11. Hukuk Dairesi 2020/2720 E. , 2020/5050 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.05.2018 tarih ve 2017/1087 E- 2018/532 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.11.2018 tarih ve 2018/2055 E- 2018/1878 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incele…
**11. Hukuk Dairesi 2020/2720 E. , 2020/5050 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.05.2018 tarih ve 2017/1087 E- 2018/532 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.11.2018 tarih ve 2018/2055 E- 2018/1878 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin temelinden sarsılması nedeniyle taraflar biraraya gelerek “ayrılma sözleşmesi” imzaladıklarını, sözleşmenin 3. maddesinde “Yukarıda belirtilmiş olan ödemeler için işlem vergisinin oluşması halinde yazılı olan taksitlere usulüne uygun fatura kesimine göre kanuni işlem vergisi tutarı eklenecektir ve birlikte ödenecektir. Yönetim (davacı) katma değer vergisini usulüne uygun şekilde iletecektir ve ilettiğini dair belgeyi davalıya LR’a ibraz edecektir.” düzenlemesi bulunduğunu, davalı önce sözleşmeye göre düzenlenen faturalarda sürekli KDV ödemiş olmasına rağmen ekim 2016 ödemesi olan 1.000.000 Euro tutarı ödemiş olmasına karşılık, 180.000 Euro tutarındaki KDV ödemesini yapmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin tazminat olarak değil, sözleşmeden doğmuş ve doğacak olan alacak ve hakların karşılığı olduğunu, söz konusu tutarın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ayrılık sözleşmesinin 8. maddesinde ayrılık sözleşmesinden doğan anlaşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceğininin hüküm altına alındığını belirterek tahkim ilk itirazında bulunmuş, esas yönünden de davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davalı tarafından süresi içerisinde uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu, taraflar arasında düzenlenen ve tahkim konusu alacağı da içerisine alan 23.02.2016 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde taraflar arasında imzalanan ayrılma sözleşmesinden veya ona bağlı olarak doğacak anlaşmazlıklar hakkında Alman Hakem Kurulu tarafından e.V (DIS) sayılı tahkim yönetmeliğine göre kesin karar vereceğinin düzenlendiği, bu nedenle davalının tahkim itirazının yerinde görüldüğü gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ayrılık sözleşmesinde kararlaştırılan ve davacı tarafından davalıya yapılacak ödemelerden ayrı olarak davalının davacıya KDV ödemesi yapıp yapmayacağına ilişkin olduğu, vergi dairesinin vergi alacağının doğup doğmadığı tespitine ilişkin olmadığı, vergi dairesinin vergi alacağının doğup doğmadığı hususu ancak tarafların vergi dairesi ile aralarında oluşacak başka bir uyuşmazlığa konu olabileceği, bu davada talep konusu olan sözleşme kapsamında yapılan ödemelere ilişkin davalı tarafından davacıya KDV'nin de ödenip ödenmeyeceği hususu sözleşmenin yorumu ile ilgili olduğu, taraflar arasında düzenlenen 23.02. 2016 tarihli sözleşmenin 3 ve 4. maddelerine göre, sözleşmeden doğan her türlü anlaşmazlık için Alman hukukunun geçerli olacağı, sözleşmeden kaynaklı anlaşmazlık veya sözleşmenin geçerliliği hakkında oluşabilecek anlaşmazlıklar hakkında Alman Hakem Kurulu Enstitüsünce karar verileceğinin açıkça düzenlendiği, davalı tarafça usulüne uygun şekilde ve süresinde tahkim itirazında bulunulduğu, bu bağlamda ilk derece mahkemesince tahkim itirazı nedeni ile davanın usulden reddine dair verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.