6. Ceza Dairesi 2012/16938 E. , 2013/2236 K. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2009 tarih, 2006/184 Esas ve 2009/62 Karar sayılı hükmün, sanıklar ve savunmanlarının temyizi üzerine, Dairemizin 10.01.2012 tarih, 2011/15860 Esas ve 2012/16 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına ilişkin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Ceza Genel Kuruluna itirazda bulunulmasından sonra, Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından 6352 sayılı Yargı Hizmetleri…
**6. Ceza Dairesi 2012/16938 E. , 2013/2236 K.** **"İçtihat Metni"** İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2009 tarih, 2006/184 Esas ve 2009/62 Karar sayılı hükmün, sanıklar ve savunmanlarının temyizi üzerine, Dairemizin 10.01.2012 tarih, 2011/15860 Esas ve 2012/16 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına ilişkin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Ceza Genel Kuruluna itirazda bulunulmasından sonra, Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 99 ve 101. maddeleri uyarınca dosya Dairemize gönderilmekle gereği görüşülüp düşünüldü. T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Mahkemece yapılan kovuşturma sonucunda, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve üye olmak suçlarından beraatlerine, yağma, özgürlüğü kısıtlama ve 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçlarından hükümlülüklerine karar verilmiş, Hüküm sanıklar ve savunmanları tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.01.2010 tarihli tebliğnamesinde, hükmün kısmen onanmasını kısmen de bozulmasını istemiştir. Dairemizin, 10.01.2012 tarih, 2011/11860 Esas ve 2012/16 Karar sayılı kararı ile “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.02.2010 gün, 2009/8-151 sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanıkların yüklenen suçları kurup, yönettikleri, üyesi olarak içinde bulundukları çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlediklerinden ötürü 5271 sayılı CMK'nun 250/1-b maddesine göre özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış ve 5237 sayılı TCY'nın 220.maddesindeki suçtan sanıkların beraatine karar verilmiş olması nedeniyle inceleme konusu diğer suçların örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş sayılamayacağı açıktır. Beraat kararıyla evrakın bağlantı kuramının kesilmesi, hukuk birliği ilkesi gereği aynı suç için iki farklı usulün uygulanamaması, doğal yargıç ilkesi, savunma hakkı, özel görevli Mahkemenin görev alanının sınırlı oluşu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilerek, dosyanın genel görevli ve yetkili Mahkemeye gönderilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.2.2012 gün ve 2011/215104 sayılı yazısı ile “İtiraza konu uyuşmazlık; çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, kurulan örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, izinsiz silah taşımak suçlarından dolayı haklarında dava açılan sanıkların 5237 sayılı TCK’nun 220. maddesinde tanımlanan suçtan beraatlerine karar verilmesi durumunda diğer suçlar açısından görevsizlik kararı verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 5271 sayılı CMK’nun 8/1. maddesinde “Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır”, 9/1. maddesinde “Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir”, 10. maddesinde “Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir. Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır. İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur”, 11. maddesinde “Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir” hükümlerine yer verilmiştir. Yine 5271 sayılı CMK’nun 250/1-b maddesinde haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar dolayısıyla açılan davaların; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, bu suçların kanıtını ve dayanağını oluşturan suçlar, bu suçlarla birlikte işlenen araç suçlar nedeniyle açılan davalara 5271 sayılı CMK’nun 250. maddesi uyarınca kurulan Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerince bakılması zorunludur. “İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur” hükmünü düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 10/3. maddesinin gerekçesinde “Dava ekonomisinin sağlanması, yargılamanın sür’atlendirilmesi amacı ile öngörülen bu madde düzenlenirken ikinci fıkrada işin esasına girildikten sonra ayırma kararı verildiğinde, ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunması kabul edilmiştir. Davanın esasına girmeden maksat, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır” denilerek dava ekonomisinin sağlanması ve yargılamanın süratlendirilmesinin amaçlandığı vurgulanmıştır. Bu hüküm uyarınca, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri kendilerine açılan bir davada bazı suçlar ya da sanıklar açısından ayırma kararı verse bile, işin esasına girdikten sonra bu davalara bakmaya devam edecektir. Başka bir anlatımla ayırdığı suçlar açısından görevsizlik kararı vermesi mümkün değildir. Öte yandan, duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilemeyeceği kuralını düzenleyen CMK’nun 6. maddesinin istisnası niteliğindeki “Bu Kanunun 6 ncı maddesi, 250 nci madde kapsamına giren suçlara bakan ağır ceza mahkemeleri hakkında uygulanmaz” hükmü, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin suçun hukuki niteliğinin değişmesi durumunda alt dereceli bir mahkemenin, başka bir deyişle Asliye Ceza ya da Sulh Ceza Mahkemelerinin görevine giren suçlarla ilgili yargılama yapmasını engellemeye yöneliktir. Yoksa, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin, Genel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin görevine giren suçlarla ve bu suçlarla bağlantılı diğer suçlarla ilgili olarak, suçun hukuki niteliği değiştiğinde görevsizlik kararı vermesi zorunluluğunu doğuran bir düzenleme değildir. Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri bağlılık kuralı gereği kendilerine açılan, ancak görevlerine girmeyen bir suçla ilgili olarak, işin esasına girdikten sonra ayırma kararı verdiklerinde bu suça ilişkin dosyayı genel görevli mahkemelere gönderemeyeceklerine göre, yine işin esasına girip suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediğini anladıklarında da görevsizlik kararı veremezler. Aksine kabulün uygulamada çelişkili durumlara yol açacağı kaçınılmazdır. Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, bu suçların kanıtını ve dayanağını oluşturan suçlar, bu suçlarla birlikte işlenen araç suçlar nedeniyle açılan davalarda, işin esasına girmeden önce, mevcut delillere göre, hiçbir araştırma yapmaksızın, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediğinin ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda görevsizlik kararı vererek dosyayı Genel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerine gönderebilecekken, işin esasına girdikten sonra görevsizlik kararı veremez. Bu durum usul ekonomisine ve davaların süratle neticelendirilmesi gerekliliği düşüncesine de uygundur. Diğer taraftan, Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 1- 200/263 sayılı kararında: “Sanık hakkında suç işlemek için örgüt kurma suçundan açılan kamu davasında, yüklenen suçun ... olmaması nedeniyle sanığın bu suçtan beraatine, araç suç niteliğinde olan ve bağlantı nedeniyle CYY’nın 250. maddesi uyarınca kurulan Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen iddianamede yer alan kasten öldürme ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda. Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçtan beraat kararı verdiği hükümde, görev alanına girmeyen kasten öldürme ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından da yargılamayı sonuçlandırıp mahkumiyet kararı vermesinde dava ekonomisi, adalet dağıtımında istikrar ve çabukluk sağlanması, davaların en hızlı ve doğru şekilde bitirilmesi ilkeleri göz önünde bulundurulduğunda, usul ve yasaya aykırılık olmayıp yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece onanmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı” vurgulanmıştır. Somut olay incelendiğinde, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesince, sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüte üye olmak suçlarından beraatlerine, ...’ün yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, izinsiz silah bulundurmak; ..., ... ve ...’ın yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; ... ve ...’nin izinsiz silah bulundurmak suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmiş, beraat kararları temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir. Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesi işin esasına girmiş ve yargılamayı tamamlamıştır. Başka bir anlatımla suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediğini anlamak için işin esasına girmek zorunda kalmış, kovuşturma sonucunda örgütün var olmadığını kabul ederek beraat kararı vermiştir. Bu aşamadan sonra bu mahkemenin görevli olmadığının kabulü, yıllarca süren kovuşturmanın tamamen yok sayılması anlamına gelecektir. Oysa ceza yargılamasının en temel amaçlarından biri kovuşturmanın süratle yapılıp sonuçlandırılmasıdır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesinin, sanıkların cezalandırılmalarına karar verilen suçlar açısından kendisini görevli kabul ederek yargılamaya devam etmesinde ve davanın esası hakkında karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” biçimindeki gerekçeyle hükmün esastan incelenmesi gerektiğini ileri sürerek itiraz yoluna başvurmuştur. 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2011 gün ve 1-200/263 sayılı kararı ışığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, 2-Dairemizin 10.01.2012 tarih, 2011/15860 Esas ve 2012/16 Karar sayılı “BOZMA” ilamı kaldırılarak yapılan incelemede: Hükmolunan her bir cezanın süresine göre, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Yasanın 318 inci maddesi uyarınca REDDİNE; Sanıklar ..., ... ve ...’un, Lapseki ilçesine, sanık ... tarafından suç işlemek için getirilip verdiği emir ve talimatlara göre hareket ettikleri, önceden yakınanın oğlu Mustafa Rüçhan Özer’in kaçırılması için anlaşmış olmalarına karşın, uzun süre Mustafa Rüçhan’ı bulamamaları nedeniyle, sanık ...’in nerede olduğu ve ne yaptığını bildiği yakınan ...’in kaçırılması yönünde talimat ve bilgi vermesi üzerine eylemin gerçekleştirilmiş olması karşısında tebliğnamede sanık ...’ün eylemdeki konumunun yardım eden sıfatında olduğuna ve hakkında TCK nunun 39 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin düşünce benimsenmemiş; sanıklar ..., ... ve ...’ın yakınan Yusuf’u etkisiz hale getirerek tabanca ve bıçakla tehdit etmek suretiyle evinin ve arabasının anahtarlarını almalarıyla yağma suçunun tamamlandığı gözetilmeden, kalkışma aşamasında kaldığı kabul edilerek anılan sanıklarla birlikte sanık ...’e eksik ceza verilmesi; sanıklar ..., ... ve ...’ün adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas sabıkaları bulunduğu gözetilerek haklarında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar ..., ... ve ... ile savunmanlarının, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun olan hükmün kısmen tebliğname gibi ONANMASINA, 13.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.