7. Hukuk Dairesi 2010/3705 E. , 2011/1862 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 163 ada 23 parsel sayılı 1207.00 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. …
**7. Hukuk Dairesi 2010/3705 E. , 2011/1862 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 163 ada 23 parsel sayılı 1207.00 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı tarafın 23.3.2009 günlü oturumda verilen kesin süreye uymadığı gerekçesiyle davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına, mevcut delillere göre de ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve usül hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK.nun 163. maddesi hükmüne göre kanunda belirtilen süreler kesindir. Bu süreler içinde yapılması gereken işlemler yapılmazsa o hak düşer. Hakim de yargılama sırasında taraflara vereceği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Verilen ara kararında sürenin kesin olduğu belirtilmemişse süreyi geçiren taraf yenisini isteyebilir. Bu istem üzerine verilecek ikinci süre kesindir. Yine öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, kesin süreden söz edilebilmesi için öncelikle verilen sürenin yapılması istenilen işlerin yerine getirilebilmesine uygun makul bir süre yetecek olması, yapılması istenilen işlerin neler olduğunun, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçlarının açıkça ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ara kararında gösterilmesi, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçları konusunda kendisine kesin süre verilen tarafın uyarılması, uyarı yapıldığının da tutanağa geçirilmesi zorunludur. Somut olaya gelince, dosya içeriğinden mahkemece 23.3.2009 günlü duruşma oturumunda davacının yokluğunda 21.5.2009 günü saat 10,00’dan itibaren yapılacak keşifte kalem kalem belirtilen toplam 292.62 TL keşif giderini yatırması için davacı tarafa yapılacak tebliğden itibaren 10 günlük kesin süre verildiği, davacı tarafın verilen süreye rağmen keşif giderini mahkeme veznesine depo etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak varılan sonucun dosya içeriğine uygun olmadığı, zira davacı tarafa ihtarlı davetiyenin keşif tarihinden sonra 26.5.2009 gününde tebliğ edildiği, keşif giderinin mahkeme veznesine depo edilse bile keşif tarihinin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacı tarafa keşif bedelini yatırması için yeniden ve az yukarıda açıklandığı biçimde yöntemine uygun ve makul süre verilmesi, kesin sürenin yerine getirilmesi mahallinde keşif yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 15.9.2008 günlü oturumda davalı ...'in samanlığının bulunduğu bölüme yönelik davayı kabul ettiği halde mevcut delil durumu gereğince bu bölümün belirlenerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmemiş olması dahi isabetsiz, davacı ...'in yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82.80 TL harcın istek halinde hükmü temyiz eden davacıya iadesine, 25.3.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.