İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin davalı ... tarafından kullanılmakta olan…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 18/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/02/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin davalı ... tarafından kullanılmakta olan motosikletin 09.03.2021 tarihinde kendisine çarpması neticesinde yaralandığını ve bu yaralanma neticesinde ciddi sağlık problemleri yaşamış ve yaşamaya devam ettiğini, müvekkilinin olay günü ... tarafından evine bırakıldığını ve aynı günün gecesinde ağrılarının dinmemesi ve dayanılmaz hale gelmesinden dolayı hastane acil servisine başvurduğunu, acil serviste başlayan tedavisi ile birlikte bahse konu trafik kazası neticesinde müvekkilinin ameliyat edilmek durumunda kaldığını, gerçekleşen ameliyat ile müvekkilininin bacağına platin takıldığını, ameliyatın ardından bir süre geçmesi ile birlikte gerçekleşen trafik kazası dolayısıyla müvekkilinin akciğerine emboli (pıhtı) attığını ve bunun üzerine müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını ve uzun bir süre hastanede yatmak durumunda kaldığını, ayrıca hastaneye kaldırıldığında hayati tehlikesi bulunduğundan bir müddet yoğun bakım ünitesinde tedavi edildiğini, akabinde hastanede yoğun bakım ve bakım servislerinde tedavisinin sağlandıktan sonra taburcu olmuşsa da müvekkilinin bacağındaki aksama ve ağrı ile diğer sağlık problemlerinin dinmediğini, ayrıca hastane kayıtlarında emboli atma olarak bilinen müvekkilinin hayati tehlike geçirmesine sebebiyet veren rahatsızlığın trafik kazasına bağlı olduğunun yer aldığını, diğer yandan gerçekleşen trafik kazası dolayısıyla müvekkilinin hastanede tedavi olmuşsa da kalıcı mahiyetteki bacağındaki aksamadan dolayı artık koşamadığını ve merdiven çıkamadığını, hayati tehlike geçirmiş olmasının hastane süreçlerinde yaşadığı zorlukların yarattığı psikiyatrik problemler dolayısıyla trafik kazasına bağlı olarak psikiyatri servisinde tedavisinin devam ettiğini, netice itibariyle gerçekleşen trafik kazası dolayısıyla müvekkilinde geçici ve kalıcı maluliyet durumu hasıl olduğundan bu oranların ve sürelerin hesaplanması neticesinde belirlenecek maddi zararın giderilmesi gerektiğini, diğer yandan tedavi süresince bakıcı ihtiyacının doğmuş olması ve tedavi/sağlık masraflarının da ayrıca talep edildiğini, maddi tazminat kalemlerine ilişkin taleplerinin davalı ... ile birlikte diğer davalı ......'ndan müştereken ve müteselsilen talep edildiğini, bilindiği üzere ......,14 Haziran 2007 tarih, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesiyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri bünyesinde kurulduğunu, Sigortacılık Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı'nın tüm sorumlulukları, varlıkları, alacakları ve yükümlülükleriyle birlikte ......'na devir olduğunu, ...... zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin olarak; sigortalının belirlenememesi, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli sigortanın bulunmaması veya çalınmış veya gasp edilmiş araçlarla kazaya sebebiyet verilmesi durumlarında, kazalarda zarar gören kişilerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları nedeniyle uğrayacakları bedeni zararların giderilmesi amacıyla kurulduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davalarının kabulü ile öncelikle müvekkilinin taleplerinin güvence altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi halde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, geçici ve kalıcı iş göremezlik, tedavi ve sağlık giderleri, bakıcı giderleri ve diğer tüm maddi zararlarının tazmini adına şimdilik 5.000TL'nin (HMK m.107, belirsiz alacak) kaza tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi aksi halde yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilin yaşadığı manevi elemin tahfifi amacıyla 250.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi aksi halde yasal faizi ile davalı ...'dan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kanun koyucu tarafından mağduriyetlerini daha hızlı gidermek adına getirilen bu dava şartının sonradan tamamlanabileceği kanısı ile hareket etmek kanunu dolanmak niteliğinde olacağını, iş bu başvurunun yerine getirilmemesi hem davalı şirketleri hem de davalı şahısları mağdur edebilecek nitelikte olduğunu, öyle ki; başvuru üzerine ödeme yapıldığı bir çok dosya da sabit olduğunu, yapılan bu ödemelerin eksik olması durumunda ise ödeme tarihinden itibaren faiziyle hesaplanan ödeme toplam tazminattan düşüldüğünü, hal böyle iken iş bu dava şartının yerine getirilmemesi kötü niyet teşkil edecek nitelikte olduğunu, bir yasanın etrafından dolanılarak haksız bir menfaat elde edilmeye çalışılmasını hukuk düzeninin korumayacağının sabit olduğunu, dava ön şartı olarak yer alan bir eksikliğinde dava açıldıktan sonra tamamlanabilmesi mümkün olmadığını, hal böyle iken davacının dava şartı eksikliği taşıyan elde ki davasının usulden reddi gerektiğini, davacının iş bu davasının yukarıda açıkladığımız sebeplerle usulden reddini talep ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ve iddia ettiği hususların her biri ispata muhtaç olduğunu, zira davacı tarafın iddiaları hem hayatın olağan akışına hem de dosya içeriğine tamamen aykırı olduğunu, davacı tarafça iddia edilen hiç bir hususta ispatlanamadığından davacının davasının reddi gerektiğini, ayrıca müvekkil yaşanan bu olay neticesinde davacı taraf ile sürekli iletişim halinde olduğunu, davacı tarafında beyan ettiği şekilde olay sonrasında elektrikli bisikletiyle eve dahi bıraktığını, asla kabul etmemekle birlikte müvekkil davacının manevi bir zararı var ise gidermek adına elinden geleni fazlasıyla yaptığını, tüm bu hususların dikkate alınması gerektiğini, neticeten davacının hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz davasının her bir talebi yönünden (maddi tazminat - manevi tazminat) ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin her bir talep (maddi tazminat - manevi tazminat) yönünden ayrı ayrı davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; " Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 09/03/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 727.521,19 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının DAVALI ...'DAN temerrüt tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 09/03/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 3.684,41 TL geçici iş göremezlik maddi zararının DAVALI ...'DAN temerrüt tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 09/03/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı bakıcı gideri maddi zararı bulunmadığından bu kalem yönüyle davasının REDDİNE, Davacının 09/03/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 4.500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının DAVALI ...'DAN temerrüt tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin tedavi gideri talebinin REDDİNE, Davacının 09/03/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı 130.000,00 TL manevi tazminatın DAVALI ...'DAN temerrüt tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça hem müvekkiline hem de ...... birlikte dava açıldığını, ...... yönünden dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle 04/10/2022 tarihli celsede ...... yönünden açılan davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedildiğini, görev itirazlarına rağmen mahkemece yargılamaya devam olunarak davanın kabulüne karar verdiğini, işbu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin hükme esas alınan raporu kabul etmediklerini, bahse konu olay ile maluliyet arasındaki illiyet bağının kesin ve net olarak ortaya konulamadığını, kazanın meydana geldiği yerin yol üzeri olduğu hususunda ihtilaf dahi yok iken bilirkişinin yetkisini aşarak refüjde meydana geldiği yönünde rapor hazırladığını, müvekkilinin orta refüje çıkıp çarpması ve kazanın bu şekilde meydana geldiği yönündeki değerlendirmelerin hem fizik kuralları ile hem de iddia edilen yaralanma ile orantılı olmadığını, olay yeri fotoğraflarında herhangi bir yaya geçici bulunup bulunmadığı, olay yerinin ilerisinde bulunan trafik ışıklarına göre yayanın geçiş güzergahının neresi olması gerektiği hakkında değerlendirme yapılmadığını, kararın kaldırılmasını, davacının taleplerinin ayrı ayrı reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Davalının görev itirazının incelenmesinde; Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK'nın 5/1 maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren Yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği ise, göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda; davanın başlangıçta ... ile birlikte davalıya karşı açıldığı, daha sonra ...... yönünden dosyanın tefrik edildiği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği nazara alınarak itirazın reddi gerekmiştir. 2-Kusur itirazının incelenmesinde : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Mahkemece adli trafik bilirkişiden alınan 26/02/2025 tarihli raporda; davalı sürücünün olay yerindeki cadde de seyrederken cadde üzerinde yolun sağına duran otobüse çarpmamak için direksiyon hakimiyetini kaybedip sola manevra yaparak orta Refüj üzerine çıkarak davacıya çarptığı, cadde üzerinde seyrinde tehlike arz edecek tarzda dikkatsiz ve tedbirsizce seyrini sürdürmesiyle sebebiyet verdiği kazada 2918 Sayılı Kanunun 52/1-b maddesinde yer alan kuralı ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kazanın meydana gelmesinde kural ihlalinin bulunmadığı, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Mahkemece kusur yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunun, açıklayıcı ve denetime elverişli, taraf anlatımlarına ve olaya uygun olduğu, davalının iddialarını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. 3-Davalının maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olmadığına yönelik itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece aldırılan T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun 16/11/2023 tarihli raporunda; dava konusu kaza sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacının sürekli iş göremezlik oranının %7,2 olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede davacının sürekli iş göremezlik oranının %5 olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında bakıcıya ihtiyacı olmadığı, Kişide meydana gelen pulmoner embolinin olay sebebiyle kişide meydana gelen tibia plato kırığına bağlı komplikasyonlar arasında yer aldığından olay ile illiyetinin dışlanamayacağı, ancak meydana gelen pulmoner emboli sebebiyle kişinin solunum fonksiyonlarının bozulmamış olduğu, kişide sekel niteliğinde bir arıza meydana gelmesine yol açmamış olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Mahkemece aldırılan T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Üst Kurulunun 04/11/2024 tarihli raporunda; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri nazara alınarak kaza sebebiyle davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik maluliyet oranının %6, geçiçi iş göremezlik süresinin(tıbbi iyileşme süresi) 6 ay olacağı, tıbbi tedavi süresinde birisinin geçici ya da sürekli bakıma muhtaç olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Mahkemece alınan kusur raporu ve davacının hastane tedavi evrakları ile kaza ile illiyet bağı da tespit edilerek alınan raporlara göre karar verilmesi yerinde olup buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir. 4-Davalının aktüer raporuna yönelik itirazlarının incelenmesinde; Davacı taraf, haksız eylem sonucu malul olduğunu açıklayıp tazminat talep etmiş buna göre de bilirkişi tarafından TRH 2010 tablosu nazara alınarak düzenlenen rapor mahkemece hükme esas alınmıştır. Her ne kadar davalı istinafında TRH 2010 hesaplama yöntemine karar verilmesinin hatalı olduğunu iddia etmişse de sigortanın davalı olmayışı nazara alınarak genel şartlarla getirilen TRH yaşam tablosunun davalı sürücüye uygulanmasının mümkün olmadığı, PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanan miktarın hükme esas alınması gerekmekteyken TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması uygun değilse de TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanan miktarın PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanan miktardan daha az olduğu nazara alınarak TRH 2010 hesaplama yöntemine göre karar verilmiş olması sonuç itibariyle doğru olup buna yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. 5-Manevi tazminat miktarına ve veklaet ücretine yöenelik itirazın incelenmesinde: Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, davacının maluliyet oranı, iyileşmesinin 6 aya kadar uzayabileceği ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının YERİNDE OLDUĞU anlaşılmıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi; " 10 – Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. " hükmünü taşımaktadır. Somut olayda, Avukatlık Asgari ücret Tarifesi'nin reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 10/2. Fıkrasının 08/01/2026 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlükten kaldırıldığı nazara alınarak, reddolan manevi tazminat miktarı açısından davalı lehine vekalet ücreti taktir edilmemesi yerinde olup buna yönelik itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 59.136,35 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 14.784,09 TL nin mahsubu ile bakiye 44.352,26 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davalı yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davacı yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.18/02/2026 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.