T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/253 KARAR NO : 2025/1559 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2021 NUMARASI: 2020/486 E. - 2021/868 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/253 KARAR NO : 2025/1559 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2021 NUMARASI: 2020/486 E. - 2021/868 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı gerçek kişilerin kardeş olduğunu, tasfiyeye sokulan davalı ... ... San.Ve Tic.Ltd.Şti.'nin ortağı olduklarını, davacının bu şirketin beş yıl kurucu müdürü olarak seçildiğini, taraflar arasında tartışmalar yaşanması üzerine davacının şirkete giremediğini, şirketin yönetimi ve faaliyeti tamamen davalıların istediği şekilde ve sonuçta gerçekleştiğini, davalı gerçek kişilerin davalı ... şirketinin emvalini haksız ve kötüniyetli olarak elden çıkardığını, tarafların ortak olduğu ve daha sonra davalı gerçek kişilerin tasfiye soktukları ... şirketinin kuruluşundan çok kısa süre içerisinde ekonomik olarak büyüdüğünü,e müşteri ağını geliştirdiğini, bunun sonucu olarak hem şirketin iştigal konusundaki işleri daha iyi yapmak ve geliştirmek hem de artan talebe cevap vermek için şirketin makine parkuru başta olmak üzere bütün birikimlerine yatırımlar yapıldığını, şirketin iş ve kar marjının yüksek olması neticesinde davalı gerçek kişilerin şirketi tamamen kendi uhdelerinde tutmak, bütün iş imkanlarını ve kazançlarını kontrollerine geçirmek için planlar yapyaptıklarını, davalı gerçek kişilerin ortağı oldukları ...Şti.(... ... Ltd. Şti.)'nin merkezini, aynı kişiler ile müvekkilinin de ortağı olduğu ... şirketinin adresine taşıdıklarını, davalıların, davacının ... şirketinden ayrılmasından sonra bu şirketin makine, teçhizat araç ve gereçlerini, ham maddesini, personelini ve iş yerini imkanlarını kullanarak aynı müşterilere iş yaptıklarını, satış yaptıklarını, şirketin bütün olanaklarını kullanmak suretiyle şirketi aynı zamanda zarara uğrattıklarını, şirketi tasfiye kararı aldıklarını, fatura ve belgeler incelendiğinde şirketin bu faturalarda gösterdiği emvalinin bir kısmını 1/10 bir bedelle ve muvaazaalı olarak olarak elden çıkarıldığını, şirketin malvarlığının önemli bir kısmını teşkil eden baskı makineleri, muhtelif ve ekipmanların davalıların ortağı oldukları şirkete ve üçüncü şahıslara muvazaalı olarak geçirildiğini, elden çıkarılan malların tam değerini tespitinin bilirkişi marifetiyle yapılacak tespitten sonra ortaya çıkacağını, zararın miktarını tam tespit edemediklerini, ayrıca davacıya aytlık ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalıların muvazaalı işlemleri nedeniyle uğranılan 20.000,00 TL, haksız rekabet nedeniyle 5.000 TL ve ücret alacağı olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin tahsilinin davalılrdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... Sanayi ve Tic.Ltd. Şti.ve ... vekili, savunmasında özetle; Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/382 esas sayılı dosyası ile ... San. Ve Tic. Ltd Şti'nin tasfiye edildiğini, bu şirketin hükmü şahsiyetinin sona erdiğini, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, esasa ilişkin olarak da ihtar edilen hususların doğru olmadığını, davacının şirketi borç batağına soktuğunu, müvekkillerini şahsi mal varlıklarını satarak şirketi kurduklarını ve makineleri satın aldıklarını, daha sonra şirketin borç batağında olması nedeniyle tasfiye kararı alındığını, ... Ltd. Şti'nin 3.000.000 sermayeye sahip bir şirket olduğunu, bilirkişinin tespitini yaptığı malların bu şirkete ait olduğunu, haksız rekabet iddiasının da yerinde omladığını, ... Şirketi faal olmadığından bu iddianın yerine getirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizin verilen 30/05/2018 tarih 2015/580 E- 2018/558 sayılı kararı İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesi’nin 10/07/2020 tarih, 2018/1777 Esas 2020/546 karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş, mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. Dava; TTK'nın 553 ve devmaı maddeleri gereğince şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkindir.Davalı ...nin ticaret sicilden kayıtlı bildirmiş olması nedeniyle ihyası hususunda davacı vekiline süre vermiş, şirketin ihyasına ilişkin mahkememizin 22/02/2017 tarih ve 2016/58 esas, 2017/149 karar sayılı ilamının verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile davalı şirketin ticari defter ve belgeleri ile dosya kapsamı incelenerek davacının tazminat talebi ile müdürlük ücret alacağı hususu irdelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. SMMM ... ile ... tarafından düzenlenen raporda, davalı şirket vekilinin “dosyanın işlemden kaldırılması nedeni ile bu aşamada ticari defter ibraz edemeyeceklerini” beyan etmesi, akabinde mahkemece bilirkişi heyetine bu yönde bir bilgi verilmemesi nedeniyle, dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; davalı şirket makinelerinin düşük bedelle muvazaalı olarak devredildiği, dolayısıyla davacının zarara uğratıldığı iddialarının tespiti için, davalı şirketin ticari defter kayıtları ile makinelerin satıldığı (haczeden) dava dışı ... Kağıtçılık cari hesabının ve satış faturalarının ibrazının gerektiği, (Doğrudan ve dolaylı) zarar ispat edilmediği için, limited şirket müdürü/müdürleri hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğinden, davacının tazminat talebinin yerinde olmadığı, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden, müdüre/müdürlere “ücret” ödeneceğine dair bir hükmün şirket sözleşmesinde yer almadığı, ayrıca bu yönde alınmış bir genel kurul kararına da rastlanmadığı, bu sebeple davacının ücret alacağı talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Ortakların tazminata yönelik dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Limited şirketlere uygulanacak anonim şirketlere ilişkin hükümlerin gösterildiği dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesi gereğince, şirket yöneticilerinin sorumluluğu hakkında anonim şirketlerin bu konudaki hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Limited şirket yöneticileri hakkında da geçerli olan hükümler uyarınca şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2015 tarih ve 2014/11886 Esas 2015/5364 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2017 tarih ve 2016/2892 Esas 2017/5003 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2018 tarih ve 2016/8965 Esas 2018/2193 Karar sayılı emsal ictihatları).Somut olaya gelindiğinde, davacı yan, davalı ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait malların şirket yöneticisi olan davalı gerçek kişiler tarafından muvazaalı şekilde elden çıkartıldığı iddiasıyla maddi tazminat talep etmiş olup, davacı tarafından talep edilen zarar, şirketin kötü yönetilmesi, içinin boşaltılması nedeniyle uğranılan zarar olup, anılan zarar doğrudan zarar değil, dolaylı zarar niteliğindedir. Bu durumda davacı ortak uğranılan dolaylı zararın şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilecek olup, davalılar ..., ... ve ...'na karşı açtığı dava bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Yöneticinin sorumluluğu davasında husumetin davalı şirket müdürlerine yöneltilmesi gerektiği, davalı şirketlere husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla davalılar ... ve Ticaret Limited Şirketi ve... San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İstinaf ilamında davalı şirketin tasfiyeye girmiş olması nedeniyle taraf teşkili açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, davalı ... şirketi terkin edildiğinden karar öncesinde, mahkememizin 2016/58 Esasına kayıtlı olarak şirketin ihyası talepli dava açılmış olduğu, mahkememizce bu husus bekletici mesele yapılarak dosyanın kesinleşmesi akabinde tasfiye memuruna tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin karar öncesinde sağlanmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça 2009 yılında 7 ay, 2010 yılında 12 ay, 2011 yılında 5 ay olmak üzere toplam 24 ay üzerinden, aylık 4.000,00 TL olmak üzere toplam 96.000,00 TL müdürlük ücret alacağı olduğu belirtilmiştir. Limited şirketlerde müdürlere, ortaklık sözleşmesiyle veya genel kurul kararıyla yaptıkları işe karşılık ücret ödenmesine karar verilmesi mümkündür. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, davalı şirket esas sözleşmesi, genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında müdürlere ödenmek üzere bir ücret kararının alınmadığı, öncesinde teamül halini almış ücret ödemesinin de söz konusu olmadığı tespit edilmiş olmakla davacının müdürlük ücret alacağına ilişkin talebi yönünden davalı ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne açılan davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.Müdürlük ücret alacağına ilişkin talebin, davalı ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne yöneltilebileceği, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ..., ... ve ...'na husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla bu davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacı tarafın TTK'nın 553 ve devamı maddelerine istinaden açtığı sorumluluk davası bakımından davalılar ... ve Ticaret Limited Şirketi ve... San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle; davalılar ..., ... ve ...'na karşı açtığı dava bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı tarafın ücret alacağına yönelik talebi yönünden... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...'na karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı tarafın ücret alacağına yönelik talebi yönünden davalı ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne açılan davanın subut bulmadığından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle müvekkilinin ortağı olduğu ... San.Ve Tic.Ltd.Şti. tasfiyeye uğradığını, tasfiyeye uğrayan şirket için sözkonusu aşamada açılan tazminatın şirket lehine hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira ortada fiilen şirket bulunmadığını, ayrıca mahkemece taleplerini açıklamak için verdikleri dilekçede hem şirketin hemde müvekkilin zarar uğratıldığının belirtildiğini, mahkemece, tazminatın müvekkili lehine istenildiğinden dolayı reddi usul ekonomisine de uygun olmadığını, çoğun için de az da olduğundna mhkemece talebin bu şekilde yorunlanması ve davanın reddedilmesinin mümkün olmadığını, davalıların şirketin içini boşalttıklarını, , bütün emvalinin muvazaalı olarak devredildiğini, raporun tarafların defter ve belgeleri celp edilmeden mevcut dosya üzerinde inceleme yapıldığını, iddialarının raporda incelnmediğini, bilirkişi incelemesinin eksik olduğunu, İstanbul Bölge Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararındaki hususlar üzerinde durulmadan karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 644/1 maddesinin atfıyla aynı Yasanın 553 vd. maddeleri uyarınca, davalı ... şirketinin ortakları ve yöneticileri olan davalıların rekabete aykırı eylemleri ve haksız eylemleri sebebiyle davalı ... şirketini zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat ve davacının ödenmeyen ücret alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar, Dairemizin 10/07/2020 tarih, 2018/1777 Esas, 2020/546 Karar sayılı kararı ile ''... Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesine konu edilen iki zarar kalemi açısından, ilk derece mahkemesince irdeleme yapılarak dava dilekçesindeki anlatımdan ortaya çıktığı üzere sözkonusu zarar kalemlerinin dolaylı ya da doğrudan zarar tanımlamasından hangisne girdiği tereddütten uzak şekilde ortaya konmalıdır.Davacının dava dilekçesindeki diğer talebi ise kurucu müdür sıfatıyla hak kazandığı ücret alacağının kendisine ödenmediği iddiasına dayanmaktadır. İlk derece mahkemesince, müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının, davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, söz konusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususları araştırılarak bu konudaki alacağını davalılardan talep hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilip, buna göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle kaldırılması üzerine mahkemece yeniden inceleme yapılarak istinafa konu eldeki karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı dava dilekçesiyle; davalı gerçek kişilerle davalı ... şirketinin ortağı olduğunu, ayrıca yetkili müdür olarak da çalıştığını, davalı gerçek kişilerin ... şirketi ile rekabette bulunduklarını, şirketin içini boşalttıklarını, şirketin malvarlığını muvazaalı işlemlerle devrettiklerini, ayrıca hak ettiği ücret alacağının da ödenmediğini ileri sürerek, davalıların muvazaalı işlemleri nedeniyle uğranılan 20.000,00 TL, haksız rekabet nedeniyle 5.000 TL ve ücret alacağı olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin tahsilinin davalılardan tahsili ile kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davası, doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Yani davacı tarafın ortağı olduğu davalı şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle davalı şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555.maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacının belirtiği zararlar davalı ... şirketinin doğrudan uğradığı zarar olup davacının bu zararın şirkete ödenmesini talep etmesi gerekirken kendisine ödenmesini talep etmesi hukuken mümkün olmadığından, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından, mahkemece davacının tazminat davasının davalı gerçek kişiler ..., ... ... yönünden aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Yine yöneticinin sorumluluğu davaları, zarara sebep olduğu ileri sürülen şirket yönetici/yöneticileri aleyhine açılabilecek olup zarara uğratıldığı ileri sürülen ... şirketine husumet yöneltilemeyeceğinden, davacının tazminat talebinin davalı ... şirketi yönünden ve ayrıca davalı ... şirketi yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi de yerinde olmuştur. Davacı, davalı ... şirketinin yetkilisi iken kendisine ödenmesi gereken ücret alacağının ödenmediğini ileri sürmekteyse de, mahkemece Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacıya ödenmesi gereken bir ücret alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden ve kaldırma kararı gereği gerekli inceleme yapılmış olduğundan, mahkemece davalı ... şirketi yönünden bu talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının ücret talebine ilişkin olarak davacının ... şirketinde şirket yetkili müdürü olarak çalıştığı diğer şirkette yönetici veya ortak olarak bulunmadığı nazara alındığında, ... şirketi dışındaki davalılar yönünden bu talebin pasif husumet yokluğu sebebiyle sebebiyle reddi de yerinde olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.