T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/492 - 2026/793 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/492 KARAR NO : 2026/793 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2023 NUMARASI : 2022/104 E. - 2023/163 K. DAVA KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/492 - 2026/793 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/492 KARAR NO : 2026/793 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2023 NUMARASI : 2022/104 E. - 2023/163 K. DAVA KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2023 tarih ve 2022/104 Esas - 2023/163 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, asıl ve taraf teşkili için birleşen davada, davalı şahsın 2019/112030 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek itiraz ettiklerini, diğer davalı ... tarafından, mesnet markaların "silikon, pas sökücü, kaçak arama sıvısı, yapıştırıcı, temizleme spreyi, iş güvenliği eldiveni, kompresyon ölçme cihazı, zımpara taşı" mallarında kullanıldığının ispatlandığı tespit edilerek SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca itirazın kısmen reddedildiğini, SMK'nın 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddesi uyarınca yapılan itirazların ise yerinde görülmediğini, itirazın kısmen reddi yönünden bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin mesnet markalarını yüzlerce farklı üründe kullandığının sunulan belgelerden görüleceğini, müvekkilinin ticaret unvanına dayalı SMK'nın 6/6. maddesine dayalı itirazları yönünden de YİDK kararının hatalı olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şahsın müvekkilinin markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, müvekkilinin markası sıklıkla kullanılan bir kelime olmaması nedeniyle aynısının marka olarak seçilmesinin rastlantı olmadığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarından, 2015/43854 sayılı markası dışındaki 2011/24270, 2002/23724, 121361, 2010/34118, 121230 ve 2008/48060 sayılı markalarının kullanmama def’ine muhatap olabileceği; davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu fatura ve kataloglardan; 2011/24270, 2002/23724, 121361, 2010/34118 ve 121230 sayılı markalarını Türkiye sınırları içerisinde, 13.11.2014-13.11.2019 tarih aralığında, "makine ve mekanik parçalar, elektronik, otomotiv donanım sektörlerinde; vidalama makinaları, sanayide kullanılan muhtelif amaçlı spreyler, yapıştırıcılar, endüstriyel temizleyiciler, endüstriyel ölçme cihazları, hırdavat eşyaları, dolgu bantları, performans iyileştirici katkılar, makine setleri, sızdırmazlık ürünleri, tulum ve yelekler, el aleti setleri ve bunların taşıma çantaları, nitril eldivenler, iş güvenliği ayakkabıları, koruma kıyafetleri ve akü takviye cihazları" ürünlerinde ciddi biçimde kullandığı; 2008/48060 sayılı markasının ise SMK m. 6/1 hükmü kapsamında somut uyuşmazlıkta korunamayacağı; bu malların davalının markasının kapsamında kalmış olan; 06. sınıfa giren; "Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar", 09. sınıfa giren; "aküler" ve 35. sınıfa giren; "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (elektrikli el matkapları, yapıştırıcılar, metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, akülerin) bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden, emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği; taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan "..." ve "..." ibarelerinin baş ve son kısımlarında yer alan harfler dışında kalan diğer harflerin, dizinleri de aynı olacak biçimde birebir aynı olduğu, bu ayniyetin, ibarelerin görünüşlerini ve okunuşlarını benzer kıldığı, dava konusu edilen markanın sonunda yer alan "..." ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliği olmayan bir kelime olduğu, dava konusu edilen markanın baş kısmında yer alan “...” harfleri de, markada kullanılmış olan/bu harflerin ardından gelen "..." ve "..." kelimelerinin baş harflerinden müteşekkil bir kısaltma olduğu, markada kullanılmış olan ve herhangi bir anlamı haiz olmayan "..." birleşik kelimesinin içerisinde kullanılmış olan harf ve kelimeler içinde, kelimenin çatısını oluşturan ibarenin "..." olduğunun ilk bakışta anlaşılabildiği, bu bütünleşik kelimenin tüketici zihninde ilk anda oluşturduğu algıda "..." kelimesi, "..." harflerinden ve "..." kısaltmasından daha ziyade akılda kaldığı, davacının "..." markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının "..." markasıyla karşılaştığında bu markaları görsel açıdan benzer bulması ve karıştırmasının ihtimal dahilinde olduğu; dosyadaki delillerden davacının marka işlem dosyasına sunduğu belge ve delillerden, davacının "..." ibareli markalarının endüstriyel ürünlerle ilintili mekanik parçalarda ve yan ürünlerde mutad biçimde kullandığının anlaşıldığı, davacının "..."lü markalarının ilgili sektörlerdeki bilinirliği, bu markalara yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payı anlaşılamıyor ise de markanın mahkeme hâkiminin de dahil olduğu ortalama tüketici tecrübesi ile "tanınmış" olduğunun söylenebileceği, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru olan "..." ibaresi, dava konusu edilen markanın esas/tek unsuru olan "..." ibaresinin içinde bulunduğundan, davacının ticaret unvanına dayalı bir hak/koruma da talep edebileceği, davalının "..." işaretini kendisine marka olarak seçerken tesadüfi olarak seçimde bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davacının markasından faydalanma ve yanaşma kastının belirgin olduğu ve bu kapsamda kötüniyetli olduğunun kabul olunduğu gerekçesiyle, dava konusu edilen 21.01.2022 tarihli ve 2022-M-307 sayılı YİDK kararının, davaya konu başvurunun kötüniyetli olduğu tespitiyle iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kötüniyet şartlarının oluşmadığını, markaların benzer olduğu yönündeki iddianın tek başına başvurunun kötüniyetle yapıldığını ispatlamayacağını, taraf markaları arasında kalan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir markanın bilinirliğe sahip olmasının yeterli olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesinde şartların da oluşmasının gerektiğini, davacının ticaret unvanında "..." ibaresinin de yer almadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka ile davacının mesnet markalarının davalı Kurum tarafından da benzer bulunduğu; davalı şahsın kullanım ispatı talebi sonucunda mesnet markaların "silikon, pas sökücü, kaçak arama sıvısı, yapıştırıcı, temizleme spreyi, iş güvenliği eldiveni, kompresyon ölçme cihazı, zımpara taşı" mallarında kullanıldığının kabulü ile beir kasımı mallar başvurunun kapsamından çıkartılmış ise de, sunulan belge ve delillerden mesnet markaların "makine ve mekanik parçalar, elektronik, otomotiv donanım sektörlerinde; vidalama makinaları, sanayide kullanılan muhtelif amaçlı spreyler, yapıştırıcılar, endüstriyel temizleyiciler, endüstriyel ölçme cihazları, hırdavat eşyaları, dolgu bantları, performans iyileştirici katkılar, makine setleri, sızdırmazlık ürünleri, tulum ve yelekler, el aleti setleri ve bunların taşıma çantaları, nitril eldivenler, iş güvenliği ayakkabıları, koruma kıyafetleri ve akü takviye cihazları" malları yönünden kullanımının ispatlandığının kabul edilmesi gerektiği; bu tespite göre, başvurunun kapsamında halen benzer mal ve hizmetlerin bulunduğu; öte yandan, dava konusu markanın davacının ticaret unvanını içerdiği ve davacının da dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer mal ve hizmetlerde faaliyet göstermesi nedeniyle davacının ticaret unvanına dayalı itirazının da yerinde olduğu; davacının mesnet markalarının esas unsuru "..." ibaresinin Türkçe'de yerleşik bir anlamının bulunmadığı, ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu; bu hale göre, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından haberdar olunmaksızın seçilemeyeceği ve benzer mal ve hizmetlerde tescil ettirilmek ve davacı markalarının imajını başvuruya transfer etmenin amaçlandığının kabulünün gerektiği; esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin tanınmışlığa ilişkin istinaf itirazlarını incelenmesine gelince; her ne kadar ilk derece mahkemesince, davacının "..."lü markalarının ilgili sektörlerdeki bilinirliği, bu markalara yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payının anlaşılamamış ise de markanın mahkeme hâkiminin de dahil olduğu ortalama tüketici tecrübesi ile "tanınmış" olduğunun söylenebileceği belirtilmiş ise de, bir markanın bir hakim tarafından tanınması o markanın Türkiye'de tanınmışlık derecesine ulaştığını göstermeyeceği gibi, mahkemece ulaşılan bu sonuç denetlenebilir de olmadığından, mahkemece mesnet markaların tanınmış olduğu sonucuna ulaşılması isabetli olmamıştır. 3-Ayrıca, mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalı tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240). HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 14/11/2023 gün ve 2022/104 Esas - 2023/163 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'nın 2022-M-307 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca asıl ve birleşen davada ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TLmaktu karar ve ilam harcından ayrı ayrı peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile asıl dava için bakiye 651,30-TL'nin, birleşen dava için bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece karar tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 440,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 418,50-TL tebligat ve posta ücretinden oluşan toplam 3.858,50-TL yargılama giderine 161,40-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.100,60-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.