T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/822 Esas KARAR NO: 2026/860 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2026/67 D.İş - 2026/65 Karar TARİH: 30/03/2026 (Ek Karar Tarihi) DAVA: İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/822 Esas KARAR NO: 2026/860 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2026/67 D.İş - 2026/65 Karar TARİH: 30/03/2026 (Ek Karar Tarihi) DAVA: İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz/tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle, 10.01.2025 tanzim, 01.03.2026 vade tarihli 500.000,00TL meblağlı bonodan doğan borcun ödenmediğini, alacağın rehinle de temin edilemediğini beyanla, ihtiyati haciz talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 02/03/2026 tarihli kararı ile; 1-Talebin KABULÜ ile ihtiyati haciz talep eden alacaklının talep konusu bonodan dolayı borç ödenmediği gibi rehinle de temin edilmemiş olduğu anlaşılmakla yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yer alan borçludan talep konusu olan 500.000,00TL'yi karşılamaya yetecek miktarda taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, alacak tutar miktarının %15 karşılığı olan 75.000,00-TL teminat yatırıldığı taktirde İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA," karar verilmiş ve verilen karara karşı aleyhşne ihtiyati haciz kararı verilen şirket vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati hacze itiraz eden ...Limited Şirketi vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; İhtiyati hacze dayanak yapılan 10.01.2025 tanzim tarihli senet incelendiğinde, borçlu imza bölümünde müvekkili şirket .... ŞTİ.’ye ait herhangi bir kaşe veya el yazısı ya da yazıcı ile yazılmış unvan bulunmadığı açıkça görüldüğünü, takibe konu edilen bono, taraflar arasında akdedilen ....Yetkili Servis Sözleşmesi’nin 9.2. maddesi uyarınca alınmak istenmiş ama dolu alınamamış olan sözleşme ekinde olan bir teminat senedi olduğunu, müvek kili şirket bu senedi doldurmamış ve imzalamadığını, senet üzerinde matbu olarak "Bedeli NAKDEN ahzolunmuştur" ibaresi yer aldığını, ancak taraflar arasında ticari ilişki bulunmakta olup, 500.000,00 TL gibi yüksek bir meblağın elden nakit olarak şirketten şirkete verilmesi hem ticari hayatın olağan akışına hem de Vergi Usul Kanunu'nun ( V.U.K ) 459. maddesi ve ilgili tebliğlere aykırı olduğunu, "Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden bu bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz... şikayetin kabulü ile İİK.nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekir." (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi - 2010/14284 E.), alaccaklı, müvekkili şirkete büyük maddi ve manevi zarar verdiğini ileri sürerek, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.03.2026 tarihli ve 2026/67 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, haksız ve kötü niyetli ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların tazmini haklarımızın saklı tutulmasına, alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı ve yasal yaptırımlara hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/03/2026 (Ek Karar Tarihi) tarih ve 2026/67 D.İş - 2026/65 Karar sayılı kararı ile: "İİK'nın 265. Maddesi gereğince yokluğunda ihtiyati haciz kararı verilen kişinin ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine, teminata karşı süresi içerisinde itiraz edebileceği düzenlenmiştir. İtiraz eden vekili itirazında ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, senette şirket unvanı ve kaşesi bulunmadığını, şirketin taraf sıfatı olmadığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İtiraz eden vekilinin itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. Maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı, yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "1-İhtiyati hacze karşı yapılan itirazın İİK.265/1 maddesinde düzenlenen şartları taşımaması nedeniyle REDDİNE, "karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk derece mahkemesinin, itiraz sebeplerinin İİK'nun 265 maddesi kapsam -ında olmadığı gerekçesi ile itirazlarını reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, itirazlarının İİK 265 maddesi kapsamında olduğunu; anılan madde uyarınca borçlunun, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere itiraz edebileceğini; Talep dayanağı senette şirket adı - unvanı hiç bir şey bulunmadığını; icra dosyasından kendilerine tebliğ edilen bononun bu şekilde olduğunu, dayanak senette şirket kaşesi bulunmadığını, Senette borçlu adı bulunmadığını, Şirket adına düzenlendiğini gösteren herhangi bir ibare bulunmadığını, Şirket aleyhine ihtiyati haciz istendiğini ve verildiğini; buna karşılık senette tüzel kişi borçluluğunu kuran hiçbir unsur olmadığını, Senedin sözleşmesel teminat senedi olduğuna, ancak kendileri tarafından verilmediğine dair ciddi emarelerin dosyaya sunulduğunu, bu nedenle ileri sürdüğü hususların “genel bir borç tartışması” değil, ihtiyati haczin temel dayana ğının itiraz eden yönünden mevcut olmadığı iddiası olduğunu; Dosyaya sunulu bono incelendiğinde açıkça görüleceği üzere; borçlu bölümünün, TC/Vergi numarası bölümünün, adres kısmının, şirket unvanı kısmının bol olduğunu, şirket kaşesinin bulunmadığını, tüzel kişi adına keşide edildiğini gösterir açıklama olmadığını, Buna rağmen ihtiyati haciz kararının doğrudan ... Limited Şirketi aley -hine verildiğini, gerçek kişi yönünden düşünülse, en azından “imza sahibinin şahsen borçlu olduğu” yönünde bir tartışma yapılabil -eceğini; fakat burada ihtiyati haciz verilen kişinin bir tüzel kişi olduğunu; tüzel kişinin borçlanabilmesi için, o tüzel kişi adına düzen -lenmiş, şirketi bağlayan ve şirket borçluluğunu gösteren bir senet bulunması gerektiğini; şirket unvanı ve şirket adına düzenleme iradesi bulunmayan, borçlu bölümü tamamen boş bırakılmış bir kağıttan hareketle belirli bir limited şirket aleyhine ihtiyati haciz kurulmasının mümkün olmadığını, mahkemenin, şirket ile gerçek kişi ayrımını göz ardı ettiğini, bu senede dayanılarak şirket yetkilisi gerçek kişi aleyhine ayrı bir ihtiyati haciz veya takip başlatılmadığını; doğrudan doğruya şirket aleyhine ihtiyati haciz verildiğini, İtiraz dilekçeleri ekinde sunulan .....Yetkili Servis Sözleşmesinin, (itiraz eden şirkete ait olmamakla birlikte, itiraz eden şirketin imzaladığı sözleşme kendilerine verilmediğinden) ve eklerinin, senedin teminat senedi olduğunu açıkça gösterdiğini, alacaklı şirketin işini bu matbu sözleşme ile yaptığını; sözleşmede 500.000,00 TL tutarında teminat mekanizması öngörüldüğünü; sözleşmede teminatın, teminat mektubu, kambiyo senedi, teminat senedi, şeklinde sağlanabileceğinin düzenlendiğini; üstelik sözleşmedeki teminat tutarı ile takibe ve ihtiyati hacze konu edilen senet tutarının birebir aynı olduğunu, 500.000,00 TL., bu olgunun tesadüf olduğunun söylene -meyeceğnii; sözleşmede tam da bu miktarda teminat öngörüldüğünü; sonrasında aynı meblağlı, borçlu bilgileri boş bırakılan ve çıplak imza taşıyan bir senetle şirket aleyhine ihtiyati haciz istendiğini; bu durumun, senedin bağımsız bir nakit borç senedi değil, sözleşmesel teminat aracı olarak gündeme geldiğini ciddi biçimde gösterdiğini, savunmalarının, bu senedin müvekkili şirket tarafından bu haliyle verilmediği; imzalanmadığı, karşı tarafça doldurulmuş, imzalanmış ve şirket aleyhine kullanılmış olduğu yönünde olduğunu; ancak müvekkili tarafından herhangi bir aşamada böyle bir belge verilmiş olduğu varsayılsa dahi, ortada en azından teminat senedi ihtimalini kuvvetle destekleyen ciddi emareler bulunduğunu; bu durumda alacağın varlığı ve niteliği artık basit ve açık bir kambiyo alacağı olarak değil, esaslı yargılama gerektiren bir sözleşme ilişkisi içinde incelenmesi gerektiğini; mahkemenin dediğinin aksine asıl yargılamayı gerektiren hususun, müvekkilin alacaklıya borcu olup olmadığı hususu olduğunu, müvekkili aslında alacaklı olduğunu, “bedeli nakden ahzolunmuştur” kaydının, somut olayda alacağın varlığı için yeterli kabul edilemeyeceğini, 500.000,00 TL’nin nakden verildiğine dair herhangi bir banka kaydı, ticari defter kaydı, makbuz, tahsilat belgesi olmadığını, Kararın HMK m. 297 anlamında yetersiz gerekçeli olduğunu ve denetime elverişli olmadığını, ileri sürdükleri somut hukuki itirazların tek tek değerlendirilmediğini, Kararda, itiraz eden vekilin gider avansı yatırmadığı ve bu nedenle duruşma gün ve saatinin taraflara tebliğ edilemediği, incelemenin yoklukta yapıldığının belirtildiğini; oysa mahkemenin duruşma yaptığını, mahkeme nin, duruşma açılmasına karar verdiği halde, itiraz eden tarafın esaslı itirazlarını dinleyemeden ve açıklattıramadan, sırf tebligat yapılamamasını gerekçe edinerek itirazı reddettiğini, oysa duruşma yapıldığını, bu başlığın, tek başına bozma sebebi olarak ileri sürülmekten ziyade; kararın ne kadar yüzeysel ve tartışmasız verildiğini gösteren tamamlayıcı bir istinaf sebebi olarak nazara alınma sı gerektiğini, Yargıtay uygulamasının da şirketi bağlayan imza ve temsil biçiminin araştırılması gerektiğini kabul ettiğini, şirket aleyhine kambiyo ilişkisi kurulurken imzanın aidiyeti kadar, şirketi bağlayan temsil biçiminin de önem taşıdığını, şirket adına atılma yan, yetkiyi aşan ya da şirketi bağlayacak açıklıkta bulunmayan imzaların şirketi bağlamayacağının kabul edildiğini, somut olayda ise yalnızca temsil biçiminin tartışmalı olmadığını, borçlu sıfatının kime ait olduğunun dahi belli olmadığını; senette borçlu adı dahi yazılmadığını; bu durumda şirket aleyhine ihtiyati haciz kurulmasının hukuken korunamayacağını, Yetki itirazı ileri sürülmemiş olsa da bu durumun esasa ilişkin hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağını, her ne kadar süreci gereksiz uzatmamak adına mahkeme -nin ve icra dairesinin yetkisine ilişkin ayrıca bir itiraz ileri sürülmemiş ise de; bu tercihin, senedin şirketi bağlamadığına ve şirket aleyhine ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığına dair esaslı itirazlardan feragat anlamına gelmeyeceğini; bu mahkemenin de bu icra dairesinin de yetkisiz olmasına rağmen alacaklı tarafından tercih edildiğini; senet üzerinde bile İstanbul Anadolu Mahkemeleri Ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunun yazdığını, dosyada tartışılan asli meselenin, yetkiden bağımsız olarak, bu senedin itiraz eden şirket aleyhine neden ve nasıl ihtiyati haciz sebebi sayıldığı hususu olduğunu; İleri sürerek, arz ve izah olunan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, 02/03/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece istemin teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, karara aleyhine ihtiyati haciz talep edilen vekili tarafından itiraz edilmiş, ilk derece mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda verilen ek karar ile; itirazın reddine karar verilmiş, ek karara karşı itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariy -le diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Talep dayanağı 10/01/2025 tanzim tarihli, 01/03/2026 vadeli, 500.000,00-TL bedelli, düzenleme yeri TTK'nun 777/4 fıkrası uyarınca Kocaeli olan bononun keşidecisinin muteriz ... Limited Şirketi, lehdarının ihtiyati haciz talep eden şirket olduğu görülmüştür. Somut olayda; talep dayanağı bonoda muteriz şirketin keşideci sıfatıyla kaşe ve imzasının bulunduğu, bononun TTK' nun 776 maddesinde sayılı zorunlu unsurları taşıdığı, bono üzerinde teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı gibi, itiraz dilekçesi ekinde sunulan yetkili servis sözleşmelerinde muterizin taraf olmadığı, bononun teminat bonosu olduğuna, bono üzerinde ki kaşe ve imzanın keşideci şirkete ait olmadığına, bononun rıza hilafına sonradan doldurulduğuna yönelik itiraz sebeplerinin esas yargılamada değerlendirilebilecekleri, İİK'nun 265 maddesinde sınırlı şekilde sayılan itiraz sebeplerinden olmadıkları, mahkemece itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanma -dığından, itiraz edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerek miştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.