T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2380 - 2026/48 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2380 KARAR NO : 2026/48 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2025 NUMARASI : 2025/425 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir istemine ilişkin Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2380 - 2026/48 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2380 KARAR NO : 2026/48 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2025 NUMARASI : 2025/425 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir istemine ilişkin Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/10/2025 tarih ve 2025/426 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı ... A.Ş.'nin 01/03/2024 tarihinde 2024/029281 sayılı "..." ibareli markanın 09, 35, 36 ve 42. sınıfta tescili başvurusunda bulunulmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markasına dayalı itirazının YİDK'in 2025-M-12085 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa davaya konu markanın müvekkilinin markasının taklidi niteliğinde olduğunu, markaların aynı müşteri kitlesine hitap ettiğini, marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davaya konu marka kapsamına alınmak istenen mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasında tescilli olması nedeniyle markaların ortalama tüketiciler tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfnda olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markasının bu tanınmışlığından haksız çıkar elde etmek amacıyla hareket ettiğini, markanın tescilinin müvekkilinin markasının ayırt edici karakteri ve itibarını zedeleyeceğini ve davalı şirketin ayrıca kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2025-M-12805 sayılı kararın iptaline karar verilmesini ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, ayrıca yargılama sürecinde markanın devrinin önlenmesi, tescil işlemlerinin durdurulması ve kullanılmaması için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Davalı şirket vekili davaya konu “...” marka başvurusunun şekil, ses, anlam ve genel algı bakımından “...” markasından açıkça ayrıldığını, davacının kötü niyet iddiasının objektif ve somut delillerle ortaya konulamadığını, "..." markasının bütünsel olarak anlamlı olduğunu, "..." ibaresinin finans ve elektronik para sektöründe ayırt edici niteliğinin olmadığını, ayırt edici niteliği bulunmayan bir para unsurunu ortak olarak bulunduran markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinin bütünsel olarak bıraktıkları izlenime göre değerlendirileceğini, dolayısı ile müvekkilinin markasındaki “...” kelimesinin ayırt edicilik sağladığını, kaldı ki, davacıya 21/04/2016 tarih ve 6862 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile elektronik para ihraç etmek üzere verilen faaliyet izni 6493 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereğince iptal edildiğinden ...’nın yasal olarak elektronik para veya ödeme kuruluşu olarak işlem yapamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf değişikliğinin yargılamanın uzamasına neden olması ve mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesi gereğince markanın üçüncü kişilere devrin önlenmesine yönelik tedbir isteminin kabulüne, ancak tescil işlemlerinin durdurulması halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinden söz edilemeyeceği, yine gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmayacağı gerekçeleriyle ihtiyati tedbir isteğinin kısmen kabulü ile, markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ve markanın tescil işlemlerinin durdurulması ve kullanımın engellenmesi isteğinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ...'nın kötü niyetinin korunarak marka başvurusunun tescilinin, müvekkilin kurulduğu yıldan bu yana sarf ettiği emek, çaba ve yatırım ile oluşturduğu ve piyasada bilinir hale getirdiği “p” ve “...” ibareli markalarından haksız bir şekilde yararlanmasına neden olacağını, tüketici nezdinde markaların görsel veya işitsel olarak aynı olarak algılandığını, markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliğin yanı sıra başvuru kapsamındaki hizmetlerin müvekkilinin markalarının tanınmış olduğu sektörlere ilişkin olması nedeniyle itiraz konusu "..." markasını herhangi bir mal veya hizmet üzerinde gören tüketicilerin bu markayı müvekkilinin markası ile ilişkilendireceğin, dolayısı ile markanın kullanılması halinde müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zararlarla karşı karşıya kalacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve tedbirin kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Talep, İhtiyati Tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, somut olayda dava konusu markanın yargılama sırasında üçüncü kişilere devri halinde taraf değişikliğine yol açılacağı ve bunun da yargılamanın uzamasına neden olacağı gözetilerek markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak dava konusu markanın tescil işlemlerinin önlenmesi ve kullanılmasının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de dosyada bulunan mevcut delillere göre markanın tescili halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususlarının somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.