Hukuk Genel Kurulu 2019/237 E. , 2022/868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “kooperatif üyeliğinin tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı da
**Hukuk Genel Kurulu 2019/237 E. , 2022/868 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “kooperatif üyeliğinin tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkete olan borcu karşılığında her biri 3.000TL olmak üzere on dört adet toplam 42.000TL bedelli senet imzaladığını, verilen senetlerin teminatı amacıyla müvekkili ile davalı şirket yetkilisi diğer davalı ... arasında 13.07.2010 tarihinde imzalanan protokol ile davacının... Konut Yapı Kooperatifi'nde sahip olduğu hissesinin yediemin sıfatıyla şirket yetkilisi ...'a devredilmesinin, anılan senetlerin ödemesinin bittiği tarihte şirket yetkilisi tarafından kooperatif hissesinin davacıya geri verilmesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında imzalanan 14.07.2010 tarihli anlaşma doğrultusunda müvekkilinin kooperatifteki hissesini tüm hak ve vecibeleriyle davalı ...'a devrettiğini, kooperatif yönetim kurulunun 02.08.2010 tarihli toplantısında hisse devrinin oy birliği ile kabul edildiğini, müvekkilinin toplam 42.000TL'lik borcu ödemesine rağmen davalının söz konusu kooperatif hisselerini vermekten kaçındığını ileri sürerek müvekkilinin kooperatif üyeliğinin tespitine, hissenin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar Cevabı: 5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının, müvekkilinin alacaklısı olduğu İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2012/12761 E. sayılı dosyasındaki mevcut borcun ödendiği iddiası ile İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/642 E. sayılı davayı açtığını, bu dosyada davacının iddiasını ispatlayamadığından davanın reddedildiğini, eldeki davada da davacının aynı iddiaları ileri sürdüğünü, öncelikle borçlu olmadığını kanıtlaması, daha sonra hissenin kendisine ait olduğunu talep etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2015/120 E., 2015/546 K. sayılı kararı ile; dava dışı kooperatife yazılan müzekkereye verilen cevapta; kooperatifin eski ortaklarından davacının hissesini 14.07.2010 tarihinde ...'a devrettiği, devralan ...'ın da hissesini İzmir 1. Noterliğinin 18.06.2013 tarihli ve 07061 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile Muhammed ...'na devrettiği, devrin kooperatife geç bildirilmesi üzerine 07.11.2013 tarihli yönetim kurulu kararında Muhammed ...'nun ortak olarak kaydedildiğinin bildirildiği, dava tarihi itibariyle davalıların üzerinde kooperatif hissesi bulunmadığından davalılara husumet yönetilmeyeceği gerekçesiyle sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 01.06.2017 tarihli ve 2015/9070 E., 2017/1661 K. sayılı kararı ile; “…Davada kooperatif üyeliğinin tespiti talep edilmiş olmakla kooperatifin davada zorunlu olarak hasım gösterilmesi gerekir. Zira taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca kooperatifin işlem yaptığı iddia edilmiş olduğu gibi, lehe verilecek bir karar da kooperatif tarafından infaz edileceğinden kooperatifin bu davada taraf sıfatı ile yer alması zorunludur. Mecburi dava arkadaşlarından bir tanesinin davada olmaması halinde davanın sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu nedenle davaya kooperatifinde hasım olarak katılarak davaya devam olunması gerekirken; bu husus göz ardı edilerek davaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Direnme Kararı: 9. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/1052 E., 2017/1136 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davalı ...'ın, kooperatifteki hissesini 18.06.2013 tarihinde Muhammed ... isimli kişiye devrettiği, dava tarihi itibariyle kooperatifte hissesinin bulunmadığı, kooperatifin davaya dahil edilmesinin sonuca herhangi bir etkisinin olmayacağı, aksi hâlde tüm hisse devirlerinde kooperatifin de sözleşmeyi imzalaması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin eldeki davada kooperatifin de davalı olarak gösterilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır. 13. Kooperatif, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (1163 sayılı Kanun) 1. maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. 14. Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). 15. Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. 16. Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8. maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır. 17. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. 18. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez. 19. Ortaklık devredilebilir, ancak ortaklık sıfatı payın devralınması ile otomatik kazanılamaz, devralanın 1163 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da aynı maddenin ikinci fıkrasına göre gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip bulunması hâlinde, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi hâlde talebin reddedilmesi gerekir. Kanun “devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde” o kişiyi kabul etmesi zorunluluğunu yüklemiştir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder (1163 sayılı Kanun m. 14). Devralanın kooperatif tarafından ortaklığa kabulü ile devreden kooperatiften çıkmış olur. Ortaklığın devri için alacağın temliki hükümleri uygulanır, ancak devrin kooperatifçe kabulü şarttır. Kooperatif kabul etmemiş ise yapılan devir geçersizdir (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/ Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005, s. 966, 972). Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli, 2017/(23)15-846 E., 2021/327 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 20. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalı ... ile imzalanan 13.07.2010 tarihli protokol uyarınca verilen senetlerin teminatı amacıyla dava dışı... Yapı Kooperatifinde sahip olduğu hissesini anılan davalıya devrettiğini, protokol gereğince senetlerden kaynaklanan borcunu ödediği hâlde kooperatif hissesinin iade edilmediğini ileri sürerek kooperatif üyeliğinin tespiti ile hissenin kendisine iadesini talep etmiştir. 21. Dosya içerisinde yer alan 14.07.2013 tarihli devir sözleşmesi ile davacı, dava dışı kooperatifte bulunan hissesini davalı ...’a devretmiştir. Davalı ... ise, İzmir 1. Noterliğinin 18.06.2013 tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesi ile davacıdan aldığı hisseyi dava dışı Muhammed ...’na devretmiştir. 22. Dava dışı... Konut Yapı Kooperatifi tarafından mahkemeye gönderilen 05.12.2013 tarihli yazıda, kooperatifin eski ortaklarından davacının 14.07.2010 tarihinde hissesini davalı ...’a devrettiği, ...’ın da hissesini 18.06.2013 tarihinde dava dışı Muhammed Gökhan Berberoğluna devrettiği, söz konusu devrin kooperatife daha sonra bildirilmesi nedeniyle 07.11.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile son hissedar Muhammed ...’nun ortak olarak kooperatife kaydedildiği belirtilmiştir. 23. Davacı eldeki davada kooperatif hissesinin devri ile birlikte kooperatif üyeliğinin tespiti talebinde de bulunduğundan, üyeliğin tespiti talebi hâlinde kooperatif kayıtlarının da incelenmesi gerekmektedir. Kooperatif hissesinin devrine ilişkin sözleşmenin hüküm ifade etmesi için kooperatif yönetim kurulunun kararına ihtiyaç duyulması, üyelik devrinin ancak yönetim kurulunun kararı ile sonuç doğurması, mahkemece verilecek kararın kooperatif tarafından yerine getirileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, kooperatifin de davada taraf olarak yer alması zorunlu olup, davalı ...’ın kooperatif hissesini dava dışı Muhammed ...’na devrettiği gerekçesiyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine dair verilen direnme kararı yerinde değildir. 24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava dışı Muhammed ...’nun dava tarihinden sonra kooperatif üyeliğini kazandığı, bu durumda Özel Dairenin kooperatifin davada yer alması gerektiğine ilişkin bozma gerekçesi yanında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125. maddesi uyarınca davacıya, davaya üyeliği devralan ortağa karşı mı, yoksa davalılara karşı tazminat davası olarak mı devam edeceği sorularak sonucuna göre işlem yapılması gerektiği, bu nedenle direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında belirtilen nedenler yanında açıklanan ilave gerekçelerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 25. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 26. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Kooperatif üyeliğinin tespiti ve hissenin davacıya iadesine dair talep içeren davada kooperatifin zorunlu hasım gösterilmesi gerektiği, verilen olumlu bir kararı kooperatifin infaz edeceği, kooperatifin davada taraf olarak, mecburi dava arkadaşı olarak yer alması gerektiğinden davaya katılması konusunda Özel Dairenin bozmasına ve Sayın Çoğunluğun bu doğrultudaki bozma görüşüne aynen iştirak etmekle beraber, aşağıda belirteceğimiz nedenlerle ilaveli bozma yapılması görüşündeyiz. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14. maddesinde ortaklığın devredilebileceği düzenlenmiştir. Devredenle devralan arasında düzenlenen yazılı devir sözleşmesi ile veya eski ve yeni ortağın yazılı başvurusu ile ortaklığı devralan kişinin, ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde, Kooperatif Yönetim Kurulu bu kişiyi ortaklığa kabul eder. Devir hâlinde, devreden ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer. Ortaklık devir sözleşmesinin düzenlenmiş olması, ortaklık sıfatının kazanılması için yeterli değildir. Kooperatif Yönetim Kurulu tarafından kabul edilmeyen bir talebin hukukî değeri yoktur. Devir işleminin iki taraf arasında geçerli olduğu kabul edilse dahi, kooperatife karşı ancak yönetim kurulu kararı ile hüküm ifade eder. Davacının amacı, kooperatif üyeliğini tespit ettirmek ve kooperatifi alacağı ilamla ifaya zorlamaktır. Kooperatifin ve hak iddia edilen üyeliğin sahibinin hasım olmadığı bir davada kooperatif edaya zorlanamaz. Kooperatif ortaklığının tespiti davasında davanın hem kooperatife hem de bu paya karşı çıkan ortağa karşı açılması zorunludur. HMK 125. maddede davanın açılmasından sonra dava konusunun üçüncü kişiye devri hâli düzenlenmiştir. Bu durumda davacı isterse devreden tarafla olan davasından vazgeçerek dava konusunu devralana karşı davaya devam eder, isterse davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. Bu usul kuralı re’sen gözetilecek hususlardandır. Dava konusunun devri ile devreden tarafın davada sanki devir yokmuş gibi taraf olarak kalması sonucunda verilen karar, üçüncü kişiye karşı kesin hüküm etkisine sahip değildir. Somut dava 13.9.2013 tarihinde açılmış, Mahkemece davalı ...’ın kooperatif hissesini 18.6.2013 tarihinde İzmir 1. Noterliğinde ...’na devrettiği, dava tarihi itibariyle davalılar üzerinde kooperatif hissesi bulunmadığı, davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiş, Özel Dairenin, kooperatifin davada yer alması zorunluluğuna dair bozması üzerine de aynı gerekçe ile ve davalılar yönünden zaten husumetten olan reddedilecek davada kooperatife de davayı yöneltmenin sonucu etkili olmayacağı belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, kooperatif üyeliğinin devri kooperatife karşı ancak Yönetim Kurulunun devrin ve yeni ortaklığın kabulü kararı ile hüküm ifade edeceğinden ve davalı ...’ın ...’na devri noterde 18.6.2013 tarihinde yapılmış ise de Yönetim Kurulunun devrin ve üyeliğin kabulü kararı 7.11.2013 tarihinde olduğundan, bu husus kooperatif tarafından 5.12.2013 tarihli cevabi yazı ile Mahkemeye bildirilmiş olmakla sabit olduğundan, ...’nun devren üyeliği 7.11.2013 tarihinde kazanılmış olup, mahkeme gerekçesinin aksine, dava tarihinden önce değil dava tarihinden sonra ... üyeliği kazanmıştır. Bu durumda Mahkemenin direnme gerekçesi yerinde olmayıp, HMK 125. maddesi, yargılama sırasında dava konusunun devri hâlinde re’sen nazara alınacağından, Özel Dairenin Kooperatifin davada yer alması gerektiğine ilişkin bozması yanında, dosya kapsamından görülen dava konusunun devrinin nazara alınarak HMK 125. madde uyarınca, davacıya davaya yeni devralan ortağa karşı mı devam edeceği, davalılara karşı tazminat davası olarak mı devam edeceği sorulup neticesine göre işlem yapılması konusunda da ilave bozma kararı verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle Sayın Çoğunluğun Kooperatif yönünden bozma görüşüne katılmakla beraber, HMK 125. madde yönünden de ilave bozma yapılması görüşünde olduğumuzdan yalnız Özel Daire bozması yönündeki görüşe katılamıyoruz.