T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/61 - 2026/163 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/61 KARAR NO : 2026/163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/09/2023 NUMARASI : 2022/461 E. - 2023/342 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Hakl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/61 - 2026/163 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/61 KARAR NO : 2026/163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/09/2023 NUMARASI : 2022/461 E. - 2023/342 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/09/2023 tarih ve 2022/461 E. - 2023/342 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2007/16641 sayılı ve "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin “... ...” ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini oysa dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait marka arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markasının oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, başvuruda yer alan diğer ibarenin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, "..." ibaresinin müvekkili tarafından dava konusu başvuru tarihinden çok önce aktif şekilde kullanılmaya başladığını, anılan ibarenin gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun SMK'nın 6/3-5-6 maddeleri uyarınca da tescili engeli bulunduğunu, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-12130 sayılı sayılı YİDK kararının iptali ile dava konu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin grup şirketlerden olan ... Gayrimenkul Hizmetleri A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan yardımcılığını yürütüğünü, anılan şirketin yönetim kurulu başkanın ise "... ... ..." olduğunu, dava konusu başvurunun asli unsuru olan “... ...” ibaresinin ad soy ad markası olarak algılanacağını, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "şekil+..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "şekil+..." ibareli tescilli markalı mallarından / hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... ..." ibareli başvuru markalı malı/ hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının "... ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın "... ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin mesnet markası arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markasını oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, dava konusu başvuruda asıl vurgulanan ve tüketicinin dikkatinin yoğunlaşacağı ibarenin "..." ibaresi olduğunu, anılan ibarenin aynı zamanda ticaret unvanının da asıl unsur olduğunu, dava konusu başvuruyu sahibi davalı Şirketin, "... ... isimli kişiyle ilgisinin bulunmadığını, ayrıca gerek davalı Şirketin gerekse grup şirketi olduğunu iddia ettiği şirketin faaliyet konularında sigortacılık bulunmadığını, bu nedenle dava konusu başvurunun ad soyad kullanımı olarak kabul edilmeyeceğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, bu hususta bir araştırma yapılmadan tanınmışlık konusunda delil sunulmadığı gerekçesiyle SMK'nın 6/5 maddesi talebin yerinde olmadığı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konu ibarenin gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu “... ...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak "... ..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, dava konusu başvurunun bütünsel algısının davacının mesnet markasından tamamen farklı olduğu, aynı nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının ticaret unvanı arasında da benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının da oluşmadığı, marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.