikiz aynaları yardımıyla sağ ön köşe/yan kısımlarını kontrol ederek sola dönüş manevrasına başlaması halinde bahse konu kazadan kaçınabilme ve de kazayı öngörebilme/önleyebilme durumunun var olduğu, kazaya dikkatsizlik, tedbirsizlik ve trafik kural ve düzenlemelerine aykırı davranışı nedeniyle sebep olduğu kazada eşdeğer kusurlu olup, kusur sorumluluk oranının eşit derecede %50 olduğu, sigortalı araç sürücüsü Halil Batu Derer'in sevk ve idaresindeki aracın gündüz vakti yerleşim yeri dışında bulunan bahse konu olay yerinde davalı şirkete ait çekicinin sağından değil solundan yani orta adaya yakın konumdan dönel kavşağa girmesi, sağından girdikten sonra özellikle sesli uyarı sistemini (korna) kullanarak, boyut, yükseklik ve ayna görüş açısını dikkate alarak çekici sürücüsünü uyarması, kendisinin/aracının orda olduğunu belirtmesi, dönüş esnasında çekici ile refüj bordur taşları arasından geçmeye çalışmaması, çekicinin ilerleyerek yolun açılmasını beklemesi ve şartlar müsait olduktan sonra manevrasına devam etmesi gerekirken, belirtilen kural ve emniyet tedbirlerine uymayarak ve uygulamayarak ön görülebilir ve önlenebilir tehlikeyi önleyemediği değerlendirilmekte olup sola dönüşünde orta adaya yakın noktadan dönel kavşağa girmiş olması ve/veya çekicinin sürücü açısından görüşünün kısıtlı/zor olduğu bilinen noktaya fazla yanaşmaması, çekicinin ışığın yanmasıyla hareketine başlamasının, seyir alanının güvenli hale gelmesinin akabinde hareketine başlaması bahse konu kazadan kaçınabilme ve de kazayı öngörebilme/önleyebilme durumunun var olduğu, kazaya dikkatsizlik, tedbirsizlik ve trafik kural ve düzenlemelerine aykırı davranışı nedeniyle sebep olduğu sebep olduğu kazada eşdeğer kusurlu olup, kusur sorumluluk oranın eşit derecede %50 olduğu, eksper raporuna göre, değiştirilmesi gereken parçaların onarılarak olaydan önceki durumlarına getirilmelerinin söz konusu olduğu, parça ve işçilik bedellerinin meydana gelen hasar ile olay tarihindeki piyasa rayiçlerine uyumlu bulunduğu müşahede edilerek araçtaki hasar miktarının belirlendiği, davaya konu araçta yapılması gerekli olan tamirat ve işçiliklerin tamamen olayla ilgili hasarları kapsadığı, dosyaya sunulan evrakların bu hasarları teyit ettiği, parça tebdillerinin isabetli belirlendiği, değiştirilmesi gereken parçaların onarılarak olaydan önceki durumlarına getirilmelerinin söz konusu olmadığı, parça ve işçilik bedellerinin meydana gelen hasar ile olay tarihindeki piyasa rayiçlerine uyumlu bulunduğu müşahede edilerek araçtaki hasar miktarının toplam 42.005,45 TL olduğu, kdv tevkifat tutarının 4.485,39 TL olup, ödenecek tutarın 37.520,15 TL olduğu, kaza nedeniyle sigortalı aracın toplam hasar tutarı 42.005,45 TL'den davalının kusur oranına tekabül eden hasar miktarının 42.005,45 TL x 0,5=21.02,73 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken davalı şirkete ait olup, diğer davalının sürücü olduğu araç ile karıştığı trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu, rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada davalı şirkete ait olup, diğer davalının sürücü olduğu araç ile karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davacı tarafından hasar bedelinin sigortalı aracın tamirini gerçekleştiren servise kdv tevkifatı uygulanarak ödendiği, davacının hasar bedelinin rücuen tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasında davalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalı yanın sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalılar vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, dava kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak rücuen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir. Sigorta rücu davalarında zamanaşımı halefiyet ilkesine göre sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup, aynı tarihte başlayacaktır. Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." Aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal hükümler karşısında somut olaya gelindiğinde; dava konusu trafik kazası 02/09/2021 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı tarafından sigortalıya ve sigortalı aracın tamirini gerçekleştiren servise 05/10/2021 tarihinde ödeme yapılmış olup, 14/03/2022 tarihinde işbu rücuen tazminatın tahsili için dava konusu icra takibi başlatılmıştır. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere kaza tarihi ile dava konusu icra takip tarihi arasında 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde belirtilen 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından davalılar vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin diğer istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalılardan talep etmesi davalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün ve davalı araç sürücüsünün eş değer kusurlu olup, kusur sorumluluk oranının eşit derecede %50'şer oranında olduğu, sigortalı araçta 42.005,45 TL hasar meydana geldiği, davalının kusuruna isabet eden hasar miktarının 21.002,73 TL olduğu tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile kolluk görevlileri tarafından düzenlenen ve aksi ispatlanamayan kaza tespit tutanağı ile de uyumlu niteliktedir. Davalı yanın delil olarak dayandığı uyuşmazlık hakem kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda da işbu dava konusu trafik kazası nedeniyle kasko sigortalı araç sürücüsünün kazada %50 oranında, davalı araç sürücüsünün kazada %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davalı araç sürücüsünün meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, sigortalı araçta yapılan tamire ilişkin hasar faturasının bulunduğu, davalının kdv dahil hasar bedelinden sorumlu olduğu, raporda ayrıca sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının denetime elverişli şekilde tespit edildiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.490,23 TL harçtan peşin yatırılan 373,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.117,23 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.12/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -