İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/01/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/11/2025 tarih ve 2024/1003 E - 2025/977 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davalının davacı aleyhine Kayseri 1. ATM'nin 2024/639 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz işlemi başlattığı…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2509 KARAR NO: 2026/85 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/11/2025 ESAS NO: 2024/1003 KARAR NO: 2025/977 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/01/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/11/2025 tarih ve 2024/1003 E - 2025/977 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davalının davacı aleyhine Kayseri 1. ATM'nin 2024/639 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz işlemi başlattığını, daha sonra Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, takip dayanağı bonoya konu borcun hiç oluşmadığını, takip konusu bononun taraflar arasında 19.07.2024 tarihli yüklenici sözleşmesi kapsamında davalıya teminat amacıyla verildiğini, davacının sözleşme kapsamındaki edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalının şirketi ... adına teslim edilen teminat senedini şahsi adına doldurarak davacı aleyhine takibe geçtiğini, davacının davalı ... ile herhangi bir şahsi ilişkisi olmadığını, davacının davalının ortağı olduğu şirkete iş yaptığını, faturalar düzenlediğini, ödemeler aldığını, takip konusu bononun davacının verdiği senedin bilgisi ve rızası dışında doldurularak işleme konulduğunu, davalının tacir olması nedeniyle yapmış olduğu işlemlere ilişkin bilgileri tutmakla yükümlü olduğunu, bu senedin davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının görüleceğini, davacının dava dışı ... şirketine yaptığı iş karşılığında 7.300.000 TL ve 2.400.000 TL tutarında iki fatura düzenlediğini ve ödemeleri aldığını, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek davacının davalıya takip dosyasındaki bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davacı iddia ve taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibine konu senedin sebepsiz borç ikrarı niteliği taşıdığını ve davacının borçlu olduğunu, davacının iddia ettiği hususların gerçeği yansıtmadığını, emsal niteliğindeki Yargıtay kararlarını dosyaya sunduklarını, emsal niteliğindeki kararlardan da görüleceği üzere icra takibine konu senedin borçlusunun davacı olduğunu, ödeme yapmaması sebebiyle gerekli işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Eldeki davada tarafların ticari defterlerini incelenmiş olup davaya konu senedin iki tarafın defterinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Kaldı ki emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2022 tarihli, 2021/3457 Esas ve 2022/7849 Karar sayılı onama ilamında "...ayrıca tarafları tacir dahi olsa kambiyo senetlerinin deftere kayıt zorunluluğu bulunmadığı, davacının münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığından davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin aleyhine sonuç doğurmayacağı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/14659 Esas, 2013/18882 Karar sayılı kararı), davacı tarafın dava konusu senedin teminat senedi olduğu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalının sahibi olduğu ... Şirketi ile aralarında ... İli 15. Paket 256 Adet Hafif Çelik Konut Yapım İşi Elektrik Tesisat İşleri Yüklenici Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme kapsamında davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiği iddia olunmakta ise de anılan sözleşme incelendiğinde sözleşmede davaya konu senede atıf yapılmadığı açıktır. Netice itibariyle davaya konu senedin teminat senedi olduğu yazılı delil ile ispatlanamadığından davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından yemin hakkı hatırlatılmıştır. Davacı yemin deliline dayanmış olup davalı asile yemin davetiyesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/920 E. 2018/10852 K. Sayılı emsal ilamı dikkate alınarak davacı tarafça sunulan yemin metninden yararlanılarak yemin sorusu mahkememizce hazırlanmış olup davalıya HMK'nun 233. maddesine göre; "...Limited Şirketi tarafından keşide edilen lehtarı ... olan, 9.600.000,00-TL bedelli, 19/07/2024 tanzim tarihli, 30/07/2024 vade tarihli senedin teminat senedi olmadığı, senedin dava dışı ... Şirketine ...İli 15. Paket 256 Adet Hafif Çelik Konut Yapım İşi Elektrik Tesisat İşleri Yüklenici Sözleşmesi kapsamında verilmediğine, senetten kaynaklı alacaklı olduğu " hususunda davalı asil yemini ifa etmiş olup ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddi ile birlikte davacı aleyhine kötü niyet tazminatı verilmesini talep etmiştir. Menfi tespit davasının reddi halinde davalı lehine tazminatı düzenleyen İİK 72/4.maddesine göre "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez."şeklindedir. Buna göre davanın reddi halinde davalı lehine tazminata hükmedilebilmesi için menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Oysa davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi reddedildiğinden davalının alacağını geç alması söz konusu olmamış, bu nedenle şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 1-Davanın REDDİNE, 2- Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "...Davalı tarafından müvekkil aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosya ile takibe geçilmiş olup, takip konusu 30.07.2024 ödeme günlü, 19.07.2024 düzenleme tarihli, 9.600.000,00 TL bedelli senettir. Müvekkil şirket ile dava dışı ... Şirket arasında ticari ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim taraflar arasında ... İli 15. Paket 256 Adet Hafif Çelik Konut (P84) Yapım İşi Elektrik Tesisat İşleri Yüklenici Sözleşmesi akdedilmiş olup, işbu sözleşme kapsamında dava dışı ... Şirketi'ne teminat senetleri verilmiştir. Davalı ise şirketi adına aldığı senedin üzerini doldurarak risk gerçeklemeden işleme koymuştur. Yerel mahkeme tarafından ...İli 15. Paket 256 Adet Hafif Çelik Konut (P84) Yapım İşi Elektrik Tesisat İşleri Yüklenici Sözleşmesi'nde yer alan "yüklenici firma 11.520.000 TL bedel için işverene tek parça teminat çeki verecektir." ibaresi göz ardı edilmiştir. Aynı zamanda davaya konu bononun düzenleme tarihi 19.07.2024 olup, sözleşmenin akdedildiği tarihle aynıdır. Görüldüğü üzere sözleşmede bahsi geçen teminat çeki davaya konu bonodur. Mahkeme kararında davaya konu senedin teminat senedi olduğu yazılı belge ile ispatlanamadığı gerekçesine yer verilmişse de ... İli 15. Paket 256 Adet Hafif Çelik Konut (P84) Yapım İşi Elektrik Tesisat İşleri Yüklenici Sözleşmesi senedin teminat amacıyla verildiğinin ispatıdır. Senet bir ödeme aracı olup, belirli bir alacak veya borç ilişkisinin varlığını gösteren bir belgedir. Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin ise şirket nam ve hesabına yazılan senedi neden ve nasıl aldığını açıklaması gerekmektedir. Her iki tarafı tacir olan bir borç ilişkisinde, yüksek meblağlı alacağı için bono düzenlenmesini kabul eden ve bononun lehtarı olan tacirin bu durumu ticari defterlerine kaydetmesi beklenir. Bir tacirin, başka bir tacirde olan yüksek meblağlı senede/çeke bağlanmış bir alacağını ticari defterlerine kaydetmemiş olması hayatın olağan akışına uygun bir davranış değildir. Çünkü, bu kadar yüksek miktardaki alacağın gerçek bir alacak olması halinde, borçlunun (şirketin) bu alacağını kısmen ya da tamamen tahsil edememesi halinde, icra dosyasından aciz vesikası alarak bunu ticari defterlerine işleyip hiç olmazsa o miktarda zarar ettiğini" belirtip (213 s. V.U.K. m. 323) daha sonra, daha az veya hiç kurumlar (gelir) vergisi vermemesi mümkünken, bu yola başvurmaması hayatın olağan akışına aykırı bir davranış sayılır. Davaya konu senet bedeli 9.600.000,00 TL olup, bu denli yüksek miktarda bir senedin müvekkilin mali durumu da dikkate alınarak teminatsız olarak verilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda müvekkilin ekonomik durum araştırması yapılmadan yalnızca yazılı delil gerekçesi ile davanın reddi hukuka aykırıdır. Kaldı ki yine kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin davalıya karşı borcu olmamasına karşın mahkeme bilirkişi raporunda 2.046.666,67 TL alacaklı olduğunu tespit etmiş olmasına rağmen yerel mahkeme bu durumu dahi görmezden gelmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bono konusunda bir yandan bonoda yazılı meblağı borç verebilecek ekonomik güce sahip olup olmamanın, diğer yandan ise borç ilişkisinin kabulünün genel hayat tecrübelerine uygun olup olmayacağının hükmün kurulmasında önemli olduğunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmiştir. "…Kendisinden toplam 67.000,00 TL. bedel ile daire satın alan davacıya 900.000,00 TL gibi, davacının mali durumu ile izah edilemeyecek yüksek meblağı, herhangi bir teminat olmaksızın elden verdiği iddiasının hayatın olağan akışına (genel hayat tecrübelerine) aykırı olduğu, hayatın olağan akışına dayanan kişinin, artık iddiasını ispatla yükümlü olmadığı, senedin tanzim edildiği 2009 tarihi itibariyle 900.000,00 TL. miktarında bir paranın genellikle banka aracılığıyla el değiştirdiği...Mahkemece, eldeki menfi tespit davasının kabulüne yönelik önceki kararda direnilmesi yerindedir…" [Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-827 E. 2019/689 K.] Gerek örnek karardan gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu tarz davalardaki prensibinden anlaşılacağı üzere ispat yükü kural olarak borçluda olsa bile yüksek meblağnın söz konusu olduğu zamanlarda işlemin ticari teamüllere uygunluğu ve hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Müvekkilin bahsi geçen senet bedelini ödeme imkanının bulunmamasının yanı sıra mahkeme tarafından müvekkilin maddi durumunun araştırılması yapılmadan davanın reddi hukuka aykırı olup müvekkilin ödeme imkanının bulunduğu düşünülse dahi senet bedelinin fazlalığı gereği ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunda verilen kararın hiçbir surette hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı açıktır. Tüm bu izahat neticesinde müvekkilin borçlu olmadığının tespitini sağlamak amacıyla kararın düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Görülecektir ki; verilen karar yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1003 E. 2025/977 K. sayılı kararın kaldırılması için işbu dilekçemiz ile istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. İstinaf başvurumuzun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline,..." talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Emsal nitelikteki kararlardan da görüleceği üzere, icra takibine konu senet, sebepten mücerret olup, davacı şirket senet nedeniyle borçlu olduğunu, ödeme yapmaması sebebiyle de gerekli işlemler yapıldığını, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, karar verilmesi talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, kambiyo senedine dayanan takipten kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının davaya konu bonodan kaynaklı borçlu olmadığını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/11/2025 tarih ve 2024/1003 E - 2025/977 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732TL istinaf karar ve ilam harcından davacının peşin yatırdığı 615,40TL harcın mahsubuyla eksik kalan 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/01/2026