6. Ceza Dairesi 2023/13557 E. , 2023/11137 K. B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2022/351 K. SUÇ : Tehdit SUÇ TARİHLERİ : 24.12.2010, 29.06.2011, 30.06.2011 HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihleri itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulu…
**6. Ceza Dairesi 2023/13557 E. , 2023/11137 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2022/351 K. SUÇ : Tehdit SUÇ TARİHLERİ : 24.12.2010, 29.06.2011, 30.06.2011 HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihleri itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2014 tarihli ve 2013/2709 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılana yönelik tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. 2. ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli ve 2014/782 Esas, 2014/861 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik 24.12.2010 tarihinde işlediği tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunu'nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına, 29.06.2011 ve 30.06.2011 tarihlerinde işlediği tehdit suçlarından aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2014 tarihli ve 2014/782 Esas, 2014/861 Karar sayılı kararının sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 22.05.2017 tarihli ve 2016/9729 Esas, 2017/15130 Karar sayılı kararıyla; "02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması," Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/351 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 24.12.2010 tarihinde işlediği tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunu'nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına, 29.06.2011 ve 30.06.2011 tarihlerinde işlediği tehdit suçlarından aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği; 1. Cezanın alt sınırdan belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna, 2. Sanığın zincirleme suç hükümlerine göre değil ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine, İlişkindir. B. Sanığın Temyiz İsteği; 1. Sarf ettiği sözlerin tehdit suçu oluşturmadığına, 2. Haksız tahrik hükümlerinin hakkında uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ile katılan arasında husumet olduğu, zaman zaman birbirlerini şikayet ettikleri, 24.12.2010 tarihinde sanığın kendisine ait facebook hesabından açıkça katılanı kast ederek "bir kadın uğruna ne kanlar akacak, ama şu bi gerçek oluk oluk kan akacak, ya onlar beni öldürecek ya da ben onları allahsızlar", 29.06.2011 tarihinde "...o lafları karşımda cesareti olan söylesin de adamın anasını sinkaf edip mezara gömmezmiyim ve müebbet yatmazmıyım.." ve yine 30.06.2011 tarihinde "...... beni öldüremezse benim yıldıraydan intikamım ağır olacak..." şeklinde cümleler yazarak katılanı tehdit ettiği iddiası ile sanık hakkında tehdit suçundan dava açılmıştır. 2. Sanık kovuşturma aşamasındaki ifadesinde; "Ancak ağır haksız tahrik altında kaldığım için ...'na iddianamede belirtilen mesajları facebook hesabına paylaştım. İsim yazmadım. Fakat müştekiyi kast ediyordum." diyerek atılı suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır. 3. Sanığın, katılanı tehdit ettiğine dair ekran görüntüleri dosya arasındadır. IV. GEREKÇE A. Cezanın Alt Sınırdan Belirlenmesinin Hukuka Aykırı Olduğuna yönelik Temyiz Sebebi Yönünden; Sanığın kastı, suçu işleme şekli, suçu işlediği yer ve zaman, suç sonrası oluşan zarar göz önüne alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkında Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Zincirleme suçu oluşturan eylemlerden her birisi ayrı suçlardır ve ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekmektedir. Ancak bu suçların, failin aynı suç işleme kararını yerine getirmek için işlenmeleri nedeniyle zincirleme suçu oluşturarak, tek bir ceza verilmektedir. Somut olayda, sanığın katılanı tehdit ederken aynı suç işleme kararını farklı zamanlarda yerine getirmekte olduğu, zaman aralığının bir gün gibi kısa bir aralık olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Sanığın Sarf Ettiği Sözlerin Tehdit Suçu Oluşturmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Sanığın, katılana ulaşması kastıyla katılana hitaben; "bir kadın uğruna ne kanlar akacak, ama şu bi gerçek oluk oluk kan akacak, ya onlar beni öldürecek ya da ben onları allahsızlar", 29.06.2011 tarihinde "...o lafları karşımda cesareti olan söylesin de adamın anasını sinkaf edip mezara gömmezmiyim ve müebbet yatmazmıyım.." ve yine 30.06.2011 tarihinde "...... beni öldüremezse benim ...'dan intikamım ağır olacak..." cümlelerini söylediği, bu şekilde katılanı vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, ileri sürülen temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; D. Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Sanık ile katılan arasında suç tarihinden önceye dayanan bir husumetin olduğu, sanığın katılanın eski eşi ile yaşadığını ve çocuklarını ona göstermediğini savunduğu, bu süreçte katılan ile sanık arasındaki husumetten kaynaklı açılan ceza davaları olması karşısında, iddia edilen durumlar araştırıldıktan sonra sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, sanık hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. E. Sanığın, 24.12.2010 Tarihinde İşlediği Tehdit Suçu Yönünden; Sanığın, 24.12.2010 tarihli yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suçun işlendiği 24.12.2010 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. V. KARAR A. Sanığın, 24.12.2010 Tarihinde İşlediği Tehdit Suçuna İlişkin Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (E) paragrafından açıklanan nedenlerle ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/351 Karar sayılı kararında 24.12.2010 tarihli eylem yönünden kurulan hükme yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, 24.12.2010 tarihinde işlediği tehdit suçundan kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanığın, 29.06.2011 ve 30.06.2011 Tarihlerinde İşlediği Tehdit Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (D) paragrafında açıklanan nedenle ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/351 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.