T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1485 KARAR NO: 2026/242 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26.04.2022 NUMARASI: 2021/767 Esas - 2022/329 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ...Şti'ne yönelik davanın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1485 KARAR NO: 2026/242 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26.04.2022 NUMARASI: 2021/767 Esas - 2022/329 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ...Şti'ne yönelik davanın kısmen kabulüne, diğer davalılara yönelik davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ....... A.Ş.'den 30.07.2010 tarihinde ... plakalı aracı kredi ile dava dışı ....... Şti.’ne kiralanmak üzere satın aldığını, her 15.000 km'de bakım yapılması halinde aracın garanti kapsamında kalacağını, aracın ilk bakımının 06.12.2010 tarihinde yapıldığını va aracın 2011 yılı Mart ayına kadar sorunsuz kullanıldığını, 04.03.2011 tarihinde seyir halindeyken hararet lambası yanan aracın davalılardan ...... Şti.'ne ait yetkili servise çekildiğini, yetkili servisçe... A.Ş.'ye düzenlenen teknik raporda, aracın alt panel kısmında muhtelif zamanlarda alttan aldığı darbelerden dolayı zamanla klima radyatörünün su radyatörüne temas ederek, su radyatörünün delinmesine ve su kaçağı oluşması nedeniyle aracın hararet yaptığının, araçta hararet göstergesi yerine ışık ikazı olduğu, başka uyarı sisteminin bulunmadığı ve kırmızı hararet uyarı ışığı yandığında aracın motor akşamının direk zarar gördüğünün belirlendiğini, bu haliyle zararın garanti kapsamında bulunmaması nedeniyle kasko sigortasından talep edilmesi gerektiğinin servisçe bildirildiğini, ....... A.Ş. eksperi tarafından yapılan kontrolde, araçta kaza veya darbe bulunmadığının tespiti nedeniyle aracın sigorta kapsamında tamir edilmediğini, sigorta şirketince hasarın üretim hatasından kaynaklanması nedeniyle üreticinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, yetkili servisin de hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığı bildirilerek ücret karşılığı aracın tamir edilebileceğini bildirdiğini ve müvekkilinin aracını ücret karşılığı tamir ettirdiğini, müvekkilinin 22.03.2011 tarihinde aracı teslim almak istediğini, aracın teslimi sırasında değiştirilen parçaların istenilmesine rağmen iade edilmediğini, 7.000,00 TL tamir bedelinin ödenerek aracın 27.152 km’de teslim alındığını, 05.04.2011 tarihinde 29.000 km’de bu kez davalı . ....A.Ş.'ye ait servise götürüldüğünü, servisçe tamir sonrası kontrol rutin bakımının yapıldığını, 03.05.2011 tarihinde onarımdan bir ay geçmeden seyir halindeyken yeniden aracın hararet ışığının yandığını, aracın bu kez de yetkili sevrvis olan diğer davalı .... Şti.'ne ait servise çekildiğini, yetkili servisin önceki onarımlardan haberdar edildiğini, ancak servisçe yeniden motor üzerinde işlemler yapılarak arızayı tespite çalıştıklarını, müvekkiline arızanın esas nedeni hakkında bilgi verilmeyerek müvekkilinin onayı olmaksızın motorun sökülerek rektifıye edildiğini, 06.05.2011 tarihinde müvekkiline gönderilen e posta ile aracın termostatının sadece kasasının olduğu, yerine contasının geçirilmediği ve su sızıntısına neden olduğu, araç sahibi onayı olmadığından onarıma başlanılamadığının belirtildiğini, süreçteki tüm arıza tamir ve teşhislerinin hatalı olduğunu, bu konuda davalıların bir birlerini suçladıklarını, aracın değişmemesi gereken parçalarının ücreti karşılığı değiştirildiğini ve tamiratın eksik yapıldığını, dava konusu araçta sadece ikaz ışığının bulunması ve hararet göstergesinin bulunmaması nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğunu, nitekim davalı ... tarafından hazırlanan raporda da bu hususun belirtilerek ikaz ışığı dışında başka hararet göstergesinin bulunmaması ve hararet ışığının yanması halinde motor aksamının doğrudan zarar göreceğinin belirlendiğini, hayatın olağan akışına göre ikaz ışığının zararı engellemek için konulması gerektiğini, oysa servislerce düzenlenen raporlarda ışığın yanması halinde zaten motorun hasara uğradığı ve yol yardımından başka çarenin kalmadığının belirlendiğini, motorun ısınmaya başladığına ilişkin bir ikazın araçta bulunmadığını, böyle bir ikazın olmaması halinde kullanıcının bu zarardan sorumlu tutulamayacağını, hararet ışığı yandığında da zaten geri dönüşü olmayan hasarın oluştuğunu, bu nedenle oluşan hasarın kullanıcı hatasından kaynaklanmayıp üretim hatasından kaynaklandığını, araçta hatalı veya esik imalat ulunduğunu, davalı ... tarafından düzenlenen raporda alt panelin çarpması sonucu zaman içinde klima radyatörünün su radyatörüne temas etmesi nedeniyle su kaybı yaşandığının belirtilmesine rağmen aracın hiç bir zaman belirtilen şekilde kazasının bulunmadığını, kaza veya çarpma olmaksızın bu ünitelerin bir birine sürtünmesi ve sürtünmenin engellenmesine ilişkin bir imalatın bulunmamasının da imalat hatası olduğunu, davalı servislerin gerekli bakım ve kontrolleri ile tamiratları usulüne uygun yapmamaları nedeniyle hasarın büyüdüğünü, müvekkilinin aracın bakımlarını zamanında yaptığını, sonraki arızada,.... ilindeki tamiratta termostatın contasız takıldığının belirlendiğini, müvekkilin aracı kullanamaması nedeni ile kazanç kaybının günlük 80 TL olduğunu, ilk arıza sonrasında 7.000 TL tamirat bedeli ödendiğini ileri sürerek, gizli ayıp ve servis kusuru nedeni ile aracın yenisi ile değişimi, bu mümkün olmaz ise aracın bedelinin iadesi ve uğranılan zarar ve kazanç kayıplarının tazmini, müvekkilinin uğradığı 12.440,00 TL maddi zararın 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte ödenmesi talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08.12.2016 tarihli dilekçede tazmin talebine konu olan 12.440,00 TL’nin 7.000,00 TL’sinin müvekkilin aracın tamiri için ödemiş olduğu bedel kalan 5.440,00 TL'nin ise aracın günlük kazanç kaybı olan 80,00 TL’den 68 günlük kazanç kaybı olduğunu belirtmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, ayıp ihbarının süresinden sonra yapıldığını, araçta üretim veya tasarım hatası bulunmadığını, davacının 30.07.2010 tarihinde aracı satın aldığını, araçtaki ayıbı 01.08.2010 tarihine kadar ihbar etmesi gerektiğini, araçta gizli ayıp bulunmadığını, kaldı ki gizli ayıbın da 07.08.2010 tarihine kadar muayene edilerek ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkilinin üretici- ihracatçı konumunda olduğunu, satım sözleşmesini davacı ile davalı .... A.Ş. arasında düzenlendiğini, müvekkilinin satım sözleşmesine taraf olmadığını, dava dilekçesinde gizli ayıbın yanı sıra verilen servis hizmetlerinin ayıplı olduğundan söz edildiğini, müvekkilinin servis hizmetlerinden sorumlu olmadığını, araçta gizli ayıbın bulunduğunu, davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, dava dilekçesindeki anlatımlardan araçta tasarım hatası bulunduğunun iddia edildiğini, ancak bu durumun mümkün olmadığını, araçların ithal edilmeden önce ciddi şekilde denetlenerek, piyasaya sürüldüğünü, 2012 yılında üretimi sonlandırılan araç için tasarım veya üretim hatasından kaynaklı herhangi bir işlem bulunmadığını, aracın üretildiği şekliyle teslim edildiğini, basiretli bir tacir olan davacının üretilen araçtaki hararet göstergesinin bulunup bulunmadığını kontrol ederek ihbar etmesi gerektiğini, araçtaki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını, aracın almış olduğu darbeler nedeniyle klima ve motor soğutma radyatörlerinin teması nedeniyle hasarın oluştuğunu, kiralık araç olarak kullanılan aracın kullanımı sırasında gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle hasarın oluştuğunu, ilk arızanın kullanıcı hatasından meydana geldiğini, servis hatası bulunmamakla birlikte bulunsa dahi, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, özensiz ve kiralık olarak kullanılan aracın değiştirilme talebinin taraflar arasındaki menfaatler dengesine uygun olmadığını, kullanıcı hatasından kaynaklanan hasar nedeniyle ödenen 7.000 TL tamir bedelinin talep edilemeyeceğini, dava dilekçesinde açıklanan müvekkili şirket çalışanlarına ait olduğu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ..... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca aynı taleplerle daha önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/735 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini, davanın derdest olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığı, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığını, satıcı olan müvekkilinin imalattan kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığını, aracın diğer davalılarda tamirine ilişkin iddialardan da müvekkilinin sorumlu olmadığını, tamir işlerinin müvekkilince yapılmadığını, aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi davacının tamir hakkını kullandığını, araçta gizli ayıp bulunmadığını, gelişen teknoloji ile birlikte yeni model araçlarda hararet göstergesinin kaldırılarak yerine daha hassas olan ışık sisteminin koyulduğunu, buna rağmen davacının aracı talimatlara aykırı olarak kullanarak arızaya sebebiyet verdiğini, zira ışık uyarıcı sisteminin zararın meydana gelmesinden çok önce devreye girerek sürücüyü uyardığını, hasarın bu uyarının sürücü tarafından dikkate alınmamasından kaynaklandığını, davacının asli kusurlu olduğunu, aracın trafiğe çıkışı ve yaptığı kilometre dikkate alındığında araca aşırı yüklenildiğinin anlaşılacağını, davacının talep etmiş olduğu 80 TL günlük kazanç bedeli talebinin dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı .....Şti. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, aynı konuda taraflar arasında görülmekte olan dava bulunduğunu, müvekkilinin aracın üreticisi veya satıcısı olmadığını, servis hizmeti veren davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, dava dilekçesinde müvekkilince düzenlenen raporda söz edildiğini, aracın servis için müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilince arıza için yapılması gerekenlerin davacıya bildirildiğini, bu hususların davacı tarafından kabul edilmesi üzerine aracın tamir edilerek eksiksiz şekilde teslim edildiğini, davacının seri üretimi yapılan aracı teknik özelliklerini bilerek satın aldığını, gösterge panosunun gizli ayıp olarak kabul edilemeyeceğini, aracın bu şekliyle üretilerek piyasaya sunulduğunu, sonradan aracın üretimi sırasında bulunmayan bir özelliğinin gizli ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini bu durumun bilinerek aracın satın alındığını, müvekkilinin yaptığı tamiratta herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, aracın termostatının takılmaması halinde aracın hareket edemeyeceğini, bu aracın, teslim alındıktan sonra termostat takılmaksızın dava dilekçesinde belirtilen şekilde bir mesafe kat etmesinin mümkün olmadığını, kiralık araç olarak kullanılan aracın servise getirilmesi sırasında davacının bulunmadığını, aracın sürücüleri tarafından elverişsiz şekilde kullanılması nedeniyle, hasara uğramış olabileceğini, bu türlü aracın özensiz kullanımı halinde bir takım parçaların yerinde hareket etmesinin mümkün olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Diğer davalı ... ......Şti. davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirilmesinde: Hükme esas alınan 29.03.2019 tarihli bilirkişi raporu dayanak yapılarak dava konusu aracın motor soğutma suyu durum bilgisini kullanıcıya bildiren sistem nedeni ile açık/gizli ayıp kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu araçta soğutucu radyatör delinmesi nedeni ile ortaya çıkan ilk motor hararet sorununun davacı sorumluluğunda olduğu, dava konusu araçta ilk onarımda termostat contasının takılmamasına dayalı olarak meydana gelen 2. Arızanın ilk onarımda verilen ayıplı hizmete dayalı olması nedeni ile ayıptan kaynaklanan sorumluluğun ... ... ... Şti.'ye ait olduğu, her iki motor arızası arasında dava konusu aracın bakımını yapan davalı ... ...... A.Ş. 'ye termostat contasının eksikliğini farketmemiş olması nedeni ile kusur atfedilemeyeceği, dava konusu aracın 2. Motor arızasını kök nedenini tespit eden ve taraflar arasındaki ihtilaf nedeni ile 26/01/2018 tarihi itibari ile aracın halen otoparkında bulunduğu, davalı ... Şti.'ye kusur atfedilemeyeceği, davacının kendisinden izin alınmadan motor parçalarının söküldüğü ve deforme olduğu iddiasına ilişkin bir zarar tazmin talebi ya da raporlarda tespit bulunmadığından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, dava konusu aracın 2. Motor arızası göz önüne alındığında 1. Arıza ile benzer şekilde aynı arızanın 2. Kez orijinaline uygun olarak onarımı için aynı sürenin (18 gün) muhtemel/onarım süresi olarak kabul edilebileceği ve orijinaline uygun onarım ücretinin arızanın yakın tarihlerde yetkili servislerde gerçekleşmiş olması nedeni ile ilk onarım ile benzer şekilde KDV dahil 7.000,00 TL olarak değerlendirilebileceği, ilk motor arızasının davacı sorumluluğunda olduğu değerlendirildiğinden, bu döneme ilişkin kar yoksunluğu zararında davalı tarafların sorumluluğu bulunmadığı, 2. Motor arızasına dair dönem için kar yoksunluğu zararının olay tarihi itibari ile toplam 402,84 TL olduğu anlaşılmakla davanın davalı ... ... ... Şti. Yönünden kısmen kabulüne, fazlaya dair talebin reddine, diğer davalılar ..., ...., ve ....Şti. Yönünden sorumlulukları bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.000,00 TL onarım bedeli ve 402,84 TL kâr yoksunluğu zararı olmak üzere toplam 7.402,84 TL'nin 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davacının diğer davalılar ....AŞ., ...AŞ ve ...... Şti'ne yönelik davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş tur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, 22.03.2022 tarihli duruşmada dava konusu araç üzerinde fiziken inceleme yapılarak rapor alınmasının istendiğini, 2 nolu ara karar ile talebin celse arasında değerlendirilmesine karar verildiğini, 26.04.2022 tarihli duruşmada talebin reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda ise konusu araç üzerinde inceleme yapılarak rapor aldırıldığı, araç üzerinde yenide inceleme yapılarak rapor aldırılmasının dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesinin yazıldığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Talimat sayılı dosyasından araç üzerinde yapılan keşif incelemesi sonucunda düzenlenen 13.09.2018 tarihli 3 kişilik bilirkişi raporunun yerine, araç üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadan dosya üzerinden hazırlanan 29.03.2019 tarihli raporun hükme esas alındığını, bu raporlar arasında açık çelişki bulunması nedeniyle araç üzerinde yeniden inceleme yapılarak rapor alınması gerektiğini, Mahkemenin denetime elverişli olmayan 29.03.2019 tarihli raporunu hükme esas aldığını, bu raporu düzenleyen bilirkişilerin araç üzerinde inceleme yapmaksızın davalı .....ve ... vekilinin dosyaya sunduğu cevaplar ile ekli belgelerin baz alarak raporun hükme esas alındığını, davalıların beyanlarının aynen rapora geçirilmesinin raporun güvenirliğini azalttığını, davalıların iddialarını destekleyen herhangi belge olmadığı halde bu tespitlerin gerçekmiş gibi rapora alındığını, davalı .....’un iddiasına dayanarak “araçta soğutucu radyatör delinmesi nedeni ile ortaya çıkan ilk motor hararet sorunu” olduğunun ileri sürüldüğünü, oysa dosyada bu iddiayı doğrulayacak herhangi bir delil bulunmadığını, soğutucu radyatörün delinmesini gerektirecek bir kaza da bulunmadığını, aracın ....’daki tamirden sonra İstanbul’a gelmesi ve bu arada yaklaşık olarak 2.000 km yapmış olması göz önüne alındığında contanın serviste takılmamış olması ihtimalinin mümkün olmadığını, bilirkişilerin davalı ...’ın yetkili servis olarak rutin periyodik bakım esnasında termostat parçası contası eksikliğini fark etmemiş olmasının kusur olmadığı ileri sürerek servis hizmetindeki açık kusuru bile görmezden geldiklerini, müvekkilinin davalı ....’da birçok parçası değişen araca yapılanlardan şüphe duyduğu için garanti kapsamında olan aracını kontrol ettirmek için davalı ...’a götürdüğünü, bu davalının ise periyodik bakım esnasında aracın termostatının sadece kasasının olduğunu, yerine contasının geçirilmeden takıldığını ve bunun su sızıntısına neden olduğunu tespit edemediğini ve bunun açık kusur olmasına rağmen bilirkişilerin bu durumun aksini belirttiğini, raporun aksine...'in kusurlu olduğunu, müvekkilinin ......'da bulunan bu şirketten motorun sökülmemesini, sadece arızanın neden kaynaklandığının tespit edilmesini istemiş olmasına rağmen servisin, müvekkilin yazılı iznini almadan motoru sökerek rektefiye ettiğini, ayrıca termostat, motor aksamının dışında olduğundan arızanın termostattan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için motorun sökülmesi gerekmediğinden bu davalının kusurlu olduğunu, Raporda aracın 2012 yılında üretiminin durduğu belirtilmesine rağmen 2 yıl içinde aracın üretiminin hangi nedenle durduğunun açıklanmadığını, mahkemece araç üzerinde keşif yapılarak düzenlenen 13.09.2018 tarihli raporun esas alınarak karar verilmesi gerektiğini, bunun yerine araç üzerinde inceleme yapılmadan düzenlenen ve sadece davalıların beyanlarını esas alan 29.03.2019 tarihli raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, en azından iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğinin belirtildiğini, aracın teknik özellikleri konusunda müvekkilini aldatan tüm davalıların oluşan zarardan sorumlu olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, TBK'nın 219 ve 227. maddeleri uyarınca, satılanın ayıbı nedeniyle öncelikle ayıptan ari bir yenisiyle değiştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesi ve araçtaki hasar nedeniyle uğranılan zararın tazmini taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yazılı gerekçeyle, araçtaki ileri sürülen ayıbın üretim hatasından kaynaklanmaması nedeniyle aracın misliyle değiştirilmesi talebinin reddine, tamir nedeniyle ödenen bedelin davalı ... ......... Şti. 'den tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalılardan ... AŞ tarafından üretilip ithal edilen ... plakalı aracı 30.07.2010 tarihinde, bu davalının bayisi olan davalı ... ..... A.Ş.'den 28.384,26 L'sına satın alınmıştır. Davacı satın aldığı bu aracı dava dışı ...... Şti.'ne uzun süreli kiralayarak ticari gelir elde etme amacıyla satın aldığını ileri sürmektedir. Aracın 15.000 km bakımının yapıldığı, 04.03.2011 tarihinde aracın radyatöründeki suyun eksilmesi nedeniyle Konya'da bulunan davalı ... Ltd. Şti. tarafından işletilen servise aracın getirildiği anlaşılmıştır. Yetkili servisçe yapılan incelemede, aracın alt panel kısmında zaman içinde darbelere bağlı olarak aşınma sonucu klima radyatörü ile su radyatörünün temas etmesi sonucu, su radyatörünün delinmesi ve su kaçağı oluşması nedeniyle hararet meydana geldiği, araçta hararet göstergesi yerine ikaz ışığı olduğu, herhangi bir uyarı sisteminin bulunmadığı, kırmızı hararet uyarı ışığı yandığında aracın doğrudan motorunun zarar gördüğü belirlenerek, kullanıcı hatasından kaynaklandığı tespit edilen hasarın bedeli karşılığı giderildiği, 27.152 km'de olan aracın hasarının 7.000 TL bedelle onarıldığı görülmüştür. Davacının teslim aldığı araç servis talimatları doğrultusunda 29.000 km'de iken 05.04.2011 tarihinde davalı ... ........ A.Ş.'ye ait servise götürülerek 30.000 km bakımı yapılmıştır. 03.05.2011 tarihinde Kars-Erzurum yolunda aracın hararet ışığının yanmasına bağlı olarak arızalandığı ve davalı .....'e ait servise götürüldüğü, burada yapılan tespitte de ilk tamiratta aracın termostatının sadece kasasının olduğu, yerine contasının geçirilmeden takıldığı ve su sızıntısına neden olduğu belirlenmiştir.Davacı tarafından aynı iddialarla İstanbul 4. ATM'nin 2014/735 Esas sayılı dosyasında dava açılmış, harç ve yargılama giderlerinin yatırılmaması nedeniyle 08.07.2015 tarihinde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Red kararının davalı ...'ye 07.08.2015 tarihinde, davacıya 04.08.2015, ... Otomotiv vekiline 02.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiştir. İlk derece mahkemesince daha önce verilen 26.09.2019 tarih ve 2015/1199 E.-2019/901 K.sayılı ilamın istinafı üzerine Dairemizin 14.10.2021 tarihli ve 2020/1434 Esas - 2021/1241 Karar sayılı ilamı ile aynı konuda daha önce açılan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/735 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği ve davanın derdest olup olmadığı yönünden inceleme yapılması istenmiştir. Kaldırma kararı sonrası mahkemece getirtilip incelenen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/735 Esas sayılı dosyasındaki kararın incelenmesinde, davacı tarafından aynı iddialarla ... ..., ... ..., ... ve ... ... ile ... A Ş aleyhine 29.06.2011 tarihinde 12.440 TL'nin tahsili için dava açıldığı, tüketici mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine davanın tevzi edildiği ticaret mahkemesince tensip zaptı ile birlikte harç ödenmesinin istendiği, 19.07.2014 tarihinde tensip zaptının tebliğ edildiği, 2 haftalık süre geçtikten sonra 10.11.2014 tarihinde harç ve gider avansının yatırılması nedeniyle mahkemece HMK'nın 114 ve 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Ret kararı davacı vekiline 04.08.2015 tarihinde, ... A.Ş.'ne 20.07.2015 tarihinde, ... ...'a 07.08.2015 tarihinde, ...... AŞ'ye 10.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar davalı ... ...'e 05.12.2021 tarihinde, ... ...'e 07.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve tüm davalılar yönünden 23.12.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dava ise davacı tarafından harcı ödenmek suretiyle 16.10.2015 tarihinde açılmıştır. Dava şartının yargılama sırasında yerine getirildiği, davalıların da hükme yönelik bir istinaf başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla işin esası incelenmiştir. Uyuşmazlıktaki temel sorun motor soğutma suyu sıcaklığının ölçümü için araçta bulunan sistemin yeterli olup olmadığı ve mevcut sistemin gizli ayıp niteliğinde olup olmadığıdır. Davacı vekili bu noktada araç üzerinde fiilen inceleme ve keşif yapılarak düzenlenen...ATM'nin .....Talimat sayılı dosyasındaki bilirkişi kurulu raporunun esas alınması gerekirken, araç üzerinde inceleme yapılmadan düzenlenen 29.03.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunun esas alınmasının hatalı olduğunu, bu bilirkişi raporunda sadece davalıların cevap dilekçesi ile gönderdiği belgelerin dikkate alındığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmektedir. .... ATM'nin.. Talimat sayılı dosyası ile araç üzerinde makine mühendisi bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılın 18.04.2017 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda araçta açık, gizli veya sonradan ortaya çıkan bir ayıp bulunmadığı, araç onarımı nedeniyle ... ... şirketinin kusurlu olduğu ve bu kusuru nedeniyle aracın tekrar arıza yaptığı servis müracaatı döneminde aracın garanti kapsamında olduğu ve 8.000 TL onarım bedeli bulunduğu belirlenmiştir. İtiraz üzerine mahkemece bu kez ...'nin ... Talimat sayılı dosyası ile makine mühendisi bilirkişilerden oluşan üç kişilik kuruldan 13.09.2018 tarihli rapor alınmıştır. Raporda aracın alındığı 03.07.2010 tarihinden Kars-Erzurum arasındaki ikinci arızasını verdiği ve şu anda bulunduğu ....'daki yetkili servise getirildiği 03.05.2011 tarihine kadar tüm bakımların yetkili serviste yapıldığı ve aracın garanti kapsamında olduğu, aracın seyir halinde iken 04.03.2011 tarihinde ilk arızasını verdiği, su radyatörünün zarar görmesi sonucu hararet yaparak motor aksamının zarar gördüğü ve yetkili servis olan ....... tarafından 22.03.2011 tarihinde onarıldığı, ... tarafından verilen teknik raporda hareket göstergesi yerine ışık ikazı olduğu ve herhangi başka bir uyarı sistemi bulunmadığı, aracın uyarı ışığı yandığında ise motor aksamının direkt zarar gördüğünün beyanı karşısında, aracın su radyatöründeki hasarın kullanıcı kaynaklı olmasında dahi bunun sonucunda hararet göstergesi olmaması sebebiyle olaya erken müdahale şansı bulunmadığı ve ikaz ışığı yandığında ise motor aksamında meydana gelecek hasarın kaçınılmaz olduğu bunun da aracın bunun da üretici kaynaklı açık ayıbının bulunduğunu gösterdiği, aracın 03.05.2011 tarihinde ikinci arızası vermesi sonucu getirildiği......'daki .....deki bilirkişi heyeti incelemesi sonucu termostat contasının olmadığı ve motorun arızalı olduğunun tespit edildiği, bu durumun da 04.03.2011 tarihinde ilk arıza sonucu bakım ve onarımı yapan ......Şti'nin gerekli önem ve özeni göstermediği için arızanın tekrarlandığı, aracın şu andaki arızası ile ilk arızasının aynı olduğu, bu nedenle ilk arızada ödenen 7.000 TL'nin tahsil edilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ve bu ilk raporu değerlendiren 29.03.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporu ise YTÜ ve İTÜ Otomotiv Anabilim Dalı öğretim üyelerince hazırlanmıştır. Bu raporun 10. maddesinde, araçtaki uyarı ve ikaz sistemine ilişkin olarak; "...Dava Konusu aracın soğutma suyu göstergesinin ışıklı ikaz şeklinde çalıştığı ve kırmızı ikaz verdiğinden, motorun kullanılamaz hale geldiği ve bu nedenle ayıplı olduğu iddiasına dair yapılan değerlendirme aşağıda verilmiştir. Motor soğutma suyu sıcaklığı, motorda bulunan parçaların mekanik ve ısıl dayanım sınırları içerisinde olması gerektiği gibi deforme olmadan çalışmasını sağlamak için, motorun çalışması esnasında motor soğutma suyu sistemi tarafından belirli bir sıcaklık aralığında (rejim sıcaklığı) kontrol edilmesi gereken bir parametredir. Araç üreticileri kullandıkları motorlarda bu sıcaklık rejiminin alt ve üst değerlerini kendi motor tasarım ve performans değerleri doğrultusunda belirleyerek soğutma sistemi üzerindeki algıcılar vasıtası ile algılanan bu sıcaklığı en genel anlamda motor devir daim pompası, motor bloğu su kanalları, termostat ve soğutma radyatörü parçalarından oluşan soğutma sistemi vasıtası ile istenen aralıkta kontrol etmektedirler. Motor soğutma suyu sıcaklığı motorun işletmesi açısından önemli bir parametre olduğundan ilgili sıcaklık durum bilgisinin aracın kullanıcısına gerek ibreli göstergeler gerekse ikaz ışıkları vb. göstergeler ile bildirilmesi gerekmektedir. Motor soğutma suyu sıcaklığının artmasının motora hasar vereceği ve parçaları deforme ederek motoru çalışamaz duruma getireceği sürücü ehliyet sahibi olan tüm araç kullanıcılarının bilmesi gereken bir bilgi olduğu değerlendirilmiştir. Benzer şekilde 1 no'lu davalının, dava konusu araç için bu rejim sıcaklığının alt ve üst değerlerinin neler olduğunu ve ikaz ışıklarının nasıl çalıştığı ve belirlenen üst sıcaklık seviyesinin aşıldığı anda yapılması gerekenlerin araç servis ve garanti belgesinde açıkça yer aldığını belirttiği tespit edilmiştir. Ticari olarak ülkemizde satılan araçların satışları esnasında tüm parçalarının, ikaz ışık veya göstergelerinin gerek alt komponent ve sistem bazında gerekse tüm araç bazında Avrupa Birliği direktifleri ile uyumlu tip onayı testlerini geçmiş olmaları ve bu testler esnasında ilgili kurallar ve yönetmelikleri çerçevesinde belirlenmiş olan özelliklere haiz olmaları gerektiği bilgisi, dava konusu aracın bu tip onay belgesine sahip olduğu ve ticari olarak satış onayı olduğu bilgisi ile birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar 3 no'lu davalı yetkili servisin raporunda araçlarda hararet göstergesi yerine ışık ikazı olduğu herhangi bir başka uyarı sisteminin bulunmadığı bilgisi yazılmış olsa da, dava konusu aracın motor soğutma suyu durum bilgisini kullanıcıya bildiren sistem nedeni ile AÇIK/GİZLİ Ayıp kapsamında değerlendirilemeyeceği mütalaa edilmiş olup, dava konusu aracın 04.03.2011 tarihinde ortaya çıkan motor hararet arızasının 3 nolu davalı yetkili servis ... tarafından tespit edilen radyatör delinmesi ve su eksiltmesi göz önüne alındığında, ilgili arızasının kullanıcı hatası olarak ortaya çıktığı değerlendirilmiştir...." şeklinde tespit yapılmıştır. Bu durumda her iki raporda temel olarak esasında araçta ilk olarak meydana gelen ve davalı ... tarafından yapılan tamiratta, araçtaki hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığı ve radyatör ile motorun soğutma sisteminin yere sürtünmesi ile uğranılan su kaybı nedeniyle hasar oluştuğu tespit edilmiştir. ... tarafından yapılan hasar onarımında aracın usulüne uygun şekilde onarılmadığı ve bu nedenle ikinci kez aynı arızanın meydana geldiği belirlenmiştir. Bu durumda hükme esas alınan raporun yukarıdaki açıklamaları dikkate alındığında, aracında bir üretiminde bir ayıptan söz edilemeyecektir. Zira aracın üretiminde kullanılan sistem uluslararası standartlarda kabul gören bir sistem olup, bu modelde üretilen tüm araçlar bakımından kullanılmaktadır. Talimat yoluyla alınan raporda ise kullanıcıya hiç bir yükümlülük yüklenmeden, hararet halinde araca müdahale şansı bulunmadığı belirilmiştir. Ancak araçta oluşan hasar bu şekilde oluşmamış ve her iki raporda tespit edildiği üzere soğutucu radyatörün delinmesi nedeniyle ortaya çıkan ilk arızanın kullanıcı kusurundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu arızanın davalı ... tarafından giderilmesi sırasında termostat contasının takılmamasına dayalı olarak ikinci arıza meydana geldiği, bu nedenle meydana gelen bu arıza bedelinden ilk tamiri yapan ...'un sorumlu tutulması yerindedir. Davacının aracı kontrol için getirdiği ... yetkili servisince yapılan kontrolde ilk tamirde eksik bırakılan termostat contasının eksik olarak takıldığının fark edilmesi olağan bir gözetimle fark edilemeyecek bir hata olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Bilirkişi, çözümü teknik bilgili gerektiren hususlarda mahkemeye yol göstermek amacıyla HMK'nın 266.maddesi gereğince görevlendirilebilir. Ancak bilirkişilerin teknik tespitler yaptıktan sonra bu tespitlere göre bu vakıalardan farklı hukuki sonuçlar çıkarmış olması hakim açısından bağlayıcı değildir. Tespit edilen teknik ve maddi vakıalara göre bu tespitlerin üretimden kaynaklı ayıp niteliğinde olup olmadığının bilirkişi görüşleri doğrultusunda mahkemece değerlendirilmesi mümkündür. Nitekim tüm bu model araçlarda kullanılan soğutma suyu sisteminin üretim ayıbı olup olmadığı hususunda her iki bilirkişi farklı sonuca varmıştır. Bilirkişinin araç üzerinde inceleme yaparak rapor alınması mutlaka bu rapora itibar edilmesini gerektirmez. Hükme esas alınan raporda gerekçeleriyle, önceki raporda olduğu gibi ilk arızanın esasında kullanıcı kaynaklı olduğu ve bu arızanın davalı ... servisince usulüne uygun giderilmemesi nedeniyle ikinci arızanın oluştuğu belirlenmiştir. Görüldüğü gibi burada üretimden kaynaklı bir ayıp nedeniyle oluşan hasardan söz edilmemektedir. Bu nedenle mahkemece ikinci bilirkişi raporunun somut olaya ve dosya kapsamındaki delillere uygun olması nedeniyle hükme esas alınmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Zararın sadece davalı ...'un sebep olduğu onarım bedeli ile aracın makul tamir süresi içerisinde kullanılmaması nedeniyle oluşan kazanç kaybından ibaret olduğu, servis hizmetinden kaynaklı bu zarardan davalı ... ... şirketinin sorumlu tutulması yerinde olup davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun değeri itibariyle karar kesindir.