T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1403 Esas KARAR NO: 2026/655 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2018/1433 Esas- 2022/1015 Karar TARİH: 08/12/2022 DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinin Haksız Feshine Bağlı Tazminat) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1403 Esas KARAR NO: 2026/655 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2018/1433 Esas- 2022/1015 Karar TARİH: 08/12/2022 DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinin Haksız Feshine Bağlı Tazminat) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2014 yılından beri davalı şirketin acenteliğini yaptığını, davalının tek taraflı olarak ...... Noterliğinin 24.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesihname ve azilnamesi ile acentelik sözleşmesini haksız ve usulsüz olarak neden göstermeksizin feshettiğini, sözleşmede belirtilen üç aylık ihbar süresine uyulmadığını, müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, sözleşme süresince müşteri çevresi oluşturduğunu, davalı şirketin hiçbir çaba sarf etmeden bu müşteri çevresine sahip olacağını, sözleşmenin haksız ve usulsüz olarak fesih edilmesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu portföy kaybının bilirkişi tarafından hesaplanıp davalı şirketten tazmin edilmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafından haksız ve usulsüz olarak acentelik sözleşmesinin fesh edilmesi ile müvekkilinin uğramış olduğu 10 TL gelir kaybının (tamamlanmamış işlerden kaynaklanan, usulsuz fesihten kaynaklı ve tahsil edilmemiş işlerden kaynaklı) dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, davalı tarafından haksız ve usulsüz olarak acentelik sözleşmesi feshi ile müvekkilinin hak etmiş olduğu 10 TL portföy tazminatının davalı taraftan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı münfesih acente ile müvekkili şirket arasında sözleşme yapmaya ve prim tahsiline yetkili acentecilik sözleşmesinin 04.07.2014 tarihinde imzalandığını, ..... Noterliği'nin 07.07.2014 tarih ve... sayılı işlemi ile acente için vekaletname düzenlenmiş olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasındaki acentecilik sözleşmesinin Kadıköy ... Notediği'nin ... sayılı fesihnamesi ile haklı nedenle ve acentenin verimsizliği sebebi ile feshedildiğini, sözleşmenin feshi üzerine acenteye verilen tüm yetkilerin geri alındığını, davacının münfesih acentenin sözleşmesi haklı nedenle acentenin verimsizliği sebebi ile feshedilmiş olduğundan portföy tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, öncelikle davacının sözleşmede belirtilen şekilde 3 aylık ihbar süresine riayet edilmediğine yönelik beyanların müvekkili şirket ve davacı arasında akdedilmiş olan acentecilik sözleşme sinin 10.3 maddesi gereği, müvekkili şirketin acentenin verimsiz nitelikte çalışması halinde tek taraflı derhal fesih hakkı bulunması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca portföy tazminatının diğer koşullarının da oluşmadığını beyanla usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, acente tarafından sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan portföy tazminatı ve kar mahrumiyeti taleplerine ilişkin olduğu, davalı ... şirketinin 13/09/2017, 11/12/2017, 02/05/2018 ve 16/07/2018 tarihli ihtarnameleri ile davacının hedefinin dönem içi beklenilen hedefine göre sırasıyla %23, %19, %48 ve %38 seviyesinde olduğu, bu durumun sözleşmenin devamını tehlikeye soktuğu ve daha gayretli olunmasını bildirdiği, sözleşmenin bu ihtarları müteakip davalı şirket yetkililerinin 2018 yılının onuncu ayında "Uyarı yazılarına istinaden" belirlemesiyle aldıkları (şirket içi) karar neticesinde davacı tarafa tebliğ olunan...... Noterliği'nin 24/10/2018 tarihli ... yevmiye numaralı fesihnanesi ile feshedildiği, taraflar arasındaki 04/07/2014 tarihli acentelik sözleşmesinin "Sözleşmenin Süresi ve Sona Ermesi" başlıklı 10.3 maddesinin ikinci bendine göre; Acente'nin mevzuata, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tamim ve talimatlarına, .....'ın duyuru ve talimatlarına veya sözleşme hükümlerine uymaması ve/veya verimsiz nitelikte çalışması ve/veya ... ve/veya kendi ticari itibarına zarar verecek tutum ve davranışlar sergilemesi halinde, ....'ın, sözleşmeyi yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedebileceği, davalı şirketin sözleşmeyi doğrudan feshetmeyip farklı dönemlerde davacıya ihtarnameler gönderdiği, verimlilik durumunun iyileştirilmesi -ne dair uyarılarda bulunduğu, buna rağmen talep olunan verimliliğin çok uzağında kalındığı, dolayısıyla sözleşme ile davalı tarafa derhal feshi hakkı tanıyan olayın somut uyuşmazlıkta gerçekleşmiş olduğu ve feshin haklı nedenle gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davalı tarafından acentelik sözleşmesi davacının verimsizliği sebebiyle feshedilmiş ise de, davacının verimi artırmak için çaba gösterdiği ancak ülke ekonomisinde yaşan olumsuzlukların kendi işyerine de yansıdığı, buna rağmen 2017 yılından itibaren bir çok acenteden yüksek performans gösterdiği, davalı şirketin dahi iş hacmi düşmüşken davacı acenteden ülkede var olan koşullara ve kendi bilançosuna ters bir şekilde iş hacmini arttırmasını beklemenin de hayatın olağan akışına ve ticari örf ve adete aykırı olduğu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında davacının, davalı tarafından sübjektif olarak belirlenen limitlere ulaşamamasının, bir kusur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle kasıt veya ihmâlden bahsedilemeyeceği için TTK m. 122/3 hükmü gereğince denkleştirme talebine bir engel oluşmadığının tespit edildiği, davalı şirketin belirtmiş olduğu, davacı acenteye yönelik ihtarlarındaki miktarlarda, acentelik sözleşmesinin kapsamının tamamının değil bir kısmı üzerindeki işlemlerin yer aldığı, özellikle sözleşme kapsamındaki trafik alanındaki sözleşmelerin kapsam dışında bırakıldığı ve davacı açısından yanıltıcı rakamlarla algı oluşturulduğu, davalının ayrıca fesih ihbar süresine de uymadığı, bu sebepler le kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin haksız ve süresiz feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve gelir kaybı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile dava nın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili yalnızca denkleştirme tazminatı talebinin reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. Acentelik sözleşmesinin feshi ile ilgili olarak 6207 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121/1. maddesi "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." düzenlemesini haizdir. Buna göre, taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı düşmez ancak müvekkil haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durum acentenin kusurundan kaynaklanmış ise, acentenin tazminat talep hakkı düşer. TTK'nın 122. maddesinde;" sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıy la sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, somut olayın özellik ve şartları değerlendiril diğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi", denkleştirme tazminatı şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre ise, sigorta acentesinin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için; "sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması" gerekir. Bu noktada Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, acente tarafından kazandırılan yeni müşteriler( portföy) sayesinde sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetin acenteye tazminat ödenmesini gerektirmesi aranacak diğer koşullardır. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında imzalanan 04/07/2014 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafın 24/10/2018 tarihli azilnamesi ile feshedildiği, davalının feshin haklı sebeple yapıldığını, davacının verim düşüklüğünün haklı sebep teşkil ettiğini savunduğu, acentelik sözleşmesinin "sözleşmenin süresi ve sona ermesi" başlıklı 10.3. maddesinde acentenin verimsiz nitelikte çalışmasının davacı yönünden bir haklı fesih sebebi olarak kabul edildiği, her ne kadar sözleşmede acente yönünden verimlilik ölçütü olarak bir belirle me yapılmamış ise de, dosyada mübrez yazılı ihtarlar ile belirli aralıklarla (2017 ve 2018 yılı içerisinde) davacıya kendisinden beklenen verimin ve kendisinin gösterdiği performansın bildirildiği ve bu kapsamda davacının uyarıldığı, davacı tarafından bu ihtarlara herhangi bir şekilde itiraz edilmediği ve aksinin iddia edilmediği, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen ve davacıya yıllar içinde ödenen komisyon tutarlarından da davacının veriminin yılları içinde düştüğünün anlaşıldığı, davacının bu verim düşüklüğünün kabul edilebilir sebeplerden kaynaklandığına dair somut bir iddia ve delil sunmadığı, bilirkişi raporunun takdiri bir delil olduğu ve Mahkemece değerlendirme yapılacak konularda bilirkişi raporu alınamayacağı gibi raporda Mahkemenin takdir alanına giren konularda yapılmış değerlendirmelerin de hükme esas alınamayacağı, feshin haklı olup olmadığının Mahkemece değerlendirilebile cek bir husus olduğu, bu itibarla davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği ve davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyece ğinden bahisle davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisinde ki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 124,40 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.