T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/740 - 2026/703 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/740 KARAR NO : 2026/703 KARAR TARİHİ : 24/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 NUMARASI : 2024/87…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/740 - 2026/703 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/740 KARAR NO : 2026/703 KARAR TARİHİ : 24/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 NUMARASI : 2024/871 Esas - 2026/118 Karar DAVACI : SAKARYA ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali istemi HÜKÜM : İstinaf başvurusunun usulden reddi İSTİNAF EDEN : Davacı vekili Taraflar arasındaki İtirazın İptali istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya 4.İcra Müdürlüğü'nün 2021/9803 sayılı dosyasıyla, ödenmeyen kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili için davalı borçlu ... aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı borçlu başlatmış oldukları ilamsız takibe, borca ve fer'ilerine itirazda bulunduğunu; Müvekkili Şirket tarafından davalının kullanmakta olduğu taşınmazda kaçak elektrik kullanıldığı tespiti yapıldığını ve borçlu ... hakkında Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca 10/09/2021 tarihli 298714 seri numaralı kaçak usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden davalı/borçlu adına 10/09/2021 tarihli, SBA2021... fatura nolu ve 8.060,71 TL tutarlı bedelli fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, kaçak tahakkuk fatura borcunun, son ödeme gününe kadar ödenmemiş olması nedeniyle Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün 2021/9803 esas sayılı takip dosyası ile kaçak tahakkuk faturasına dayalı olarak 8.060,71 TL asıl alacak, 81,82 TL işlemiş faiz ve 13,93 TL KDV toplamı 8.156,45 TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başlattıklarını; davalı tarafından 04.11.2021 tarihli dilekçesi ile müvekkili şirkete borcu olmadığını iddia ederek takibe ve borca itiraz ettiğini, davalının tüm itirazları soyut olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaçak kullanımlar fiili kullanıcı adına faturalandırıldığını, davalı borçlu kaçak elektrik kullanımı yapılan yeri fiilen kullanan kişi olduğunu, Kaçak elektrik tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerden olduğunu belirterek yapılan itirazların iptalini, takip tarihi itibariyle işleyecek faizi ile birlikte takibin devamını, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen değişken oranlarda avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...'' Davacı şirketin "Elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliğinin 42/1-a. Maddesi gereğince Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi" iddiasını görüntü kayıtları ile açıkça tespit etme imkanı ve yasal külfeti varken bu tespit ile ilgili görüntü kaydı sunmadığı, bu şekilde kaçak kullanıldığı iddiasının görüntü kaydı dışında başka bir belge ve delil ile somutlaştırılmasının mümkün olmadığı ve mevzuata uygun olmadığı, ayrıca yönetmelik EK-5’te yer alan kaçak elektrik tespit tutanağı tanzimi ile ilgili tutanakta elektriğin hangi seri nolu mühürle mühürlediğinin yazılması gerekmesine rağmen anılan yönetmelik maddesi uyarınca düzenlenmiş bulunan bir "Kesme Tutanağı" dosyaya ibraz edilmediği, mevzuata ve EPTHY 43/5 ve 43/7 maddelerine aykırı olduğu, kanaati oluştuğundan davacının davasının usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Vekil eden şirketin faaliyet alanı ile kaçak elektrik kullanımının hukuki niteliğinden kısaca bahsetmek gerekirse, vekil eden şirket (SEDAŞ) elektriğin dağıtım ve satış faaliyetini birlikte yürüten bir Kamu İktisadi Teşekkülü iken 2009 yılında özelleştirildiğini, 2013 yılında 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile elektrik satış ve dağıtım faaliyetlerinin ayrılması neticesi abonelik sözleşmesi kapsamında elektriğin nihai kullanıcılara satışını da içeren perakende satış faaliyeti (6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu madde bölünme ile kurulan Sakarya Elektrik Perakende Satış Şirketine devredildiğini, vekil eden şirket 6446 elektrik piyasası kanunu ile kendisine verilen kaçak kullanım ile mücadele, kaçak kullanım tespiti vb. süreçleri de kapsayan elektrik dağıtım faaliyetini (6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu yürüttüğünü, elektrik kullanıcıları ile yapılan abonelik sözleşmeleri kapsamında elektriğin satışı perakende satış şirketi tarafından gerçekleştirilmekte olup kaçak elektrik kullanımının faturalandırılması süreci vekil eden dağıtım şirketince yapıldığını, kaçak elektrik kullanımı yapan kişi ya da kurumlar ile vekil eden şirket arasında herhangi bir abonelik yahut tüketici işlemi söz konusu olmadığını, yerel mahkeme kararının açık bir şekilde usul ve yasaya aykırılığı dolayısıyla söz konusu yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın istinaf talepler uyarınca esastan kabulünü talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 HMK, 6098 Sayılı TBK 3. Değerlendirme ve karar İlk derece mahkemelerince verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde; "Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır. Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Ayrıca 04.06.2025 ve 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş olup HMK'nın Ek 1. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 7550 sayılı Kanun, HMK'da daha önce değişiklik yapan çok sayıdaki kanundan farklı olarak içerdiği düzenlemelerin derdest davalarda uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacaksa ne şekilde uygulanacağı ile ilgili bir geçiş hükmü öngörmemiştir. Kanun yoluna başvuru hakkı kararı kanun yoluna konu olan mahkemenin nihai kararını verdiği tarihte doğar ve bu hakkın kullanılıp kullanılamayacağı da kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal sınıra göre belirlenir. Zira aksine bir düzenleme olmadıkça usul hükümleri Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih itibariyle derhal yürürlüğe girer ve hükmün yürürlüğe girmesinden sonra verilen kararlar için derhal uygulanır (Muhammet Özekes, Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Cilt IV, İstanbul Mayıs 2025, 16. Bası, s.3892). 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik karşısında dava tarihindeki parasal sınırların mı yoksa karar tarihindeki parasal sınırların mı esas alınacağı konusu irdelendiğinde; Mahkemece verilen karar tarihi itibariyle kanun yolu hakkının doğup doğmadığı değerlendirilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarihli, 2025/9-356 esas ve 2025/386 karar sayılı ilamı) İstinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihi ve sonraki tarih olması, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesi nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte olan düzenleme esas alınarak kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerekmektedir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen değer dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, istinaf sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, istinaf sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, istinaf sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir. Buna göre, ilk derece mahkemesine ait 04.06.2025 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar yönünden dava tarihi, öncesinde verilen kararlar yönünden karar tarihi; 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için, 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL olarak uygulanacaktır. Somut olayda, istinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden sonraki bir tarih olması (19/2/2026) nedeniyle kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerektiği, dava konusu itirazın iptaline ilişkin asıl alacak miktarı 8.060,71 TL olduğundan istinafa konu miktar dava tarihi (2024) itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 28.250 TL'nin altında olduğundan, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta verilen nihai kararın miktar itibarıyla kesin nitelikte olacağından, davacı vekilinin kesin nitelikteki karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. HMK'nın 346.maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın istinaf kanun yoluna başvuran davalı yönünden kesin nitelikte olması, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolunun açık olduğunu belirtmesinin taraflara yasayla verilmemiş bir hakkı (istinaf kanun yolunu) bahşetmeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2., 346. ve 352/1.maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-)İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 3-)İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-)HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. ve 362/1-a maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/04/2026 * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır