T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1683 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2022 NUMARASI : 2021/322 Esas 2022/623 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirti…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1683 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2022 NUMARASI : 2021/322 Esas 2022/623 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı ... A.Ş.’ye ait kakao çekirdeği emtiasının taşınması sırasında oluşacak risklere karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, kakao çekirdeği emtiasının 14.04.2019 tarihli ARKABJ0000006946 numaralı konşimento tahtında Fil Dişi Sahillerinden Türkiye’ye taşınmak üzere "..." gemisine hasarsız yüklendiğini, ... 844257-1 numaralı konteynerin kapakları açıldığında 72 çuval emtiasının ıslanarak hasar gördürdüğünün belirlendiği, hasar sebebinin ekspertiz incelemesinde konteynere su sızması nedeniyle oluştuğunun belirlendiğini, davalıların konişmentoyu düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle “fiili taşıyan” olarak hareket ettiklerini, emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle davalıların taşıyan sıfatıyla oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 6102 sayılı TTK m. 1472’e göre müvekkilinin kanuni halef sıfatını kazandığını, 6102 sayılı TTK m. 1178 uyarınca davalıların kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermediklerini, hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, taşıyanın sorumluluğu bulunduğunu, davalılar / borçlular hakkında İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4480 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiklerini, ancak davalıların itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk bürosuna başvurduklarını, anlaşamama tutanağının imzalandığını belirterek davalıların icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesiyle; dava konusu emtianın yükleme limanı olan Fildişi Sahili/Abidjan Limanına dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yolu ile Fildişi Sahili/Abidjan Limanından Ambarlı Limanına müvekkil şirket ... A.Ş. tarafından deniz yolu ile, Ambarlı Limanından davacının sigortalısı olan alıcının bulunduğu adrese dava dışı üçüncü kişi alıcı tarafından kara yoluyla taşındığını, kombine taşımanın kara yolunda gerçekleştirilen ön taşıma ve son taşıma aşamalarının müvekkil şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, ...000006946 nolu konşimentonun düzenlendiğini, davacının sigortalısının alıcı sıfatıyla bir alım – satım anlaşması yaptığı ve bu anlaşmada teslim şeklinin, davacının emtia nakliyat sigorta ve abonman poliçelerini dosyaya sunması gerektiğini, bu sözleşmelerde ödeme şartlarının bulunmadığı halde ödeme yapılması gözetilerek aktif taraf sıfatının bulunmadığını, ödemenin ex gratia ödeme olduğunu, davacının sigortalısının usulüne uygun hasar ihbarında bulunmadığını, 3 günlük yasal süre içerisinde (TTK m. 1185) hasar ihbarının yapılmadığını, tespitin bu süre, içerisinde yapılmadığından hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabul edilemeyeceğini bu konuda bir karine oluştuğunu, taşıyanın sadece deniz taşımasını üstlendiğini, gönderen firmanın adresinden yükleme limanına kara taşımasının 3. kişi tarafından yapıldığından zararın deniz taşımasında meydana geldiği ispatlanamadığı gözetilerek müvekkilinin sorumlu olamayacağını, malların mühürlü olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, FCL / FCL kaydıyla malların taşındığını, ayrıca yine konşimento üzerinde “Shippers Load, Stow, Eight, And Count” yani “Yükleyici, Yükledi, İstifledi, Saydı Ve Mühürledi” klosunun yer aldığını, buna göre hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanabilmesi için davacının hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, konteynerlarda hasar ve delik bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun TTK m. 1186’a göre sınırlı olduğunu belirterek davanın aktif husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Davacının sigortalısının Fil Dişi Sahillerinin Abitjan limanından yüklettiği, kakao emtiasının Ambarlı limanına taşınması eyleminin davalı....AŞ Tarafından yerine getirildiği, toplam 3080 çuval / 202.264 kg kakao çekirdeği yükünün Fildişi sahilleri'nin Abijan limanından 14.04.2019 tarihinde yüklendiği ve Türkiye Ambarlı limanında 14.05.2019 tarihinde tahliye edildiği, taşımanın toplam 8 tane 40'lık (40 feet) konteynerde yapıldığı, yükün tahliyesinden sonra geçen zaman içerisinde hasarlı yüklerin miktarının ve sebebinin tespitine ilişkin dava dosyasında 2 adet eksper raporu bulunduğu birincisi ekspertiz raporunda 28.05.2019 tarihinde ... firması tarafından .....A.Ş.'nin serbest bölgedeki deposunda gerçekleştirildiği, yapılan eksper sonucunda toplam 3080 çuvalda 53 çuval laçka, 72 çuval ıslak/nemli ve 9 çuval küflü (çöp) kakao çekirdeği tespit edildiği, bu eksper sırasında konteynerlera dair hiçbir yorum yapılmadığı ve sadece konteynerlerin içindeki canlı ve ölü böceklerden bahsedildiği, konteynır içeriğinin sörvey firması izni ile alıcının kapalı deposunda ayrı bir yere alınarak buharla dezenfekte edildiğinin bildirildiği, bu tarihte alınan numunelerin tahlil sonuçları da dava dosyasında mevcut olmadığı, ikinci eksper incelemesinde ise ...tarafından 28.05.2019 tarihinde yine alıcının Çatalca'daki deposunda yapıldığı, işbu incelemeye ilişkin raporun 12.11.2019 tarihinde hazırlandığı yapılan bu eksper incelemesi sonucunda 72 adet çuvaldaki 4.680,00 kg kakao çekirdeği yükünün bozulduğu; hasarlı emtialar da küflenme, ıslanma izi, ağır bir koku olduğu ve kakao çekirdeklerinin birbirine yapışmış, kalıplaşmış ve tabakalaşma olduğu ve yapılan Gümüş-Nitrat testinde sonucun negatif çıktığının belirlendiği, dolayısıyla mevcut bozulmanın deniz suyu kaynaklı olmadığı, hazırlanan bu ekspertiz raporunda sadece kakao yükünün fotoğraflandığı ve konteynerlere dair bir fotoğraf paylaşılmadığı bu raporda sadece “konteynerlerin kapaklarından bir nedenden dolayı (muhtemelen kapaklarda kullanıma bağlı oluşan deformasyon, çatlak ve/veya lastiklerinin yırtık olması nedeniyle) yağmur suyunun içeri girerek emtiaya sirayet etmesi sonucu” şeklinde tespit yapıldığı, yükte meydana gelen bozulmanın konteynerlerdeki deformasyona bağlanmasının “muhtemel olduğu” belirtildiği, her iki eksper raporunda ilkinin konteynerlerin kondisyonu ile ilgili hiçbir inceleme yapılmadığı ve ikinci eksper incelemesinde gerek raporda konteynerler ile ilgili fotoğraf olmaması gerekse ilk eksper raporundan 5 ay sonra raporun hazırlanmış olması ve alıcıya teslimden itibaren de 45 gün kadar bir süre sonra yapılan incelemelerde; konteynerlerde beklemesinden gecikme bedelleri (demuraj) oluşacağından bekletilmediği, inceleme sırasında konteynerlerin depoda olmadığı ve incelemenin yük üzerinde yapıldığı, konteynerler kapaklarında herhangi bir deformasyon saptanmış olması halinde bunun eksper raporunda bunun belirtileceği ve sonuç raporunda “muhtemelen” ifadesinin kullanılmayacağı ve bunun yerine net bir ifade ile konteyner kapaklarındaki deformasyonun tespit edilmesi gerektiği ancak böyle bir tespitin bulunmadığı, fotoğraflarda konteyner bulunmadığı, ayrıca dosya içeriğinde konteynıra yüklenen kakao çekirdeklerinin konşimentoda belirtildiği gibi ve C.1. bölümünde işaret edildiği üzere “iyi fermente edilmiş, 2018-2019 üretimi” olup olmadığı ve kalitesini tanımlayan bir analiz sertifikası da yer almadığı, sonuç olarak; dava dosyasında yüklerin yüklendiği konteynerlerin gemi üzrindeki konumlarını gösteren bir “Bay Plan” ve konteynerlerin kondisyonlarını gösteren herhangi bir fotoğraf ya da analiz raporu olmadığından dolayı kakao yükünde oluşan bozulmanın yükün gemiye yüklenmeden önce mi, taşıma sırasında mı, yoksa tahliyeden sonra mı hasarlandığına ilişkin davacının davasını ispatlayacak bir delilin tespit edilemediği belirlenmiştir. Kaldı ki Davalının sorumluluğun davalı aleyhine doğması için dava konusu zıyanın “Eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olduğunun” ispatı için TTK m.1185, f.1 bulunduğu sırada meydana gelmiş olduğunun” ispatı gerektiği, , TTK m.1l 185, f.1 uyarınca “Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır; zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir” denilmekte ve aynı maddenin 4. fıkrası bu yükümlülüğe aykırı davranılması durumunda eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul olunacağı kabul edildiği, dava dosyasına mübrez bu yönde taşıyana yapılmış bir ihbar bulunmadığı, dolayısıyla eşyanın denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi Davalı tarafından teslim edildiği ve eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği de belirlendiğinden, bu zararın davalının sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğininde ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. TTK m.1185 uyarınca kanunda yer alan bu karinenin aksinin davacı tarafından çürütülmediğinden, davalı eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın kendisinin sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edilmesi gerekmiştir. Bu nedenle davacının davası reddedilmiştir. Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebi ise davacının haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddedilmiştir." gerekçesiyle "Davacının davasını ispatlanamadığından reddine Davalının kötü niyet tazminat talebi ise şartların gerçekleşemediğinden reddine" şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, hasar ihbarı yapılmadığı belirtilmiş ise de, Danıştay kararları uyarınca delil niteliğindeki ekspertiz raporu ile hasar tespiti yapıldığından ayrıca bir hasar ihbarına gerek bulunmadığını, kaldı ki, hasar ihbarı bulunmasa bile dosya muhteviyatındaki delillerden taşıyanın hasardan haberdar olduğu belirlenmiş ise hasar ihbarına gerek bulunmadığını, bilirkişi raporunda TTK 1185 maddesi uyarınca yapılan bir hasar ihbarının bulunmadığını, bu sebeple hasarın taşıyanın hakimiyetinde meydana geldiğinin ispat olunamadığının belirtildiğini, ancak işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, delillerden de anlaşılacağı üzere davalının hasardan haberdar olduğunu, 5684 sayılı sigortacılık yasası'nın 2/m maddesinde; sigorta eksperinin sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespitinin, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi olarak tanımlandığını, TTK 1184.maddenin gerekçesinde sigorta eksperlerinin resmi eksper olduğunun açıkça belirtildiğini, dava konusu somut olay için düzenlenen konşimentoda hiçbir hasar/eksiklik kaydı bulunmadığını, bu durumda emtianın geniye eksiksiz ve hasarsız bir şekilde yüklendiğinin kabulünün gerektiğini, konteynerdeki delik sebebiyle meydana gelen hasarın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin tam sabit olmadığı belirtilmiş ise de, işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sigorta sözleşmesine dayalı rücuen alacaktan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir .(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1178. maddesi- (1) Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. (2) Taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. (3) Eşya, yükleten veya onun adına veya hesabına hareket eden bir kişiden yahut yükleme limanında uygulanan kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın taşınmak üzere kendilerine teslimi zorunlu makamlardan ya da üçüncü kişilerden taşıyanca teslim alındığı andan; a) Taşıyan tarafından gönderilene teslim edildiği ana veya b) Gönderilenin eşyayı teslim almaktan kaçındığı hâllerde sözleşme veya kanun hükümlerine yahut boşaltma limanında uygulanan ticari teamüle uygun olarak gönderilenin emrine hazır tutulduğu ana ya da c) Boşaltma limanında geçerli kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın kendilerine teslimi zorunlu makamlara veya üçüncü kişilere teslim edildiği ana, kadar taşıyanın hâkimiyetinde sayılır.." şeklindedir. TTK'nın 1185. maddesinde"- (1) Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir. (2) Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur. (3) Gerçek veya muhtemel bir zıya veya hasarın söz konusu olması hâlinde taşıyan ve gönderilen, eşyanın incelenmesi ve koli sayısının belirlenmesi için birbirlerine uygun olan her türlü kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. (4) Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.." düzenlemesi bulunmakatıdr. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taşıma konusu emtianın hasara uğramasında davalı tarafın sorumlu olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarih, 2021/322 Esas ve 2022/623 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 12/02/2026