TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/12/2025 NUMARASI : 2025/1022 Esas (Ara Karar) TALEP : İhtiyati tedbir TALEP TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2026 Taraflar arasındaki şirketin feshi davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karana karşı davacı vekilince istinaf kan…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/103 Esas 2026/140 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/103 KARAR NO : 2026/140 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/12/2025 NUMARASI : 2025/1022 Esas (Ara Karar) TALEP : İhtiyati tedbir TALEP TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2026 Taraflar arasındaki şirketin feshi davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karana karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin %20 payının davacıya, %20 payının davacının eski eşi davalı şirket müdürü ...'ya, %20 payının tarafların müşterek çocuğu ...'e , %20'şer payın da davalı ...'nun ilk evliliğinden olma çocuklarına ait olduğunu, davacı ve davalı ...'in boşandıklarını, bu aşamada şirket müdürü davalının şirkete ait bir çok taşınır ve taşınmazı muvazaalı şekilde devrettiğini, şirkete ait hesapları kendi menfaatine kullandığını, müdürlük görevlerini akla gelen her şekilde suistimal ettiğini, taraflarınca açılan müdürün azline ilişkin davanın Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 Esas sayılı dosyasında kabul edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, bu karar ile şirket müdürünün yetkilerinin 06/11/2025 tarihi itibariyle kaldırıldığını, davalı şirketin ortaklık yapısı her biri eşit hisseye sahip 5 ortaktan müteşekkil olduğunu, ortaklardan şirketin müdürü olarak görev alan ve azline karar verilen ... olduğunu, ... ile davacının boşanma aşamasındaki karı - koca olduğunu, diğer ortakların ise; tarafların müşterek çocukları ... ..., ...'nun eski eşinden olma ... ve ... isimli çocukları olduğunu, müvekkili ve ... ... dışındaki diğer ortakların menfaat birliği içerisinde olduğunu ve çoğunluğu ellerinde tutmaları sebebiyle olağan usullerle şirketin amacına uygun hale getirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça davalı şirket müdürü davalı eşine karşı 30.10.2023 tarihinde zina sebebiyle boşanma davası ikame edilmesinden sonra şirket malvarlığının büyük çoğunluğuna denk gelen kısmının, şirket müdürünün arkadaşı ...'ya muvazaalı şekilde satıldığını, tarafınca işlemin iptali talebiyle Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/31 esas sayılı dosyasından açılan davanın yargılamasının devam ettiği, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi şirket müdürünün azli dava dosyasında düzenlenen bilirkişi raporlarında şirketin mal varlığı devrine gerektirir mali bir zorluk içerisinde olmadığının, taşınmaz satışlarına ilişkin şirket aktifine giren hiçbir bedelin bulunmadığının, muhasebe kayıtlarının da usulüne uygun tutulmadığının, bir kısım taşınmazların devrine ilişkin ise hiçbir kayda rastlanamadığının, şirket müdürü hiç bir alacağı bulunmadığı halde kendi lehine senetleri keşide ederek şirketi borçlandırdığının, usulsüz muhasebe kayıtları ile şirkete ait taşınmazlarda değer artışına gittiğinin, buradan elde edilen geliri bedelsiz senetlerle şahsi hesabına aktardığının, bu hususun ortakları zarara sokma kastını ortaya koyduğunun ve vergi kaçakçılığı suçuna vücut verdiğinin, ilgili tespit davalı şirket müdürünün hiçbir çekince göstermeden, açıktan açığa şirketin içini boşalttığının şirkete ait defterler usulüne uygun tutulmadığının rapor edildiğini, şirket müdür ...'nun şirkete ait nakit mal varlığını da kendi şahsi ihtiyaçlarına hasrettiğini, şirket ortağı ...'nun şirket personeli ve akrabası ... ... adına, şirket binası içerisinde aynı faaliyet kolunda hizmet veren bir acente açtığını, bu yolla müşteri portföyü, know-how gibi maddi olmayan şirket mal varlıkları da kaçırıldığını, ortaklık yapısı nedeniyle usulsüzlüklerin olağan metotlarla durdurulmasının mümkün olmadığını, davalı şirket müdürünün davacıya şiddet uyguladığını, vücudunda sabit ize sebep verdiği gerekçesiyle ceza aldığını, eşit işlem ilkesinin ihlal edildiğini, davacının bilgi alma ve denetim hakkının engellendiğini, şirkette uzun yıllardır kar payı dağıtılmadığını, gelinen noktada ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, ortaklığın devamına imkan kalmadığını, yeni müdür seçme yetkisinin genel kurulda olması sebebiyle müdürünün azli kararı dahi tek başına hukuka aykırılıkları engelleyemediğini, bu itibarla son çare olarak şirketin feshi davasına başvuru zorunluluğunun doğduğunu, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 Esas sayılı dosyası ile yaklaşık ispatı aşar şekilde ispat külfetinin yerine getirildiğini, aynı dosyadan doğan ve doğabilecek "telafisi mümkün olmayan" zararın varlığının ortaya konulduğunu, şirketin organlarının görevine son verildiğini, hukuka aykırı ve zarara sebebiyet veren eylemlerin adli evraklarla ortaya konulmuş olmasının kayyım tayinini zorunlu kıldığını, şirket ortaklarının müşterek yetkili olmaları sebebiyle karar almaları ve şirketi yönetmelerinin zorluğu yönünde endişesi yarattığını, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması ihtiyacının gözetilmesi gerektiğini belirterek şirketin yönetimi, denetimi ve temsili adına dava süresince kayyım tayinine, şirket müdürünün hukuki sorumluluğu nedeniyle hesaplanacak tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsili ile şirkete ödenmesine, şirketin feshi ve tasfiyesi ile gerçek değer üzerinden hesaplanacak tasfiye payının ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine ve fesih talebinin yerinde görülmemesi halinde müvekkilin ortaklıktan çıkarılması ile esas sermaye paylarının gerçek değeri üzerinden hesaplanacak çıkma payının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 Esas sayılı dosyası incelendiğinde eldeki davanın davacısı tarafından davalı ... ile davalı şirkete karşı iş bu davada dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları da kapsar şekilde şirket müdürünün azli ile şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalı şirket müdürü ...'nun müdürlük görevinden azline, şirket tarafından yeni bir müdür seçilinceye kadar şirkete kayyım atanmasına dair karar verilmiş ise de henüz bu karar kesinleşmemiştir. Eldeki davada yetkili müdürün azli talep edilmediği gibi esasen davacı ortak tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2023/839 Esas sayılı dava dosyasında şirket müdürünün azline karar verilerek şirkete kayyım atanmasına karar verilmiş ise de henüz hüküm kesinleşmediğinden, eldeki davanın açıldığı tarihte şirket müdürü halen yetkilidir. Başka bir anlatımla bu aşamada şirkette organ boşluğu söz konusu olmadığından şirkete kayyım atanmasının mümkün olmadığı (benzer yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2021 tarihli 2021/825 Esas 2021/827 Karar sayılı ilamı) anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK madde 636/4 düzenlemesi aynı amaçla talep halinde gerekli önlemlerin alınacağını düzenlediğini, , önlemin ne olacağı noktasında hakime takdir yetkisi tanıdığını, Mahkemenin tek bir karara ve gerekçeye dayanarak ihtiyati tedbir talebini reddetmesi, dolandırıcılığa varan fiilleri ispat edilen şirket müdürüne "şirketin içini boşaltması, kötü niyetli amaca ulaşması" için imkan sağladığını, İhtiyati tedbir talebi yönetim, denetim ve temsil kayyımı olarak talep edilmesine rağmen yerel mahkemece yalnızca yönetim kayyımı yönünden değerlendirme yapıldığını , denetim kayyımı ihtimalinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, Eylemleri ile şirketin feshi davasına sebep veren müdürün davada şirketi temsil etmesinin mümkün olmadığını, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin kurulması için davalı şirkete öncelikle yönetim, mümkün görülmez ise denetim ve son ihtimalde temsil kayyımı atanması yönünde karar verilmesi gerektiğini, Şirket müdürünün azline karar verilen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 esas sayılı dosyasıyla isnatlarının ispat edildiğini, diğer taraftan mevcut durumun yani tedbir talebinin reddinin telafisi imkansız zararlara sebep vereceğini, şirketin feshine karar verildiği tarihte tasfiye edilecek bir mal varlığının dahi kalmama ihtimali bulunduğunu ,bu itibarla ihtiyati tedbirin temel şartlarının yerine geldiğinin ortada olduğunu bildirerek , ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; HMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. TTK'nın 636/(4) maddesinde; "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir. Haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket mal varlığının korunmasını amaçlar. Bu bağlamda mahkemenin ihtiyati tedbire hükmederken, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin yanı sıra hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerini de gözeterek uygun bir tedbire hükmetmesi gerekir. Kuşkusuz mahkeme ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte tedbirlere hükmedemez. Aksi halde davanın sonunda elde edilebilecek sonuç peşinen ihtiyati tedbir kararıyla elde edilmiş olur. (Bkz. Yıldırım, Ali Haydar : 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Bursa, 2013 s.438-440.) Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Somut olayda ; davacın %20 pay sahibi olduğu davalı şirkette davacının eski eşi olan şirket müdürü davalı ...'nun şirkete ait bir çok taşınır ve taşınmazı muvazaalı şekilde devrettiğini, şirkete ait hesapları kendi menfaatine kullandığını, müdürlük görevlerini akla gelen her şekilde suistimal ettiğini, şirketi borçlandırdığını, taşınmazlarını muvazaalı olarak devrettiğini, davacıya kar payı ödenmediğini, diğer davalı ortak ...'nun kendisini darp ettiğini, tarafların boşandıklarını, güven ilişkisinin sarsıldığını iddia ederek davalı limited şirketin haklı nedenle feshi ve şirket müdürü olan davalı ...'nun hukuki sorumluluğu nedeniyle hesaplanacak tazminatın tahsili istemiyle açılan şirketin şirketin feshi ve sorumluluk davasında davacı tarafça tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması ihtiyacının gözetilmesi gerektiğini belirterek şirketin yönetimi, denetimi ve temsili adına dava süresince kayyım tayinine karar verilmesini talep etmiştir. UYAP sistemi üzerinden incelenen Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 E sayılı dosyası imcelendiğinde; davacı tarafça işbu davada dava dilekçesinde ileri sürülen aynı iddialarla şirket müdürünün azli ile şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi talep edildiği, şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin mahkemenin 05/04/2024 tarihli ara kararı ile red edildiği ve ihtiyati tedbir talep eden davacının ilgili ara karara yönelik istinaf başvurusunun da Dairemiz 07/02/2024 tarih, 2024/144 E, 2024/198 K sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, İlgili mahkemece yapılan yargılama sonucu 06/11/2025 tarih, 2023/839 E, 2025/774 K sayılı karar ile ''...Dosya kapsamına uygun , denetlenebilir bilirkişi raporundaki tespitler ve dosyada bulunan kayıtlara göre , davalı şirket müdürünün, davalı şirkete ait aracı ve 4 adet taşınmazı boşanma süreci ile satışını gerçekleştirdiği, taşınmazların satış bedelinin şirket kayıtlarına geçmediği, şirket bilanço ve mali kayıtlarına nazaran şirkete ait araç ve anılan taşınmazlarının satılmasını gerektirecek bir hususa rastlanmadığı, bu hususların davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını gerektirecek haklı sebep olduğu kanaatine varılmakla...'' davanın kabulü ile davalı ... Sigorta Aracılık....Ltd. Şti. müdürü olan davalı ...'nun yönetim hakkı ve temsil yetkisinin TTK 630/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde davalı ... Sigorta Aracılık....Ltd. Şti. yönetim organı seçilmesi gündemi ile şirket genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere Mali Müşavir ...'ın görevlendirilmesi ve takdir edilen 10.000 TL ücretin davalı şirket kasasından ödenmesine karar verildiği ilgili kararın davalı tarafça 28/01/2026 tarihinde istinaf edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği ve bu hale göre davalı ...'nun müdürlük görevinin halen devam ettiği ve eldeki davanın açıldığı tarihte şirket müdürünün halen yetkili olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ,somut olayda bu aşamada şirkette organ boşluğu söz konusu olmadığından şirkete kayyım atanmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında , ilk derece mahkemesince şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirlerin kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket mal varlığının korunmasını amaçladığı hususu izahtan varestedir. Davacı tarafça tedbir talebinin reddinin telafisi imkansız zararlara sebep vereceğini, şirketin feshine karar verildiği tarihte tasfiye edilecek bir mal varlığının dahi kalmama ihtimali bulunduğu ileri sürülmüştür. UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mal varlığı olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda , davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığının el değiştirmesi halinde ihtiyati tedbir talep eden davacı ortağın hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceğine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgelerle özellikle Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/839 E sayılı dosyası ile yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleştiği anlaşılmış olmakla, tedbirde orantılılık ve ölçülülük ilkesi ile birlikte gerek ortaklığın gerekse davacı ortağın menfaatleri gözetilerek, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile aleyhine tedbir istenilen davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığının üzerine III. kişilere devrini önlemeye ve borçlandırıcı her türlü tasarrufa yönelik ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında isabet görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, duruşma açılmasına gerek görülmeksizin HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2025 tarih ve 2025/1022 Esas sayılı ara kararının şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar kaydına tedbir konulması yönünden KALDIRILMASINA, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, 3-İhtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, 4-Aleyhine ihtiyati tedbir istenilen davalı ... adına kayıtlı taşınır olan ... plakalı otomobil, ... plakalı otomobil, ... plakalı araç, ... plakalı araç ile ... parselde kain taşınmaz üzerine III. kişilere devrini ve her türlü borçlandırıcı tasarrufu önleyecek şekilde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 5-İhtiyati tedbir kararının infazının ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan takdiren 50.000,00 TL (ilk derece mahkemesi veznesine yatırılmak veya sunulmak üzere) teminat alınmasına, teminatın nakit olarak yatırmak yahut bu miktarda kesin, koşulsuz ve süresiz başka banka teminat mektubu ibraz etmek suretiyle dosyaya depo edilmesini müteakip ihtiyati tedbir talep edene (vekiline) tevdiine, 7-(6) numaralı ara kararın ikmalini takiben süresinde teminat yatırılarak başvurulduğunda ilk derece mahkemesince ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, kararın infazı için karar örneğinin ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine, 8-İhtiyati tedbir kararının davacı tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde takdir olunan teminat yatırılarak infazı talep edilmediği takdirde, HMK'nun 393 (1) maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkmasına, 9-Müteakip işlemlerin koşulları oluştuğunda teminat iadesi de dahil olmak üzere ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, B)1-İhtiyati tedbir talep eden davacının peşin yatırdığı 615,40 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacının peşin yatırdığı 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve 260,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.943,10 TL istinaf yargılama giderinin karşı taraf davalı şirketten alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...