T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/05/2019 DAVANIN KONUSU:İstirdat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/05/2019 DAVANIN KONUSU:İstirdat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme gereğince müvekkiline teslim edilen yazılım ve donanımın hiç çalışmaması ve ayıplı olması sebebi ile sözleşmeyi feshettiğini, davalıya 20/06/2017 tarihli noter ihtarnamesi ile bildirdiğini, bu ihtarnameye davalının sistemin çalışır şekilde teslim edildiği yönünde cevap verdiğini, oysa arızanın 16/06/2017 tarihinde tespit edilmiş olması üzerine 19/06/2017'de tamir için kendilerine gönderildiğini ama davalının sistemin çalışması için gereken donanımı kuramadığını, ayıplı donanımın yasa gereğince birebir yenisi ile değiştirilmesine ilişkin taleplerinin de kabul edilmediğini belirterek, aralarındaki satış sözleşmesinin iptaline ve ödenen 11.000,00 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, aralarındaki satış sözleşmesine konu programın çalışır vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacının 2 günlük ihbar süresine uymadığını ve ihbarını 20/06/2017 tarihinde yaptığını, kaldı ki aralarındaki anlaşma gereğince davacıya satılan ürünün serviste onarılıp yeniden kendisine teslim edildiğini, davacının TBK'nın 227. maddesinde belirtilen seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını için sözleşmeyi feshedemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davalı tarafından da itiraz edilmeyen bu servis tutanaklarına göre; davalının, davacıya sattığı malzemenin 29/05/2017 tarihinde fiilen teslim edilip en son 31/05/2017 tarihinde gereken uygulamaların da çalıştırılması sureti ile hukuki anlamda teslimin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bundan sonra davacının peş peşe davalıdan servis hizmetleri talep ettiği, bu talepler doğrultusunda da çeşitli işlemlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk ihbarın 02/06/2017 tarihinde yapıldığının, sonraki ihbarın 15/06/2017 tarihinde yapıldığının ve en sonda 19/06/2017 tarihinde en son ihbarın yapıldığı, noter ihbarının yapıldığı 20/06/2017 tarihinden sonra ise davacı çalışanına satılan malzeme ile ilgili yeniden bir servis hizmeti verildiği anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporuna göre de verilen servis hizmetlerine rağmen satılan yazılım ve donanımın beklenen amaca matuf çalışmadığı açıktır. Bu yüzden artık davacının onarım hakkını kullandığından bahsedilemez. Zira, davadan sonra bile sistemin arızalı olduğu açıktır. Bu durumda davacının aralarındaki sözleşmeyi haklı sebepler ile feshettiğinin kabulü gerekir. Davalı tarafın 11.000,00 TL'lik ödemeyi kabul etmesi karşısında, davacı tarafın haklı sebepler ile bu sözleşmeyi feshetmiş olması gözetilerek, ödenen paranın iadesine bakiye ödemenin iptaline" gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu 24/05/2017 tarihli sözleşmeye konu yazılım ve donanımın davalı tarafa teslim edilmesi koşuluyla sözleşme bedelinin ödenmeyen kısmının iptaline, ödenen 11.000,00 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporununda herhangi bir belgeye dayanılmaksızın yalnızca davacının iddialarının değerlendirildiğini, ne cevap dilekçesinde belirttikleri hususların ne de davacı tarafından imzalı mübrez servis formlarının incelenmediğini, yazılım ve donanım uyumsuzluğundan bahsedilmekle birlikte, bu uyumsuzluğun neden kaynaklandığının tespit edilmediğini, servis formlarından da anlaşılacağı üzere, müvekkilinin ürünleri ile ilgili değil de davacıya ait işyerinin altyapısı ve internet bağlantısından kaynaklı olabileceğini, incelemeye tabi tutulan donanımın müvekkiline ait olduğunun da tartışmalı olduğunu, bilirkişinin yaptığı değerlendirmeler esnasında, tarafların tüketici değil tacir olduğu dolayısıyla 6502 sayılı TKHK'nın değil 6102 sayılı TTK'nın uygulanması gerektiğinin gözden kaçırıldığını, davacının hiç çalışmadığını öne sürdüğü sisteme ilişkin ayıp ihbarının 2 gün içinde yapılmış olmasının gerektiğini, davacının buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, yetkiye ilişkin itirazlarının da doğru değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin adresi Şirinevler/İstanbul olduğundan yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşmenin ifa yerinin Muratpaşa/Antalya olması hasebiyle davalının yetki itirazının reddine karar verilmesinin isabetli olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun servis kayıtlarıyla sabit olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 751,41 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 188,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 563,41 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...